Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Cān-ı ‘ālemdür vücūd-ı pāküñ ey ẓıll-i Ḫudā
Şöyle ṣıḥḥatler yaraşur saña her dem Ḫüsrevā
Bilmezem kim nirden irdi zaḥmet-i teb cismüñe
Her selāmatlıġa ẕātuñ olmış iken ilticā
Göreli te’s̱īr-i teb birle vücūduñ lerzesin
Daḫı ditrer geçmemişdür lerzeden şāh-ı semā
Ẕāt-ı pāküñ ḫod münezzehdür günehden bilürem
Olacaġına ḳılupdur anı keffāret Ḫudā
İrdi te’s̱īr-i hevā diyü penāh-ı ‘āleme
Vehm ile ṭurmaz ḳaçar hīc ardına baḳmaz ṣabā
Ḫāṭıruñ bir dem perīşān olmasun sünbül-ṣıfat
Gül gibi ḫandān u ḫurrem görelüm her dem şehā
Devlet-i ‘ömrüñ cihānda ber-mezīd olsun mezīd
Ḥażret-i Ḥaḳdan Münīr ü ḫalḳa oldur mürtecā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Allah'ın gölgesi, senin temiz varlığın âlemin canıdır; ey Hüsrev, sana her an böyle sağlıklar yaraşır.
2. Senin zatın her esenliğin sığınağı olmuşken, bilmem ki cismine bu ateşli hastalığın zahmeti nereden erişti.
3. Göğün şahı (güneş), hastalığın etkisiyle varlığının titrediğini göreli beri hâlâ titrer; titremesi geçmemiştir.
4. Senin temiz zatın zaten günahtan uzaktır, bilirim; Allah bu hastalığı olacak günahlara kefaret kılmıştır.
5. "Âlemin sığınağına havanın etkisi erişti" diye saba rüzgârı korkudan durmaz, kaçar gider, hiç ardına bakmaz.
6. Gönlün sünbül gibi bir an bile perişan olmasın; ey şah, seni her an gül gibi güler yüzlü ve şen görelim.
7. Cihanda ömrünün devleti artsın da artsın; Münîr'in ve halkın Hak katından dileği budur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin üçüncüsüdür (tg 3). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ā" sesidir: Ḫudā, Ḫüsrevā, ilticā, semā, Ḫudā, ṣabā, şehā, mürtecā. "Ḫudā" kelimesi hem matlada hem 4. beyitte kafiye olarak tekrarlanır. Şiir Vatikan (VT 99a), Viyana (VY 79b) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 17b) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre 4. beyit Viyana ve Vatikan nüshalarında yoktur, yalnız III. Murad'ın istinsah ettiği İstanbul nüshasında yer alır; aynı nüshada 3. beyitteki "teb" kelimesi eksiktir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir aşk şiiri değil, ateşli bir hastalığa yakalanmış bir hükümdara yazılmış bir geçmiş olsun ve dua şiiridir. Hitaplar baştan sona hükümdarlık dilinden alınmıştır: "ẓıll-i Ḫudā" (Allah'ın gölgesi), "Ḫüsrev" (eski İran hükümdarlarının unvanı, burada padişah), "penāh-ı ‘ālem" (âlemin sığınağı) ve "şehā" (ey şah). "Teb" kelimesi sözlük anlamıyla ateşli hastalık, humma demektir ve çoğu zaman titremeyle birlikte anılır.
Şiirin söz sanatlarının çoğu hüsn-i talildir. Üçüncü beyitte güneşin ışığının titreşmesi, hükümdarın hastalıktan titrediğini görüp korkuya kapılmasına bağlanır. Beşinci beyitte saba rüzgârının hiç durmadan esip geçmesi, "âlemin sığınağına havanın etkisi erişti" sözünü duyup korkudan kaçmasıyla açıklanır. "Hevā" kelimesi sözlük anlamıyla hem "hava" hem de eski tıpta hastalığa yol açtığı düşünülen hava bozukluğu anlamında kullanılır. Rüzgârın, hastalığın suçunu üstlenmemek için kaçması ince bir buluştur; bu yorum bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyitte hastalığın günahlara kefaret olduğu inancı kullanılır. Şair, hükümdarın zaten günahsız olduğunu söyleyerek övgüyü bir adım öteye taşır: hastalık geçmiş günahlar için değil, olacak günahlara peşin kefaret olarak verilmiştir. Altıncı beyitte sünbül ile gül karşı karşıya gelir. Sünbül sözlük anlamıyla dağınık görünüşüyle bilinen bir çiçektir ve "perişan" sıfatıyla anılır; gül ise "ḫandān", yani gülen, açılmış çiçektir. Şair hükümdarın gönlünün sünbül gibi dağınık değil, gül gibi açık olmasını diler. Son beyitte "mezīd" (artan, çoğalan) kelimesinin tekrarı duanın şiddetini artırır.
Tarihî Bağlam
Gazelin kime yazıldığı belli değildir. Neşirde bir başlık yoktur ve şiirde hükümdarın adı geçmez. Münîrî, II. Bayezid ve Şehzade Ahmed Amasya'da sancakbeyiyken onların meclisinde bulunmuştur. Divanda, neşirdeki başlığına göre Şehzade Ahmed'in göz ağrısı için yazılmış bir başka gazel (tg 226) de vardır; bu gazel de benzer bir vesileyle, bir hastalık üzerine yazılmıştır. Ancak bu gazelde anılan hükümdarın kim olduğunu ve hastalığın ne zaman yaşandığını gösteren bir bilgi kaynaklarda bulunmadığından, şiir belli bir kişiye bağlanamaz.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 223-224, tg 3 (giriş s. 2, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






