Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Gerçi bu teşne-dil leb-i cānāna ḳaṣd ider
Beñzer ki ḳanına ṣuṣadı cāna ḳaṣd ider
Yā Rab ne fitnedür yine devr-i ḳamerde kim
Jengār-ı ḫaṭṭuñ āyīne-i cāna ḳaṣd ider
Ṣan kim ġazāl-i ḫuftedür āhū gözüñ velī
Her bir naẓarda ādeme şīrāne ḳaṣd ider
Zülf-i ḫamuñ ki göñlümüzüñ pençesin burup
Uzatdı el meger ki girībāna ḳaṣd ider
Dil cān virüp diler ki ola saña müşterī
Alçaḳ bahāya Yūsuf-ı Ken‘āna ḳaṣd ider
Kimdür çerāġ-ı ḥüsnüñe dil virmesün diyen
Elbette şem‘a yanmaġa pervāne ḳaṣd ider
Bunca ḫadeng ü nāvek-i müjgān ile gözüñ
Gūyā peleng-i bīşedür insāna ḳaṣd ider
Yetişmek istedügi yüzüñ mihrine Münīr
Burc-ı şerefde ṭāli‘-i Keyvāna ḳaṣd ider

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu susuz gönül sevgilinin dudağına yönelse de (onu kastetse de), görünüşe göre kendi kanına susamıştır; cana kasteder. Beyit iki türlü okunabilir: "kanına susamak" deyimiyle gönlün kendi ölümünü aradığı da anlaşılabilir, sevgilinin dudağının âşığın kanına susadığı da.

2. Ya Rabbi, bu ne fitnedir ki yine ay devrinde (ay yüzlü sevgilinin güzellik çağında), ayva tüyünün pası can aynasına kasteder.

3. Senin ahu gözünü uyuyan bir ceylan sanırsın; ama o her bakışta insana aslan gibi saldırır.

4. Kıvrık zülfün gönlümüzün bileğini (pençesini) burup el uzattı; galiba yakaya kasteder (yakaya yapışmak ister).

5. Gönül can verip sana müşteri olmak ister; (böylece) Kenanlı Yusuf'u ucuz bir fiyata almaya kasteder.

6. Kim (der ki) gönül senin güzelliğinin çırağına (lambasına) gönül vermesin? Elbette pervane yanmak için muma yönelir.

7. Gözün bunca kayın oku ve kirpik oku ile sanki ormanın kaplanıdır; insana saldırır.

8. Münîr'in senin yüzünün güneşine yetişmek istemesi, şeref burcunda bulunan Zühal'in talihine ulaşmayı kastetmektir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir sekiz beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin seksen ikincisidir (tg 82). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "ḳaṣd ider" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-āna" sesidir: cānāna, cāna, şīrāne, girībāna, Ken‘āna, pervāne, insāna ve Keyvāna. Matlada "cānāna" ile "cāna" arasında bir ses benzerliği vardır. Gazel üç divan nüshasında ve iki nazire mecmuasında bulunur (VT 116b, VY 102b, Ü 38a, PB 210b, MN 142b). Aparata göre beşinci beyit VT ile VY'de, altıncı beyit PB'de yoktur; VT'de 7. ve 8. beyitler 117a'da olması gerekirken 119a'da yazılmıştır. PB dördüncü beyitte "zülf-i ḫamuñ" yerine "zülfüñ ḫamı" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin anahtar kelimesi rediftir. "Ḳaṣd itmek" hem "bir şeye yönelmek, niyet etmek" hem de "birinin canına kastetmek, saldırmak" demektir. Şair her beyitte bu iki anlam arasında gidip gelir. Gönül dudağa, pervane muma, Münîr güneş yüzüne "yönelir"; göz, zülüf ve ayva tüyü ise âşığa "saldırır".

İkinci beyitte "jengār" bakır ve tunç aynaların üstünde oluşan yeşil pastır. Sevgilinin yüzünde beliren yeşilimsi tüyler bu pasa benzetilir; pas aynayı kararttığı gibi, ayva tüyü de can aynasının parlaklığını bozar. "Devr-i ḳamer" (ay devri) hem zamanın bir dönemini hem de ay yüzlü sevgilinin güzellik çağını anlatır.

Üçüncü ve yedinci beyitler av hayvanları üzerinden bir tezat kurar. Göz önce "uyuyan ceylan" gibi zararsız görünür, sonra aslan gibi saldırır. Yedinci beyitte kirpikler "ḫadeng" ve "nāvek" denilen ok türlerine, göz de ormandaki kaplana benzetilir. Dördüncü beyitte zülüf bir güreşçi gibi gönlün bileğini burar ve yakaya uzanır. Uzun zülfün omuzdan göğse, yani yaka hizasına inmesi bu imgenin dayanağı olabilir; bu bir çıkarımdır.

Beşinci beyit Yusuf kıssasına dayanır. Yusuf kardeşlerince ucuz bir fiyata satılmıştı; âşık can vererek sevgiliye müşteri olmak isterken onu bu ucuz fiyata almaya kalkmış olur. Can bile sevgili için düşük bir bedel sayılmaktadır. Altıncı beyit mum ile pervane mazmununu kullanır ve bir atasözü kesinliğiyle söylenmiştir.

Mahlas beyti gök bilimi terimleriyle kurulmuştur. "Mihr" (güneş), "burc", "şeref" ve "ṭāli‘" (talih, doğuş) kelimeleri arasında tenasüp vardır. "Burc-ı şeref" bir gezegenin en güçlü sayıldığı burçtur; "Keyvān" ise Zühal'dir ve eski gök anlayışında yedinci kat göktedir. Münîr'in sevgilinin güneş yüzüne ulaşmak istemesi, en yüksekteki gezegenin en güçlü talihine erişmeye kalkmak kadar imkânsızdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar