Özgün Metin
Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Dil serv-ḳāmetüñde ki kesb-i hevā ider
Āḫir gözüm yaşın baña seyl-i fenā ider
‘Ayş-ı tamāma irdi göñül nice nıṣf-ı ‘ayş
Ẕikr-i lebüñle şöyle ki ẕevḳ u ṣafā ider
Şunlar ki ḥūr-ı ‘īne izi tozı sürmedür
Gerd-i rehüñi gözlerine tūtyā ider
Ḫᵛār u ḥaḳīr ider beni geh vaḳthā ġamuñ
Geh bilmezem ki yine nedür pādşā ider
Göster Münīre yüzüñi luṭf it du‘āsın al
Ḥaḳ ḥācetini çün ki ġarībüñ revā ider
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül senin servi boyuna heves (ve hava) kazandıkça, sonunda gözyaşımı benim için bir yokluk seline çevirir.
2. Gönül, yarım bir yaşayış (eğlence) iken tam bir yaşayışa nasıl erişti; dudağının anılmasıyla öyle zevk ü safa eder. Beyit iki türlü okunabilir; "‘ayş" kelimesi hem yaşayış hem de eğlence, içki meclisi anlamına gelir.
3. Ayaklarının izinin tozu huri gözlülerin sürmesi olan şu güzeller bile, senin yolunun tozunu gözlerine tütya (göz ilacı) ederler.
4. Gamın kimi zaman beni hor ve hakir eder; kimi zaman da bilmem ki beni yine ne diye padişah eder.
5. Münîr'e yüzünü göster, lütfet, duasını al; çünkü Hak garibin dileğini yerine getirir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin elli beşincisidir (tg 55). Vezin "mef ‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "ider" fiilidir; Ersoy'un redif listesi de bu gazeli "ider" redifli gazeller arasında gösterir. Kafiye "-â" sesidir: hevā, fenā, ṣafā, tūtyā, pādşā, revā. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 110a, VY 95b, Ü 27a); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada "hevā" kelimesi iki anlamlıdır: sözlük anlamıyla hem hava, rüzgâr hem de arzu, heves demektir. Servinin rüzgârda salınması ile gönlün servi boya duyduğu heves bir arada düşünülmüştür. Bu hevesin sonu ise gözyaşının yokluk seline (seyl-i fenā) dönüşmesidir. Hava ile sel arasında doğadan alınmış bir tenasüp vardır; bu tevriyenin tespiti bizimdir.
İkinci beyit kapalıdır. "‘Ayş" sözlük anlamıyla hem yaşayış, hayat hem de eğlence, içki meclisi demektir; "nıṣf-ı ‘ayş" (yarım ayş) ile "‘ayş-ı tamām" (tam ayş) karşıtlığı, gönlün eksik bir hayattan tam bir mutluluğa geçişini anlatır. Bu geçişin sebebi dudağın anılmasıdır. "Ẕevḳ u ṣafā" ikilisi ayş kelimesinin eğlence anlamını destekler.
Üçüncü beyit bir üstünlük sıralaması kurar. Cennetin huri gözlü güzelleri, bazı güzellerin ayak izinin tozunu gözlerine sürme yapar; o güzeller ise sevgilinin yolunun tozunu göz ilacı edinir. Böylece sevgili hurilerin bile üstünde bir yere konur. "Sürme" ile "tūtyā" arasında bir tenasüp vardır; yol tozunun göze ilaç olması divan şiirinde bilinen bir mazmundur.
Dördüncü beyitte gamın âşığı bir hor ve hakir ettiği, bir de padişah ettiği söylenir. "Ḫᵛār" (hor) ile "pādşā" (padişah) arasındaki tezat, aşkın insanı alçaltıp yücelten çelişkili etkisini anlatır. Aşk gamının âşığı manevî olarak yücelttiği düşüncesi beytin altında yatıyor olabilir; bu bizim çıkarımımızdır.
Mahlas beyti bir yakarışla kapanır. Şair sevgiliden yüzünü göstermesini ve karşılığında duasını almasını ister. "Ġarīb" kelimesi sözlük anlamıyla yurdundan uzak düşmüş, kimsesiz kişi demektir. Garibin dileğinin kabul edileceğine dair inanç, şairin kendini garip olarak sunmasıyla birleşir ve ricaya güç kazandırır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 249, tg 55 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






