Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Ḫaste-cāna lebüñ ki emsem olur
Derdüme andan özge em sem olur
Ey meh-i nev ḳaşuñ hilāli gibi
Āsmānda olur velī kem olur
Gördi bādāmuñ aġzı taş yidügin
Piste la‘lüñ ḳatında epsem olur
Merdüm-i dīde tıfl-ı eşki sürüp
Didi ġammāz olan benüm ne’m olur
Faḳr ile faḫr iderse n’ola Münīr
Her gedā pādşāh-ı ‘ālem olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Hasta cana dudağını emsem (öpsem) yeter; derdime ondan başka ilaç (em) zehir (sem) olur.
2. Ey yeni ay, kaşının hilali gibi (bir hilal) gökte de var, ama (onun yanında) eksik ve aşağı kalır.
3. Fıstık, bademin ağzının taş yediğini (taşla kırıldığını) gördü; bu yüzden senin lal dudağının yanında susar (epsem olur).
4. Göz bebeği, gözyaşı çocuğunu (dışarı) sürüp dedi: "Kovuculuk eden (sırrı ele veren) benim neyim olur?"
5. Münîr fakirlikle övünürse ne olur; her dilenci (aslında) âlemin padişahı olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmış ikincisidir (tg 62). Vezin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "olur" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-em" sesidir: emsem, em sem, kem, epsem, ne'm, ‘ālem. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 112a, VY 96b, Ü 29b); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkat çekici yanı matladaki cinastır. Birinci mısranın sonundaki "emsem" (emeyim, öpeyim) ile ikinci mısranın sonundaki "em sem" (ilaç, zehir) yazılış ve söyleyiş bakımından aynıdır, anlamları ise bambaşkadır. İkinci kelime iki ayrı kelimenin birleşmesiyle kurulduğu için bu bir mürekkep cinas örneğidir. TDV maddesi Münîrî'nin cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını belirtir; bu matla bunun açık bir örneğidir. Anlam da cinas kadar sıkıdır: âşığın tek ilacı sevgilinin dudağıdır, ondan başka her ilaç zehirdir.
İkinci beyitte yeni ay ile kaş karşılaştırılır. Gökteki hilal sevgilinin kaşına benzer, ama ondan aşağı kalır. "Kem" kelimesi sözlük anlamıyla "eksik, az, aşağı" demektir; hilalin kendisi de ayın eksik bir hâli olduğundan kelime çift yönlü işler, bu bizim tespitimizdir.
Üçüncü beyit bir küçük ağız benzetmesine dayanır. Divan şiirinde sevgilinin küçük ağzı fıstığa benzetilir. Burada fıstık, bademin ağzının taşla kırıldığını görmüş ve sevgilinin dudağının yanında susmayı seçmiştir. Badem ile fıstık arasında, ikisinin de kabuklu yemiş olması bakımından bir tenasüp vardır. "Epsem" kelimesi sözlük anlamıyla "dilsiz, sessiz" demektir ve beyti dilsizlik fikriyle bağlar: sevgilinin ağzına benzemeye kalkan her şey ya kırılır ya susar. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.
Dördüncü beyitte gözyaşı bir çocuğa, göz bebeği de onun ailesine benzetilir. "Merdüm" sözlük anlamıyla hem "göz bebeği" hem "insan" demektir; "ṭıfl" (çocuk) ile birlikte bir aile sahnesi kurulur. Gözyaşı âşığın sırrını ele verdiği için "ġammāz" (kovucu, ispiyoncu) sayılır ve göz bebeği onu evinden kovar.
Mahlas beytinde "faḳr" (yoksulluk) ile "faḫr" (övünç) arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır. Yoksullukla övünen derviş gönüllü âşık, her dilencinin gerçekte âlemin padişahı olduğunu söyler. Dilenci ile padişah arasındaki tezat, tasavvufta yoksulluğun yüceltilmesini hatırlatır; bu bir çıkarımdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 252, tg 62 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






