Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Ṣūretde hemān la‘l-i lebüñ gül-be-şekerdür
Ma‘nīde velī aḫker ü yā āteş-i terdür
Kirpüklerüm ile gözüm ol ġamzeye ḳarşu
Gūyā ki ṭolu tīr-i ḫadeng ile siperdür
Her laḥẓa ḫayālāt-ı ḫad ü ḫaṭṭuñ u ḫālüñ
Elbette görinür göze zīrā ki memerdür
‘Uşşāḳ-ı naẓar-bāza bu ebrū-yı keşīde
Gül-zār-ı cemāl içre ‘aceb medd-i naẓardur
Ey merdümek-i dīde izi ṭozı nigāruñ
Ser-tāc-ı Münīr ise saña nūr-ı baṣardur
Günümüz Türkçesiyle
1. Görünüşte senin lal dudağın tam bir gülbeşekerdir (gül şekerlemesidir); fakat anlamda (özünde) bir kor ya da yaş bir ateştir.
2. Kirpiklerimle birlikte gözüm o gamzeye karşı sanki kayın oklarıyla dolmuş bir kalkandır.
3. Yanağının, ayva tüyünün ve beninin hayalleri her an elbette göze görünür; çünkü (göz onların) geçididir.
4. Bakış oyunu oynayan âşıklar için bu çekik kaş, güzellik gül bahçesinde ne şaşılacak bir "medd-i nazar"dır (bakışın uzandığı sınır; kaşa benzeyen uzatma işareti).
5. Ey göz bebeği, sevgilinin izinin tozu Münîr'in baş tacı ise, sana da gözün nurudur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin seksen beşincisidir (tg 85). Vezin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-dür" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye bunun önündeki "-er/-ar" sesidir: gül-be-şeker, ter, siper, memer, naẓar ve baṣar. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 117a, VY 97b, Ü 30b). Aparata göre Ü nüshasında birinci beyit 30b'de, öteki beyitler 32a'da yazılmıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla "ṣūret" (görünüş) ile "ma‘nī" (anlam, öz) karşıtlığı üzerine kurulmuştur. Lal dudak görünüşte gülbeşeker kadar tatlı ve kırmızıdır, ama özünde yakıcıdır. "Āteş-i ter" (yaş ateş) ifadesi birbirine zıt iki niteliği bir araya getirir; dudak hem nemli hem yakıcıdır. Kırmızı renk gül, kor ve ateşi birbirine bağlar.
İkinci beyit bir savaş sahnesidir. Gamze, sevgilinin süzgün ve yaralayıcı bakışıdır; burada da ok atan bir okçu gibi düşünülmüştür. Âşığın gözü bu oklara karşı tutulmuş bir kalkandır. Kirpikler ise kalkana saplanmış okları andırır. Göz ile kalkanın yuvarlaklığı, kirpikler ile okların inceliği arasındaki benzerlik imgenin dayanağıdır.
Üçüncü beyitteki "memer" (Arapça memerr, geçit, yol) kelimesi gözü bir geçide çevirir. Sevgilinin yanağı, ayva tüyü ve beni gönle varmak için gözden geçmek zorundadır; bu yüzden onların hayalleri her an göze görünür. "Ḫad", "ḫaṭṭ" ve "ḫāl" kelimelerinin üçü de "ḫ" sesiyle başlar; bu ses tekrarı bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyitte "medd-i naẓar" bakışın uzanabildiği son sınır demektir. "Medd" aynı zamanda Arap yazısında uzatma işaretinin adıdır; bu işaretin yatay ve hafifçe kıvrık biçimi çekik bir kaşı andırır. Kaşın hem bakışın son durağı hem de yazıdaki bir işaret gibi düşünülmesi bizim tespitimizdir. "Naẓar-bāz" (bakış oyuncusu) ile "naẓar" arasında da bir kelime tekrarı vardır.
Mahlas beytinde sevgilinin izinin tozu, gözü aydınlatan bir sürme gibi düşünülmüştür. Münîr o tozu baş tacı edinir; göz bebeği için de o toz görme gücünün nurudur. "Ser-tāc" (baş tacı) ile "nūr-ı baṣar" (göz nuru) arasında baştan göze inen bir tenasüp kurulmuştur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 263, tg 85 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






