Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Gözden ḫayāl-i la‘l-i şeker-bār dūr olur
Lā-büd acıyla gözlerümüñ yaşı şūr olur
Dilden ḫayāli sīnede incindügi bu kim
Mihmān bir evde ḫaste gire bī-ḥużūr olur
Menzil-geh-i perī diyü sīnemde ‘ūd-ı dil
Şevḳ-ı ḫayālüñ ile yanup ḫoş buḥūr olur
Vech ü yüzüñe baḳmaduġı zāhidüñ bu kim
Gün ṭoġsa çeşm-i şeb-pere elbette kūr olur
Şevḳ-ı ruḫuñla ḳabr-i Münīrīye baḳ da gör
‘Işḳuñ şehīdi yatduġı yir nice nūr olur

Günümüz Türkçesiyle

1. Şeker yağdıran lal dudağının hayali gözden uzak olunca, gözlerimin yaşı elbette acıdan tuzlu olur.

2. Hayalinin göğüste gönülden incinmesinin sebebi şudur: bir eve hasta biri girerse misafir huzursuz olur. (Gönül hastadır, hayal ise göğüs evine konuk olmuştur.)

3. Göğsüm perinin konağıdır diye, gönül ödağacı senin hayalinin şevkiyle yanıp güzel kokulu bir tütsü olur.

4. Zahidin senin yüzüne bakmamasının sebebi şudur: gün doğunca yarasanın gözü elbette kör olur.

5. Senin yanağının şevkiyle Münîrî'nin kabrine bak da gör: aşkının şehidinin yattığı yer nasıl nur olur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin doksan dördüncüsüdür (tg 94). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "olur" redifli olarak gösterir; kafiye bunun önündeki "-ūr" sesidir: dūr, şūr, bī-ḥużūr, buḫūr, kūr ve nūr. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 119b, Ü 29a); VY nüshasında yoktur. Aparata göre Ü dördüncü beyitte "gün ṭoġsa" (gün doğsa) yerine "gündüz yitişse" (gündüz erişse) okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin beyitlerinin çoğu bir sebep gösterme düzeni taşır: ikinci ve dördüncü beyitler "… bu kim" (… şudur ki) diye başlayan bir açıklama verir, birinci ve üçüncü beyitler de bir sonucu bir sebebe bağlar. Şair her beyitte gündelik bir gözlemi aşk hâline delil olarak kullanır.

Matla "şeker" ile "şūr" (tuzlu) arasındaki tat karşıtlığına dayanır. Dudağın hayali göz önündeyken her şey tatlıdır; o hayal uzaklaşınca gözyaşı acı ve tuzlu olur. İkinci beyit bir ev sahnesi kurar: göğüs bir evdir, sevgilinin hayali bu eve konuk olmuştur, gönül ise evde yatan bir hastadır. Hastanın bulunduğu evde misafirin rahat edememesi gibi, hayal de hasta gönlün yanında huzursuzdur.

Üçüncü beyitte göğüs perinin konağıdır; sevgili peri olarak düşünülmüştür. "‘Ūd" güzel kokulu bir ağaçtır ve tütsü olarak yakılır. Gönül bu ödağacı gibi yanarak periye layık bir buhur olur. Peri ile tütsü arasındaki bağın halk inançlarına dayanması mümkündür, ancak bunu bir kaynakla doğrulayamadık.

Dördüncü beyit irsal-i mesel sanatına güzel bir örnektir. Zahit sevgilinin yüzüne bakmaz; şair bunu, güneş doğunca yarasanın gözünün görmemesiyle açıklar. Sevgilinin yüzü güneştir, zahit ise ışığa dayanamayan bir yarasadır. Böylece zahidin yüz çevirmesi bir körlük olarak gösterilir.

Mahlas beytinde âşık kendini aşk şehidi olarak anar. Sevgilinin yanağının şevkiyle ölen Münîrî'nin kabri nurla dolar. "Şehīd" ile "nūr" arasındaki ilişki ve kabrin aydınlanması, aşk yolunda ölümün bir yüceliş gibi düşünülmesine dayanır. Birinci beyitteki "göz" ile mahlas beytindeki "nūr" arasında da gazelin başından sonuna uzanan bir görme ve ışık tenasübü kurulmuştur; bu bizim tespitimizdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar