Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ey yüzi gül-berg ü bālā ḳāmeti serv-i bülend
Gül-şen-i ḥüsnüñe çeşm-i bedden irmesün gezend
Ḥaḳ cemālüñden yavuz göz şerrini dūr itmege
Āteş-i ruḫsāruñ üzre beñlerüñ düşmiş sipend
Rīsmān-ı zülfüñe kim dil yapışmışdur çıḳar
Ṣanki düzd-i ḳal‘adur burc üzre atmışdur kemend
İrdügince tīġ-i ġamzeñ ḫoş gelür rīş-i dile
Gerçi dirler yaraya ṣu olmaz aṣlā sūd-mend
Dürc-i yāḳūta cevāhir ṭoldurup mercān lebüñ
Urmış aġzına nigīn-i la‘l birle mühr ü bend
Leblerüñ vaṣfın yazup her kime gönderse Münīr
Kāġıd ile ṣanki tuḥfe gönderür bir pāre ḳand
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey yüzü gül yaprağı, yüksek boyu uzun servi olan sevgili; güzelliğinin gül bahçesine kem gözden zarar gelmesin.
2. Hak, güzelliğinden kem gözün şerrini uzak tutmak için yanağının ateşi üzerine benlerini üzerlik tohumu olarak düşürmüş.
3. Zülfünün ipine yapışmış olan gönül yukarı tırmanır; sanki burca kement atmış bir kale hırsızıdır.
4. Gamzenin kılıcı ulaştıkça gönlün yarasına hoş gelir; gerçi yaraya suyun hiç faydası olmaz derler (kılıcın "suyu" ise yaraya şifa gibi gelir).
5. Mercan dudağın, yakut kutusunu (ağzını) mücevherle (dişlerle) doldurup ağzına lal yüzük taşıyla mühür vurmuş ve onu kapatmış.
6. Münîr senin dudaklarının vasfını yazıp kime gönderse, sanki kâğıda sarılı bir parça şekeri hediye olarak gönderir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırkıncısıdır (tg 40). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-end" sesidir: bülend, gezend, sipend, kemend, sūd-mend, bend, ḳand. Ersoy girişte kafiye türlerini anlatırken bu gazelin matlaını kayd harfleriyle yapılan "kafiye-i mukayyede" örneği olarak verir; burada "n" ve "d" seslerinin birlikte tekrarı kastedilmiştir.
Şiir üç divan nüshasında (VT 107a, VY 88b, Ü 23a) ve Edirneli Nazmî'nin mecmuasında (MN 60a) bulunur. Aparata göre 3. beyitte "zülfüñe" yerine VT "zülf ile", "kim dil" yerine Ü "dil kim" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti nazar inancı üzerine kuruludur. Matlada sevgilinin yüzü gül yaprağına, boyu serviye benzetilir ve bu gül bahçesine kem gözün zarar vermemesi dilenir. İkinci beyitte yanak ateşe, benler ise ateşe atılan üzerlik tohumlarına benzetilir. "Sipend" sözlük anlamıyla üzerliktir; nazara karşı ateşe atılır. Siyah benlerin kırmızı yanak üzerinde durması, ateşe atılmış kara tohumlar gibi görülür; bu bir hüsn-i talildir. Neşirde hemen önceki gazelin (tg 39) mahlas beytinde de aynı "sipend" ve "gezend" kelimeleri kullanılmıştır.
Üçüncü beyit hareketli bir sahne çizer. Zülf bir ip, gönül ise kaleye tırmanan hırsızdır; hırsız burca kement atıp yukarı çıkar. İp, kement, kale ve burç kelimeleri bir tenasüp oluşturur. Dördüncü beyitte "su" kelimesi iki anlamda kullanılır: halk arasındaki söze göre yaraya su iyi gelmez, ama gamze kılıcının "suyu", yani çeliğin parıltısı, gönül yarasına hoş gelir. Bu tevriye bizim tespitimizdir.
Beşinci beyit mücevher imgeleriyle doludur. Ağız yakut kutusu (dürc), dişler içine doldurulmuş mücevherler, dudak ise kutuya vurulmuş lal mühürdür. Mercan, yakut, lal ve cevher kelimeleri arasında geniş bir tenasüp vardır. Ağzın kapalı tutulması, sevgilinin konuşmaması ya da öpücük vermemesi diye de anlaşılabilir.
Mahlas beyti şairin kendi şiiriyle ilgilidir. Münîrî sevgilinin dudaklarını övdüğü şiiri kime gönderse, kâğıda sarılı bir parça şeker göndermiş olur. Dudağın tatlılığı ile şiirin tatlılığı birleşir; "ḳand" sözlük anlamıyla kelle şekeri, şeker parçasıdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 242, tg 40 (giriş s. 10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






