Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Olalı göñül Ka‘be-i kūyuñda mücāvir
Her dem gözümüñ yaşı olur şöyle müsāfir
Bu çeşm ü ḳad ü zülf ile ebrū ki var ey dost
Anlardan olur günde belālar baña ṣādır
Ḳāyil degülem mihr-i vücūdına nigāruñ
Ma‘nīde hemān yoḳ gibidür şol k’ola nādir
Bir gice şebīḫūn ḳılur üstüñe ġam-ı ‘ışḳ
Didüm saña ey dil hele ol vaḳtüñe ḥāżır
Dil düşdise fikr-i dehen-i yāra Münīrī
Bitdi işi diseñ ne anuñ oluban āḫir
Her pāresi şīşe ki ṣına nīşter olur
Bes şīşe durur ṣınmasa yegdür dil-i şā‘ir

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül senin Kâbe'ye benzeyen mahallende mücavir (Kâbe çevresine yerleşip orada ibadetle yaşayan) olalı beri, gözümün yaşı da her an öyle bir misafir (yolcu) olur.

2. Ey dost, bu göz, boy, zülüf ve kaş ki var; her gün bana belalar onlardan sadır olur (onlardan çıkar).

3. Sevgilinin mihrinin (vefasının, sevgisinin; mihr aynı zamanda güneş) varlığına inanmıyorum; çünkü pek az bulunan şey, anlamca neredeyse yok gibidir.

4. "Bir gece aşk gamı üstüne baskın (şebīḫūn) yapar; ey gönül, bari o vakte hazır ol" diye sana söyledim.

5. Münîrî, gönül sevgilinin ağzının düşüncesine düştüyse, sonunda onun ne olduğunu (sorarsan) "işi bitti" de. Beyit iki türlü okunabilir: "işi bitti desen, sonunda onun ne olduğunu kim bilir" anlamı da verilebilir.

6. Her parçası kırılınca neşter (bistüri) olan bir şişe; şu hâlde şairin gönlü bir şişedir, kırılmasa daha iyidir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmışıncısıdır (tg 60). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; Ersoy'un redif listesinde yer almaması da bunu gösterir. Kafiye "-ir" sesine dayanır: mücāvir, müsāfir, ṣādır, nādir, ḥāżır, āḫir, şā‘ir. Şiir Vatikan (VT 111b) ve Viyana (VY 92b) nüshalarında bulunur, İstanbul Üniversitesi nüshasında yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Gazelin yapısında dikkat çeken bir durum vardır: mahlas beşinci beyitte geçer, gazel ise mahlastan sonra bir beyit daha sürer. Mahlasın son beyitte olması yaygın düzen olduğundan bu bir sapmadır; bu bizim tespitimizdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla dinî bir terminolojiyle kurulur. Sevgilinin mahallesi Kâbe'ye benzetilir; gönül oraya "mücāvir" olmuştur, yani Kâbe çevresine yerleşip ibadetle yaşayanlar gibi oradan ayrılmaz. Gözyaşı ise "müsāfir"dir; gelip giden bir yolcu gibi durmadan akar. Mücavir ile misafir arasında hem ses yakınlığı hem de yerleşik ile yolcu karşıtlığı vardır.

İkinci beyit sevgilinin güzellik unsurlarını, göz, boy, zülüf ve kaşı tek tek sayar ve hepsini âşığa gelen belaların kaynağı yapar. Bu bir leff ü neşir örneği değildir, bir toplama ve hüküm beytidir. Üçüncü beyitte "mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem "sevgi, vefa" hem "güneş" demektir. Âşık, sevgilinin vefasına inanmaz; çünkü o kadar az görülür ki yok hükmündedir. "Nādir" (az bulunan) ile "yoḳ gibi" arasındaki bağ, ince bir mantık oyunudur.

Dördüncü beyitte aşk gamı bir gece baskını yapan düşman askerine benzetilir. "Şebīḫūn" sözlük anlamıyla gece baskınıdır; âşık gönlüne önceden haber vermiş, hazır olmasını söylemiştir. Beşinci beyit sevgilinin ağzı üzerine kuruludur. Divan şiirinde ağız çoğu zaman yok denecek kadar küçük, hatta "yok" diye anılır; ağzın düşüncesine düşen gönlün işinin bitmesi bu yokluğa düşmek olarak anlaşılabilir. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.

Ersoy, girişinde Münîrî'nin şairin gönlünün kadehe benzediğini ve onun da kırılmaması gerektiğini söylediğini belirterek gazelin son beytini örnek verir. Beyit bir şişenin kırılınca her parçasının neşter gibi keskinleşmesinden yola çıkar. Şairin gönlü de böyle bir şişedir; kırılırsa parçaları keser, onun için kırılmaması daha iyidir. Kırık gönlün kesici parçalara dönüşmesi, şairin incinmiş duygusunu bir uyarıya çevirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar