Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ol büt-i çābük-süvār ey dil ki şehler mīridür
Bāc alur Çīn ü Ḫıṭādan Ḫüsrev-i Keşmīrīdür
Türk-i tīr-endāzuña ṣandūḳa sīne olalı
Yüregümi ḫūn iden ḍarb ile ġamzeñ tīridür
Şol ḳadar ṭaş ile dögdüm sīne-i pür-sūzı kim
Şöyle od çıḳduġı ṭaşdan hep anuñ te’s̱īridür
Düşme zülf-i ser-keşi pāyına dirdüm göñlüme
Eslemezdi sözümi her ne çekerse yiridür
Dün gice düşümde gördüm ġamzesi nevkin Münīr
Ḳanumı dökdügi şöyle ol düşüñ ta‘bīridür
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, şahların emiri olan o çevik süvari put (güzel); Çin'den ve Hıtay'dan haraç alan bir Keşmir hükümdarıdır.
2. Ok atıcı Türk'üne (sevgiline) göğsüm (okların biriktiği) bir sandık olalı beri, darbesiyle yüreğimi kana bulayan şey gamzenin okudur.
3. Yanan göğsümü o kadar taşla dövdüm ki, taştan böyle ateş çıkması hep onun (yanan göğsün) etkisidir.
4. Gönlüme "baş kaldıran zülfün ayağına düşme" dedim; sözümü dinlemezdi, (şimdi) ne çekerse yeridir (müstahaktır).
5. Münîr, dün gece düşümde gamzesinin okunu gördüm; kanımı dökmesi işte o düşün yorumudur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmış dördüncüsüdür (tg 64). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-îri" sesidir: mīri, Keşmīrī, tīri, te's̱īri, yiri, ta‘bīri. Şiir Vatikan (VT 112a) ve Viyana (VY 97b) nüshalarında bulunur. Nüsha dipnotunda üçüncü kayıt yalnız "30b" diye, nüsha kısaltması olmadan basılmıştır; bunun İstanbul Üniversitesi nüshasının yaprağı olması muhtemeldir, bu bir çıkarımdır. Aparatta bir nüsha farkı kayıtlıdır: VT'de ikinci beyitteki "ġamzeñ" yerine "anuñ" yazılıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla sevgiliyi bir hükümdar gibi çizer. O, şahların emiri olan çevik bir süvaridir; Çin'den ve Hıtay'dan haraç alan bir Keşmir hükümdarıdır. Çin, Hıtay ve Keşmir klasik şiirde güzelleriyle anılan uzak ülkelerdir; bu ülkelerden haraç alması, sevgilinin bütün güzellerin üstünde olduğunu söylemenin bir yoludur. Bu yorum bizim çıkarımımızdır. "Ḫüsrev" kelimesi sözlük anlamıyla "hükümdar" demektir.
İkinci beyitte sevgili "Türk-i tīr-endāz" (ok atıcı Türk) diye anılır. Divan şiirinde "Türk" kelimesi güzel ve zalim sevgili için kullanılır; ok atıcılıkla birlikte anılması bu anlamı pekiştirir. Âşığın göğsü bu okların biriktiği bir sandık olmuştur. "Ṣandūḳa" kelimesinin burada okları saklayan bir kap anlamında kullanıldığını düşünüyoruz; bu bir çıkarımdır ve beyit başka türlü de anlaşılabilir.
Üçüncü beyit bir sebep-sonuç oyunu kurar. Âşık yanan göğsünü taşla döver; taştan ateş çıkması ise taşın kendi niteliği değil, göğsün yanışının etkisidir. Taşla çakmak arasındaki bilinen ilişki, bir hüsn-i talil (güzel sebep gösterme) yoluyla âşığın yanışına bağlanır. Bu yorum bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyitte gönül, sözünü dinlemeyen bir çocuk gibidir. "Ser-keş" (baş kaldıran) zülfün ayağına düşmesi, baş ile ayak arasında bir tezat kurar: baş kaldıran zülfün ayağına düşülür. Gönül uyarıyı dinlememiştir; artık ne çekerse hak etmiştir.
Mahlas beyti bir rüya yorumudur. Âşık düşünde gamzenin okunu görmüştür; o okun kanını dökmesi düşün "ta‘bīr"idir, yani gerçekleşmesidir. Dördüncü beyitteki "düşme" (yere düşme) ile beşinci beyitteki "düş" (rüya) arasında bir ses yakınlığı bulunur; bu bizim tespitimizdir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 253, tg 64 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






