Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Şol ḳadar k’itdi benefşe zülfüñ öñinde sücūd
Yire degmegden olupdur alnı hep şöyle kebūd
Tūtyā-yı gerd-i rāh-ı yāra irmezse elüm
Her dem iki yaşlu gözümden irer aña dü rūd
Şöyle kim dil mülkini tutdı ḫayālüñ dōstum
Her ser-i mūdan gelür cismümde ẕikr-i yā Vedūd
Āteş-i ḥıḳd u ḥasedden hīc diñlemez raḳīb
Rāstı Ḥaḳ sözdür ol kim el-ḥasūdü lā-yesūd
Yanduġumca germ olup dūd-ı dil irer göklere
Gerçi olmaz āteş-i pür-şevḳ ile iñende dūd
Mest-i cām-ı bāde-i bezm-i elestem ġam degül
Geh ġazel-ḫᵛān olsam itsem ‘āşıḳāne geh sürūd
Cān virüp yetişmege la‘lüñe az ḳaldı Münīr
Gerçi virmez la‘l-i nābuñ ẕerreye hergiz vücūd
Günümüz Türkçesiyle
1. Menekşe senin zülfünün önünde o kadar secde etti ki, yere değmekten alnı hep böyle morarmış.
2. Elim sevgilinin yolunun tozundan olan göz ilacına (tütyaya) ulaşmazsa, iki yaşlı gözümden ona her an iki ırmak ulaşır.
3. Dostum, hayalin gönül ülkesini öyle ele geçirdi ki, bedenimde her kıl ucundan "Yâ Vedûd" (ey çok seven Allah) zikri yükselir.
4. Rakip kin ve haset ateşinden hiç dinmez; doğrusu "Hasetçi efendi olamaz" sözü hak sözdür.
5. Yandıkça gönlümün dumanı kızışıp göklere ulaşır; gerçi coşkuyla yanan ateşte pek duman olmaz.
6. Elest meclisinin şarap kadehiyle sarhoşum, gam değil; kimi zaman gazel okuyayım, kimi zaman âşıkane şarkılar söyleyeyim.
7. Ey Münîr, can verip lal dudağına ulaşmama az kaldı; gerçi senin saf lal dudağın bir zerreye bile asla varlık tanımaz (ya da: o kadar küçüktür ki zerre kadar bile var olmaz).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin otuz yedincisidir (tg 37). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ûd" sesidir: sücūd, kebūd, rūd, Vedūd, yesūd, dūd, sürūd, vücūd. Beşinci beyitte "dūd" (duman) kelimesi hem birinci mısrada hem de ikinci mısranın sonunda geçer. Şiir Vatikan (VT 106a) ve Viyana (VY 88a) nüshalarında bulunur; aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Gazelin altıncı beyti Ersoy'un girişinde anılır. Ersoy, Münîrî'nin yazdığı dört yüz seksen gazelden söz ederken şairin gazellerini âşıkane diye nitelediğine örnek olarak bu beyti aktarır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir hüsn-i talil üzerine kuruludur. Menekşenin koyu mavi rengi, zülfün önünde durmadan secde etmesine bağlanır; secdeden alnı morarmıştır. Menekşenin boynunu büküp yere eğilmesi ile secde arasında görsel bir benzerlik vardır. İkinci beyitte yol tozunun göze ilaç olduğu düşüncesi işlenir: el o tozdan alıp göze süremeyince gözler iki ırmak olup toza kendileri ulaşır. "Rūd" kelimesi sözlük anlamıyla ırmaktır.
Üçüncü beyit tasavvuf dilini kullanır. "Vedūd" sözlük anlamıyla "çok seven" demektir ve Allah'ın isimlerindendir. Sevgilinin hayali gönül ülkesini öyle tutmuştur ki âşığın bedenindeki her kıl ucu bir derviş gibi zikre başlar. Dördüncü beyitte "el-ḥasūdü lā-yesūd" (hasetçi efendi olamaz) diye Arapça kalıplaşmış bir söz aktarılır. Bu bir irsal-i mesel örneğidir. TDV, Münîrî'nin atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı olduğunu belirtir.
Beşinci beyitte bir tezat vardır: gerçekten coşkuyla yanan ateşin dumanı az olur, ama âşığın gönlünden çıkan duman göklere kadar ulaşır. Bu, âşığın yanışının olağan ateşi aştığını söylemenin bir yoludur. Altıncı beyitte "bezm-i elest", ruhların yaratılıştan önce Allah'a "evet" dediği ezel meclisini anlatır; âşığın sarhoşluğu oradan gelir. Bu sarhoşluk içinde gazel okumak ve âşıkane şarkılar söylemek, şairin kendi şiirine dair bir sözü olarak da okunabilir. Ersoy beyti bu bakımdan aktarır. "Sürūd" (şarkı) ile ikinci beytin "rūd" kelimesi arasındaki ses yakınlığı dikkat çekicidir.
Mahlas beyti divan şiirinde sık rastlanan bir düşünceyle kapanır: sevgilinin dudağı ya da ağzı o kadar küçüktür ki neredeyse yoktur. Beyit iki türlü okunabilir: lal dudak mağrurdur ve bir zerreye, yani âşığa varlık hakkı tanımaz; ya da dudak zerre kadar bile var olmayacak kadar küçüktür. "Vücūd" kelimesinin hem "varlık" hem "beden" anlamı, âşığın canını vermesiyle de ilgi kurar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 240, tg 37 (giriş s. 4, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






