Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Göñlüme zülf-i zırıh-pūşı k’anuñ mesken olur
Ḳafes-i ṭūṭī belī ḳandayısa āhen olur
Ġam degül ġamzelerüñ göñlüm evin delse müdām
Her ne deñlü kim ola pençere ev rūşen olur
Sīne her laḥẓa fürūġ-ı ruḫ-ı yār ile ‘aceb
Gül-şen olur gibiyiken neyiçün kül-ḫan olur
Gül yüzüñ ḥasreti öldürse beni āḫir-i kār
Ḳanda ilterse ṣabā ṭopraġumı gül-şen olur
Şol ḳadar tīr-i ḫadeñgüñ ki yidi ölse Münīr
Pāre-i tīr ile hep türbem içi demren olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Onun zırh giymiş zülfünün gönlümü yurt edinmesi (şaşılmaz); papağanın kafesi, evet, nerede olursa olsun demirdendir.
2. Gamzelerin gönlümün evini durmadan delse gam değil; pencere ne kadar çok olursa ev o kadar aydınlık olur.
3. Şaşılır ki göğüs, sevgilinin yanağının parıltısıyla her an gül bahçesi olacakken niçin külhan (hamam ocağı) olur.
4. Gül yüzünün hasreti sonunda beni öldürse, saba yeli toprağımı nereye götürürse orası gül bahçesi olur.
5. Münîr senin okundan (tīr-i ḫadeng) o kadar çok ok yedi ki ölse, ok parçalarıyla türbesinin içi baştan başa temren (ok demiri) olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yetmiş beşincisidir (tg 75). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "olur" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-en" sesidir: mesken, āhen, rūşen, kül-ḫan, gül-şen, demren. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 115a, VY 100a, Ü 33b); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir kafes benzetmesine dayanır. Sevgilinin zülfü "zırıh-pūş" (zırh giymiş) olarak nitelenir; zülfün halkaları zırhın halkalarını hatırlatır. Gönül bir papağandır, zülüf de onun kafesidir; papağan kafesi nerede olursa olsun demirdendir. "Zırıh" ile "āhen" (demir) arasında tenasüp vardır. Zülfün sertliği ve gönlün o kafeste tutsak oluşu böylece tek bir görüntüde birleşir; bu çözümleme bizim tespitimizdir.
İkinci beyit beklenmedik bir mantık kurar. Gamzeler gönül evini delmektedir; ama âşık bunu dert etmez, çünkü pencere çoğaldıkça ev aydınlanır. Yaranın ışık kaynağına dönüşmesi, hüsn-i talile yakın bir buluştur. "Ġam degül" (gam değil) sözü de gamzenin "ġam" ile başlamasıyla bir ses oyunu kurar; acı, sevgilinin güzelliğini içeri alan bir pencere olur. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.
Üçüncü ve dördüncü beyitler gül bahçesi ile külhan karşıtlığı üzerine kuruludur. "Gül-şen" ile "kül-ḫan" arasında yalnız ilk harfi farklı bir ses benzerliği vardır; bu bir cinas örneğidir. Göğüs sevgilinin yanağının parıltısıyla gül bahçesi olacakken bir külhana, yani hamam ocağına döner; çünkü aynı parıltı göğsü yakar. Dördüncü beyitte ise âşığın ölümünden sonra bile toprağı saba yeliyle taşınır ve düştüğü yer gül bahçesi olur. "Gül-şen" kelimesi iki beyitte de kafiyede yer alır ve bu karşıtlığı birbirine bağlar.
Mahlas beyti bir mübalağayla kapanır. Âşık o kadar çok ok yemiştir ki ölse türbesinin içi ok demiriyle dolar. "Demren" (temren) sözlük anlamıyla okun ucundaki demirdir; matladaki "āhen" (demir) kelimesiyle gazelin başı ile sonu arasında bir anlam bağı kurulur. Bu bizim tespitimizdir. "Tīr", "ḫadeng" ve "demren" arasında da ok tenasübü vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 258, tg 75 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






