Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḳadd-i bālāñ ile gören ḳaşuñı ey serv-ḳad
Dir ki āmennā elifi üzre düşmiş ṣanki med
Yıllar oldı kim göñül çāh-ı zeneḥdānuñdadur
Mihr-i ruḫsāruñı gözler baġlayup ġālib raṣad
Ey dil-i bī-çāre şey’ullāh-ı vaṣl-ı yār ile
Der-be-der dervāzeye girsem n’ola geyüp nemed
Hīc bir yirden ẓafer bulmamaġa Ye’cūc-i ġam
Ḳılmışam ḫaṭṭuñ ḫayālini göñül mülkine sed
Āteş-i ruḫsār-ı yāra diller olmışdur sipend
İrmesün diyü Münīr aña gezend-i çeşm-i bed
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey servi boylu; yüksek boyunla birlikte kaşını gören, sanki "âmennâ"nın (inandık sözünün) elifi üzerine med işareti düşmüş der (ve hayranlıkla "âmennâ" der).
2. Yıllar oldu ki gönül çene çukurunun kuyusundadır; orada sıkı bir rasat (gözetleme) kurup yanağının güneşini gözler.
3. Ey çaresiz gönül, sevgilinin vuslatı için "şey'ullah" (Allah rızası için bir şey) diyerek keçe giyip kapı kapı şehir kapılarına girsem ne olur?
4. Gam Ye'cûc'ü hiçbir yandan zafer bulmasın diye, ayva tüyünün hayalini gönül ülkesine set yaptım.
5. Ey Münîr, sevgilinin yanağının ateşine gönüller üzerlik tohumu olmuştur; ona kem gözün zararı değmesin diye.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin otuz dokuzuncusudur (tg 39). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ed" sesidir: med, raṣad, nemed, sed, bed. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Gazel geniş bir yayılım gösterir: üç divan nüshasının yanında (VT 106b, VY 88b, Ü 23b) Pervâne Bey (PB 106b) ve Edirneli Nazmî (MN 58b) mecmualarında da bulunur. Nüsha farkları da buna uygun olarak çoktur. 2. beyitte "kim" yerine Ü "ki", "baġlayup" yerine PB "gözleyen" okur. 3. beyit Ü'de dördüncü sıradadır; "girsem n'ola geyüp" yerine PB "girüp n'ola geysem", Ü "girsem geyüp n'ola" okur. 5. beyitte Ü mısraların kelime sırasını değiştirir ve "gezend-i çeşm-i bed" yerine "şerr-i çeşm-i gezend" der.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir harf oyunudur. Sevgilinin dik boyu Arap alfabesindeki elif harfine, kavisli kaşı ise harfin üzerine konan med işaretine benzetilir. "Âmennâ" kelimesi elif ve medle başlar; boy ile kaş birlikte görülünce bu medli elif ortaya çıkar. Beyit aynı zamanda bir tevriye taşır: gören kişi "âmennâ" (inandık) der, yani hem kelimenin yazılışını görür hem de güzelliğe iman eder. Bu çözüm bizim tespitimizdir.
İkinci beyitte çene çukuru bir kuyuya benzetilir. Divan şiirinde çene çukurunun kuyuya, özellikle Hz. Yusuf'un atıldığı kuyuya benzetilmesi bilinen bir mazmundur. Münîrî buna astronomi dilini ekler: "raṣad" sözlük anlamıyla gök cisimlerini gözlemek demektir; "mihr" güneştir. Gönül kuyunun dibinden yanağın güneşini gözetler. PB'deki "gözleyen" okuması, beytin gözetleme anlamını daha açık hâle getirir.
Üçüncü beyit dervişliğin dilini kullanır. "Şey'ullāh" dilenen dervişlerin "Allah rızası için" anlamında kullandığı sözdür; "nemed" sözlük anlamıyla keçedir ve dervişlerin giydiği kaba giysiyi düşündürür. "Der-be-der" (kapı kapı) ile "dervāze" (şehir kapısı) arasında ses ve anlam yakınlığı vardır. Dördüncü beyitte Ye'cûc'e karşı çekilen sete telmih yapılır; Kur'an'da anlatılan bu set, gam Ye'cûc'üne karşı gönlü koruyan ayva tüyü hayaline dönüşür. "Ḫaṭṭ" kelimesinin "çizgi" anlamı da setin bir sınır çizgisi olarak düşünülmesine imkân verir.
Mahlas beytinde nazar inancı işlenir. "Sipend" sözlük anlamıyla üzerlik tohumudur ve nazara karşı ateşe atılır. Gönüller yanağın ateşine üzerlik olmuş, onu kem gözden korumaktadır. Neşirde hemen ardından gelen tg 40'ın ilk iki beyti de aynı "sipend" ve "gezend" (zarar) kelimeleriyle nazar imgesini işler; bu yakınlık bizim tespitimizdir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 241, tg 39 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






