Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Veh ki bu ḳatı göñül şöyle ki ṭaş pāresidür
N’eylesün şol kim anuñ ‘āşıḳ-ı bī-çāresidür
Şāḫ-ı gül kim gül-i sürḫ ile gülistānda durur
Nāvek-i yār ile ṣan kim cigerüm pāresidür
Seg raḳībüñ yüregi aġrısını ben bilürem
Tīr-i ġamzeñden olan baġrumuzuñ yarasıdur
Yüzüñ aġında görüp beñlerüñi didi göñül
Beni sevdāya ṣalan şöyle bu göz ḳarasıdur
Ne dilin çeyneriki disene ṭosṭoġru Münīr
Ḫod bilürler ki ḫam-ı zülfüñüñ āvāresidür
Günümüz Türkçesiyle
1. Vah ki (sevgilinin) bu katı gönlü sanki bir taş parçasıdır; onun çaresiz âşığı olan ne yapsın.
2. Gül bahçesinde kırmızı gülüyle duran gül dalı; sanki sevgilinin okuyla (delinmiş) ciğerimin parçasıdır.
3. Köpek huylu rakibin yürek ağrısını ben bilirim; (o ağrı) gamzenin okundan bağrımızda açılan yaradır. Beyit iki türlü okunabilir: rakibin yüreğini ağrıtan, âşığın bağrındaki bu yaradır (kıskançlıktan) ya da rakip de aynı okla yaralanmıştır.
4. Yüzünün akında benlerini görünce gönül dedi: Beni sevdaya (hem aşka hem kara sevdaya) salan işte bu göz karasıdır.
5. Münîr, ne dilini çiğneyip duruyorsun, dosdoğru söylesene; zaten bilirler ki (sen) kıvrık zülfünün avaresisin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin altmış dokuzuncusudur (tg 69). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesine göre bu, divanda "-sidür" redifli tek gazeldir. Kafiye kelimeleri pāre, bī-çāre, pāre, yara, ḳara ve āvāre'dir; Farsça kelimelerdeki uzun "â" ile Türkçe "yara" ve "ḳara"daki kısa "a" bir arada kullanılmıştır. "Pāre" (parça) kelimesi matlada ve ikinci beyitte aynı anlamla iki kez kafiye olmuştur. Bu iki gözlem bizim tespitimizdir. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 113b, VY 101a, Ü 34b); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgilinin gönlü bir taş parçasına benzetilir. "Ḳatı" (katı, sert) ve "ṭaş" kelimeleri sevgilinin merhametsizliğini anlatır; âşık bu taş karşısında çaresizdir. İkinci beyitte gül bahçesindeki kırmızı güllü dal, sevgilinin okuyla parçalanmış ciğere benzetilir. Gülün kırmızılığı ile ciğer kanı arasında bir renk ilişkisi kurulur; ok ile gülün dikeni arasında da bir benzerlik düşünülebilir, bu bir çıkarımdır.
Üçüncü beyit iki türlü okunabilir. Âşık, rakibin yürek ağrısını iyi bildiğini söyler. Bu ağrı, âşığın bağrında gamzenin okundan açılan yaradır: ya rakip âşığın yarasını kıskanır ve bundan yüreği ağrır, ya da rakip de aynı okla vurulmuştur ve âşık onun acısını kendi acısından tanır. Metin iki okumaya da açıktır.
Dördüncü beyit bir renk oyunu üzerine kuruludur. Sevgilinin yüzünün "aġ"ı (beyazı) üzerindeki benler, gönlü "sevdā"ya salmıştır. "Sevdā" sözlük anlamıyla hem "aşk" hem "kara safra, melankoli" demektir; eski tıpta kara renkle ilişkilendirilir. "Göz ḳarası" da sözlük anlamıyla "gözbebeği" ve mecazen "göz alıcı kara" demektir. Ak ile kara arasındaki tezat, sevda ile kara arasındaki tenasüple birleşir. Bu çözümleme bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde şair kendine seslenir. "Dilini çeynemek" sözlük anlamıyla "sözü ağzında gevelemek, açık söylememek" demektir. Şair, herkesin zaten bildiği gerçeği, yani kıvrık zülfün avaresi olduğunu açıkça söylemesini ister. "Ṭosṭoġru" (dosdoğru) ile "ḫam" (kıvrık, eğri) arasında bir tezat vardır: kıvrık zülfün avaresi, sözünü dosdoğru söylemelidir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 255-256, tg 69 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






