Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Hīc ben la‘l-i lebüñden dimezem nesne beter
Bilürem kim nesnesi yoḳ yoġ olan ṭaşdan beter
Āteş-i ‘ışḳumla dūd-ı āhumı ma‘ẕūr ṭut
Ḫod bilürsin bir yire kim od düşe ṭurmaz tüter
Niçün uyarsın hevā-yı zülfine yārüñ diyü
Sen de öldürme beni ey dil benem baña yeter
Hīc raḥm itmez ḳılur ‘uşşāḳını her dem helāk
Şöyle ṣanur ġālibā kim ādem ot gibi biter
Gözleri yaşına ġarḳ oldıysa ṭañ mıdur Münīr
Bes mes̱eldür ‘āḳıbet ṣulu señek ṣuda yatar

Günümüz Türkçesiyle

1. Ben senin lal dudağın için asla bir kötü söz söylemem; bilirim ki hiçbir şeyi olmayan (yokluğa düşmüş olan) taştan da beterdir. Beyit kapalıdır ve iki türlü okunabilir: "nesnesi yok, yok olan" ifadesi elinde hiçbir şeyi kalmamış âşığı anlatabileceği gibi, divan şiirinde "yok" sayılacak kadar küçük düşünülen sevgilinin ağzına da işaret edebilir; "lal" ile "taş" arasında da bir bağ vardır.

2. Aşkımın ateşi yüzünden ahımın dumanını mazur gör; zaten bilirsin ki bir yere ateş düşerse durmadan tüter.

3. "Niçin sevgilinin zülfünün havasına (arzusuna) uyarsın" diye, ey gönül, sen de beni öldürme; ben bana yeterim (kendimi öldürmeye kendi derdim yeter).

4. (Sevgili) hiç merhamet etmez, âşıklarını her an helak eder; galiba insanın ot gibi (kendiliğinden yeniden) bittiğini sanır.

5. Münîr, gözleri kendi yaşına gark olduysa şaşılır mı? Bu bir meseldir: sonunda sulu senek (su testisi) suda yatar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin doksan birincisidir (tg 91). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-Er" redifli gazeller arasında gösterir. Kafiye kelimeleri beter, beter, tüter, yeter, biter ve yatardır; matlanın iki mısraı da aynı "beter" kelimesiyle biter, mahlas beytindeki "yatar" ise kalın ünlüsüyle bu kafiyeye ancak yaklaşık uyar. Bu iki gözlem bizim tespitimizdir. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 118b, VY 158a); Ü nüshasında yoktur. Aparatta nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel halk söyleyişine yakın, deyim ve atasözüyle yüklü bir dile sahiptir. TDV maddesi, Necâtî Bey'le başlayıp Zâtî ile devam eden mahallî tabirler kullanma ve atasözleriyle deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde Münîrî'nin de başarılı olduğunu belirtir. Bu gazelde ikinci, dördüncü ve beşinci beyitler bu yönün açık örnekleridir.

Matla kapalıdır. "Lal" kırmızı bir değerli taştır; dudak bu taşa benzetilir. Âşık, sevgilinin dudağı hakkında kötü söz söylemediğini, çünkü hiçbir şeyi olmayanın taştan da beter olduğunu bildiğini söyler. Divan şiirinde sevgilinin ağzı küçüklüğünden ötürü "yok" sayılır; "yoġ olan" ifadesinin bu mazmuna işaret ediyor olması mümkündür. Bu okuyuş bir çıkarımdır.

İkinci beyit âşığın ahını bir dumana, aşkını da bir ateşe benzetir. İkinci mısradaki "bir yere ateş düşerse durmadan tüter" sözü, gündelik bir gözlemi delil olarak kullanır. Üçüncü beyitte âşık kendi gönlüne seslenir: gönül, onu sevgilinin zülfüne uyduğu için kınayıp öldürmesin; âşığı öldürmeye zaten kendi derdi yeter.

Dördüncü beyitte sevgilinin acımasızlığı bir halk sözüyle anlatılır: sevgili, öldürdüğü insanların ot gibi yeniden biteceğini sanır. Aynı ifade Latîfî'nin tezkiresinde de geçer; Latîfî Temennâyî maddesinde onu "Âdem ot gibi biter ve ot gibi yiter" diyen dinsizlerden biri olarak anar. Sözün dönemde bilinen bir söyleyiş olduğu buradan anlaşılır; Münîrî'nin beyti ile Latîfî'deki kayıt arasındaki bu bağ bizim tespitimizdir.

Mahlas beyti bir mesel ile kapanır: "ṣulu señek ṣuda yatar." Türk Dil Kurumu sözlüğü "senek" kelimesini "çam ağacından yapılmış su testisi" diye açıklar. Su taşıyan testinin sonunda suya düşüp orada kalması gibi, gözyaşı taşıyan göz de sonunda kendi yaşına gömülür. Meselin bu biçimiyle başka bir kaynakta geçip geçmediğini doğrulayamadık.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar