Özgün Metin
Vezin: mef ‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ol serv-i ġonca-leb ki hemān gül budaġıdur
Cān gül-şen-i cihānda bugün ḥüsn bāġıdur
Geh geh ḫarābesine raḳībüñ nedür varup
Menzil-geh-i melek m’olur ol it yataġıdur
Zencīr-i zülfüñ ile ki bunca belā çeker
Uṣlanmadı daḫı dil-i Mecnūn bayaġıdur
Rūz-ı ezelde ḳısmet olan ḫaste göñlüme
Gālib budur ki derdüñ ile ġam bucaġıdur
Pür-nūr olursa ḫāne-i dil ṭañ mıdur Münīr
Şem‘-i cemāl bezm-geh-i dil çerāġıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. O gonca dudaklı selvi tıpkı bir gül dalıdır; o can (sevgili), bugün dünya gül bahçesinde güzellik bağıdır. Beyit iki türlü okunabilir: "cān" kelimesi bir hitap olarak "ey can" diye de anlaşılabilir.
2. Ara sıra varıp rakibinin harabesinde ne işin var; orası meleğin konağı mı olur, o köpeğin yatağıdır.
3. Zülfünün zinciriyle bunca bela çeken Mecnun gönül hâlâ uslanmadı; eskisi gibidir (bayaġı: önceki, eski hâliyle).
4. Ezelde (yaratılış gününde) hasta gönlüme kısmet olan, galiba senin derdinle (dolu) bir gam köşesidir.
5. Münîr, gönül evi nurla dolarsa şaşılır mı; (sevgilinin) güzellik mumu gönül meclisinin kandilidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmış altıncısıdır (tg 66). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "-ıdur" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-aġ" sesidir: budaġ, bāġ, yataġ, bayaġ, bucaġ, çerāġ. Kafiye kelimelerinin çoğunun Türkçe olması dikkat çeker: budak, yatak, bayağı ve bucak Türkçe, bāġ ve çerāġ Farsçadır. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 113a, VY 101a, Ü 34a); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgili önce bir selviye, sonra bir gül dalına, ardından bütün bir güzellik bağına dönüşür. Gonca dudak, selvi boy ve gül dalı aynı bahçenin parçalarıdır; "gül-şen-i cihān" (dünya gül bahçesi) bu bahçeyi dünyanın tamamına yayar. Bağ, gül, gonca ve selvi arasında bir tenasüp vardır.
İkinci beyit sevgiliye yöneltilmiş bir sitemdir. Sevgili ara sıra rakibin harabesine gitmektedir; âşık bunu anlamsız bulur, çünkü orası melek konağı değil, köpeğin yatağıdır. "Menzil-geh-i melek" (melek konağı) ile "it yataġı" arasındaki tezat, sevgilinin meleksi yüceliğiyle rakibin aşağılığını karşı karşıya getirir. Rakibin köpeğe benzetilmesi Münîrî'nin başka gazellerinde de görülür; örneğin tg 57'nin dördüncü beytinde "seg raḳīb" (köpek rakip) geçer.
Üçüncü beyitte gönül Mecnun'a benzetilir. Mecnun zincire vurulmuş bir deli olarak düşünülür; zincir de sevgilinin zülfüdür. Bunca belaya rağmen gönül uslanmamış, eskisi gibi kalmıştır. "Bayaġı" kelimesi bugünkü "bayağı" (adi) anlamında değil, sözlük anlamıyla "önceki, eskisi gibi" anlamındadır. TDV maddesi Münîrî'nin şiirlerinde pek çok arkaik kelime bulunduğunu belirtir; "bayaġı" bunun bir örneğidir. Bu tespit bizimdir.
Dördüncü beyit "rūz-ı ezel" (ezel günü) fikrine dayanır: insanların kaderi yaratılış gününde belirlenmiştir. Âşığın gönlüne düşen pay ise bir gam köşesidir. "Bucak" kelimesi sözlük anlamıyla "köşe" demektir; âşığın kısmetinin bir köşe kadar dar oluşu gamı daha da yoğunlaştırır.
Mahlas beyti ışık kelimeleriyle kapanır. "Pür-nūr" (nur dolu), "şem‘" (mum) ve "çerāġ" (kandil) arasında tenasüp vardır. "Münīr" mahlası sözlük anlamıyla "aydınlatan" demektir ve nurla dolan gönül evinin sahibi olarak bu tenasübe katılır. "Ṭañ" kelimesi de sözlük anlamıyla "şaşılacak şey" demek olan eski bir Türkçe kelimedir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 254, tg 66 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






