İskender MÖ 323'te Babil'de öldüğünde geride hükümdarlığı devralacak güçlü bir halef bırakmamıştı. Komutanları, yani diadokhlar, imparatorluğun parçalarını kendi aralarında paylaşmak için kırk yıl sürecek savaşlara girişti. Anadolu bu savaşların en çok el değiştiren sahnelerinden biriydi. Antigonos Monophthalmos bir ara Küçük Asya'nın büyük bölümüne hükmetti, Lysimakhos Trakya'dan batı Anadolu'ya uzandı, Seleukos doğudan geldi, Ptolemaios'lar kıyılardaki limanlar için pazarlık etti. Karadeniz'e bakan dağlık kuzey bölgesi, Pers döneminden kalma Kapadokya satraplıklarının sınırında, bu çekişmenin tam ortasında kalan ve henüz kimsenin kalıcı biçimde sahiplenmediği bir alandı. Pontus Krallığı bu boşlukta, Pers kökenli bir ailenin bir sürgünle başlayan uzun mücadelesinin sonunda doğdu ve başkenti Amaseia, yani bugünkü Amasya oldu.
Krallığın adı da başlı başına bir tartışma konusudur. Pontos, Yunancada "deniz" demektir ve antik dünyada genellikle Karadeniz için kullanılırdı. Brian McGing'in Encyclopaedia Iranica için yazdığı maddeye göre, Mithridatos hanedanının kendisini çağdaş belgelerde "Pontus kralı" diye adlandırdığına dair bir kanıt yoktur. Bu adlandırma büyük olasılıkla MÖ 63'te Mithridates Eupator'un yenilgisinin ardından kurulan Roma eyaletinin etkisiyle, Strabon ve ondan sonraki yazarlar tarafından geriye dönük olarak kullanılmış, "kolay bir anakronizm" olarak bugüne kadar gelmiştir. Strabon'un kendisi de Amaseia'lıydı ve bölge hakkındaki en değerli bilgileri o verir.
Kios'lu Bir Pers Soyu
Hanedanın ilk bilinen ataları dördüncü yüzyılda Mysia'daki Yunan kenti Kios'u (Kios, Cius) yöneten Pers soylularıydı. Bilinen ilk üye Kios'lu Mithridates'tir. Oğlu II. Ariobarzanes Phrygia satrapı oldu, bir süre Atina'nın güçlü müttefiki sayıldı ve Pers Büyük Kralı II. Artakserkses'e karşı isyan etti. Kaynakların anlattığına göre bu isyan, oğlu Kios'lu II. Mithridates'in ihaneti yüzünden sonuçsuz kaldı. Bu son Mithridates, İskender'in fetihlerinden sonra da Kios'un yöneticisi olarak kaldı ve İskender'in ardılları arasında Antigonos Monophthalmos'un tabisi oldu.
Ailenin kaderini değiştiren olay MÖ 302'de yaşandı. Antigonos, Kios'lu Mithridates'in rakibi Kassandros ile gizlice işbirliği yaptığından şüphelendi ve onu öldürttü. Aynı kuşkunun genç Mithridates'i de kapsayacağı belliydi. Plutarkhos'un Demetrios biyografisinde geçen anlatıya göre, Antigonos'un oğlu Demetrios Poliorketes, yaşça kendisiyle yaşıt olan bu gence babasının niyetini zamanında haber verdi. Mithridates, yanına yalnızca birkaç atlı alarak, ki aktarılan sayı altıdır, doğuya kaçtı. Önce Paphlagonia'daki Kimiata adlı sarp bir kaleye yerleşti, ardından Kapadokya sınırındaki Amaseia çevresine geçti. Kaçışın tarihi bazı kaynaklarda 302, bazılarında 301 olarak verilir. Genç Mithridates'in doğum tarihi bilinmemekle birlikte Demetrios ile yaşıt olduğu aktarıldığı için MÖ 330'ların ortasına yerleştirilir.
Hanedanın soy kütüğü de ayrıca tartışılır. Appianos'a göre kurucu Mithridates, Büyük Dareios döneminde Pontus'un ilk satrapı olan kişiden sekizinci kuşaktır, Mithridates Eupator ise kurucudan sonra altıncı kuşakta gelir. Plutarkhos ise kurucudan Roma boyunduruğuna kadar sekiz kuşak kral geldiğini söyler. İki sayı birbirini tutmaz ve bu çelişki modern araştırmada da çözülmüş değildir. Hanedanın doğrudan Ahameniş kralı Dareios'a bağlandığı iddiası bu yüzden kesin bir olgu olarak değil, hanedanın kendi propagandasından ve antik aktarımlardan gelen bir olasılık olarak ele alınmalıdır. Bosworth ile Wheatley'nin Journal of Hellenic Studies'deki "Pontus hanedanının kökenleri" makalesi bu tartışmanın temel kaynaklarındandır.
Kuruluş Süreci (MÖ 302–281)
Hanedanın krallığa dönüşmesi tek bir günün işi sayılmaz. Genç Mithridates, dağlık bölgede toparladığı birliklerle çevresindeki toprakları adım adım ele geçirdi. Kaynaklar, ona farklı yönlerden asker katıldığını ve topraklarının Pontus bölgesinde giderek genişlediğini aktarır. McGing, onun kaçıştan ölümüne kadar otuz altı yıl boyunca, yani MÖ 302 ile 266 arasında hüküm sürdüğünü, bir noktada da "Ktistes", yani kurucu unvanını aldığını belirtir. Basileus, yani kral unvanını resmen üstlenmesi genellikle MÖ 281'e, kimi anlatımlarda 280'e bağlanır. Dolayısıyla kaçış ile kral ilanı arasında yaklaşık yirmi yıl vardır ve krallığın kuruluşu bu süre boyunca olgunlaşan bir sürecin sonucudur.
MÖ 281 yılı, Küçük Asya'daki güç dengesi açısından da uygundu. O yıl Lysimakhos Kyrupedion'da yenilip öldü, Seleukos da kısa süre sonra Ptolemaios Keraunos'un eliyle öldürüldü. Anadolu'nun kuzeyindeki sınır bölgelerinde bu iki büyük gücün birden çekilmesi, Mithridates'in bağımsız bir kral olarak ortaya çıkmasını kolaylaştırdı. Aynı yıl Mithridates'in, Bithynia sınırındaki Yunan kenti Herakleia Pontika ile Seleukos'a karşı savunma amaçlı bir ittifak kurduğu da kaynaklarda geçer. Kısacası yeni kral, kendi krallığını ilan ederken bir yandan da bölgedeki Yunan kentleriyle ilişki kurmayı ihmal etmiyordu.
Daha sonraki yıllarda Mithridates'in, Anadolu'ya yeni gelmiş olan Galatlarla anlaştığı ve onların desteğiyle Mısır Kralı Ptolemaios'un gönderdiği bir kuvveti bozguna uğrattığı anlatılır. Bu olay, Ptolemaios'ların 270'lerin ortasından itibaren Anadolu'daki topraklarını genişlettiği, Herakleia Pontika ile müttefik oldukları döneme denk gelir. Mithridates ayrıca krallığını batıda Sangarios (Sakarya) ırmağına kadar genişletti. Böylece daha yaşamının sonuna gelmeden Pontus, kuzey Kapadokya ile doğu Paphlagonia'yı kapsayan, kıyıya henüz yalnızca temas eden bir iç krallık olmuştu.
Mithridates MÖ 266'da öldü. Kaynaklar onun, başkent Amaseia yakınlarındaki bir kral mezarına gömüldüğünü ve Sinope'nin MÖ 183'te alınmasına kadar bütün Pontus krallarının onun yanına defnedildiğini aktarır. Mezarın tam olarak hangisi olduğu bilinmemektedir ve bu bilgi de yazılı bir kitabeye değil, sonraki anlatımlara dayanır.
Ariobarzanes ve İlk Kıyı Kenti
Kurucunun oğlu Ariobarzanes, MÖ 266'dan yaklaşık 250'ye kadar krallık yaptı. Saltanatı hakkında çok az şey bilinir. Bunun nedeni, dönemin Yunan kaynaklarının, özellikle Herakleialı Memnon'un anlatısının, bu hanedana yalnızca Herakleia ya da Galatlarla ilişkileri bağlamında yer vermesidir. Ariobarzanes'in önemli başarısı, Paphlagonia kıyısındaki Amastris kentini ele geçirmesidir. Pontus Krallığı'nın ilk önemli Karadeniz limanı olan bu kentin ona teslim edildiği, kimi aktarımlarda babasının hayattayken, MÖ 279'da gerçekleştiği söylenir. Bu durumda Ariobarzanes'in krallığa geçişten önce de babasının yanında bir komutan olarak çalıştığı anlaşılır.
Ariobarzanes'in, babası gibi Anadolu'ya yeni yerleşen Galatlardan yardım istediği ve Ptolemaios II Philadelphos'un gönderdiği Mısır kuvvetlerini sürmek için onlarla işbirliği yaptığı da aktarılır. Ölüm tarihi belirsizdir. Kaynaklara göre MÖ 258 ile 240 arasında bir zamanda öldü ve yerine küçük yaştaki oğlu II. Mithridates geçti. Krallığın bu ilk iki nesilde sağlam bir devlet yapısı kurmaktan çok, hayatta kalmayı başardığı anlaşılmaktadır.
Amaseia'nın Başkent Olması
Amaseia'nın seçilmesinde coğrafya belirleyici oldu. Kent, Iris ırmağının (Yeşilırmak) dar bir boğaza dönüştüğü yerde, iki yanı sarp kayalıklarla çevrili bir vadide yer alır. Pontus bölgesi iki ayrı kuşağa ayrılırdı. Kıyı şeridi Karadeniz'e paralel uzanan Pontus Dağları ile iç kesimden ayrılıyordu ve bu dağlar iki bölge arasındaki ulaşımı sınırlıyordu. Irmak vadileri, yani İris ve Lykos, dağlara paralel akar ve sığır, darı ile meyve ağaçlarına, özellikle kiraza, elmaya ve armuda elverişli verimli topraklar oluştururdu. Strabon, İris ile Lykos'un kavuştuğu Phanaroia ovasını Pontus'un en iyi bölgesi sayar. Amaseia, işte bu iç Pontus'un en önemli kentiydi ve krallar sarayını burada kurdu.
Amasya'da bugün de görülen kaya mezarları, krallığın başkentliğinin en somut kanıtıdır. Harşena Kalesi'nin yamacında, doğal kayanın çevresi tamamen ayrılıncaya kadar oyulmuş ve yalnızca merdivenlerle ana kayaya bağlanmış birkaç anıt mezar yan yana sıralanır. Bunların hangisinin hangi krala ait olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Kalenin üst terasında kraliyet sarayının izleri vardır. Strabon'un anlattığı surlu kalenin ise büyük bölümü ortaçağda yeniden yapılmıştır. Yeşilırmak'ın karşı yakasında, kent merkezine yaklaşık üç kilometre uzaklıkta bulunan Aynalı Mağara ise kral mezarları içinde en iyi korunmuş ve en iyi süslenmiş olanıdır; duvarlarındaki figürlü kompozisyonlar sonraki bir kullanımın izlerini taşır.
Sinope'nin MÖ 183 ya da 182 civarında Pharnakes tarafından ele geçirilmesiyle krallığın ağırlık merkezi kıyıya kaydı. Bu kentten sonra Sinope, Pontus'un başkenti olarak anılır. Amaseia ise o tarihten sonra da kraliyet sarayının ve mezarlarının bulunduğu iç kesim merkezi, yani krallığın "erken başkenti" olarak kaldı. Dolayısıyla başkent bir yerden başka bir yere tek hamlede taşınmış değildir. İç Pontus'taki Amaseia'dan, kıyıdaki Sinope'ye doğru uzun bir ağırlık kayması yaşanmış ve iki kent bir süre yan yana kullanılmıştır. Kaynaklarda MÖ 303 gibi bir tarihte başkentin taşındığına dair bir kayıt bulunmamaktadır.
Üç Kültürün Bir Arada Yaşadığı Krallık
Pontus'u çağdaşı krallıklardan ayıran özellik, nüfusunun üç ayrı kültürel damardan oluşmasıydı. Kıyıdaki kentlerde, Sinope, Amisos, Trapezus gibi Yunan kolonilerinde Yunan kültürü hâkimdi ve bu kentler Karadeniz ile Ege arasındaki ticaretle yaşıyordu. İç kesimlerde ise yerli Anadolu halkı ve onların üzerinde Pers dönemine uzanan bir İran kökenli aristokrasi vardı. Anadolu köylerine özgü yerleşim biçimi, Strabon'un "bin köy ovası" anlamında Khiliokomon adını verdiği düzlükte de görüldüğü üzere, bölgenin kalıcı yapısıydı. Strabon'a göre Komana'daki Ma tapınağı altı bin tapınak hizmetlisine ve geniş kutsal topraklara sahipti, bu topraklar üzerindeki rahip ise krallardan sonra devletin en önemli kişisiydi. Pharnakou'nun Men'i ile Selene için kurulan Ameria'daki tapınak sitesi de Anadolu kökenliydi ve McGing'e göre büyük olasılıkla II. yüzyılda I. Pharnakes tarafından kurulmuştu.
Hanedanın Pers kimliği dil, ad ve din alanlarında sürdü. Krallar Mithridates adını kullanmaya devam etti. Bu ad "Mithra'nın verdiği" anlamına gelir ve hanedanın İran kökenli güneş ve ışık tanrılarına bağlılığını gösterir. Mithridates Eupator'un oğullarının hepsine Pers adları verdiği, eyalet yöneticilerine "satrap" dediği, Pasargadai'daki Pers krallarına benzer şekilde gösterişli kurbanlar sunduğu ve haremde hadımlar bulundurduğu aktarılır. Tek bir yazıta dayanmakla birlikte, "kralların kralı" unvanını benimsediği de ileri sürülür. Tanrılar sistemi karma bir yapıdaydı. Ahura Mazda, Yunanca adıyla Zeus Stratios olarak anılır, ay tanrısı Men Pharnakou ile Ma, yani Kybele ile özdeşleştirilen Anadolu tanrıçası da kralların tapındığı tanrılar arasındaydı. Hem Apollon hem Mithra kraliyet ailesinin tapınma nesneleri arasında sayılır.
Öte yandan hanedan Helenistik krallar gibi davrandı. Yunanca MÖ III. yüzyıldan başlayarak resmî dil oldu, Eupator'un çağında ise iç kesimde Anadolu dilleri konuşulmaya devam ederken yönetim dili kesinlikle Yunancaydı. Krallar sikkelerini İskender'in kral statırını taklit eden Yunan tarzında bastırdı, kendilerini Helenistik hükümdarlar gibi tasvir ettirdi. Evlilik bağları da aynı yönde işledi. II. Mithridates, Seleukos Kralı II. Seleukos'un kız kardeşi Laodike ile evlendi ve kaynaklara göre çeyiz olarak Phrygia'yı aldı. Kızı Laodike'yi MÖ 222'de III. Antiokhos'a verdi, bir başka kızını da Antiokhos'un akrabası Akhaios'a eş yaptı. MÖ 227 ya da 226'daki depremde yıkılan Rodos'a Helenistik krallarla yarışırcasına armağanlar yolladı. McGing'e göre bütün bunlar ailenin Helenistik niteliklerini sağlam biçimde kanıtlıyordu.
Bu sentezin sınırları da vardı. Pontus'ta bulunan Helenistik Yunanca yazıtların sayısı çok azdır ve bu durum, Yunan kültürünün kıyı kentleri ile saray dışına pek yayılmadığını düşündürür. Ordunun yapısı krallığın bu çok katmanlı niteliğini yansıtıyordu. Daimi ordu Ermeniler, Bithynialılar, Kapadokyalılar, Galatlar, Frigyalılar, Trakyalılar, Sarmatlar ve İskitler gibi birçok halktan toplanırdı. Yunan kentlerinin askerleri ise ordunun düzenli bir parçası olarak değil, kendi kentlerinin yurttaşları olarak savaşırdı. Ordu Makedon falanksını benimsemiş, Khaironeia'da Sulla'ya karşı "bronz kalkanlılar" (khalkaspides) sürmüştü. Krallık toprakları ise eparkhia adı verilen bölgelere ayrılmıştı.
II. Mithridates'ten I. Pharnakes'e
Ariobarzanes'in ölümünde henüz çocuk olan II. Mithridates, saltanatının başında Galatların saldırısına uğradı ve Herakleia Pontika'nın desteğiyle bu saldırıyı püskürttü. Seleukos hanedanı içindeki kardeş kavgasında, kayınbiraderi II. Seleukos'a karşı Antiokhos Hierax'ın yanında yer aldı. Kaynaklardaki anlatıya göre MÖ 235'te Ankyra yakınlarında Seleukos'u büyük bir yenilgiye uğrattı ve Seleukos, yirmi bin askerini kaybederek güçlükle kurtuldu. MÖ 220'de Sinope'ye saldırdı, ancak kenti alamadı. Sinope, ancak MÖ 183'te Pontus krallarının eline geçecekti. III. Mithridates dönemi hakkında ise kaynaklar neredeyse sessizdir.
I. Pharnakes krallığı asıl büyüten hükümdar oldu. Pergamon Kralı II. Eumenes ile çatışmaları sırasında MÖ 183 civarında Sinope'yi aldı. Rodos'un Roma'ya şikâyetinden bir sonuç çıkmadı. Pharnakes ayrıca Kotyora, Pharnakeia ve Trapezus kıyı kentlerini de ele geçirerek kuzey Anadolu kıyısının büyük bölümünü denetimine aldı. MÖ 181'de Eumenes ve Kapadokya Kralı IV. Ariarathes'e saldırıp Galatia'yı işgal etti, ancak MÖ 179'da komşularının birleşik kuvvetleri karşısında barış yapmak zorunda kaldı. Galatia ve Paphlagonia'da ele geçirdiği her şeyi geri verdi, yalnızca Sinope'yi elinde tuttu. Polybios onu kibirli ve şiddete eğilimli biri olarak anlatır. Pharnakes, Seleukos prensesi Nysa ile evlendi, Atina'ya ve Delos'a armağanlar sundu. Delos'taki Atinalıların onurlandırma yazıtı, Pharnakes ile Nysa'ya altın taç ve bronz heykeller verildiğini kaydeder. McGing'e göre Pharnakes'in kıyıya yönelik yayılma siyaseti büyük ölçüde başarısız oldu, ancak Sinope'yi kazanmış olması ve izlediği çizgi, torunu Mithridates Eupator'un izleyeceği yolu bir bakıma önceden göstermişti.
Kardeşi IV. Mithridates Philopator Philadelphos Roma yanlısı bir politika izledi ve MÖ 155'te Pergamon Kralı II. Attalos'a, Bithynia Kralı II. Prusias'a karşı yardım gönderdi. V. Mithridates Euergetes, MÖ 149'da Üçüncü Pön Savaşı'nda Roma'ya gemi ve yardımcı birlik yolladı. Pergamon krallığı Roma'ya vasiyet edilince Roma, Asya eyaletini oluşturdu ve sadık müttefik krallara toprak dağıttı. Mithridates büyük Phrygia'yı aldı. Helenizasyon onun döneminde de sürdü, Ege dünyasından geniş ölçekte Yunan paralı asker topladı, Delos'ta onurlandırıldı, sikkelerinde kendini Apollon olarak tasvir ettirdi. MÖ 121 ya da 120'de Sinope'de, koşulları belirsiz bir suikastla öldürüldü.
Eupator ve Krallığın Sonu
V. Mithridates'in iki oğlu da çocuk yaştaydı ve krallığı dul eşi Laodike vekil olarak yönetti. Laodike küçük oğlu Mithridates Khrestos'u kayırdı, bunun üzerine büyük oğul VI. Mithridates sarayı terk etti. Sonraki anlatılar onun bu yıllarda Anadolu'yu dolaştığını, zehirlere karşı bağışıklık geliştirdiğini ve tebaasının dillerini öğrendiğini söyler, ancak bunların efsane niteliğinde olduğu kabul edilir. MÖ 113'te geri dönerek annesini devirdi ve kardeşini öldürttü.
Mithridates Eupator, Küçük Ermenistan'ı miras alarak, Kolkhis'i fethederek ve Kırım'daki Yunan kentlerini kendine bağlayarak Karadeniz'in neredeyse bütün çevresini egemenliği altına aldı. Roma ile üç savaş yaptı. MÖ 88'de Asya'daki Romalıların ve İtalyanların kıyımını emretti. Bu, kaynaklarda "Asya Akşam Duası" olarak geçer ve kurbanların sayısı en az seksen bin olarak verilir. Sulla ile MÖ 85'te Dardanos'ta barış yapıldı. MÖ 74'te Üçüncü Savaş patlak verdi. Lucullus MÖ 71'de Pontus'un içlerine girdi, Mithridates Ermenistan'a, kayınpederi Tigranes'in yanına kaçtı. MÖ 66'da komutayı alan Pompeius onu kuzeye sürdü. Mithridates, MÖ 65'te Kolkhis üzerinden Kırım'a, oğlu Makhares'in yanına geçti. Orada oğlu Pharnakes ordunun başında isyan etti. Kaynaklar Mithridates'in intihar ettiğini ya da öldürüldüğünü yazar. Ölümü genellikle MÖ 63 olarak verilir ve krallığın bağımsız ömrü böylece sona erer.
Krallığın batı yarısı ve kıyıdaki Yunan kentleri, Sinope dahil, Bithynia et Pontus eyaleti olarak doğrudan Roma'ya bağlandı. İç kesim ve doğu kıyısı ise bir süre daha Roma'ya bağlı krallar tarafından yönetildi. Pharnakes II, Caesar ile Pompeius arasındaki iç savaştan yararlanıp Pontus'u geri almaya çalıştı, ancak Caesar onu Zela'da yendi. Pontus tahtında kalan son kral II. Polemon, MS 62'de Nero tarafından tahttan çekilmeye zorlandı. Mithridatos hanedanı ise, Mithridates Eupator'un kızı Dynamis aracılığıyla, Boğaz'daki Bosporos Krallığı'nda MS 342'ye kadar devam etti.
Amaseia, Roma döneminde de önemini korudu. Strabon, MÖ 60 ile MS 19 arasındaki kenti tüm ayrıntılarıyla betimledi. Bugün Amasya'nın üzerindeki kaya mezarları, hanedanın bu başkentteki yüzyıllar boyunca süren varlığının en açık kalıntısıdır.
Kronoloji
MÖ 323: Büyük İskender Babil'de ölür, diadokh savaşları başlar.
MÖ 302 (kimi kaynaklarda 301): Antigonos, Kios'lu II. Mithridates'i öldürtür. Oğlu Mithridates, Demetrios'un uyarısıyla altı atlıyla kaçıp Paphlagonia'daki Kimiata Kalesi'ne sığınır.
MÖ 281 (kimi kaynaklarda 280): Mithridates basileus unvanını alır, Pontus Krallığı kurulur. Herakleia Pontika ile ittifak yapılır.
MÖ 279: Oğlu Ariobarzanes, Amastris kentini alır.
MÖ 266: Mithridates Ktistes ölür, yerine Ariobarzanes geçer (MÖ 266 ile yaklaşık 250 arası).
MÖ 235: II. Mithridates, Antiokhos Hierax'ın yanında Ankyra'da II. Seleukos'u yener (kaynaklardaki anlatıya göre).
MÖ 222: II. Mithridates kızı Laodike'yi Seleukos kralı III. Antiokhos ile evlendirir.
MÖ 220: II. Mithridates Sinope'yi kuşatır, kenti alamaz.
MÖ 183 ya da 182: I. Pharnakes Sinope'yi ele geçirir, kent ikinci başkent olur.
MÖ 179: Pharnakes, Eumenes ile Ariarathes'in birleşik kuvvetleri karşısında barışa zorlanır, Sinope dışındaki kazanımlarını geri verir.
MÖ 121 ya da 120: V. Mithridates Sinope'de öldürülür, VI. Mithridates Eupator dönemi başlar.
MÖ 113: Eupator sürgünden döner, annesi Laodike'yi devirir.
MÖ 88: Asya'da Romalıların kıyımı, Birinci Mithridatik Savaş.
MÖ 85: Dardanos'ta Sulla ile barış.
MÖ 65 / 63: Eupator Kırım'a çekilir, oğlu Pharnakes'in isyanı üzerine ölür. Roma Pontus eyaletini kurar.
MÖ 47/48: II. Pharnakes, Zela'da Caesar'a yenilir.
MS 62: II. Polemon, Nero tarafından tahttan çekilmeye zorlanır, krallık sona erer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Antik kaynaklar: Strabon, Geographika, XII; Appianos, Mithridatika; Plutarkhos, Demetrios ve Sulla; Herakleialı Memnon, Herakleia Tarihi; Polybios, Tarih.
Akademik çalışmalar
- Bosworth, A. B. ve Wheatley, P. V. "The Origins of the Pontic House." Journal of Hellenic Studies 118, 1998, s. 155-164.
Kitaplar
- McGing, Brian C. The Foreign Policy of Mithridates VI Eupator, King of Pontus. Leiden: Brill, 1986.
- Crook, J., Lintott, A. ve Rawson, E. (ed.). The Cambridge Ancient History, cilt 9. Cambridge University Press, 1992.
Diğer kaynaklar
- McGing, Brian. "Pontus." Encyclopaedia Iranica, 2004. https://www.iranicaonline.org/articles/pontus/
- Kingdom of Pontus. https://en.wikipedia.org/wiki/Kingdom_of_Pontus
- Mithridates I of Pontus. https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_I_of_Pontus
- Mithridatic dynasty. https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridatic_dynasty
- Ariobarzanes of Pontus. https://en.wikipedia.org/wiki/Ariobarzanes_of_Pontus
- Pharnaces I of Pontus. https://en.wikipedia.org/wiki/Pharnaces_I_of_Pontus
Çevrimiçi kaynaklar







