Özgün Metin

Vezin: fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün

Seyl-i eşkümden binâ-yi bünyeye irdi ḫalel
Bir kez ey mi‘mâr-i rengîn-dil naẓar ḳıl el-‘acel
Bend-i ġamdan bülbül-i dil-ḫasteñi âzâd ḳıl
Ey melâḥât gülşeninüñ serv-i gül-ruḫsârı gel
Vaḳtidür merdümligüñ ey gözlerüm nûrı yitiş
Göz ḳarasın merdüm-i dîdem gibi idinme hal
Bunca müddetler ki yatdum ḫaste künc-i hecrde
Gelmege kimse ‘ıyâdet itmedi illâ ecel
Âfitâbum dîde burcından ṭulû‘ it Sa‘dî’ye
Ẓulmet-i hecre nehâr-i vuṣlatı eyle bedel

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözyaşı selimden bedenimin yapısına çatlak düştü; ey gönlü nakışlı mimar, bir kerecik olsun, hemen bir bak. (Âşığın vücudu sel basmış bir binaya, sevgili de onu onarabilecek mimara benzetilir.)

2. Gönlü hasta bülbülünü gam bağından azat et; ey güzellik bahçesinin gül yanaklı selvisi, gel.

3. Ey gözlerimin nuru, insanlık göstermenin vaktidir, yetiş; gözümün bebeği gibi kara gözünü de kendine ben edinme. ("Merdümlük" insanlık, "merdüm-i dîde" göz bebeği demektir; iki söz arasında tevriye vardır. İkinci mısraın anlamı tam açık değildir: neşirdeki "hal" kelimesi "ḫâl", yani ben olarak okunursa yukarıdaki anlam çıkar; başka okuyuşlar da mümkündür.)

4. Bunca zamandır ayrılık köşesinde hasta yattım; ecelden başka kimse beni ziyarete gelmedi.

5. Ey güneşim, göz burcundan Sa'dî'ye doğ; ayrılık karanlığını kavuşma gündüzüyle değiştir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazelin kime ait olduğu kesin değildir. Mecmuadaki başlık yalnız "Sa‘dî Çelebi Efendi"dir. Neşri hazırlayan Kamil Ali Gıynaş şairler dizininde onu, aynı mecmuanın 6393 numaralı şiiriyle birlikte "Tâcî-zâde Sa'dî Çelebi" altında kaydeder. Ancak 6393 numaralı şiirin başlığında şair açıkça "Birâder-i Ca‘fer Çelebi", yani Câfer Çelebi'nin kardeşi diye belirtilir; bu gazelde böyle bir belirleyici yoktur. Öte yandan dönemin tezkireleri "Sa‘dî Çelebi Efendi" adını çoğunlukla başka bir şair için, Kastamonulu Müftî Sa'dî Çelebi (Sa'dullah Efendi, ö. 945/1539) için kullanır: Latîfî onu "Sa‘dî Çelebi Efendi Müftî", Âşık Çelebi "Sa‘dî Çelebi el-Müftî" diye anar. Mahlas iki şairde de Sa'dî'dir. Nazire grubunda Kemalpaşazâde'nin ve bir padişahın bulunması iki şairin çağıyla da bağdaşır. Bu yüzden gazel burada, neşrin dizinine uyularak Tâcîzâde Sa'dî Çelebi'nin şiirleri arasında verilmekle birlikte, Müftî Sa'dî Çelebi'ye ait olma ihtimali açık bırakılmaktadır.

Gazel beş beyittir ve Pervâne Bey Mecmuası'nda 4743 numarada, "Nazîre-i Sa‘dî Çelebi Efendi" başlığıyla yer alır. Vezin aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Kafiye "-el" sesidir: ḫalel, ‘acel, gel, hal, ecel, bedel; ayrı bir redif yoktur. Son beyitte şair "Sa‘dî" mahlasını anar. Gazel, Necâtî Beg'in "Muṭribâ ḳavle muḫâlif gelme olma bî‘amel / Başla gün yüzlülerüñ vaṣfında bir rengin ġazel" diye başlayan gazeline yazılmış bir nazîredir. Mecmuada Necâtî'nin şiirinden sonra Zihnî ile Kemâl Paşa-zâde'nin nazireleri gelir; bu gazel dördüncü sıradadır ve ardından "Pâdişâh-i ‘Âlem-penâh" başlığıyla bir padişahın naziresi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, ayrılık hastalığına düşmüş bir âşığın sevgiliyi yardıma çağırmasıdır ve her beyitte bu çağrı başka bir imgeyle tekrarlanır. Matlada âşığın bedeni bir binaya benzetilir: gözyaşı seli temeline zarar vermiş, yapıda çatlaklar belirmiştir. Sevgiliye "mi‘mâr", yani bu yıkılan yapıyı onarabilecek usta diye seslenilir ve ondan "el-‘acel", yani hemen, bir bakış istenir. Bina, temel, sel ve mimar kelimeleri arasında bir tenasüp kurulur. İkinci beyitte imge bahçeye geçer: âşığın gönlü gam bağına vurulmuş hasta bir bülbül, sevgili ise güzellik bahçesinin gül yanaklı selvisidir.

Üçüncü beyitte "merdüm" kelimesi iki kez ve iki ayrı anlamda kullanılır: "merdümlik" insanlık, cömertlik; "merdüm-i dîde" ise göz bebeğidir. Âşık, gözlerinin nuru olan sevgiliden insanlık göstermesini isterken onu aynı zamanda gözünün bebeğine benzetir. Bu, divan şiirinde çok sevilen bir tevriyedir. İkinci mısraın anlamı ise tam açık değildir; neşirdeki "hal" kelimesi yanaktaki siyah ben anlamında "ḫâl" diye okunursa, beyit sevgilinin kara gözüyle bir ben arasında bir ilgi kurar.

Dördüncü beyit gazelin en güçlü beytidir. Âşık uzun süre ayrılık köşesinde hasta yatmış, ama ecelden başka hiç kimse onu ziyarete gelmemiştir. Hasta ziyareti (‘ıyâdet) dinî ve toplumsal bir görevdir; bu görevi yalnız ölümün yerine getirmesi, hem âşığın yalnızlığını hem de ölüme yaklaştığını acı bir ironiyle anlatır. Makta beytinde sevgili bir güneşe benzetilir ve gözün burcundan doğması istenir. Burç, doğuş (ṭulû‘), karanlık (ẓulmet) ve gündüz (nehâr) kelimeleri gök bilgisinden alınmış bir tenasüp kurar; ayrılık gece, kavuşma gündüzdür.

Tarihî Bağlam

Zemin şiirin sahibi Necâtî, II. Bayezid devrinin en ünlü şairidir ve nazire grubundaki Kemalpaşazâde de aynı dönemin büyük âlimlerindendir. Grubun yazılış tarihi ve bu gazelin hangi vesileyle söylendiği bilinmemektedir. Pervâne Bey Mecmuası, saray hizmetkârlarından Pervâne b. Abdullah'ın 968 (1560-61) yılında derlediği büyük bir nazire mecmuasıdır; dolayısıyla derleyicinin "Sa‘dî Çelebi Efendi" derken iki şairden hangisini kastettiği, kendi çağında yaygın olan kullanıma göre değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şuarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 272-273, Sa‘dî Çelebi ve Sa‘dî Çelebi Efendi Müftî maddeleri. ekitap.ktb.gov.tr
  • Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 424-426, Sa‘dî Çelebi ve Sa‘dî Çelebi el-Müftî maddeleri. ekitap.ktb.gov.tr

Resmî kaynaklar

  • Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, hzl. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 1732, şiir no. 4743 (varak 376b); Necâtî'nin zemin gazeli no. 4740; şairler dizini, "Tâcî-zâde Sa'dî Çelebi". ekitap.ktb.gov.tr

Kitaplar

  • İsmail E. Erünsal, "Tâcîzâde Sâdî Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39, İstanbul 2010, s. 356. islamansiklopedisi.org.tr

Çevrimiçi kaynaklar