Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Remz ile her ne dirse bu beñler
Ḳara zülfüñ ḳulaġ urup diñler
Gitdi zāhid götürdi s̱ıḳletini
Hele bu deñlüdür ki remz añlar
Seg raḳīb öldi beñzer işidürüz
Ṭurmadan ḳulaġum bugün çıñlar
Derd-i ‘ışḳ ile ḥālüñ ey dil ne
Her gören dir seni müdām iñler
Bundan öñdin dimişdi saña Münīr
Öñin añlamayan ṣoñın ṭañlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu benler işaretle ne söylese, kara zülfün kulak verip dinler.
2. Zahit gitti, ağırlığını da alıp götürdü; bari bu kadarcık işaretten anlıyormuş.
3. Köpek huylu rakip ölmüş galiba, öyle duyuyoruz; bugün durmadan kulağım çınlıyor.
4. Ey gönül, aşk derdiyle hâlin nedir; her gören seni hep inliyor diye anlatır.
5. Münîr bundan önce sana söylemişti: Başını (başlangıcını) anlamayan sonuna şaşar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırk beşincisidir (tg 45). Vezin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazelin redifini "-lar" olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-ñ" sesidir: beñler, diñler, añlar, çıñlar, iñler, ṭañlar. Bütün kafiye kelimelerinin Türkçe olması ve sağır kef (ñ) sesinin tekrarı gazele belirgin bir ses birliği verir. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 107b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel kısa vezni ve sade Türkçesiyle dikkati çeker. Kafiye kelimelerinin hepsi Türkçe fiil ve isimlerdir (diñlemek, añlamak, çıñlamak, iñlemek, ṭañlamak). Ersoy, Münîrî'nin eserlerinde sade Türkçeye ve atasözleriyle deyimlere çokça yer verildiğini belirtir; TDV de şiirlerinde arkaik kelimelere sık rastlandığını ve atasözleriyle deyimleri şiire yerleştirmede başarılı olduğunu yazar. Bu gazel, bu tespitlere uyan bir örnektir.
Matlada yanaktaki benler ile yanağa dökülen kara zülf arasında bir sohbet kurulur. Benler işaretle (remz) konuşur, zülf ise "kulak urup", yani kulak vererek dinler. Zülfün yüzün yanından kulağa doğru dökülmesi bu imgeyi destekler; bu açıklama bizim çıkarımımızdır. İkinci beyitte "remz" kelimesi yeniden kullanılır. Zahit meclisten gitmiş, yanında getirdiği ağırlığı da götürmüştür; şair alaylı bir dille, bari bu kadar ima anlayacak kadar aklı olduğunu söyler.
Üçüncü beyit bir deyime dayanır. "Kulak çınlamak" sözlük anlamıyla birinin bizi andığını düşündürür; şair bunu rakibin ölüm haberine bağlar ve rakibin ölmüş olabileceğini sevinçle tahmin eder. Rakibe "seg" (köpek) denmesi divan şiirinde rakibe karşı kullanılan sert dilin bir örneğidir. Dördüncü beyitte gönlün aşk derdiyle sürekli inlediği söylenir. Şair burada gönlüne bir yabancı gibi seslenir ve onun hâlini başkalarının ağzından anlatır; "iñlemek" fiili, matladaki "diñlemek" ile ses bakımından da bir karşılık oluşturur. Bu ses ilgisinin tespiti bizimdir.
Mahlas beyti bir atasözü söyleyişiyle kapanır: "Öñin añlamayan ṣoñın ṭañlar", yani işin başını anlamayan sonuna şaşar. Bu bir irsal-i mesel örneğidir; şair gönlüne baştan uyarıda bulunduğunu hatırlatır. "Öñ" ve "ṣoñ" kelimeleri arasındaki tezat, sözün akılda kalmasını sağlar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 244, tg 45 (giriş s. 3, 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






