Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Sen ol şehsin kim ey rūḥ-ı muṣavver
Kemīne çākerüñdür şems-i ḫāver
Göñül kim cām-ı ‘ışḳuñ ser-ḫoşıdur
Ayılmaz hergiz ol tā rūz-ı maḥşer
Beni mest-i ḫarāb itdi be-ġāyet
Bugün bir sāḳī-i serv-i semen-ber
Bu yolda ḳıldan ince anca iş var
Tırāş ile kişi olmaz ḳalender
Münīrüñ külbe-i aḥzānın aṣlā
Yüzüñ şem‘iyle ḳılmaduñ münevver

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey surete bürünmüş ruh, sen öyle bir şahsın ki doğunun güneşi senin en naçiz kulundur.

2. Aşkının kadehiyle sarhoş olan gönül, mahşer gününe dek asla ayılmaz.

3. Bugün yasemin göğüslü, selvi boylu bir saki beni son derece sarhoş ve harap etti.

4. Bu yolda kıldan ince bir iş var; kişi tıraş olmakla kalender olmaz.

5. Münîr'in hüzün kulübesini yüzünün mumuyla hiç aydınlatmadın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yetmiş sekizincisidir (tg 78). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-er" sesine dayanır: muṣavver, ḫāver, maḥşer, semen-ber, ḳalender, münevver.

Şiir üç divan nüshasının yanı sıra iki nazire mecmuasında da bulunur: VT 115b, VY 100b, Ü 34a, Pervâne Bey Mecmuası (PB 188b) ve Edirneli Nazmî'nin Mecmau'n-nezâ'ir'i (MN 121b). Aparatta iki nüsha farkı kayıtlıdır: üçüncü beyitte PB'de "itdi" yerine "iden", Ü'de "mest-i" yerine "mest ü" yazılıdır. Gazelin nazire mecmualarına alınması bir nazire ilişkisi içinde yer aldığını düşündürür (bu bir çıkarımdır), ancak neşirde hangi şiire nazire olduğu belirtilmez. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla sevgiliyi bir hükümdar olarak över. Sevgili "rūḥ-ı muṣavver"dir, yani surete bürünmüş bir ruh; doğunun güneşi bile onun en naçiz kuludur. "Şems-i ḫāver" (doğunun güneşi) ile "şeh" (şah) arasında bir yücelik ilişkisi kurulur. İkinci ve üçüncü beyitler sarhoşluk temasını işler. Aşk kadehiyle sarhoş olan gönül mahşere dek ayılmaz; bugün de selvi boylu bir saki âşığı büsbütün harap etmiştir. "Cām", "ser-ḫoş", "mest" ve "sāḳī" kelimeleri arasında bir meclis tenasübü vardır.

Dördüncü beyit gazelin düşünce yükünü taşır. "Ḳalender" sözlük anlamıyla dünyaya aldırmayan gezgin derviş demektir. Şair, bu yolda kıldan ince bir iş bulunduğunu, kişinin yalnız tıraş olmakla kalender olamayacağını söyler. Kalenderî dervişlerinin saç ve sakallarını tıraş ettikleri bilinir; beyit bu dış görünüşe karşı içteki inceliği öne çıkarır. Bu bilgi genel bilgiye dayanır, beytin yorumu bizim çıkarımımızdır. "Ḳıl" ile "tırāş" arasında bir tenasüp vardır: tıraşta kıl kesilir, ama yol kıldan incedir.

Mahlas beyti bir sitemle kapanır. Sevgili Münîr'in hüzün kulübesini yüzünün mumuyla hiç aydınlatmamıştır. "Münīr" ve "münevver" kelimeleri aynı kökten gelir ve sözlük anlamıyla "aydınlatan" ile "aydınlatılmış" demektir; şairin adı "aydınlatan" olduğu hâlde kulübesi aydınlatılmamıştır. Bu iştikak ve ondan doğan ironi bizim tespitimizdir. "Külbe-i aḥzān" terkibi tg 56'nın üçüncü beytinde de geçer.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar