Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Başdan aşdı başladı yaşum olup deryā Ḫıżır
Derd ile her dem anuñçün direm iriş yā Ḫıżır
Levḥ-i dilde bir elif ḥarfini gördüm dem-be-dem
Bellü bildüm ol elifdür bu ḳad-i bālā Ḫıżır
Mülk-i ḥüsn içre göñül cān virür iken teşne-leb
Nā-geh ire ġaybdan bu la‘l-i rūḥ-efzā Ḫıżır
Ben de sen ẕāt-ı şerīfüñ adın ögrendüm hemān
Ādeme cennetde ta‘līm olıcaḳ esmā Ḫıżır
Yoḳdur aġzuñ diyü ṭutmışdum ‘adem yolın tamām
Ḫıżr irişdi görinüp bu la‘l-i rūḥ-efzā Ḫıżır
Bir nihāl-i serv-i dil-cū görmedüm ḳaddüñ gibi
Göz yaşından neşv ü nem bulup çeker bālā Ḫıżır
Gūyiyā oldı ḫıżırlıḳ ḫāne-i çeşm-i Münīr
İdeli ḫayl-i ḫayālüñ menzil ü me’vā Ḫıżır
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözyaşım deniz olup başımdan aşmaya başladı; bu yüzden dertle her an "Yetiş ya Hızır" derim.
2. Gönül levhasında sürekli bir elif harfi gördüm; açıkça anladım ki o elif bu yüce boydur, ya Hızır.
3. Gönül güzellik ülkesinde susuz dudakla can verirken, birden gaipten bu can artıran lal (dudak) Hızır gibi yetişse.
4. Âdem'e cennette isimler öğretilince, ben de senin şerefli zatının adını hemen öğrendim, ya Hızır.
5. "Ağzın yok" diye yokluk yolunu tamamen tutmuştum; Hızır yetişti: bu can artıran lal (dudak) görünerek Hızır oldu.
6. Boyun gibi gönül çeken bir selvi fidanı görmedim; (o) gözyaşından tazelik ve nem bulup boy atar, ya Hızır. Beyit iki türlü okunabilir: "çeker bālā Ḫıżır" sözü "Hızır onu yükseltir" diye de anlaşılabilir.
7. Hayalinin atlı bölüğü (oraya) konak ve yurt edineli, Münîr'in göz evi sanki bir çayırlık (ḫıżırlıḳ: yeşillik, çayır) oldu, ya Hızır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmış sekizincisidir (tg 68). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesine göre bu, divanda "Ḫıżır" redifli tek gazeldir; kafiye bunun önündeki "-â" sesidir: deryā, yā, bālā, rūḥ-efzā, esmā, rūḥ-efzā, bālā, me'vā.
Şiir Vatikan (VT 113a) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 28b) nüshalarında bulunur, Viyana nüshasında yoktur. Aparata göre 2. ve 5. beyitler Ü'de, 3. ve 6. beyitler VT'de yoktur. Dördüncü beyitte de Ü'nün okuyuşu farklıdır: "Ben de sen ẕāt-ı şerīfüñ adın ögrendüm" yerine "Dil de sen çābük-süvāruñ adın ögrenmiş" (gönül de senin çevik süvarinin adını öğrenmiş). Neşirdeki yedi beyitlik metin iki nüshanın birleştirilmesiyle kurulmuştur; her nüsha ayrı ayrı beş beyit verir.
Bu dağılım dikkat çekici bir sonuç doğurur. Neşirde "rūḥ-efzā" kafiyesi 3. ve 5. beyitlerde, "bālā" kafiyesi 2. ve 6. beyitlerde iki kez geçer. Oysa bu dört beyitten VT'de yalnız 2. ve 5., Ü'de yalnız 3. ve 6. beyitler bulunduğundan, iki nüshanın hiçbirinde aynı kafiye kelimesi tekrarlanmaz. Bu bizim tespitimizdir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin redifi Hızır'dır ve her beyit Hızır'a seslenir ya da onu anar. Halk inancında Hızır darda kalana yetişen, ölümsüzlük suyunu (âb-ı hayat) bulmuş bir velidir; yeşillik ve bereketle de ilişkilendirilir. Bu bilgiler genel kültüre dayanır ve gazelin bütün imgeleri bu çağrışımlardan beslenir; bu bir tespittir. Matlada gözyaşı deniz olup âşığın başından aşmıştır; boğulmak üzere olan âşık "Yetiş ya Hızır" der. "Baş" ile "başla-" arasında bir ses oyunu vardır.
İkinci beyitte sevgilinin boyu bir elif harfine benzetilir. Elif, Arap alfabesinin dimdik, tek çizgiden oluşan ilk harfidir; düz ve uzun boy için klasik şiirde sık kullanılır. Üçüncü ve beşinci beyitlerde sevgilinin dudağı "rūḥ-efzā" (can artıran) bir lal olarak Hızır'a benzetilir: susuzluktan ölmek üzere olan âşığa gaipten yetişen Hızır gibi dudak da can verir. Beşinci beyitte bu fikir sevgilinin ağzına bağlanır: ağız yok denecek kadar küçük olduğu için âşık yokluk yoluna girmiştir, ama dudak görününce hayata dönmüştür.
Dördüncü beyit Kur'an'daki, Allah'ın Âdem'e bütün isimleri öğrettiği anlatısını hatırlatır; âşık da sevgilinin adını aynı ezelî bilgiyle öğrenmiştir. Bu ilişki bizim tespitimizdir. Ü'deki "çābük-süvār" (çevik süvari) okuyuşu ise sevgiliyi Hızır'ın hızla yetişen bir atlı olarak düşünülmesiyle de bağdaşabilir; bu bir çıkarımdır.
Altıncı ve yedinci beyitler Hızır'ın yeşillik çağrışımını işler. Gözyaşıyla sulanan selvi boy atar; âşığın gözü de sevgilinin hayalinin atlılarının konakladığı bir "ḫıżırlıḳ"a, yani yeşil bir çayıra döner. "Ḫıżırlıḳ" kelimesi sözlük anlamıyla "yeşillik, çayırlık" demektir ve redifteki Hızır adıyla bir cinas oluşturur. Atlıların konakladığı yerin çayır olması, "ḫayl" (atlı bölük) ile "ḫıżırlıḳ" arasında bir tenasüp kurar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 255, tg 68 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






