Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Görmez ise yüzüñi çeşm-i ḥasūd
Görmesün tā ebed hüve’l-maḳṣūd
Şāḫ-ı gülsin ḥaẕer ḳıl āhumdan
Żarar ider dıraḫt-ı sebze ḫo dūd
Gözlerümden ḫayāli gitmedügi
Ḫūb olur ṣoḥbet itmege ser-i rūd
Ḫaṭṭ-ı reyḥānı ṭutdı gül yüzini
Cāme geyse benefşe n’ola kebūd
Derd-i ‘ışḳuñla virdi cānı Münīr
Oldı bes şöyle ‘āḳıbet maḥmūd
Günümüz Türkçesiyle
1. Kıskanç göz senin yüzünü görmüyorsa, ebede kadar da görmesin; istenen budur.
2. Sen bir gül dalısın, âhımdan sakın; duman zaten yeşil ağaca zarar verir.
3. Hayali gözlerimden ayrılmadığı için, ırmak başında sohbet etmek hoş olur (gözlerim gözyaşıyla ırmak olmuştur, hayali de onun kenarında oturur).
4. Reyhan gibi ayva tüyü onun gül yüzünü sardı; menekşe (yas tutup) koyu mavi bir elbise giyse ne olur.
5. Münîr senin aşkının derdiyle can verdi; böylece sonu övülmeye değer, hayırlı oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırk birincisidir (tg 41). Vezin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; bu kısa vezin gazele hızlı ve sade bir söyleyiş verir. Gazel redifsizdir; kafiye "-ûd" sesidir: ḥasūd, maḳṣūd, dūd, rūd, kebūd, maḥmūd. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Şiir üç divan nüshasında (VT 107a, VY 89a, Ü 23b), Edirneli Nazmî'nin mecmuasında (MN 65b) ve Süleymaniye Kütüphanesi Hasan Hüsnü Paşa 1031'deki mecmuada (HHP 103b) bulunur. Aparata göre 2. beyitte "ḫo" yerine HHP "çü", 4. beyitte "benefşe n'ola" yerine HHP ve MN "n'ola benefşe", 5. beyitte "bes" yerine HHP "pes" okur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla kıskançlara karşı bir bedduaya benzer. Haset eden göz sevgilinin yüzünü görmüyorsa, hiç görmesin; "hüve'l-maḳṣūd" (istenen budur) Arapça kalıbı sözü kesin bir hükümle kapatır. İkinci beyitte sevgili gül dalına benzetilir ve âşığın âhı dumana dönüşür. Dumanın yeşil ağaca zarar verdiği düşüncesi bir gözlem cümlesi gibi söylenmiştir; beyit âşığın âhının sevgiliye dokunabileceğini hafif bir tehditle hatırlatır.
Üçüncü beyit kapalı ama zarif bir imge taşır. Gözler gözyaşıyla ırmak olmuştur; sevgilinin hayali de gözlerden ayrılmadığına göre ırmak kenarında oturmaktadır. Irmak başında sohbet etmek eski eğlence meclislerinin bilinen bir sahnesidir. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.
Dördüncü beyitte ayva tüyünün sevgilinin yüzünü sarması, güzelliğin sona ermeye başladığının işaretidir. Menekşenin koyu mavi (kebūd) elbise giymesi, bu duruma yas tutması diye anlaşılabilir; "kebūd" sözlük anlamıyla gök mavisi, koyu mavidir. Menekşenin renginin bu yasa bağlanması bir hüsn-i talildir. Ayva tüyünün reyhana benzetilmesi ile menekşe arasında da bir bitki tenasübü vardır. Mahlas beytinde "‘āḳıbet maḥmūd" sözü, iyi bir sonu dileyen kalıp ifadedir; aşk derdinden ölmek şairin gözünde övülmeye değer bir sondur.
Tarihî Bağlam
Gazelin kayda değer yanı, şairin mesleğine dair bir tanıklığa kaynak olmasıdır. Ersoy'un girişte anlattığına göre Süleymaniye Kütüphanesi Hasan Hüsnü Paşa 1031 numaradaki, derleyeni belli olmayan nazire mecmuasında Münîrî'nin "-ûd" kafiyeli bir şiiri vardır ve bu şiirin başlığında "Münîrî-i Kâdî" ifadesi yer alır. Ersoy bu kayda dayanarak şairin mesleğinin kadılık olduğunu yazar ve mecmuadaki şiirin divanda da bulunduğunu belirtir. Aparatta HHP tanıklığı gösterilen tek gazel budur.
Bu bilgi Münîrî'nin hayatına dair öteki kayıtlarla birlikte değerlendirilmelidir. Ersoy, Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ne dayanarak şairin 910-915 (1504-1510) yılları arasında Şehzade Ahmed'in nişancısı olduğunu da aktarır. Mecmuadaki "Kâdî" sıfatının hangi yıllara ait olduğu ise kaynaklarda açıklanmamıştır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 242, tg 41 (giriş s. 1, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






