Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ey güzeller şāhı yār-ı dil-rübā
Yiñile ‘āşıḳuña yoḳ mı devā
Der-be-der der-yūze idüp ‘ālemi
Ḳapuña şey’ lillāha geldüm şehā

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey güzellerin şahı, gönül kapan sevgili, âşığına yeniden bir çare yok mu? ("Yiñile" kelimesini "yeniden" diye anlıyoruz; bkz. yorum.)

2. Ey şah, dünyayı kapı kapı dolaşıp dilendim; (sonunda) "Allah rızası için bir şey" diyerek senin kapına geldim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Neşirdeki sekizinci müfred "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" vezniyle yazılmış iki beyittir. Neşir bu iki beyti "Müfredler" başlığı altında, aralarında boşluk bırakarak verir. Kubbealtı Lugatı müfredi başka beyitlere bağlı olmayan tek beyit diye tanımladığı için, buradaki parça adına rağmen iki beyitliktir; tür adı neşre uyularak korunmuştur. Ersoy girişte divandaki dokuz müfredin yalnız Vatikan nüshasında (VT) bulunduğunu ve hepsinin Türkçe olduğunu yazar; müfredler bu nüshanın 180b-181b yapraklarındadır.

Kafiye "dil-rübā", "devā" ve "şehā" kelimeleriyle kurulur. İlk beytin iki mısraı da kafiyelidir; Kubbealtı Lugatı mısraları kafiyeli beyte musarra der ve manzumelerin matla beyitlerinin hemen her zaman musarra olduğunu kaydeder. Bu bakımdan parça, bir matla ile onu izleyen bir beyitten oluşan bir şiir başlangıcını andırır (bizim tespitimizdir). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Parça, şah ile dilenci arasındaki bilinen karşıtlık üzerine kurulur. Sevgili ilk mısrada "güzeller şāhı", son mısrada "şehā" (ey şah) diye anılır; âşık ise kapı kapı dilenen biridir. Kubbealtı Lugatı "dilrübâ" kelimesini gönül kapan, "deryûze" kelimesini dilencilik, "der" kelimesini de kapı diye açıklar. "Der-be-der" (kapı kapı) ile "der-yūze" ve "ḳapu" arasındaki ses ve anlam yakınlığı ikinci beyte ahenk verir; "şey’ lillāh" da dilencinin kapıda söylediği "Allah rızası için bir şey" sözüdür.

"Yiñile" kelimesi divanın başka iki yerinde de geçer: 11. kasidede "yiñile bitmiş" çimen, 26. kasidede "yiñiler" biçimiyle. Biz kelimeyi buna dayanarak "yeni, yeniden" anlamında okuduk (bizim okumamızdır). Âşık dünyadaki bütün kapıları dolaştıktan sonra son çare olarak sevgilinin kapısına gelmiştir; derdinin devası da ancak oradadır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar