Özgün Metin
Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Mihr-i ruḫuñ ki yir yüzinüñ āftābıdur
Rūşen budur ki mihr-i felek ‘aks-i tābıdur
Açdum gözümden iki ḳapu ḫāne-i dile
Gördüm ḫayālüñüñ kim ikisi de bābıdur
Bu ḳanlu yaşlarum ki götürdi vücūdumı
Deryā-yı eşkümüñ ṣanasın kim ḥabābıdur
Ey bī-maḳām-ı ‘ışḳ di sen ṭurma ṣay hele
Gösterdügüñ senüñ daḫı barmaḳ ḥisābıdur
Oldı seḥer yili de hevā-dārı dil gibi
Bir tāze sünbülüñ ki gül-i ter niḳābıdur
‘İlm-i naẓarda māhir olursa n’ola Münīr
Her laḥẓa ezber itdügi ḥüsnüñ kitābıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağının güneşi yeryüzünün güneşidir; açıktır (ve parlaktır) ki gökteki güneş onun parıltısının yansımasıdır.
2. Gönül evine gözlerimden iki kapı açtım; gördüm ki ikisi de senin hayalinin kapısıdır.
3. Bu kanlı yaşlarımın sürükleyip götürdüğü bedenimi, gözyaşı denizimin üzerindeki bir kabarcık sanırsın.
4. Ey aşkta makamı (yeri) olmayan, haydi durma, say bakalım; senin gösterdiğin de parmak hesabından ibarettir. Beyit kapalıdır; bir okumaya göre aşk iddia eden ama aşkta yeri olmayan kişiyle alay edilir, onun aşkı hesap kitaba dayanır.
5. Seher yeli de gönül gibi, taze gül yüzünün peçesi olan bir sümbül zülfünün hayranı (ve havası) oldu.
6. Münîr nazar ilminde usta olursa ne şaşılır; her an ezberlediği senin güzelliğinin kitabıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırk sekizincisidir (tg 48). Vezin "mef ‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-ıdur"dur; Ersoy'un redif listesi de bu gazeli "-ıdur" redifiyle tg 56 ile birlikte gösterir. Kafiye "-âb" sesidir: āftāb, tāb, bāb, ḥabāb, ḥisāb, niḳāb, kitāb. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 108b, VY 93b, Ü 25a). Aparata göre 4. beyitte "ṣay" yerine VY "di" okur; 5. beyit Ü'de yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir yansıma imgesi kurar. Sevgilinin yanağı yeryüzünün güneşidir; gökteki güneş ise ondan aldığı ışığı yansıtır. Olağan sıralama tersine çevrilmiştir: gerçek ışık kaynağı sevgilidir. "Rūşen" kelimesi sözlük anlamıyla hem "açık, belli" hem de "parlak, aydınlık" demektir; mısrada iki anlam birlikte işler. Bu tevriyenin tespiti bizimdir.
İkinci beyitte gözler gönül evinin iki kapısına benzetilir. Ev, kapı (bāb) ve açmak kelimeleri bir tenasüp oluşturur; gözlerden giren tek şey sevgilinin hayalidir. Üçüncü beyitte âşığın bedeni, kanlı gözyaşlarının oluşturduğu denizin üzerinde yüzen bir kabarcığa (ḥabāb) benzetilir. Kabarcık hem hafifliği hem de kısa ömrü düşündürür; zayıflamış ve yok olmaya yakın beden için uygun bir benzetmedir.
Dördüncü beyit gazelin en kapalı yeridir. "Bī-maḳām" sözlük anlamıyla "makamı, yeri olmayan" demektir; "barmaḳ ḥisābı" ise parmakla sayma, yani basit hesaptır. Beyit, aşkta mertebesi olmadığı hâlde âşıklık iddia eden kişiyi alaya alıyor gibidir: onun bütün gösterdiği bir hesap işidir. Bu okuma bizim çıkarımımızdır; VY'deki "di" okuması anlamı belirgin biçimde değiştirmez.
Beşinci beyitte "hevā-dār" kelimesi iki anlamlıdır: hevā hem hava, rüzgâr hem de arzu, tutku demektir. Seher yeli, rüzgâr olduğu için zaten havadır; ama gönül gibi sevgilinin zülfüne tutkundur da. Sümbül zülf ile gül yüz arasındaki ilişki, zülfün yüzü bir peçe gibi örtmesiyle anlatılır. Mahlas beytinde "‘ilm-i naẓar" sözlük anlamıyla akıl yürütme ve tartışma ilmidir, "naẓar" ise aynı zamanda bakış demektir. Şair her an sevgilinin güzelliğine bakarak onun kitabını ezberlediği için "nazar ilminde" ustadır. Bu tevriyenin tespiti bizimdir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 245-246, tg 48 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






