Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Her ki bu silsile-i zülf-i dü-tādan dem urur
Ṣanma ‘ālemde kim ol bād-ı hevādan dem urur
Nükhet-i ḫūb u sebük-serlik ile zülf-i ḫamuñ
Geh ṣabā andan u ol gāh ṣabādan dem urur
Gitdi ṣaḥrālara yüzin ṭolayup müşk-i Ḫıṭā
Lāf-ı zülfüñle bilelden ki ḫaṭādan dem urur
Ney gibi nāle-i dil-sūza dil āheng ideli
Ḳıldı ‘uşşāḳı muḥayyer ki nevādan dem urur
Sūz-ı ‘ışḳ ile Münīrī gibi rūşen-dil olan
Ṣubḥ-ı ṣādıḳ gibi ‘ālemde ṣafādan dem urur
Günümüz Türkçesiyle
1. Kim bu iki kat (iki yana ayrılmış) zülfün zincirinden dem vurursa (söz ederse), sanma ki o dünyada boş bir hevesten, havadan söz ediyor.
2. Kıvrık zülfün güzel kokusu ve hafifliği (oynaklığı) yüzünden, kâh saba ondan, kâh o sabadan dem vurur (söz eder, soluk alır).
3. Hıtâ miski, zülfünle övünmeye kalkışmanın bir hata olduğunu anladığından beri yüzünü sarıp (utancından yüzünü örtüp) sahralara gitti.
4. Gönül ney gibi yürek yakan iniltiye ahenk vereliden (uyum sağlayalıdan) beri âşıkları şaşkına çevirdi; çünkü nevâdan (nağmeden) dem vurur. Beyitte "uşşāḳ", "muḥayyer" ve "nevā" aynı zamanda birer makam adıdır.
5. Aşk ateşiyle Münîrî gibi gönlü aydınlanan kişi, gerçek sabah (tan ağarması) gibi dünyada safadan (saflıktan, neşeden) dem vurur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin seksen üçüncüsüdür (tg 83). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "dem urur" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-ā" sesidir: dü-tā, hevā, ṣabā, ḫaṭā, nevā ve ṣafā. Gazel yalnız iki divan nüshasında bulunur (VT 117a, VY 98b); Ü nüshasında ve nazire mecmualarında kaydı yoktur. Aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel "dem urmak" deyiminin iki anlamı üzerine kuruludur. "Dem" hem soluk hem söz demektir; "dem urmak" bir şeyden söz etmek, onunla övünmek anlamına geldiği gibi, nefes almak, ney gibi bir sazı üflemek ve bir nağme tutturmak anlamlarını da çağrıştırır. Şair beyitten beyite bu anlamları değiştirir.
Matlada "silsile" (zincir) kelimesi, zülfün zincirine bağlanan divane âşık mazmununu hatırlatır. "Bād-ı hevā" hem rüzgâr hem de boş heves demektir; zülfün zincirinden söz eden kişi boş konuşmuyor, gerçekten o zincire bağlanmış bir divanedir. İkinci beyitte zülüf ile saba rüzgârı arasında karşılıklı bir alışveriş vardır: saba zülfün kokusunu taşır, zülüf de sabayla dalgalanır. Birinin ötekinden söz etmesi aynı zamanda ondan soluk alması gibidir.
Üçüncü beyitte "Ḫıṭā" (Hıtay, misk ceylanının yurdu sayılan Orta Asya ülkesi) ile "ḫaṭā" (hata) arasında cinas vardır. Misk, siyah ve kokulu zülfe rakip olmaya kalkıştığı için utanmış, yüzünü örtüp sahralara çekilmiştir. Misk ceylanının bozkırlarda yaşaması bu kaçışa bir dayanak sağlar; bu bir çıkarımdır.
Dördüncü beyit musiki terimleriyle örülüdür. "Ney", "nāle", "āheng" (ahenk, akort) ve "dem urmak" (üflemek) kelimelerinin yanında "uşşāḳ", "muḥayyer" ve "nevā" hem gündelik anlamlarıyla (âşıklar, şaşkın, nağme) hem de makam adları olarak kullanılmıştır. Bu üç makam adının bir arada geçmesi bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde "ṣubḥ-ı ṣādıḳ" (gerçek sabah, tan ağarması) ile "rūşen-dil" (gönlü aydın) arasında bir aydınlık tenasübü vardır. Sabahın "dem urması" tanın ağarması, soluk alır gibi yayılmasıdır; aşk ateşiyle aydınlanan gönül de dünyaya bu sabah gibi safa saçar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 262, tg 83 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






