Özgün Metin
Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Leylī ṣaçuñ ki göñlüm anuñ mübtelāsıdur
Bes ben bu çekdügüm dil-i Mecnūn belāsıdur
Bī-çāre ḫūn-behāsını yir yine kendünüñ
La‘l-i lebüñ ḫayāli ki rūḥuñ ġıdāsıdur
Ḳaşuñ ḫayāli merdümek-i dīdemüñ müdām
Deryā-yı eşke gireli ḳıble-nümāsıdur
Her dem ‘ıyādet-i dil içün geldügi ġamuñ
Çoḳdan bu ḫaste göñlümüñ ol āşnāsıdur
Aldanduñ ise ālına ol ḳara gözlerüñ
Ġam yime ol Münīrī saña uṣ behāsıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlüm, gece gibi kara olan (Leyla'ya benzeyen) saçının tutkunudur; öyleyse benim bu çektiğim, Mecnun gönlün belasıdır.
2. Ruhunun gıdası olan lal dudağının hayali, çaresiz âşığın kan bedelini yine kendisi yer. Beyit kapalıdır; bir okumaya göre âşığı öldüren dudak, onun kan bedelini de kendisi almaktadır.
3. Gözümün bebeği gözyaşı denizine gireli, kaşının hayali sürekli onun kıble göstericisi (pusulası) olmuştur.
4. Gam gönlü yoklamak (hasta ziyareti yapmak) için her an geldiğinden, çoktandır bu hasta gönlümün tanıdığıdır.
5. O kara gözlerinin hilesine aldandıysan gam yeme; işte Münîrî sana onun bedelidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin elli ikincisidir (tg 52). Vezin "mef ‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-sıdur"dur; Ersoy'un redif listesi de bu gazeli "-sIdur" redifiyle gösterir. Kafiye "-â" sesidir: mübtelā, belā, ġıdā, ḳıble-nümā, āşnā, behā. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Şiir Vatikan (VT 109b) ve Viyana (VY 94a) nüshalarında, ayrıca Pervâne Bey (PB 209a) ve Edirneli Nazmî (MN 138b) mecmualarında bulunur. Aparata göre 1. beyitte "Bes" yerine PB "Pes", 5. beyitte "gözlerüñ" yerine PB "gözlinüñ" okur; aynı beyitte "uṣ" (işte) yerine PB'nin okuması, neşirde harfleri basılamadığı için tam okunamamaktadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla Leyla ile Mecnun hikâyesine telmihle kurulur. "Leylī" kelimesi sözlük anlamıyla "geceye ait, gece gibi" demektir ve aynı zamanda Leyla adını hatırlatır. Saç hem gece gibi karadır hem de bir Leyla'dır; ona tutulan gönül de Mecnun olur. Bu tevriyenin tespiti bizimdir. Âşık, çektiği derdin kendisinden değil, Mecnun gönlünden geldiğini söyler.
İkinci beyit gazelin en kapalı yeridir. "Ḫūn-behā" sözlük anlamıyla kan bedeli, yani öldürülen kişi için ödenen diyettir. Sevgilinin dudağı âşığı öldürmüştür; ama diyeti ödemek yerine onu kendisi yer. Mısrada dudağın hayalinin "ruhun gıdası" olarak anılması, yeme ile gıda kelimeleri arasında bir tenasüp kurar. Kimin ruhunun kastedildiği kesin değildir; "rūḥuñ" ifadesi sevgilinin ruhu diye anlaşılabileceği gibi âşığın kendine seslenişi de olabilir.
Üçüncü beyit bir yön bulma imgesidir. Gözyaşı denizine düşen göz bebeği, yolunu kaşın hayaliyle bulur; kaş ona kıble gösteren pusula olur. Divan şiirinde kaşın mihraba benzetilmesi bilinen bir mazmundur ve mihrap kıbleyi gösterir; bu bağın tespiti bizimdir. Dördüncü beyitte "‘iyādet" sözlük anlamıyla hasta ziyaretidir. Gam, hasta gönlü durmadan ziyaret ettiği için onun eski bir tanıdığı olmuştur; acının bir dosta dönüşmesi beytin hafif ironisidir.
Mahlas beytinde "āl" kelimesi sözlük anlamıyla hile demektir; "aldanmak" ile ses yakınlığı kurar. Kara gözlerin hilesine aldanan kişiye teselli verilir: Münîrî onun bedelidir. "Behā" (bedel) kelimesi ikinci beyitteki "ḫūn-behā" ile bir ilgi kurar. "Uṣ" kelimesi "işte" anlamında eski bir Türkçe kelimedir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 247-248, tg 52 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






