Özgün Metin

Vezin: fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūl

Gerekse vefā ḳıl gerekse cefā
Ne dirseñ muṭī‘am sözüm yok şehā
Baña tā ki irüşdügi seg raḳīb
Kişi görmez olur gelicek ḳażā
Yetişürem āḫirde ol serve ben
Getürürse rāstına ey dil Ḫudā
Ser-i zülf-i yār ile seyr itmege
Seḥer-geh yetişür nesīm-i ṣabā
Ne deñlü cefā çekdüñ ise Münīr
Unut gitsün anı meżā mā meżā

Günümüz Türkçesiyle

1. İster vefa göster, ister cefa et; ey şah, ne dersen boyun eğerim, söyleyecek sözüm yok.

2. O köpek huylu rakibin gelip bana çatması bir kaza gibidir; kaza gelince insanın gözü görmez olur.

3. Ey gönül, Allah işimi rast getirirse, sonunda o serviye (servi boylu sevgiliye) ben de yetişirim.

4. Seher vaktinde saba rüzgârı, sevgilinin zülfünün ucuyla birlikte gezinmek için oraya yetişir.

5. Ey Münîr, ne kadar cefa çektinse unut, gitsin; geçen geçti ("meżā mā meżā").

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altıncısıdır (tg 6). Vezin "fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ā" sesidir: cefā, şehā, ḳażā, Ḫudā, ṣabā, meżā. Ersoy'un girişteki redif listesinde de bu gazel yer almaz. Şiir Vatikan (VT 100a) ve Viyana (VY 80b) nüshalarında bulunur; Viyana nüshasında matladaki "şehā" yerine başka bir kelime vardır, ama dipnottaki özel harfler basılamadığı için bu okuma tam görülemiyor. Mahlas son beyitte "Münīr" biçiminde geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu âşığın sevgiliye ve kadere tam teslimiyetidir. Matlada "vefā" ile "cefā" karşı karşıya gelir; âşık için ikisi arasında fark kalmamıştır, sevgili ne derse ona boyun eğer. "Muṭī‘" kelimesi sözlük anlamıyla itaat eden demektir ve sevgiliye "şehā" (ey şah) diye seslenilmesi, aşkın bir hükümdar-kul ilişkisi gibi kurulduğunu gösterir.

İkinci beyitte rakip "seg", yani köpek diye anılır; bu, divan şiirinde rakip için sık kullanılan bir sövgüdür. Mısraın ikinci yarısı, halk arasında bilinen "kaza gelince göz görmez olur" anlamındaki söze dayanır ve beyitte bir irsal-i mesel kurar; bu bağlantı bizim tespitimizdir. Beyit iki türlü okunabilir: rakibin âşığa çatması kaçınılmaz bir kazadır, ya da âşık o anda gözü kararmış bir hâlde rakibi görememiştir.

Üçüncü beyitte "rāstına getürmek" deyimi, işin yolunda gitmesini anlatır. "Rāst" kelimesi sözlük anlamıyla hem "doğru, düz" hem de "uygun" demektir; servi de divan şiirinde düz ve dik boyun simgesidir. Böylece kelime ile servi arasında bir tenasüp oluşur; bu tespit bizimdir. Dördüncü beyitte saba rüzgârı, seher vakti sevgilinin zülfüyle gezinmeye koşan bir yoldaş gibi canlandırılır. Üçüncü beyitte âşığın sevgiliye yetişme dileği ile dördüncü beyitte rüzgârın zülfe yetişmesi yan yana durur: âşığın bir gün erişmeyi umduğu şeye saba her seher erişir. Bu okuma bizim çıkarımımızdır.

Mahlas beytinde Münîr kendine öğüt verir. Arapça "meżā mā meżā" sözü sözlük anlamıyla "geçen geçti" demektir ve beytin sonunu bir atasözü gibi bağlar. Münîrî'nin şiirlerinde atasözü ve kalıplaşmış sözlere yer vermesi bu gazelde de görülür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar