Özgün Metin
Vezin: fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün
‘Âleme ṭoldı meserret lîk ben şâd olmadum
Âh kim ben bende bir dem ġamdan âzâd olmadum
Ben nice alam ‘arûs-ı baḫt-ı devletden murâd
İki ḳâżî-‘askerüñ birine dâmâd olmadum
‘Ömrümi kesb-i feżâ’ilde ‘abes ḫarc eyledüm
Cehl ile ‘unvân bulup ‘âlemde dil-şâd olmadum
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyayı sevinç doldurdu, ama ben sevinmedim; ah, ben kul bir an bile gamdan kurtulamadım. ("Bende" kul demektir; "ben bende" ifadesi şairin kendini alçakgönüllülükle anışıdır.)
2. Devlet bahtının gelininden ben nasıl murat alayım; iki kazaskerden birine damat olamadım. (Bahtın ve makamın bir gelin gibi düşünülmesi, ikinci mısradaki damatlıkla birleşir: yükselmenin yolu, büyük bir devlet adamının kızıyla evlenmektir.)
3. Ömrümü erdemler kazanmaya boş yere harcadım; cehaletle unvan bulup dünyada gönlü şen olamadım. (Bilgisiyle değil, bağlantılarıyla yükselenlere yöneltilmiş bir taşlamadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu beyitlerin kime ait olduğu tartışmalıdır. Âşık Çelebi onları Tâcîzâde Sa'dî Çelebi maddesinde "Ve lehu" (bu da onundur) başlığıyla verir. Kınalızâde Hasan Çelebi ise ilk iki beyti aktardıktan sonra açıkça itiraz eder: "‘Âşık Çelebi bu iki beyti galat idüp mezbûra isnâd itmişdür. Müftî olan Sa‘dî Çelebinündür." Yani Âşık Çelebi bu iki beyti yanlışlıkla Tâcîzâde'ye mal etmiştir; beyitler Kastamonulu Müftî Sa'dî Çelebi'nindir (Sa'dullah Efendi, ö. 945/1539). Kınalızâde'nin metni Âşık Çelebi'ninkiyle aynıdır, yalnız yazımı sadeleştirilmiştir. Hangi tezkirecinin haklı olduğu kesin olarak bilinemez. Âşık Çelebi'nin neşrinde, Tâcîzâde maddesindeki beyitlerin bir kısmının A nüshasında Müftî Sa'dî maddesine konduğunu bildiren bir not da bulunur. Beyitler bu yazıda, Âşık Çelebi'nin onları Tâcîzâde maddesinde vermesi sebebiyle yer almaktadır; ancak Kınalızâde'nin kaydı ciddiye alınmalıdır.
Elimizdeki parça üç beyittir; ilk beytin iki mısraı kafiyeli olduğu için bir gazelin matlaı ile iki beyti olmalıdır. Tezkireler vezin belirtmez; beyitler aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla okunur. Redif "olmadum", kafiye "-âd" sesidir: şâd, âzâd, dâmâd, dil-şâd. Neşrin nüsha farklarına göre ikinci mısradaki "bir dem" P nüshasında "bend-i"dir; üçüncü beyit ise yalnız F nüshasında vardır, öteki dört nüshada bulunmaz. Kınalızâde de yalnız ilk iki beyti verir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyitler aşk şiirinin diliyle yazılmış bir şikâyet, hatta bir taşlamadır. Matlada herkesin sevindiği bir zamanda şairin sevinemediği söylenir; "şâd" ile "âzâd" kafiyesi, sevinç ile özgürlüğü aynı ses çizgisinde buluşturur. Gerçek konu ikinci beyitte ortaya çıkar: şair "devlet bahtının gelini"nden murat alamamıştır, çünkü iki kazaskerden birinin damadı olamamıştır. Osmanlı ilmiye teşkilatının en yüksek iki makamı Rumeli ve Anadolu kazaskerlikleridir; beyit, bu makamlara yakınlığın, yani bir kazaskere damat olmanın, terfinin en kısa yolu olduğunu ima eder. Gelin (‘arûs), murat almak ve damat kelimeleri arasında düğün alanından gelen bir tenasüp kurulmuştur; "murat almak" hem dileğe ermek hem de evlilikle ilgili bir deyim olarak çift anlamlıdır.
Üçüncü beyit eleştiriyi açık bir hükme dönüştürür: şair ömrünü erdem kazanmaya boşuna harcamıştır; cehaletiyle unvan bulup keyfi yerinde olanlardan olamamıştır. "Kesb-i feżâ’il" (erdem kazanmak) ile "cehl ile ‘unvân bulmak" arasındaki tezat, beytin acı ironisini taşır. Redifin her beyitte "olmadum" diye tekrarlanması, bir başarısızlıklar listesi gibi işler ve şikâyetin tonunu giderek ağırlaştırır.
Tarihî Bağlam
Beyitlerin konusu, kimin yazdığına göre farklı bir anlam kazanır. Tâcîzâde Sa'dî Çelebi, ağabeyi Câfer Çelebi'nin önce nişancı, sonra kazasker olduğu bir dönemde Sahn medreselerinde müderris olarak kalmıştır. Müftî Sa'dî Çelebi ise tezkirelere göre İstanbul kadılığından müftülüğe, yani şeyhülislamlığa yükselmiş bir âlimdir. Beyitler iki hayat hikâyesine de uyabilecek bir sitem taşır ve kaynaklar bu sitemin hangi olaya bağlı olduğunu söylemez. Kınalızâde'nin itirazı, tezkirecilerin birbirlerinin kayıtlarını dikkatle okuyup düzelttiklerini göstermesi bakımından da ilgi çekicidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 424-425, Sa‘dî Çelebi maddesi ve nüsha farkları (dipnot 4580-4583). ekitap.ktb.gov.tr
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 430-431, Sa‘dî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Beyânî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 91, Sa‘dî Efendi maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Kitaplar
- İsmail E. Erünsal, "Tâcîzâde Sâdî Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39, İstanbul 2010, s. 356. islamansiklopedisi.org.tr






