Özgün Metin
Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Şekker lebüñ ki ṭūṭī-i cāna ġıdā virür
Biñ dürlü ẕevḳ ile dile her dem ṣafā virür
‘Ayn-ı hidāyet olmaġın ey pertev-i cemāl
Görmek yüzüñi dīde-i cāna celā virür
Ṣıdḳ ile vaṣl-ı yāra düriş ṭurma rūz u şeb
Her kişinüñ murādını ey dil Ḫudā virür
Men‘ itmesün gözüm yaşın ol serv-ḳadde diñ
Gül-zār-ı ḥüsnine bu ḫū neşv ü nemā virür
Şem‘ ü çerāġ bu gice ḥācet degül Münīr
‘Aḳs-i cemāl şöyle ki nūr u żiyā virür
Günümüz Türkçesiyle
1. Can papağanına gıda veren şeker dudağın, gönle her an bin türlü zevkle safa (huzur ve neşe) verir.
2. Ey güzellik ışığı, (yüzün) hidayetin ta kendisi (‘ayn: öz; aynı zamanda göz) olduğu için, yüzünü görmek can gözüne cila (parlaklık) verir.
3. Ey gönül, doğrulukla gece gündüz sevgiliye kavuşmaya çalış, durma; herkesin muradını Allah verir.
4. O selvi boylu gözümün yaşını engellemesin, deyin; bu huy (gözyaşı akıtmak) onun güzellik gül bahçesine tazelik ve büyüme verir.
5. Münîr, bu gece mum ve kandile gerek yok; (sevgilinin) güzelliğinin yansıması öyle bir nur ve aydınlık veriyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin elli dokuzuncusudur (tg 59). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesine göre bu, divanda "virür" redifli tek gazeldir; kafiye bunun önündeki "-â" sesidir: ġıdā, ṣafā, celā, Ḫudā, nemā, żiyā. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 111a, VY 95b, Ü 28a); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Ersoy, girişinde Münîrî'nin aruzu kullanmada çok başarılı olmadığını, kusur sayılan zihafa sıkça rastlandığını söyler ve bu gazelin matlaını örnek verir. Zihaf, uzun okunması gereken bir hecenin vezin gereği kısa okunmasıdır. Ersoy'a göre matladaki "ṭūṭī" kelimesinin ikinci hecesi aslında uzun olduğu hâlde vezin gereği kısa okunmalıdır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ana teması sevgilinin güzelliğinin ışık ve gıda gibi hayat veren bir şey oluşudur. Matlada can bir papağana, sevgilinin dudağı da şekere benzetilir. Papağan ile şeker arasındaki bağ klasik şiirde sık kurulan bir ilişkidir; dudak tatlı söz söylediği için şeker, onu dinleyen can da şekerle beslenen papağan olur. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.
İkinci beyitte "‘ayn" kelimesi bir cinas taşır. "‘Ayn-ı hidāyet" terkibinde kelime "öz, ta kendisi" anlamındadır, ama sözlük anlamıyla "göz" demek olduğundan ikinci mısradaki "dīde-i cān" (can gözü) ile de bağ kurar. Sevgilinin yüzü hidayetin özüdür ve onu görmek can gözünü parlatır. "Pertev" (ışık) ile "celā" (cila, parlaklık) arasında tenasüp vardır.
Üçüncü beyit gazelin öğüt veren beytidir. Gönle gece gündüz sebatla çalışması söylenir; ikinci mısra "herkesin muradını Allah verir" diyerek bu öğüdü genel bir hükümle destekler. Dördüncü beyitte gözyaşı, sevgilinin güzellik bahçesini sulayan bir su gibi düşünülür. Metinde geçen "ḫū" sözlük anlamıyla "huy, alışkanlık" demektir; mısraın anlamı buna göre "bu huy (gözyaşı dökmek) onun gül bahçesine tazelik verir" biçiminde kurulabilir. "Gül-zār" (gül bahçesi) ile "neşv ü nemā" (gelişme ve büyüme) arasında tenasüp vardır.
Mahlas beyti ışık temasını tamamlar. Sevgilinin güzelliği o kadar parlaktır ki gece mum ve kandile ihtiyaç kalmaz. Şairin mahlası "Münīr" sözlük anlamıyla "aydınlatan" demektir; "nūr" ve "żiyā" kelimeleriyle aynı beyitte yer alması bir ses ve anlam oyununa kapı açar. Redif "virür" bütün beyitlerde bir şeyin bir şeye bir şey vermesini anlatır: dudak gıda verir, yüz cila verir, Allah murat verir, gözyaşı tazelik verir, güzellik nur verir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 251, tg 59 (giriş s. 8-9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






