Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Gül-berge şol ki sünbül-i müşgīn niḳāb ider
Mülk-i cihānı ġamzesi siḥri ḫarāb ider
La‘lüñ Yemende yüregini şöyle dem-be-dem
Şīrīn-lebüñ leṭāfeti bir ḳaṭre āb ider
Cām-ı lebüñ şarābı k’anuñ nār-ı ḥasreti
Bezm-i ġam içre baġrumı her dem kebāb ider
Derd ile nālemüzden iñen ġāfil olma kim
Bī-dillerüñ du‘āsını Ḥaḳ müstecāb ider
Her nā-maḥalli kendüye yār idinüp Münīr
Bilsem ki bizden ol neyiçün ictināb ider

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül yaprağına (yanağına) misk kokulu sümbülü (zülfü) peçe eden o güzelin gamzesinin büyüsü, dünya ülkesini harap eder.

2. Şirin dudağının letafeti, Yemen'de lalin yüreğini her an öyle bir damla su eder (utancından eritir; āb: su, aynı zamanda mücevherin parlaklığı).

3. Dudağının kadehinin şarabı (öyle bir şaraptır) ki, onun hasretinin ateşi gam meclisinde bağrımı her an kebap eder.

4. Dert ile inleyişimizden hiç gafil olma; çünkü Hak, gönlünü yitirmiş olanların duasını kabul eder.

5. Münîr, (sevgili) her uygunsuz kişiyi kendine dost edinip, bilsem bizden niçin kaçınır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yetmiş altıncısıdır (tg 76). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi bu gazeli "ider" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-âb" sesidir: niḳāb, ḫarāb, āb, kebāb, müstecāb, ictināb. Şiir üç divan nüshasında da bulunur (VT 115a, VY 99b, Ü 33a); aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgilinin yanağı bir gül yaprağına, zülfü de misk kokulu bir sümbüle benzetilir; zülüf yanağın üzerine bir peçe gibi düşer. İkinci mısrada gamze bir büyücüdür ve büyüsü bütün dünya ülkesini harap eder. "Mülk-i cihān" (dünya ülkesi) ile "ḫarāb" (harap) arasındaki bağ, sevgilinin güzelliğini bir fatihin yıkıcı gücüne benzetir.

İkinci beyit tam açık değildir, ama bir mücevher imgesine dayandığı görülür. Yemen klasik şiirde değerli taşlarıyla anılır. Sevgilinin dudağının letafeti, Yemen'deki lalin yüreğini bir damla suya çevirir; lal dudakla yarışamayan taş utancından erir. "Āb" kelimesi sözlük anlamıyla hem "su" hem "parlaklık, mücevherin suyu" demektir; bu yüzden beyit bir tevriyeye de açıktır. Bu çözümleme bizim çıkarımımızdır.

Üçüncü beyit meclis imgeleriyle kurulur: "cām" (kadeh), "şarāb", "bezm" (meclis) ve "kebāb". Dudak bir kadehtir, içindeki şarap ise içilemediği için hasret ateşine dönüşür ve âşığın bağrını kebap eder. İçki meclisinde şarabın yanında kebap bulunması ile âşığın yanan bağrının kebaba benzetilmesi arasında bir tenasüp vardır.

Dördüncü beyit bir uyarı ve bir genel hükümdür. Sevgiliye âşığın inleyişinden gafil olmaması söylenir; çünkü Allah gönlünü yitirmiş olanların duasını kabul eder. "Bī-dil" sözlük anlamıyla "gönülsüz, gönlünü kaybetmiş" demektir ve aşk şiirinde âşığı anlatır. Beyitte bir tehdit sezilir: âşığın duası kabul olursa sevgili bundan etkilenebilir. Bu bizim çıkarımımızdır.

Mahlas beyti bir sitemdir. Sevgili her uygunsuz kişiyi kendine dost edinmekte, ama âşıktan kaçınmaktadır. "Nā-maḥal" sözlük anlamıyla "yersiz, uygunsuz" demektir. Âşığın kendini "biz" diye anması ile sevgilinin dost edindiği "her nā-maḥal" arasında bir karşıtlık kurulur: uygunsuzlar yakına alınmış, layık olan uzak tutulmuştur. Gazel, bu sorunun cevabını vermeden kapanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar