Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Her nefes göñlüm ġam-ı ‘ışḳıyla yārüñ biñ yaşar
Sen gerek ṭurma gözüm ḳan dök gerek her dem yaşar
Varuban cān virürem kūyında didüñ dil-berüñ
Kim ne dir var ey göñül saña tek er ol iş başar
Ḫaddüñ añduḳça gözümüñ yaşları seyl olduġı
İrse hengām-ı bahār elbette ırmaḳlar ṭaşar
Sen şeh-i çābük-süvāra göñlüm olaldan esīr
Leşker-i ġam dil ḥiṣārını gelüp her dem ḳuşar
Geçdi kūh-ı ġamdan irdi vaṣla sözümle Münīr
Bes mes̱eldür bu ki ey dil ṭanışıḳlu ṭaġ aşar

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlüm sevgilinin aşk gamıyla her nefeste bin (yıl) yaşar; ey gözüm, ister durmadan kan dök, ister her an yaşar (sulan).

2. "Varıp dilberin mahallesinde can veririm" dedin; kim ne derse desin, var ey gönül, o işi ancak senin gibi bir yiğit başarır. Beyit iki türlü okunabilir: "saña tek er" ifadesi "senin gibi bir er" diye anlaşılabileceği gibi "tek başına bir er, eşsiz bir yiğit" diye de okunabilir.

3. Yanağını andıkça gözümün yaşlarının sel olmasına şaşılmaz; bahar mevsimi gelince elbette ırmaklar taşar.

4. Sen çevik süvari şaha gönlüm esir düşeli beri, gam ordusu gelip gönül hisarını her an kuşatır.

5. Münîr sözüyle (danışarak) gam dağını aştı, vuslata erdi; ey gönül, bu bir meseldir: danışıklı (danışan) dağ aşar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin doksan ikincisidir (tg 92). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde bu gazelin numarası geçmez. Gazel redifsizdir; kafiye "-şar" ses dizisidir: yaşar, yaşar, başar, ṭaşar, ḳuşar ve aşar. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 119a, Ü 29a); VY nüshasında yoktur. Aparata göre Ü birinci beyitte "ṭurma gözüm ḳan dök" yerine "ḳan dök gözüm ṭurma" sırasını verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin en belirgin özelliği ses oyunları ve halk söyleyişidir. Matlanın iki mısraı da "yaşar" kelimesiyle biter; birincisinde "ömür sürer", ikincisinde "yaşla dolar, sulanır" anlamındadır ve böylece tam bir cinas oluşur. TDV maddesi Münîrî'nin cinasın bütün türlerini başarıyla uyguladığını, atasözlerini ve deyimleri şiire yerleştirme geleneğinde de başarılı olduğunu söyler. Bu cinasın tespiti bizimdir.

İkinci beyitteki "saña tek er" ifadesinde "tek" kelimesi "gibi" anlamında kullanılmış görünüyor; bu okuyuş bizim çıkarımımızdır ve doğruysa TDV'nin işaret ettiği arkaik kelime kullanımına bir örnek sayılabilir. Gönül sevgilinin kapısında can vermeye karar vermiştir; şair onu bu yiğitliği için över. Üçüncü beyit irsal-i mesel sanatının açık bir örneğidir: gözyaşının sel olması, bahar gelince ırmakların taşması gibi bilinen bir doğa olayıyla açıklanır. Yanak, gül ve bahar arasındaki ilişki de beyte bir tenasüp kazandırır.

Dördüncü beyit bir kuşatma sahnesidir. Sevgili çevik bir süvari şahtır; âşığın gönlü onun esiri olunca gam ordusu gönül hisarını kuşatmaya başlar. "Ḳuşar" fiili burada "kuşatır" anlamında görünmektedir; bu bir çıkarımdır. "Şeh", "süvār", "esīr", "leşker" ve "ḥiṣār" kelimeleri arasında savaş temalı bir tenasüp vardır.

Mahlas beyti bir mesel ile kapanır: "ṭanışıḳlu ṭaġ aşar." Türk Dil Kurumu sözlüğünde bugün "danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış" biçiminde yaşayan atasözü, "bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir" diye açıklanır. Münîrî'nin "ṭanışıḳlu" kelimesinin bu atasözündeki "danışan" ile aynı kökten geldiği ve beyitteki meselin bu atasözünün eski bir biçimi olduğu anlaşılıyor; bu bizim tespitimizdir. Münîr de sözüyle, yani danışıp söyleşerek gam dağını aşmış ve vuslata ermiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

  • Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, "danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış" maddesi. https://sozluk.gov.tr/

Çevrimiçi kaynaklar