Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ey kemāl-i ḳudretüñüñ ‘aḳl-ı kül ḥayrānıdur
Her dü ‘ālem sırruñuñ cān ile ser-gerdānıdur
On sekiz biñ ‘ālem ü ger ṣad hezār ender-hezār
Pür durur bir lem‘añ ile hep anuñ tābānıdur
Devlet-i vaṣluñdan ayru düşmegin bī-çāre dil
Sīne-i dil-sūz lā-büd külbe-i aḥzānıdur
Baña zindān oldı hicrüñle bu giñ dünyā belī
Füsḥat-i meydān kimine kiminüñ zindānıdur
Pertev-i ḥüsnüñ kim oldur ḳurratü’l-‘ayn-ı Münīr
Göñlümüñ şem‘-i sürūr u nūr-ı çeşm-i cānıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey kudretinin kemaline akl-ı küll (bütün varlığın ilk ve külli aklı) hayran kalan; iki âlem de senin sırrın karşısında canıyla başı dönmüş, şaşkın dolaşır.
2. On sekiz bin âlem, hatta yüz bin kere bin (sayısız) âlem bile senin bir parıltınla dolar; hepsi o parıltıyla parlar.
3. Vuslatının devletinden (saadetinden) ayrı düştüğü için çaresiz gönül, ister istemez, yanık göğüs bir hüzün kulübesi olur.
4. Ayrılığınla bu geniş dünya bana zindan oldu, evet; meydanın genişliği kimine ferahlık, kimine zindandır.
5. Münîr'in göz aydınlığı (ḳurratü'l-‘ayn, en sevdiği) olan güzelliğinin ışığı, gönlümün sevinç mumu ve can gözümün nurudur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin elli altıncısıdır (tg 56). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli tg 48 ile birlikte "-ıdur" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-ân" sesidir: ḥayrān, ser-gerdān, tābān, aḥzān, zindān, cān. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 110b) bulunur; öteki iki divan nüshasında ve mecmualarda kaydı yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti bir münacat havası taşır. Hitap edilen varlığın kudretine "akl-ı küll" hayrandır, iki âlem onun sırrı karşısında şaşkındır, on sekiz bin âlem onun tek bir parıltısıyla dolar. Bu sözler ilk okuyuşta Allah'a yöneltilmiş gibidir. Üçüncü beyitten itibaren ise "vuslat", "hicran" ve "hüsn" gibi aşk şiirinin kelimeleri gelir ve hitap sevgiliye döner. Beyitler iki türlü okunabilir: ya baştan sona sevgiliye söylenmiş, ilk iki beyitte sevgili mübalağayla yüceltilmiştir; ya da ilahî güzellik ile sevgilinin güzelliği bilerek iç içe tutulmuştur. Hangisinin kastedildiği metinden kesin çıkmaz; bu bizim tespitimizdir.
"On sekiz biñ ‘ālem" Türkçe bir söyleyiştir; hemen ardından gelen "ṣad hezār ender-hezār" ise Farsça bir sayı mübalağasıdır ve sözlük anlamıyla "yüz bin kere bin" demektir. İki dilin sayı ifadeleri arka arkaya dizilerek sayısızlık duygusu büyütülür. "Lem‘a" (parıltı) ile "tābān" (parlayan) arasında anlam yakınlığı vardır.
Üçüncü beyitteki "külbe-i aḥzān" sözlük anlamıyla "hüzünler kulübesi"dir. Terkibin, Hz. Yakub'un oğlu Yusuf'tan ayrı düştükten sonra kapandığı hüzün evini hatırlattığını ve ayrılık acısı çeken göğsün bu kulübeye benzetildiğini düşünüyoruz; bu bir çıkarımdır. Dördüncü beyit genişlik ile darlık arasında bir tezat kurar: dünya geniştir, ama sevgiliden ayrı olan için zindandır. İkinci mısra bu tecrübeyi herkes için geçerli bir söz hâline getirir.
Mahlas beyti ışık kelimeleriyle örülüdür: "pertev" (ışık), "şem‘" (mum), "nūr" (aydınlık). Şairin mahlası "Münīr" de sözlük anlamıyla "aydınlatan, parlak" demektir; böylece mahlas, beytin tenasübüne katılır. "Ḳurratü'l-‘ayn" (göz aydınlığı) ile "nūr-ı çeşm" (göz nuru) aynı anlamı iki ayrı terkiple tekrar eder.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 249, tg 56 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






