Özgün Metin

Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Her dem ki dīde derdüñ ile ġarḳ-ı ḫūn olur
Gördükçe ḫaste göñlüm anı dir iven bulur
Zülfüñ yolında dīde döker sīm-i eşkini
Bilür ki āġ aḳça ḳara gün içün olur
Dil virdüñ ise la‘line bini de var diyü
Görseñ ki ḫaste cān baña her dem neler ḳılur
Var la‘l-i yāra itme ḥaẕer tīr-i ġamzeden
Bilürsin ey göñül yine cānı viren alur
Ġam yime derd-i ‘ışḳ ile ölürseñ ey Münīr
Ölmez cihānda şol kişi k’eyü adı ḳalur

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm senin derdinle ne zaman kana boğulsa, hasta gönlüm onu gördükçe "Acele eden bulur" der. İkinci mısra kesin anlaşılmamaktadır; "iven bulur" sözü "çabuk bulur" diye de okunabilir.

2. Göz senin zülfünün yolunda gözyaşının gümüşünü döker; bilir ki ak akçe kara gün içindir.

3. Gönlünü onun lal dudağına "bin tane daha var" diyerek verdiysen, bir görsen hasta can bana her an neler eder. Beytin ilk mısraı kesin anlaşılmamaktadır; aktarım bir okumadır.

4. Ey gönül, git, sevgilinin lal dudağına var, gamze okundan sakınma; bilirsin ki canı veren yine alır.

5. Ey Münîr, aşk derdiyle ölürsen gam yeme; dünyada iyi adı kalan kişi ölmez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin kırk dokuzuncusudur (tg 49). Vezin "mef ‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazelin redifini "-ur" olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-l" sesidir: ol-ur, bul-ur, ol-ur, ḳıl-ur, al-ur, ḳal-ur. Bütün kafiye kelimeleri Türkçe fiillerdir. Şiir Vatikan (VT 108b) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 29a) nüshalarında bulunur; aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel atasözleriyle ve atasözü havasındaki sözlerle doludur. Ersoy Münîrî'nin eserlerinde atasözlerinin ve deyimlerin çokça kullanıldığını belirtir; TDV de onun atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde başarılı olduğunu yazar. Bu gazelde neredeyse her beyit böyle bir sözle kapanır.

En açık örnek ikinci beyittir. "Ak akçe kara gün içindir" sözü, biriktirilen paranın darlık günleri için saklandığını anlatan bilinen bir atasözüdür. Münîrî onu aşk imgelerine yerleştirir: gözyaşı gümüş gibi parlak olduğu için "ak akçe"dir; sevgilinin kara zülfü ise "kara gün"dür. Göz, gözyaşının gümüşünü zülfün yolunda harcar. Ak ile kara arasındaki tezat ve gümüş ile akçe arasındaki tenasüp beyti zenginleştirir. Bu çözüm bizim tespitimizdir.

Matladaki "iven bulur" sözü, "ivmek" (acele etmek) fiilinden gelir ve sözlük anlamıyla "acele eden bulur" ya da "çabuk bulur" diye anlaşılabilir. Gözün kana boğulması karşısında gönlün bu sözü söylemesi, kanlı gözyaşının gönlün dileğine çabuk ulaşacağı umudunu taşıyor olabilir; bu okuma bizim çıkarımımızdır. Üçüncü beyit de kapalıdır ve kesin bir anlam vermek güçtür.

Dördüncü beyitte "canı veren yine alır" sözü, halk arasında canı verenin Allah olduğunu ve yine O'nun alacağını anlatan söyleyişi hatırlatır. Münîrî bu sözü sevgiliye uygular: dudak can verir, gamze oku can alır; ikisi de aynı sevgiliye aittir. Bu irsal-i mesel örneğinde dudak ile gamze arasındaki karşıtlık, can verme ile can alma tezadıyla birleşir.

Mahlas beyti de bir halk hikmetiyle kapanır: iyi adı kalan ölmez. "Eyü" kelimesi "iyi"nin eski biçimidir. Aşk derdiyle ölen şair, böylece ölümsüz bir ad kazanacaktır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar