Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Didüm āḫir yandı mihrüñden Münīr ey bī-vefā
İşidüp sözümi geldi kūhdan da bu ṣadā

Günümüz Türkçesiyle

1. "Ey vefasız, sonunda Münîr senin sevginden (güneşinden) yandı" dedim; sözümü işitip dağdan da aynı ses (yankı) geldi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Neşirdeki on dördüncü muamma "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" vezniyle yazılmış tek beyittir; mısralar "bī-vefā" ve "ṣadā" kelimeleriyle kafiyelenir. Muammalar VT ve VY nüshalarında aynı sırayla yer alır (VT 179b-180b, VY 151a-152b); Ü nüshasında 11. muammadan sonrası bulunmadığı için bu beyit o nüshada yoktur.

Neşir başlığında çözüm "‘Īsā" olarak verilir; Ersoy girişte adı "Îsâ" diye anar. Kimin adı olduğu belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit küçük bir sahne kurar: âşık sevgiliye yanıp tutuştuğunu söyler, dağ da bu sözü geri yankılar. Kubbealtı Lugatı "mihr" kelimesine güneş ve sevgi anlamlarını verir; "mihrüñden yanmak" hem sevgiliye duyulan sevgiden hem de onun güneş gibi yüzünden yanmak demektir. "Sedâ - sadâ" maddesi de kelimenin Arapçada yankı anlamında olduğunu, Farsçada ses anlamını kazandığını kaydeder; beyitte iki anlam birlikte çalışır.

Dağın sözü tekrarlaması, âşığın şikâyetinin tabiatta bile karşılık bulduğunu gösterir; vefasız sevgili ise cevap vermez. Muammanın harf hesabı neşirde gösterilmez. Yankının bir kelimenin sonunu geri vermesi akla bir harf işlemi getirse de ‘Īsā adının beyitten nasıl çıktığını gösteremiyoruz.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar