Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Her gice dil ḫayālüñi mihmān alur gider
Gör himmet-i gedāyı ki sulṭān alur gider
Aldı ḫayāl-i ġamzeñi gerçi gider göñül
Dīvānedür ki uġruyı mihmān alur gider
‘Işḳuñ yolında şöyle ki teslīm-i cān idem
Biñ ‘izzet ile cennete Rıḍvān alur gider
Ol Türk-i ser-ḫoşuñ ḳılıcından ki ḳan ṭamar
Her ḳandayısa gövdeleri ḳan alur gider
Şevḳ-ı cemāli odlara yaḳup beni Münīr
Her bezm-gāha şem‘-i şebistān alur gider

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül her gece senin hayalini misafir olarak alıp gider; şu dilencinin himmetine (yüce gönüllülüğüne) bak ki sultanı (konuk diye) alıp gider.

2. Gönül senin gamzenin hayalini alıp gitse de (bilsin ki) divanedir; çünkü hırsızı misafir diye alıp gider.

3. Aşkının yolunda öyle can teslim edeyim ki Rıdvan (cennetin bekçisi) beni bin izzet ile cennete alıp götürsün.

4. O sarhoş Türk'ün (güzelin) kılıcından kan damlar; nerede olursa olsun, gövdeleri kan alıp götürür (kan seli sürükler).

5. Münîr, onun cemalinin şevki beni ateşlere yakıp gece odasının mumu gibi her meclise alıp götürür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin seksen yedincisidir (tg 87). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "alur gider" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-ān" sesidir: mihmān, sulṭān, mihmān, Rıḍvān, ḳan ve şebistān. Birinci beytin ilk mısraındaki "mihmān" kelimesi ikinci beyitte yine kafiye olarak kullanılmıştır; bu kafiye tekrarı bizim tespitimizdir. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 117b, VY 99a, Ü 32b). Aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifteki "alur gider" (alıp gider, alıp götürür) her beyitte başka bir taşıma işini anlatır: gönül hayali eve konuk olarak alır, Rıdvan âşığı cennete götürür, kan seli gövdeleri sürükler, şevk de âşığı mum gibi meclisten meclise taşır.

İlk iki beyit aynı sahnenin iki yüzüdür. Matlada gönül bir dilencidir; sevgilinin hayali ise sultandır. Bir dilencinin her gece bir sultanı evine konuk etmesi büyük bir himmet işi sayılır. "Gedā" (dilenci) ile "sulṭān" arasındaki tezat beytin dayanağıdır. İkinci beyitte konuk bu kez gamzenin hayalidir; gamze gönülleri çalan bir hırsız olarak bilinir. Hırsızı misafir diye evine alan kişi ancak bir divane olabilir. Gönlün aynı davranışı bir beyitte himmet, ötekinde divanelik olarak değerlendirilir.

Dördüncü beyitte sevgili "sarhoş Türk" olarak anılır. Divan şiirinde güzel ve zalim sevgilinin "Türk" diye anılması bilinen bir kullanımdır; sarhoşluk ise onun gözünün mahmurluğuna ve öfkesine işaret eder. Kılıcından damlayan kan bir sel olup gövdeleri alıp götürür. "Ḳandayısa" (nerede ise) kelimesindeki "ḳanda" ile "ḳan" arasında bir ses oyunu vardır; bu bizim tespitimizdir. Mısradaki "ḳan" kelimesi üç kez tekrarlanır ve sahneye bir kan seli görüntüsü verir.

Mahlas beyti mum mazmununu kullanır. Gece odasının mumu meclisten meclise taşınır ve her yerde yanar; âşık da sevgilinin cemalinin şevkiyle yanar ve gittiği her mecliste bu ateşi taşır. Mumun kendini yakarak çevresini aydınlatması, âşığın kendi acısıyla meclisleri ısıtmasına benzetilmiştir; bu yorum bir çıkarımdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar