Özgün Metin

Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Ol serv-i ġonca-leb ki gül-i nev-resīdedür
Peyveste ḳaşı ṣanki kemān-ı keşīdedür
Ḫayl-i rusülde ḥażret-i Aḥmed niceyise
Güzeller arasında ḥüsünde güzīdedür
Gelsün ḫayāli çeşmüñe di ḫāne-i dile
Gözüm yaşı şarābı anuñçün çekīdedür
Ney gibi yüregüm delinüp nālem artalı
Ḳaddüm büküldi şöyle ki çeng-i ḫamīdedür
Leylī ṣaçıyla nolduġıñuñ ḳıṣṣasın di sen
Ey dil ḥikāyet-i ġam-ı Mecnūn şenīdedür
Bir gün bu ev başuña yıḳılur göñül senüñ
Cismüm gözüm yaşından iñen nem keşīdedür
Şükr-i Ḫudā ki ol ṣanem-i māh-rū Münīr
Gösterdi yüzi ayını kim nūr-ı dīdedür

Günümüz Türkçesiyle

1. O gonca dudaklı servi boylu ki yeni açmış bir güldür; bitişik kaşı sanki gerilmiş bir yaydır.

2. Peygamberler topluluğu içinde Hz. Ahmed (Muhammed) nasıl seçkinse, o da güzeller arasında güzellikte öyle seçkindir.

3. Gözüne söyle, hayali gönül evine gelsin; gözümün yaşı olan şarap onun için süzülmüştür.

4. Ney gibi yüreğim delinip iniltim arttığından beri boyum öyle büküldü ki eğilmiş bir çeng (arp) olmuştur.

5. Ey gönül, Leyla gibi kara saçla neler olduğunun hikâyesini sen anlat; Mecnun'un gamının hikâyesi zaten işitilmiştir.

6. Ey gönül, bir gün bu ev senin başına yıkılır; bedenim gözyaşımdan pek nem çekmiştir.

7. Hüda'ya şükür, ey Münîr, o ay yüzlü güzel (put), göz nuru olan yüzünün ayını gösterdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin elli üçüncüsüdür (tg 53). Vezin "mef ‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-îde" sesidir: nev-resīde, keşīde, güzīde, çekīde, ḫamīde, şenīde, keşīde, dīde. "Keşīde" kelimesi matlada ve altıncı beyitte iki kez kafiye olur, ama iki ayrı anlamla: birincisinde "gerilmiş", ikincisinde "çekmiş". Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 109b, VY 94b, Ü 26a); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla klasik güzellik benzetmeleriyle açılır: boy servi, dudak gonca, yüz yeni açmış gül, bitişik kaş gerilmiş yay. Gonca ile gül arasında bir tenasüp vardır; gonca dudaklı sevgili aynı zamanda açılmış bir güldür. İkinci beyitte bir teşbih ile sevgilinin güzeller arasındaki yeri, Hz. Peygamber'in peygamberler arasındaki yerine benzetilir. "Güzīde" sözlük anlamıyla seçilmiş demektir ve Hz. Muhammed'in "seçilmiş" sıfatını hatırlatır; bu ilginin tespiti bizimdir.

Üçüncü beyitte sevgilinin gözü sarhoş bir göz gibi düşünülmüş olmalıdır: gönül evine gelecek olan onun hayalidir ve âşık ona gözyaşından süzülmüş bir şarap hazırlamıştır. "Çekīde" sözlük anlamıyla süzülmüş, damıtılmış demektir. Gözyaşının şaraba benzetilmesi, kanlı yaşın kırmızısına dayanıyor olabilir; bu bizim çıkarımımızdır.

Dördüncü beyitte musiki imgeleri vardır. Yürek ney gibi delinmiştir; neyin delikleri ile yürekteki yaralar arasında bir benzerlik kurulur. Âşığın bükülen boyu ise kavisli bir çalgı olan çenge benzetilir. Ney ve çeng arasında bir tenasüp vardır. Beşinci beyitte Leyla ile Mecnun hikâyesine telmih yapılır. Neşirde hemen önceki gazelin (tg 52) matlaında da "Leylī ṣaçuñ" sözü geçer; burada da saç Leyla'ya benzetilir. Mecnun'un hikâyesi eskimiştir, artık anlatılması gereken gönlün kendi hikâyesidir.

Altıncı beyitte beden nem çekmiş bir eve benzetilir. Gözyaşlarıyla ıslanan beden, nemden çürüyen bir duvar gibi bir gün gönlün başına yıkılacaktır. Mahlas beytinde sevgilinin yüzü aya benzetilir. "Ṣanem" sözlük anlamıyla puttur ve divan şiirinde güzel sevgili için kullanılır. Ayın görünmesi ile şükür arasında kurulan ilgi, ay gözetlenip görüldüğünde duyulan sevinci düşündürür; bu yorum bizim çıkarımımızdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar