Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ṣād-ı çeşmüñ dāl-i zülfüñ ḫod belādur cāna ṣad
Çeşm ü zülfeynüñ di artuḳ ḳılmasun budur ‘aded
Göñlüm mülkini Ye’cūc-i ġam iderdi ḫarāb
Sīn-i dendānuñla zülfüñ fikri olmasaydı sed
Ḳaşuñ ile bu fem ü zülf-i siyeh devrinde ben
Ḳara çölde ḳalmışamdur şöyle muḥtāc-ı nemed
Gāh zülfüñ cīm ü geh dendānuñ ile dāl olup
Yanmaġ içün ‘ışḳ odına bizi baġlarlar cesed
Ṣād-ı çeşmüñle dehānuñ mīmi zülfüñ dālını
Gördügünce dir Münīr iḫlāṣ ile Allāhü’ṣ-ṣamed

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözünün ṣād'ı ve zülfünün dāl'ı cana zaten "ṣad" (yüz) beladır; söyle, gözün ve iki zülfün bu sayıyı daha artırmasın, sayı budur (bu kadarı yeter).

2. Dişlerinin sīn'i ve zülfünün düşüncesi set olmasaydı, gam Ye'cûc'ü gönlümün ülkesini harap ederdi.

3. Kaşının, bu ağzın ve kara zülfün hüküm sürdüğü devirde ben, kara çölde kalmış, bir keçeye muhtaç kişi gibiyim.

4. Bazen zülfün cīm, bazen dişlerinle birlikte dāl olup, aşk ateşinde yanmamız için bize "cesed" (beden) bağlarlar (harfleri birleştirip "cesed" kelimesini yazarlar).

5. Münîr, gözünün ṣād'ını, ağzının mīm'ini ve zülfünün dāl'ını gördükçe ihlasla "Allāhü'ṣ-ṣamed" der.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırk üçüncüsüdür (tg 43). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ed" sesidir: ṣad, ‘aded, sed, nemed, cesed, ṣamed. Şiir yalnız Viyana nüshasında (VY 89b) bulunur; neşirde hemen önceki tg 42 ile aynı yapraktadır ve onun gibi bütünüyle Arap harfleriyle yapılan oyunlara dayanır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Bu gazelde harf oyunu bir adım daha ileri götürülür: sevgilinin yüzündeki harfler birleşerek anlamlı kelimeler oluşturur. Matlada gözün ṣād'ı ile zülfün dāl'ı yan yana gelince Farsça "ṣad" (yüz) kelimesi yazılmış olur; şair de bu iki harfin cana "yüz bela" olduğunu söyler. Arkasından gelen "‘aded" (sayı) kelimesi oyunun bir sayı oyunu olduğunu açıkça belli eder. Bu çözüm bizim tespitimizdir.

İkinci beyitte dişler sīn harfine benzetilir; sīn harfinin dişli biçimi bu benzetmeyi kolaylaştırır. Neşirde önceki gazellerde (tg 35 ve tg 39) de görülen Ye'cûc ve set imgesi burada yeniden kullanılır: dişlerin ve zülfün düşüncesi, gam Ye'cûc'üne karşı gönül ülkesini koruyan bir settir. Üçüncü beyitte "ḳara" kelimesi hem zülfü hem de çölü niteler; âşık bu kara güzellik karşısında kara çölde kalmış bir yoksul gibidir. "Nemed" (keçe) kelimesi tg 39'da da kafiye olarak kullanılmıştır.

Dördüncü beyit gazelin en ustalıklı oyununu taşır. "Cesed" kelimesi Arap harfleriyle cīm, sīn ve dāl harflerinden oluşur. Zülf cīm ve dāl, dişler sīn olunca bu harfler birleşir ve "cesed" (beden) yazılır. "Baġlamaḳ" fiili hem bağlamak hem de harfleri birbirine bitiştirmek anlamında düşünülebilir; bu tevriyenin tespiti bizimdir. Böylece âşığa aşk ateşinde yanacak bir beden verilmiş olur.

Mahlas beyti oyunu dinî bir telmihle tamamlar. Gözün ṣād'ı, ağzın mīm'i ve zülfün dāl'ı birleşince "ṣamed" kelimesi ortaya çıkar. "Allāhü'ṣ-ṣamed" (Allah her şeyden müstağnidir, her şey O'na muhtaçtır) İhlâs suresinin ikinci ayetidir. Mısradaki "iḫlāṣ ile" sözü hem "içtenlikle" anlamına gelir hem de bu surenin adını hatırlatır. Bu tevriye bizim tespitimizdir ve beyti gazelin en dikkat çekici yeri yapar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar