Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Yüzüñi görmeyen kimse mu‘ayyendür ki gözsüzdür
Anı her göz görür ṣanma egerçi küllīsi gözdür
Dem-ā-dem yüzüme urur ciger ḳan’olduġın eşküm
Benüm ḫod ansuz işüm yoḳ n’idelüm çün ki yüzsüzdür
Be-ġāyet müşkil olurdı hemān cevrüñ be-kām ise
Belā vü miḥnet ü derdüñ hele şudur ki düpdüzdür
Gözümüñ merdümi her dem dür-i eşki nis̱ār eyler
Göñül yaşlu gözüm ṣan kim bugün deryā-yı Hürmüzdür
Bizi āḫir ġam-ı dil-ber helāk ider didüñ bir gün
Eyü didüñ Münīrī sen ki bu daḫı gelür sözdür
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzünü görmeyen kişinin gözsüz olduğu bellidir; herkes göz sahibi olsa da, onu her göz görür sanma.
2. Gözyaşım ciğerin kan olduğunu durmadan yüzüme vurur; benim zaten onsuz bir işim yok, ne yapalım, (o gözyaşı) yüzsüzdür (utanmazdır).
3. Cefan (senin) dilediğin gibi olsaydı iş pek zor olurdu; belanın, mihnetin ve derdinin hiç değilse şu (iyi) yanı var ki dümdüzdür (açık, dolambaçsızdır). Beyit tam açık değildir; "be-kām" kelimesinin kimin dileğine göre anlamına geldiği kesin değildir.
4. Gözümün bebeği her an gözyaşı incisini saçar; gönül, ıslak gözümü bugün sanki Hürmüz denizi sanır.
5. Bir gün "Dilberin gamı sonunda bizi helak eder" demiştin; Münîrî, iyi dedin, bu da (gerçekleşecek) bir sözdür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yetmişincisidir (tg 70). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-üz/-öz" sesidir: gözsüz, göz, yüzsüz, düpdüz, Hürmüz, söz. Hürmüz dışındaki bütün kafiye kelimeleri Türkçedir. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 113b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel "göz" ve "yüz" kelimeleri etrafında döner. Matlada "gözsüz" ve "göz" aynı beyitte iki kez kafiye olur: sevgilinin yüzünü görmeyen gözsüzdür, ama her göz sahibi de onu göremez. Görmek için yalnız göz değil, ona layık bir bakış gerekir; bu yorum bizim çıkarımımızdır.
İkinci beyitte "yüzüne vurmak" deyimi sözlük anlamıyla "birinin kusurunu açıkça söylemek" demektir; burada gözyaşı ciğerin kan olduğunu âşığın yüzüne vurur, yani yüzünden akarak bu sırrı açığa çıkarır. Deyim hem mecaz hem gerçek anlamıyla işler. Beyit "yüzsüz" kelimesiyle kapanır: gözyaşı utanmazdır, ama aynı zamanda yüzü olmayan bir şeydir. "Yüz" kelimesinin üç ayrı kullanımı beyti bir cinas zinciri hâline getirir. Bu bizim tespitimizdir.
Üçüncü beyit tam açık değildir. "Be-kām" sözlük anlamıyla "dileğe uygun" demektir. Âşık, cefanın daha zor olabileceğini, ama hiç değilse belanın ve derdin "düpdüz", yani dolambaçsız olduğunu söyler. "Düpdüz" kelimesi Türkçe pekiştirmeli bir sıfattır ve beyte konuşma dilinin sesini getirir. "Belā", "miḥnet" ve "derd" kelimelerinin art arda dizilmesi âşığın çektiklerini bir yığın hâlinde gösterir; "hele" kelimesi ise bu yığının içinde küçük bir teselli arar. Bu okuma bizim çıkarımımızdır.
Dördüncü beyitte gözyaşları inciye, ıslak göz de Hürmüz denizine benzetilir. Hürmüz, Basra Körfezi'nin ağzındaki bir yerin adıdır; klasik şiirde incisiyle anılır. "Dür" (inci), "nis̱ār" (saçmak) ve "deryā" arasında tenasüp vardır. Hürmüz'ün incisiyle bilinmesi genel bilgiye dayanır; bu ilişki bizim tespitimizdir.
Mahlas beyti bir karşılıklı konuşmadır. Münîrî bir gün "dilberin gamı bizi helak eder" demiştir; şair kendi sözünü onaylar: bu da gerçekleşecek sözlerdendir. Gazelin "göz, yüz, söz" sesleriyle kapanması, redifin önündeki ses birliğini sona kadar taşır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 256, tg 70 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






