Antik bir krallığın kendini nasıl gördüğünü öğrenmenin en dolaysız yollarından biri, bastığı sikkelere bakmaktır. Sikke bir ödeme aracıydı, ama aynı zamanda avuç içine sığan küçük bir bildiri, hükümdarın yüzünü ve tanrılarını uzak memleketlere taşıyan bir resmî belge ve çoğu zaman da usta bir kalıp oymacısının elinden çıkmış bir sanat eseriydi. Amaseia'yı yaklaşık bir asır boyunca başkent olarak kullanan Pontus Krallığı'nın hükümdarları, bastıkları gümüş ve altın sikkelerle hem hanedanın iddialarını ilan ettiler hem de Helenistik çağın en çarpıcı portre dizilerinden birini bugüne bıraktılar. Bu sikkeler, III. Mithridates'in kırışık alınlı yaşlı yüzünden VI. Mithridates Eupator'un Büyük İskender'i andıran savrulan saçlarına kadar, bir hanedanın İranlı kökleriyle Yunan dünyası arasında nasıl yol aldığını adım adım izlemeye imkân verir.
Pontus kraliyet sikkeleri uzun süre yalnızca portrelerinin güzelliğiyle anıldı. Son yarım yüzyılda yapılan kalıp incelemeleri, define kayıtları ve metal analizleri ise bu paranın ne kadar basıldığını, nerede dolaştığını ve hangi amaçla çıkarıldığını da göstermeye başladı. Ortaya çıkan tablo, ilk kralların çok az sikke bastığını, buna karşılık son büyük kral VI. Mithridates'in para üretimini olağanüstü boyutlara taşıdığını gösterir. Roma idaresine geçtikten sonra Amaseia'nın kendi adıyla bastığı imparatorluk dönemi kent sikkeleri ayrı bir yazının konusudur; burada yalnızca krallık çağının sikkeleri ele alınmıştır.
Krallıktan Önce Pontus'ta Para
Pontus krallığı kurulmadan önce Karadeniz'in güney kıyısında sikke basan yerler neredeyse yalnızca Yunan koloni kentleriydi. Sinope MÖ 5. yüzyılda gümüş drahmi basıyordu ve uzun süre bölgenin tek darphanesi olarak kaldı; Atina'dan yeniden iskân edildikten sonra bir süre Peiraieus adını taşıyan Amisos ise MÖ 4. yüzyılda başında kuleli taç bulunan bir kadın başı ile kalkan üzerinde baykuş tasvirli gümüş drahmiler çıkardı. İskender'den sonraki dönemde Amisos, kent adını taşımayan benzer tiplerde drahmi ve triobol basmayı sürdürdü. Bu sikkelerin bazılarında Pontus krallarının otoritesine işaret eden izler görüldüğü eski kataloglarda kaydedilmiştir. Belçikalı nümismat François de Callataÿ, Sinope ve Amisos'un bu gümüş paralarının görünüşte kent sikkesi olmakla birlikte gündelik alışverişi kolaylaştırmak için basılmadığını, Pers egemenliği altında satraplık gibi kentin üstündeki bir otoritenin denetiminde çıkarıldığını ileri sürer.
Callataÿ'a göre bronz paranın neredeyse hiç basılmadığı, yalnızca iri gümüş sikkelerin bilindiği Pontus, MÖ 5. yüzyıldan 2. yüzyıla kadar paranın gündelik ekonomiye pek girmediği bir bölge olarak kaldı. Bu görüşü destekleyen en ilginç belgelerden biri Amasya yakınlarında bulunmuştur. 1939'da Kürtler köyü topraklarında ele geçen ve bilim dünyasında Kirazlı definesi olarak bilinen buluntu, MÖ 230-220 dolaylarında toprağa gömülmüştü. İçinde 13 altın stater ile 822 gümüş sikke vardı; gümüşlerin 740'ı İskender tipindeydi, geri kalanı Seleukos ve Lysimakhos sikkeleriyle birkaç Sinope parasından oluşuyordu. Definede tek bir Pontus sikkesi yoktu. Gümüş sikkelerin 636'sında, yani yaklaşık yüzde 77,5'inde, metalin sahici olup olmadığını anlamak için atılmış keski izleri bulunuyordu. Defineyi yayımlayan Georges Le Rider, bu izlerin sikkelerin gömüldüğü yerin yakınında açıldığını kabul edersek paranın Pontus'un bazı yörelerinde henüz pek yaygınlaşmadığı sonucuna varmak gerektiğini yazar.
İlk Kraliyet Sikkeleri ve Atfetme Tartışması
Pontus krallarının bilinen en eski sikkesi, ön yüzünde miğferli Athena başı, arka yüzünde elinde çelenk tutan ayakta bir Nike figürü bulunan altın bir staterdir. Arka yüzdeki dikey yazı "Kral Mithradates'in" anlamına gelir; kralların kendi sikkelerinde ve Yunanca yazıtlarda adlarının Mithradates biçiminde yazıldığını, Mithridates yazımının ise Latince kaynaklardan geldiğini burada belirtmek gerekir. Bu tip doğrudan Büyük İskender'in altın staterlerini taklit eder ve sonraki kraliyet sikkelerinin hemen hepsinde görülen yıldız ile hilal amblemini taşımaz. Bugün yalnızca iki örneği bilinen bu sikkelerden biri Paris'teki Bibliothèque nationale koleksiyonundadır ve antik Kotyora, yani bugünkü Ordu'da bulunduğu kaydedilmiştir.
Staterin hangi krala ait olduğu uzun süre tartışıldı. Deniz Burcu Erciyas, sikkeyi krallığın kurucusu I. Mithridates Ktistes'e bağlar ve onun MÖ 281'de Seleukos'un komutanı Diodoros'a karşı kazandığı zaferden ya da Lysimakhos ile Seleukos'un ölümünden sonra kendini kral ilan edebildiği günlerden kalmış olabileceğini düşünür. Barclay Head'in klasik nümismatik el kitabı Historia Numorum aynı tipi II. Mithridates'e verir ve I. Mithridates ile Ariobarzanes adına hiçbir sikke bilinmediğini kaydeder. Callataÿ ise staterleri III. Mithridates'e atfeder. Onun en güçlü kanıtı, Paris örneğinde görülen dört kontrol işaretinin aynı yerlerde Amisos'un adını taşıyan bir gümüş sikke serisinde de bulunmasıdır. Callataÿ'a göre bu durum, kraliyet basımının o sırada başkent olan Amaseia'da değil Amisos darphanesinde yapıldığını ve Pontus krallarının Amisos darphanesini kendi ihtiyaçları için kullanabildiğini gösterir. Basımın nedeni olarak da III. Mithridates'in MÖ 220 dolaylarında Sinope'yi ele geçirmek için yaptığı başarısız girişimi ve bu sırada tutulan paralı askerlere yapılacak ödemeleri önerir.
Kralların sırası da sikkeler üzerinden tartışılmıştır. Harold Mattingly, iki Seleukos definesinde bulunan III. Mithridates tetradrahmilerinin çok iyi korunmuş olduğunu öne sürerek bu sikkelerin aslında IV. Mithridates'in ilk dönemine ait olduğunu, III. Mithridates'in hiç sikke basmadığını savundu. Erciyas da Amasya definesindeki kontrol işaretlerine dayanarak bu görüşe yakın durur. Callataÿ ise bu tetradrahmilerin iyi korunmuş olmadığını, aksine aşınmış, paslanmış ya da parçalanmış olduklarını gösterir; III. Mithridates'in portresinin IV. Mithridates'inkiyle hiç uyuşmadığını, sikkelerdeki kralın açıkça daha yaşlı göründüğünü ve ağırlıkların da klasik sıralamayı desteklediğini ekler. III. Mithridates tetradrahmilerinin ortanca ağırlığı 16,97 gram, Pharnakes'inki 16,85 gram, IV. Mithridates'inki ise 16,83 gramdır ve bu sıralama MÖ 3. ve 2. yüzyıllarda tetradrahmi ağırlığının yavaş yavaş düşmesi eğilimine uyar. Callataÿ'ın vardığı sonuç kesindir: Mattingly'nin cesur önerisi bir kenara bırakılmalıdır.
Gerçekçi Portrelerin Çağı
III. Mithridates
Kendi portresini sikkeye koyan ilk Pontus kralı, genellikle MÖ 220-200 yılları arasına yerleştirilen III. Mithridates'tir. Tetradrahmilerinin ön yüzünde diademli kral başı ya da büstü, arka yüzünde ise elinde kartal ve asa tutan, tahtında oturan bir Zeus görülür. Bu Zeus doğrudan İskender tetradrahmilerinin ünlü arka yüz tipinden alınmıştır, fakat kral sol alana kendine ait bir işaret ekletmiştir: sekiz köşeli bir yıldız ile hilal. Bu amblem bundan sonra Pontus'un bütün altın ve gümüş kraliyet sikkelerinde, krallığın sonuna kadar yer alacaktır.
Asıl dikkat çekici olan ön yüzdeki portredir. Kral, geri çekilmiş saç çizgisi, derin çizgili alnı, sarkık bıyığı ve kısa kesilmiş sakalıyla, Helenistik hükümdar portrelerindeki idealleştirmeden hiç nasibini almamış yaşlı bir adam olarak tasvir edilmiştir. Kalıbı oyan ustanın Yunan olduğu kuşkusuzdur, ama ortaya çıkan yüz Yunan güzellik anlayışının uzağındadır. Danimarkalı nümismat Otto Mørkholm, İranlı soylarıyla övünen ve Seleukos hanedanıyla akrabalık kursalar da doğulu köklerine bağlı kalan Pontus krallarının, mükemmel Yunan kalıp oymacılarına Helenistik portrecilikte gerçek bir benzeri bulunmayan bir portre galerisi yaratma fırsatı verdiğini yazar. Mørkholm'a göre bu portreler gerçekçilikte en iyi Baktria portrelerine denktir, ruhsal derinlikte ise onları aşar. Mørkholm'un Kopenhag sikke kabinesi için 1978'de satın aldığı bir III. Mithridates tetradrahmisi, onun ölümünden sonra yayımlanan Early Hellenistic Coinage kitabının kapağını süsler. Eski sanat tarihçilerinin bu "doğulu" yüzler hakkında yaptığı küçümseyici yorumlar ise bugün haklı olarak eleştirilmektedir.
III. Mithridates adına iki stater, on dokuz tetradrahmi ve iki drahmi bilinmektedir. Tetradrahmilerden ikisi 1759'da Suriye'de bulunan ve yayımlanan ilk Yunan sikke definesi sayılan Lazkiye definesinden, biri 1900'de Babil'de bulunan bir defineden gelir. Bir örnek de 1860'ta ortaya çıkan Amasya definesiyle ilişkilendirilmiştir. Bu tetradrahmiler, uzun yıllar boyunca Becker adlı ünlü sahtekârın kalıplarıyla taklit edilmiş, bazı müzelere sahte örnekler girmiştir.
I. Pharnakes ve Kimliği Tartışmalı Tanrı
Sinope'yi MÖ 183'te ele geçirerek başkenti Amaseia'dan bu liman kentine taşıyan I. Pharnakes, krallığın en hırslı hükümdarlarından biriydi. Hükümdarlık yılları kaynaklarda farklı verilir; Callataÿ MÖ 200-169 dolaylarını, Erciyas MÖ 189/188-160'ı, Historia Numorum ise MÖ 185 dolayı-169'u kabul eder. Sikkelerinde Pharnakes kısa saçlı, belirgin favorili ya da kısa sakallı, orta yaşlı bir adam olarak görünür ve portresi de selefininki kadar gerçekçidir. Callataÿ'ın kataloğunda Pharnakes adına bir stater, yirmi dört tetradrahmi ve on altı drahmi yer alır; kalıp sayısına göre en çok sikke basan Pontus kralı odur.
Pharnakes sikkelerinin arka yüzü Helenistik nümismatiğin en tuhaf tiplerinden birini taşır. Ayakta, cepheden duran figür geniş kenarlı yassı bir şapka, khiton ve khlamys giymiş, bağcıklı çizmeler geçirmiştir. Sol elinde bolluk boynuzu ile Hermes asası olan kerykeion, sağ elinde ise bir asma dalı tutar ve yanındaki genç bir geyik bu dalı kemirir. Bazı tetradrahmilerde figürün başının üzerinde yatay bir yıldırım demeti vardır. Bu tanrının kim olduğu hiçbir zaman kesin olarak çözülemedi. Kimi araştırmacılar onu bütün tanrıların niteliklerini toplayan "panteistik" bir tanrı olarak tanımladı; Amasya ile Tokat arasındaki Ameria'da tapınım gören ve kralların yeminlerini adına ettiği Men Pharnakou akla geldi, ancak Warwick Wroth ve Brian McGing figürün bu tanrının olağan simgelerini taşımadığı gerekçesiyle bu yorumdan vazgeçti. Elke Summerer ise 1995'teki çalışmasında Men yorumunu yeniden savundu. Figürün bolluk boynuzu taşıması ve geyiği beslemesi, bazı yazarlara onun Komana'nın büyük tanrıçası Ma olabileceğini düşündürmüştür.
Pharnakes'in sikkeleri krallığın sınırları dışında da tanınıyordu. Delos'taki Apollon tapınağının MÖ 162 dolaylarına ait envanteri ile Artemis tapınağının MÖ 141 dolaylarına ait envanterinde, adaklar arasında "Pharnakes tetradrahmisi" diye anılan sikkeler kayıtlıdır. Teselya'da Larissa yakınlarında 1968'de bulunan ve 2500-3000 gümüş sikke içeren büyük bir definede de bir Pharnakes tetradrahmisi çıkmıştır.
IV. Mithridates, Laodike ve V. Mithridates
Pharnakes'in kardeşi ve halefi IV. Mithridates Philopator Philadelphos döneminde, MÖ 169-150 dolaylarında, sikkelerin arka yüzleri belirgin biçimde Yunanlaştı. Kralın ilk tetradrahmilerinde Pontus sikkelerinde ilk kez Perseus görülür: miğferli, khlamyslı ve kanatlı sandaletli kahraman cepheden durur, bir elinde Medusa'nın kesik başını, öbüründe orak biçimli kılıcı harpeyi tutar. Perseus bir Yunan kahramanıydı, ama Herodotos'a göre oğlu Perses aracılığıyla Perslerin de atası sayılıyordu. İki dünyayı birden temsil eden bu figür, Pontus hanedanının çifte kimliğine son derece uygun düşüyordu ve VI. Mithridates döneminde sikkelerin en sevilen konularından biri olacaktı.
IV. Mithridates kız kardeşi Laodike ile evlendikten sonra, ön yüzünde kral ile kraliçenin yan yana, üst üste binmiş profil büstlerini, arka yüzünde ise asalarıyla ayakta duran Zeus ve Hera'yı gösteren tetradrahmiler basıldı. Yazıt, ikisini birlikte "kardeşini seven" anlamındaki Philadelphoi unvanıyla anar. Bu çift portre düzeni, II. Ptolemaios'tan beri kral ve kraliçelerini birlikte tanrılaştıran Ptolemaios hanedanının sikkelerinden alınmıştır; aynı dönemde Seleukos kralı Aleksandros Balas ile Kappadokya kralı Ariarathes de eşleriyle birlikte sikke bastırmıştı. Bu ortak sikkelerden yalnızca beş örnek bilinir ve bunların bir kısmı 1900'de bulunan Samsun definesinden gelir. Kraliçenin tek başına, peçeli portresiyle basılmış ve arka yüzünde Hera bulunan tek bir tetradrahmi Paris'tedir. Historia Numorum bu sikkeyi VI. Mithridates'in annesi olan ve oğlunun çocukluğunda naiplik yapan kraliçeye bağlamaya eğilimliydi, ama portre benzerliği onun IV. Mithridates'in eşi Laodike olduğunu düşündürmektedir.
2001'de bir müzayedede 220.000 İsviçre frangına satılan ve Laodike adını taşıyan altın bir stater ise ciddi kuşku uyandırmıştır. Callataÿ, arka yüzde Mithridates hanedanının değişmeyen sekiz köşeli yıldızı ve hilali yerine altı köşeli bir yıldız bulunduğunu, çift bolluk boynuzunun Ptolemaios örneklerinin anlaşılmadan kopya edilmiş hâlini andırdığını, "Epiphanes" sıfatının bir kraliçe için başka hiçbir Yunan sikkesinde görülmediğini ve yüzeyin modern sahtelerde olduğu gibi şaşırtıcı ölçüde düz olduğunu belirtir. Sikkenin sahte olduğuna dair kesin kanıt yoktur, ama Callataÿ'a göre ondan kuşkulanmak için pek çok neden vardır.
Roma'nın dostu olarak tanınan ve Delos'ta onuruna heykeller dikilen V. Mithridates Euergetes'in (MÖ 150-120 dolayları) bugün yalnızca tek bir tetradrahmisi bilinir. Atina'da bulunan ve 1976'da müzeye bağışlanan bu sikkenin ön yüzünde kralın diademli başı, arka yüzünde elinde yay tutan ayakta bir Apollon vardır. Erciyas, V. Mithridates'in görece idealleştirilmiş portreye geçen ilk Pontus kralı olduğunu ve Yunan tarafını öne çıkarmak istediğini düşünür; bu eğilim oğlu VI. Mithridates döneminde tamamen yerleşecekti.
Az Basılmış Bir Para
Callataÿ'ın 2009'da yayımlanan kalıp incelemesi, VI. Mithridates'ten önceki Pontus krallarına ait bugün bilinen bütün sikkeleri bir araya getirir: dört stater, altmış dört tetradrahmi ve on sekiz drahmi. Bir başka deyişle önemli bir Helenistik hanedanın yaklaşık bir asırlık sikke basımından elimizde yüzden az sikke kalmıştır. Bu kıtlık nümismatik araştırmanın gelişimini de yavaşlattı. 1850'ye gelindiğinde bugün bilinen on bir ya da on iki tipten yalnızca ikisi tanınıyordu; III. Mithridates'in staterleri 1888'de, Pharnakes'in staterleri 1973'te, V. Mithridates'in tetradrahmisi ise 1976'da yayımlanabildi.
Kalıp sayısından yapılan hesaplara göre MÖ 220-150 arasındaki yaklaşık yetmiş yılda Pontus kralları en fazla otuz kadar ön yüz kalıbıyla tetradrahmi basmıştır. VI. Mithridates ise MÖ 97-67 dolayları arasındaki otuz yılda bunun altı katından fazlasını, yaklaşık 190 kalıbı kullandı. Komşu Bithynia krallığında MÖ 128/127-74/73 yılları arasında kraliyet tetradrahmileri için 450 kadar kalıp oyulduğu düşünülür. Callataÿ, ilk Pontus krallarının yıllık üretimini her kalıptan 20.000 sikke çıktığı varsayımıyla yılda yaklaşık 34.000 drahmi olarak hesaplar; bu, yılda 300 drahmi alan 113 kadar paralı askere yeni sikkeyle ödeme yapmaya yetecek bir miktardır.
Defineler de aynı sonucu destekler. Krallık sikkesi içeren, VI. Mithridates öncesine ait beş define bilinir ve bunlardan üçü Teselya, Suriye ve Babil gibi çok uzak yerlerde bulunmuştur. Pontus topraklarındaki en önemli örnek, 1860'ta ortaya çıkan ve MÖ 185-170 dolaylarında gömülmüş olan Amasya definesidir; 300'ü aşkın gümüş sikke arasında dört ya da beş Pharnakes tetradrahmisi ile bir drahmi vardı. Buna karşılık 1970'te Ordu'da bulunan ve MÖ 150'den sonra gömülen 207'yi aşkın tetradrahmilik definede tek bir Pontus kraliyet sikkesi çıkmamıştır. İlk Pontus kralları bronz para da basmadı; bu bakımdan büyük miktarda bronz dolaşıma süren Seleukos ve Ptolemaios hanedanlarından ve komşu Bithynia'dan açıkça ayrılırlar. Callataÿ'a göre bu krallar ticareti teşvik etmeye ya da halkın küçük alışverişini kolaylaştırmaya yönelik bir para siyaseti gütmemişti. Sikkeleri büyük olasılıkla askerî amaçlarla, paralı askerlere ödeme yapmak için sınırlı miktarda basılmıştı ve bu yüzden tasvirlerinin propaganda değerini fazla abartmamak gerekir.
Yıldız ve Hilal
III. Mithridates'ten itibaren bütün Pontus kraliyet sikkelerinde yer alan sekiz köşeli yıldız ile hilal, hanedanın amblemi olarak kabul edilir. Historia Numorum bu işareti Pers soyundan geldiğini iddia eden Mithridates hanedanının güneş ve ay simgesi olarak tanımlar. Amblemin hanedanla bağı kesindir, ama neyi temsil ettiği tartışmalıdır. Alman araştırmacı Gerhard Kleiner onu yerli bir tanrının, ay tanrısı Men'in simgesi saydı ve gece ile gündüzü, yani ay ile güneşi temsil ettiğini düşündü. Ritter, Makedon yıldızında olduğu gibi Perseus efsanesine bağlanabileceğini öne sürdü. Martin Price amblemi Komana'nın tanrıçası Ma ile, başka yazarlar Mithras ile ilişkilendirdi. Eckart Olshausen ise Pontus ve İran tasvir geleneklerinin bir kaynaşmasını gördü: hilal Men'i, yıldız Ahura Mazda'yı temsil ediyordu. Bu yorum, kralların kendilerini Pers geleneğinin ve Zerdüştlüğün ışık tanrısı Ahura Mazda'nın dünyasına bağlayan bir soyun mirasçıları olarak görmeleriyle de uyumludur.
Summerer, sembolün kaynağının yalnızca Men olduğunu ileri sürer. Kralların yeminlerini Men Pharnakou adına ettiğini Strabon aktarır ve bu, tanrı ile hanedan arasında güçlü bir bağ bulunduğunu gösterir. Erciyas bu tartışmaya gözden kaçmış bir ayrıntı ekler: Paphlagonia kıyısındaki Amastris kentinin MÖ 3. yüzyıla ait bir sikkesinde, Aphrodite'nin yanında Mithridates yıldızının tıpkısı olan sekiz köşeli bir yıldız bulunur ve aynı yıldız Amastris'in sonraki iki sikke tipinde de tekrar eder. Erciyas'a göre bu, yıldızın daha MÖ 3. yüzyılda Pontus kraliyet ailesiyle ilişkilendirildiğini gösterir.
VI. Mithridates Eupator'un Sikkeleri
İskender'i Andıran Portre
MÖ 120'de tahta çıkan ve MÖ 63'e kadar hüküm süren VI. Mithridates Eupator, Pontus sikke basımını hem nicelik hem nitelik bakımından değiştirdi. Altın ve gümüş sikkelerinde kral, diademle bağlanmış uzun ve dalgalı saçları, uzun favorileri, belirgin burnu ve dar alnıyla genç bir adam olarak görünür. Saçların ve bakışın düzenlenişi Büyük İskender tasvirlerine bilinçli olarak yaklaştırılmıştır. Bu idealleştirilmiş üslup, atalarının gerçekçi doğulu portrelerinden uzaklaşarak ortak Helenistik kraliyet tipine yaklaşır ve Pontus kralını öbür Helenistik krallarla aynı düzeye yerleştirme amacı taşıdığı düşünülür. McGing, kralın daha idealleştirilmiş bir portreyi seçerek Asya'yı özgürleştirecek yeni İskender olduğunu halkına göstermek istediğini ileri sürer. Justinus'un aktardığına göre Mithridates, Birinci Mithridates Savaşı'ndan önce askerlerine anne tarafından İskender ve Seleukos'tan, baba tarafından Pers kralları Kyros ve Dareios'tan geldiğini söylemişti.
Bu tetradrahmilerin ön yüzünde yazı yoktur ve bu da kralın yüzünü daha da öne çıkarır. Arka yüzde otlayan bir hayvan, yıldız ve hilal ile birlikte görülür; sahnenin tamamı sarmaşık yaprakları ve üzüm salkımlarından örülmüş bir Dionysos çelengiyle çevrilidir. Yazı "Kral Mithradates Eupator'un" ya da kısaca "Kral Eupator'un" diye okunur. Çelenk tesadüf değildir: kral bazı yazıtlarda Mithradates Eupator Dionysos olarak anılır ve Dionysos'un doğudan gelen bir tanrı olması, onunla kendi doğulu kökeni arasında bağ kurmayı kolaylaştırıyordu. Erciyas, Appianos'a dayanarak kralın bu adı anne tarafından atası olan Suriye kralı VI. Antiokhos Dionysos'a bir saygı olarak da almış olabileceğini belirtir.
Pegasos ve Geyik
Tetradrahmilerin arka yüzündeki otlayan hayvan iki türlüdür: kanatlı at Pegasos ve geyik. Martin Price'ın önerdiği ve uzun süre genel kabul gören açıklamaya göre ilk tipte kralın görece bireysel portresi Pegasos ile, ikinci tipte İskender'e daha çok benzeyen portresi geyik ile birlikte kullanılmıştır. Price, kralın MÖ 89/88'de Batı Anadolu'yu fethettikten sonra Pegasos'u bıraktığını, çünkü Medusa'nın kesik boynundan doğan ve Perslerin efsanevi atası Perseus'la ilişkili Pegasos'un fazla "Pers" bir simge olduğunu düşünür. Efes Artemisi'nin simgesi olan geyik ise yeni fethedilen Yunan kentlerinin halkına daha çok hitap ediyordu. Alman tarihçi Adolf Holm da geyiğin ortaya çıkışını MÖ 88'deki fetihle ilişkilendirmişti.
Tarihli sikkeler bu düzenli tabloyu bir ölçüde karmaşıklaştırır. Koleksiyon kayıtlarında MÖ 95 Ağustos'una tarihlenen geyikli bir tetradrahmi bulunduğu gibi, Pontus takvimine göre MÖ 89-88, 85-84 ve hatta MÖ 75 yıllarına tarihli Pegasoslu tetradrahmiler de bilinir. Chicago Sanat Enstitüsü'ndeki bir Pegasoslu tetradrahmi 208. yılın dokuzuncu ayına, yani MÖ 90-89'a tarihlenir. Erciyas da geyiğin Pontus tasvir dünyasında yeni olmadığını, Pharnakes'in sikkelerindeki geyik yavrusunu ve Pontus kentlerinin ön yüzünde Artemis, arka yüzünde geyik bulunan sikkelerini hatırlatarak belirtir; Amisos ile Amaseia'da bu tipin örnekleri vardır. Price'ın açıklaması siyasi bir eğilimi doğru yakalamış olabilir, ama iki hayvanın kullanımının belli bir tarihte kesin olarak birbirini izlediği söylenemez.
Yıl ve Ayla Tarihlenen Sikkeler
VI. Mithridates'in gümüş sikkeleri, Callataÿ'ın deyişiyle bilinen dünyanın en kesin tarihlenmiş sikkeleriydi. Sağ alandaki monogramın üzerine yıl, kesim altına da ay işlenirdi. Kullanılan takvim, ilk Bithynia kralı I. Zipoites'in MÖ 297'de başlattığı ve sonbaharda yılbaşı yapan Bithynia-Pontus takvimidir. Mithridates'in bu takvimi muhtemelen MÖ 108'deki Paphlagonia seferi sırasında Bithynia kralı III. Nikomedes'le kurduğu ittifakın anısına benimsediği, en geç MÖ 96'da Pontus'ta kullanıldığı düşünülür. Tarihli basım MÖ 96/95'te başlar. Örneğin sağ alanda 222 yılını, kesim altında onuncu ayı gösteren bir sikkenin MÖ 75 Temmuz'unda Pergamon'da basıldığı bilinir; 223 yılının on ikinci ayına tarihli bir başka örnek MÖ 74 Eylül'üne denk gelir.
Tarihli sikkeler kralın para basımını savaş takvimine göre ayarladığını da gösterir. Price'ın tespitine göre ilk iki Mithridates Savaşı'ndan önce, MÖ 93/92, 92/91 ve 90/89 ile 76/75 ve 75/74 yıllarında yoğun basım yapıldı. Birinci savaş sırasında basım üç darphanede aynı hızla sürdü, iki savaş arasında azaldı ve yenilgiyle biten ikinci savaştan sonra durdu. Bu büyük basımlar kralın dev ordularına ödeme yapmak için gereken nakit ihtiyacını karşılıyordu; bu yüzden bu dönemin bazı sikkeleri aceleyle, yer yer düz kalmış yüzeylerle basılmıştır. Callataÿ, VI. Mithridates'in sikke basım hızını atalarına göre on ila yirmi kat artırdığını hesaplar.
Kralın doğumuyla ilgili bir anlatı da küçük bronz sikkelere yansımıştır. Justinus'un Pompeius Trogus'tan aktardığına göre Mithridates'in doğduğu yıl gökyüzünde yetmiş gün boyunca iki kuyruklu yıldız parlamıştı. MÖ 119-100 yılları arasına tarihlenen ve darphanesi kesin bilinmeyen, belki Amisos'ta basılmış küçük bronzların ön yüzünde sağa dönük bir at başı üzerinde sekiz köşeli bir yıldız, arka yüzünde ise on iki ışınlı bir kuyruklu yıldız görülür.
Savaş Yıllarında Yabancı Adlarla Basılan Sikkeler
VI. Mithridates kendi adını taşıyan sikkelerin yanında, Helenistik dünyanın tanıdık paralarını da kullandı. Birinci Mithridates Savaşı sırasında, MÖ 88-86 yıllarında, Batı Karadeniz kıyısındaki Kallatis, İstros, Tomis ve Byzantion darphanelerinde İskender'in halefi Trakya kralı Lysimakhos adına altın staterler basıldı. Ön yüzlerinde Ammon boynuzlu tanrılaştırılmış İskender, arka yüzlerinde ise elinde Nike tutan oturan Athena vardır. Kimi araştırmacılar bu staterlerdeki İskender başında Mithridates'in ya da oğlu Ariarathes'in yüz hatlarını görür. Odessos darphanesinde ise İskender adına basılan gümüş tetradrahmilerde, aslan postu giymiş Herakles başı Mithridates'in yüz hatlarıyla işlenmiştir. Bu sikkeler, kralın Lysimakhos'un ve İskender'in mirasını sahiplendiği ve Trakya'daki eski Diadokhos topraklarına göz diktiği şeklinde yorumlanır.
Batı Anadolu'nun fethinden sonra Pergamon kralın önemli darphanelerinden biri oldu. Kral orada bulunduğu sırada Pergamon monogramıyla altın staterler basılmış, Pergamon takviminin ikinci yılına, yani MÖ 88/87'ye tarihlenen geyikli staterler çıkarılmıştır. Mithridates'in Kappadokya tahtına oturttuğu oğlu IX. Ariarathes'in sikkeleri de aile bağını gösterir; ilk portre tipi babasınınkine çok benzer ve arka yüzde yine yıldız ve hilal ile otlayan Pegasos bulunur. Friedrich Imhoof-Blumer bu portrenin aslında VI. Mithridates'e ait olduğunu ileri sürmüş, Otto Mørkholm ise farkı iki ayrı darphaneye ve iki ayrı kalıp ustasına bağlamıştır.
İtalya'da bulunan iki sikke de Mithridates'in adıyla ilişkilendirilmiştir. MÖ 88'de Roma'ya karşı ayaklanan İtalyan müttefikleri ve özellikle Samnitler Mithridates'ten yardım istemişti. Ön yüzünde İtalia büstü, arka yüzünde el sıkışan iki askerî giysili figür bulunan bir gümüş sikkede sağdaki figürün elindeki küre yüzünden kral, büyük olasılıkla Mithridates olduğu düşünülür. Ön yüzünde genç Dionysos, arka yüzünde Dionysos'un mistik sepeti ile thyrsos bulunan altın bir sikke ise Pontus kent bronzlarının tipini tekrar eder ve ağırlığı da Mithridates'in tetradrahmileriyle aynıdır. Diodoros'a göre Mithridates İtalyanlara Asya'daki eyaletleri boyun eğdirdikten sonra yardım edeceğini söylemiş, ama bu yardım hiç gerçekleşmemiştir; bu yüzden sikkeler gerçekleşmemiş bir umudun belgeleri sayılır.
Bakır ve Pirinç
Pontus darphaneleri sikke metali bakımından da yenilik yaptı. VI. Mithridates döneminde saf bakır ve pirinç sikkeler basıldı. Pirinç, antik çağda nadiren kullanılan bir alaşımdı ve uzun süre ilk pirinç sikkeleri Romalıların Iulius Caesar ve Augustus döneminde bastığı düşünülüyordu. 1970'lerde yapılan analizler, Mithridates'in bazı "bronz" sikkelerinin aslında pirinçten olduğunu ve bu alaşımın sikkede Romalılardan yarım yüzyıl kadar önce kullanıldığını ortaya koydu. Pirincin hammadde kaynakları olarak Phrygia ve Bithynia gösterilir. Gerçek değerinin üzerinde değer biçilen bu metaller, savaşların finansmanında gümüşün yerini kısmen tutmuş olabilir. Romalıların MÖ 23'te Augustus'un para reformunda bu yeni para türlerinin yaygın dolaşımından yararlandıkları ileri sürülür.
Kent Bronzları ve Amaseia Darphanesi
I. Pharnakes'in tahta çıkışıyla birlikte Pontus kentlerinin çoğu özerkliklerini ve sikke basma haklarını yitirmişti. VI. Mithridates bu ayrıcalığı kentlere geri verdi, ancak denetimi elinde tuttu. Yeni dönemin bronz sikkeleri kralın adını ve portresini taşımaz, arka yüzde yalnızca kentin adı yazılıdır; buna karşılık farklı kentler tıpatıp aynı tipleri kullanır. Bu ortaklık, merkezî bir otoritenin darphaneleri bölgeyi birleştirmeye yönelik bir programla yönettiğini gösterir. Daha önce hiç sikke basmamış Amaseia, Abonuteikhos, Kabeira, Khabakta, Komana, Laodikeia ve Taulara bu dönemde sikke basmaya başladı; Gaziura'nın ise daha önce de basım yaptığı bilinir. Amisos, Amastris ve Sinope ile birlikte bu kentlerin çoğu aynı beş tipi kullandı: Gorgo başlı aigis ile Nike, Zeus başı ile yıldırım üzerinde kartal, miğferli Ares ile kınındaki kılıç, Athena ile Medusa'nın başını tutan Perseus ve Dionysos ile thyrsos.
Imhoof-Blumer 1912'de bu bronzları beş kronolojik gruba ayırdı ve bu sınıflama, British Museum kataloğunun MÖ 125-100, 100-85 ve 85-65 olarak belirlediği dönemlerle büyük ölçüde örtüşür. Bu sınıflamaya göre Amisos, Amaseia, Kabeira ve Sinope Mithridates tiplerini basmaya MÖ 120'li yıllarda başlayan ilk dört kenttir. Amaseia bronzlarında kentin adı "Amaseialıların" anlamında ΑΜΑΣΕΙΑΣ biçiminde yazılır; kimi yayınlarda ΑΜΑΣΣΙΑΣ okuması da geçer. Kentin bilinen tipleri arasında Zeus başı ile yıldırım üzerinde kartal, genç Ares başı ile kınındaki kılıç ve genç Perseus büstü ile üzerlerinde birer yıldız bulunan Dioskurlar'ın başlıkları arasında bolluk boynuzu sayılır. Zeus ile kartal tipi, Amaseia topraklarındaki Zeus Stratios kutsal alanını ve kralların "orduların Zeus'una" bağlılığını hatırlatır. Perseus'a göndermeler taşıyan tipler ise hem kraliyet hem kent sikkelerinde kralın Pers soyunu öne çıkarıyordu. Amaseia sikkeleri, Euboia'da bulunan ve MÖ 170-65 arasına tarihlenen bir definede ve Ukrayna'daki Khortitsa definesinde de tek tük ortaya çıkmıştır.
Bu bronzların neden basıldığı da tartışmalıdır. Callataÿ, Pimolisa ve Taulara gibi bazı darphane yerlerinin kent bile olmayan kaleler olduğuna dikkat çekerek, bu basımların belediye özerkliğiyle ilgisi bulunmadığını, öncelikle garnizonlardaki askerlere ödeme yapmak için çıkarıldığını düşünür; Mithridates bronzlarının Kırım'daki Bosporos topraklarında bu kadar sık bulunmasını da buna bağlar. Kral Bosporos'ta yalnızca bronz basmış görünür ve bunları "Kral Eupator" unvanının baş harflerinden oluşan bir monogramla işaretlemiştir. Bazı araştırmalarda Amaseia'nın, kralın hizmetlerine karşılık bir ödül olarak kısa bir süre için kendi gümüş ve altın sikkelerini basma izni alan tek Pontus kenti olduğu ileri sürülür. Ancak bu iddiayı destekleyen bir sikke örneği yayımlanmış kataloglarda gösterilmemiştir. Koleksiyonlarda yer alan MÖ 115-114 dolaylarına ait erken bir Pegasoslu tetradrahminin Amaseia ya da Sinope'de basıldığı belirtilir, fakat darphanenin hangisi olduğu kesin değildir.
Kent bronzlarının dolaşımı defineler sayesinde iyi izlenebilir. Orta Karadeniz'de bulunan MÖ 1. yüzyıl definelerinin büyük kısmı yalnızca Pontus kent sikkelerinden oluşur ve gömülme tarihleri MÖ 85, MÖ 75 ve MÖ 65 dolaylarında toplanır; ilk ikisi Mithridates savaşlarıyla, üçüncüsü Roma'nın bölgeye müdahalesi ve Pompeius'un yeniden düzenlemesiyle örtüşür. Ordu'daki Kabadüz definesi 2003 bronz sikke içeriyordu; "Kuzey Anadolu" diye kaydedilen bir başka define yalnızca Amisos'tan 5000 bronz barındırıyordu. Merzifon'da ve Sivas'ın Yıldızeli ilçesinde bulunan definelerde Pontus sikkelerinin yanında Bosporos kentleri Phanagoria ve Pantikapaion'dan birer sikke çıkmış, başka hiçbir krallığın ya da kentin parasına rastlanmamıştır. 2010'da Çorum Müzesi'ne teslim edilen ve Samsun'un Toybelen mahallesinde bulunduğu kaydedilen 401 bronzluk definede ise sikkelerin 318'i Amisos'tan geliyordu; geri kalanlar arasında Amaseia, Gaziura, Kabeira, Khabakta ve Komana ile Amastris, Sinope ve Bithynia'daki Dia darphanelerinin ürünleri vardı. Bütün bu buluntular, en büyük üretimin Amisos'ta yapıldığını ve Amaseia'nın da bu ortak para sisteminin düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Amasya Müzesi'ndeki Yunan, Roma ve Bizans sikkeleri ise Stanley Ireland tarafından 2000'de ayrı bir katalogda yayımlanmıştır.
VI. Mithridates'in gümüş sikkeleri ise krallığın çok ötesinde dolaştı. Pire'de, Atina'daki Dipylon'da, İtalya'da Poggio Picenze'de, Girit'te, Çeşme yakınlarında, Delos'ta, Selanik'te, Bulgaristan'da, Azerbaycan'da ve Ermenistan'da kralın tetradrahmi ve staterlerini içeren defineler bulunmuştur. Bunların çoğunda Mithridates tetradrahmileri Atina'nın "Yeni Üslup" tetradrahmileri ve Lysimakhos tipi sikkelerle birlikte çıkar ve Mithridates ordusunun yol açtığı karışıklık yıllarında gömülmüştür. Erciyas'a göre bu defineler, Mithridates askerlerinin Kuzey Yunanistan'da, adalarda ve Atina'da dolaştığının da iyi birer göstergesidir.
Krallığın Sonu ve Polemon Hanedanının Sikkeleri
MÖ 63'te VI. Mithridates'in ölümüyle Pontus krallığının bağımsız varlığı sona erdi ve kralın sikke basımı da son buldu. Pompeius'un düzenlemesinden sonra krallığın topraklarının bir kısmı Roma eyaletine katıldı, iç kesimler ise bir süre Roma'ya bağlı hükümdarlara bırakıldı. MÖ 36 dolaylarında Pontus kralı yapılan ve MÖ 17'den itibaren Bosporos'u da yöneten I. Polemon, "dindar" anlamındaki Eusebes sıfatıyla gümüş drahmiler bastırdı; bu sikkelerin arka yüzünde Pegasos ve yıldız gibi eski Pontus simgeleri yeniden görülür. Polemon'un dul eşi Kraliçe Pythodoris, MÖ 8'den MS 22-23'e kadar süren saltanatında Augustus ve Tiberius'un başlarını taşıyan drahmiler bastı; bu sikkelerde bolluk boynuzu, oğlak, terazi ve yıldız tipleri kullanıldı. Kızları Antonia Tryphaena ile onun oğlu II. Polemon da birlikte ve ayrı ayrı portreli drahmiler çıkardılar. MS 38'den 64/65'e kadar Pontus kralı olan II. Polemon'un drahmilerinde imparator Claudius ve Nero'nun yanı sıra Agrippina ve Britannicus'un başları da görülür; bu sikkeler MS 38 sonbaharında başlayan kendi takvimiyle tarihlenmiştir. II. Polemon'un ardından Pontus Polemoniacus da Roma eyalet düzenine katıldı ve bölgede kraliyet adına sikke basımı tamamen sona erdi. Amaseia'nın bundan sonra kendi adıyla bastığı bronz kent sikkeleri, Roma döneminin konusu olarak ayrı bir yazıda anlatılmıştır.
Kronoloji
MÖ 5. yüzyıl: Sinope gümüş drahmi basar; bölgede bilinen tek darphanedir.
MÖ 4. yüzyıl: Amisos, Peiraieus adıyla gümüş drahmi basar.
MÖ 281: I. Mithridates Ktistes'in Seleukos'un komutanı Diodoros'u yendiği yıl; Erciyas ilk altın staterin bu dönemde basılmış olabileceğini düşünür.
MÖ 230-220 dolayı: Amasya yakınlarındaki Kirazlı definesi toprağa gömülür; 822 gümüş sikke arasında hiç Pontus sikkesi yoktur.
MÖ 220 dolayı: III. Mithridates'in Sinope'ye karşı başarısız girişimi; Callataÿ'a göre Athena ve Nike tipli altın staterler bu sırada Amisos'ta basılır.
MÖ 220-200 dolayı: III. Mithridates'in portreli tetradrahmileri; yıldız ve hilal amblemi ilk kez görülür.
MÖ 185-170 dolayı: Amasya definesi gömülür; içinde Pharnakes tetradrahmileri vardır.
MÖ 183: I. Pharnakes Sinope'yi alır, başkent Amaseia'dan Sinope'ye taşınır.
MÖ 162 ve 141 dolayı: Delos tapınak envanterlerinde Pharnakes tetradrahmileri kayıtlıdır.
MÖ 169-150 dolayı: IV. Mithridates'in Perseus tipli ve Laodike ile ortak portreli sikkeleri.
MÖ 150-120 dolayı: V. Mithridates Euergetes; tek örneği bilinen Apollon tipli tetradrahmi.
MÖ 120'li yıllar: Amisos, Amaseia, Kabeira ve Sinope'de VI. Mithridates dönemi kent bronzlarının basımı başlar.
MÖ 119-100: Kuyruklu yıldız tipli küçük bronzlar.
MÖ 96/95: Kraliyet gümüşlerinde yıl ve ay ile tarihleme başlar.
MÖ 93-89: Birinci Mithridates Savaşı öncesinde yoğun basım.
MÖ 89/88: Batı Anadolu'nun fethi; Price'a göre Pegasos yerine geyik kullanılmaya başlanır.
MÖ 88-86: Kallatis, İstros, Tomis ve Byzantion'da Lysimakhos adına altın staterler; Pergamon'da tarihli staterler.
MÖ 76-74: İkinci yoğun basım dönemi; MÖ 75 Temmuz'unda Pergamon'da basılmış tarihli tetradrahmi.
MÖ 85, 75 ve 65 dolayı: Pontus'ta kent bronzlarından oluşan definelerin gömülme dönemleri.
MÖ 63: VI. Mithridates'in ölümü; Pontus kraliyet basımı sona erer.
MÖ 36 dolayı-MS 64/65: I. Polemon, Pythodoris, Antonia Tryphaena ve II. Polemon'un drahmileri.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Martin J. Price, "Mithradates VI Eupator, Dionysus, and the Coinages of the Black Sea", Numismatic Chronicle 1968.
- Kamil Doğancı, Recep Altın, "Strabon'a Göre Antikçağda Amaseia ve Çevresi", Karadeniz Araştırmaları XV/58 (2018), s. 1-25.
Akademik çalışmalar
- François de Callataÿ, "The First Royal Coinages of Pontos (from Mithridates III to Mithridates V)", J. M. Højte (ed.), Mithridates VI and the Pontic Kingdom, Black Sea Studies 9, Aarhus 2009, s. 63-94.
- Deniz Burcu Erciyas, Studies in the Archaeology of Hellenistic Pontus: The Settlements, Monuments, and Coinage of Mithradates VI and His Predecessors, doktora tezi, University of Cincinnati, 2001.
- Toybelen Definesi (Samsun, Türkiye): Ön Değerlendirme, Anatolian Archaeology (DergiPark).
- Şengül Dilek Ful, "Epigrafik, Nümizmatik ve Arkeolojik Veriler Işığında Tokat'ta Zeus Kültü", Karadeniz İncelemeleri Dergisi 38 (2025), s. 67-90.
Kitaplar
- Brian C. McGing, The Foreign Policy of Mithridates VI Eupator, King of Pontus, Leiden 1986.
Diğer kaynaklar
- François de Callataÿ, L'histoire des guerres mithridatiques vue par les monnaies, Louvain-la-Neuve 1997.
- Barclay V. Head, Historia Numorum, 2. baskı, Oxford 1911, "Pontus" ve "Kings of Pontus" bölümleri.
- Otto Mørkholm, Early Hellenistic Coinage from the Accession of Alexander to the Peace of Apamea (336-188 B.C.), Cambridge 1991.
- Friedrich Imhoof-Blumer, "Die Kupferprägung des mithradatischen Reiches und andere Münzen des Pontos und Paphlagoniens", Numismatische Zeitschrift 45 (1912), s. 169-192.
- W. H. Waddington, E. Babelon, Th. Reinach, Recueil général des monnaies grecques d'Asie Mineure, I, Paris 1904.
- Georges Le Rider, Nezahat Olçay, Le trésor de Kirazlı (près d'Amasya), 1987.
- Stanley Ireland, Greek, Roman and Byzantine Coins in the Museum at Amasya (Ancient Amaseia), Turkey, Londra 2000.
- Lawrence University, Bearers of Meaning kataloğu, no. 46: Pontos, Mithradates III tetradrahmisi.
- Art Institute of Chicago, VI. Mithridates tetradrahmisi (envanter 1922.4928).
- Tyler Rossi, "The Ancient Coins of Mithridates", CoinWeek, 2022.
- WildWinds, Pontos Kings, Mithradates VI sikke kataloğu. wildwinds.com
- Pontic coinage; Mithridates VI Eupator (Wikipedia, yardımcı kaynak). en.wikipedia.org
Çevrimiçi kaynaklar







