Pîrîzâde Mehmed Sâhib Efendi, 1158-1159 (1745-1746) yıllarında bir yıl kadar şeyhülislamlık yapmış, İbn Haldûn'un Mukaddime'sini Türkçeye ilk çeviren âlimdir; şiirlerinde "Sâhib" mahlasını kullanmış ve bir divan bırakmıştır. 9 Receb 1162'de (25 Haziran 1749) Üsküdar'da ölmüştür. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu Merzifonlu sayar ve şer'iyye sicillerine dayanarak babasının Amasya mütesellimi Pîrî Ağazâde Osman Ağa olduğunu yazar; TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre ise İstanbul'da doğmuş, bir yeniçeri ağasının oğludur. Amasya ile bağı bu yüzden tartışmalıdır. Hüsameddin'e bakılırsa Amasya onun hayatında iki sürgünün durağı ve bir hayır eserinin yeridir.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin'in "Sâhib Mehmed Efendi-Pîrîzâde" maddesi, kariyer basamaklarını tarih tarih sayan uzun bir metindir. On birinci ciltteki bu metnin tamamı sitede aynı başlıkla okunabilir; aşağıya şairin hayatını ve Amasya'yı ilgilendiren kısımlar alındı:
Merzifonludur. Köprülü Mehmed Paşa'nın havâss-ı etbâ'ından sâbıkü't-terceme Pirî Ağazâde Amasya mütesellimi Osmân Ağa'nın mahdûmu olduğu sicillât-ı şer'iyyeden anlaşıldı. Takrîben 1083'de doğdu. Pederinin hayatında İstanbul'a gidip orada Erzincânî Ali Efendi'den vesâir ulemâdan tahsîlini ikmâl ederek mücâz ve ders-i âm ve Merzifonî Hacı Ali Paşa'ya sadâretinde imâm oldu. Müşârün-ileyhin azlinde tedrîsine devam edib hüsn-i tab'ı ve şiiriyle Şeyhülislam Erzurumî es-Seyyid Feyzullah Efendi'ye kendisini sevdirmiş olduğundan müşârün-ileyhe kitâpçı ve müderris, 1113'de Râmî Mehmed Paşa'ya imâm olarak sadr-ı müşârün-ileyhin ahvâlinden Efendisini haberdâr ederdi. 1155 senesi rebîülâhirinde Feyzullâh Efendi'nin şehâdeti ve Sultân Mustafa Sânî'nin hal'i üzerine Amasya'ya i'zâm edildi. Vusûlünden az sonra pederi Amasya'da vefât eylediğinden fevkalâde müteellim oldu. Beş yıl kadar Amasya'da kalıp 1117'de Firûzağa müderrisliği verildi. Ba'dehû ma'zûl olup 1120'de Şeyhülislam Amasyalı Ebezâde Abdullah Efendi'nin himmetiyle İstanbul'a avdet edebildi. Bu esnâda Bostancıbaşı olan Amasyalı el-Hâc Ahmed Ağa'ya imâm olup altmışlı pâyesine yükseldi. 1123'de Hacı Ahmed Ağa vezâretle Kapdân-ı deryâ ve ba'dehû İstanbul kâim makâmı olduğundan kibâr-ı müderrisînden oldu. 1125 senesi zilhiccesinde Hacı Ahmed Paşa bir iftirâya ma'rûz olarak azliyle Amasya'ya gönderilmiş olduğundan bunu da sürükledi. 1126'da Sivas nâibi ve ba'dehû İzmit kadısı olduğu esnâda yazdığı kasidesi Nevşehirli İbrâhim Paşa vâsıtasıyla Sultân Ahmed-i Sâlis'e takdîm edildiğinden 1131'de İstanbul'a avdet ve sâdr-ı müşârün-ileyhe takarrüb ederek 1135'de Selanik mollası oldu. [...] 1162 senesi recebinin dokuzunda dâr-ı naîme rihlet etdi. Üsküdâr'da medfûndur. Yaşı seksene ermiş, âlim, fâzıl, her fende mâhir, üç lisânda şâir, halûk bir zât idi. Amasyalı Müftî Ali Çelebi Mescidi'ne minber koydu. Ba'zı emlâkını vakfederek hitâbet ve cüzhân vazîfeleri tahsis etdi. İbn Haldun "Mukaddime"sini Türkçe'ye terceme eyledi. Mahdûmu Osmân Sâhib Efendi de Şeyhülislam oldu.
Günümüz Türkçesiyle: Merzifonludur. Şer'iyye sicillerinden, daha önce hayatı yazılan ve Köprülü Mehmed Paşa'nın yakın adamlarından olan Amasya mütesellimi Pîrî Ağazâde Osman Ağa'nın oğlu olduğu anlaşıldı. 1083 (1672) dolaylarında doğdu. Babası hayattayken İstanbul'a gidip orada Erzincanlı Ali Efendi'den ve başka bilginlerden okudu, icazet aldı, ders-i âm oldu ve Merzifonlu Hacı Ali Paşa sadrazamken onun imamı oldu. Paşa azledilince derslerine devam etti; güzel yaratılışı ve şiiriyle Şeyhülislam Erzurumlu Seyyid Feyzullah Efendi'ye kendini sevdirdiği için onun kitapçısı ve müderrisi oldu, 1113'te Râmî Mehmed Paşa'nın imamı olarak sadrazamın durumundan efendisini haberdar ederdi. Rebiülâhir 1155'te Feyzullah Efendi'nin öldürülmesi ve II. Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Amasya'ya gönderildi. Varışından az sonra babası Amasya'da ölünce çok acı çekti. Beş yıl kadar Amasya'da kaldı, 1117'de kendisine Firuzağa müderrisliği verildi. Sonra azledildi ve 1120'de Amasyalı Şeyhülislam Ebezâde Abdullah Efendi'nin yardımıyla İstanbul'a dönebildi. Bu sırada bostancıbaşı olan Amasyalı Hacı Ahmed Ağa'nın imamı oldu ve altmışlı müderrisliğe yükseldi. 1123'te Hacı Ahmed Ağa vezirlikle kaptan-ı derya, ardından İstanbul kaymakamı olunca büyük müderrisler arasına girdi. 1125 Zilhiccesinde Hacı Ahmed Paşa bir iftiraya uğrayıp azledilerek Amasya'ya gönderilince onu da peşinden sürükledi. 1126'da Sivas naibi, ardından İzmit kadısıyken yazdığı kaside Nevşehirli İbrâhim Paşa aracılığıyla III. Ahmed'e sunulduğundan 1131'de İstanbul'a döndü, sadrazama yakınlık kurarak 1135'te Selanik mollası oldu. [...] 1162 yılı Recebinin dokuzunda öldü. Üsküdar'da gömülüdür. Seksen yaşına ermiş; bilgin, erdemli, her ilimde usta, üç dilde şiir yazan, iyi huylu bir kişiydi. Amasyalı Müftü Ali Çelebi Mescidi'ne minber koydu. Bazı mülklerini vakfederek hatiplik ve cüz okuyuculuk görevleri ayırdı. İbn Haldûn'un Mukaddime'sini Türkçeye çevirdi. Oğlu Osman Sâhib Efendi de şeyhülislam oldu.
Atlanan kısımda Hüsameddin, Selanik mollalığından sonraki rütbeleri, iki Rumeli kazaskerliğini, şeyhülislamlığı, azli, Hicaz'a sürgünü ve hacdan dönüşünü yıl yıl sayar. Maddenin sonunda da Osman Sâhib Efendi'nin erkek evladı olmadığını, kızının Sarı Mehmed Paşazâde İbrâhim Bey'le evlenmesi sonucu soyun "Pîrîzâde" adıyla sürdüğünü ve bu soydan Sâhib Mehmed Bey'in de şeyhülislam olduğunu ekler.
Hayatı
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki Tahsin Özcan maddesi, Mehmed Sâhib'in kariyerinin büyük bölümünde Hüsameddin'le uyuşur: Seyyid Feyzullah Efendi'nin kitapçılığı, Râmi Mehmed Paşa'nın imamlığı, 1135'te (1723) Selanik kadılığı, 1140'ta (1727-28) ikinci sultan imamlığı, 1142'de (1729-30) Bursa kadılığı, I. Mahmud'un tahta çıkışından sonra birinci imamlık ve İstanbul kadılığı, 1146'da (1733) Anadolu kazaskerliği iki kaynakta da aynıdır. Şeyhülislamlığa Feyzullahefendizâde Seyyid Mustafa Efendi'nin 30 Muharrem 1158'deki (4 Mart 1745) ölümü üzerine geçmiş, 13 Rebiülevvel 1159'da (5 Nisan 1746) hastalığı gerekçe gösterilerek ayrılmıştır. Ansiklopedi, Şem'dânîzâde'ye dayanarak azlinde İstanbul kadılığına getirdiği oğlu Osman Efendi'nin uygunsuz davranışlarının da payı olduğunu yazar; Hüsameddin ise azli sadrazam Seyyid Hasan Paşa'nın nüfuzuna bağlar ve Hicaz'a gönderilmesini de onun bir fırsat kollamasıyla açıklar.
Ayrılıklar daha çok başlangıçtadır. Hüsameddin onun Merzifonlu olduğunu, 1083 dolaylarında doğduğunu ve Merzifonlu Hacı Ali Paşa'nın sadaretinde imam olduğunu söyler; ansiklopedi ise 1085 (1674) başlarında İstanbul'da doğduğunu, Dergâh-ı Âlî yeniçeri ağalarından Pîrî Ağa'nın oğlu olduğunu, önce sadrazam Daltaban Mustafa Paşa'ya, sonra Râmi Mehmed Paşa'ya imamlık ettiğini kaydeder ve İsmail Hâmi Danişmend'in onu devşirme kökenli saydığını ekler. Babasının adı da iki kaynakta farklıdır: Hüsameddin'de baba Pîrî Ağazâde Osman Ağa'dır ve Amasya'da ölmüştür; ansiklopedide baba Pîrî Ağa'dır ve Mehmed Sâhib, Karacaahmet Mezarlığı'nda babasının mezarının yanına gömülmüştür. Hüsameddin'in Amasya'ya iki sürgün anlatısı da ansiklopedide yer almaz; ansiklopedi bu yıllar için kesintisiz bir medrese silsilesi verir.
Hüsameddin'in metninde Feyzullah Efendi'nin öldürülmesi "1155" yılına konmuştur. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Feyzullah Efendi" maddesine göre şeyhülislam, Edirne Vak'ası diye bilinen ayaklanmada 13 Rebiülevvel 1115'te (27 Temmuz 1703) görevinden alınmış ve ardından öldürülmüştür. Maddenin akışı da (beş yıl Amasya'da kalış, 1117'de müderrislik, 1120'de dönüş) 1115'i gerektirir; basılı metindeki tarih bir dizgi ya da okuma yanlışı olmalıdır.
Amasya ile Bağı
Amasya bu hayata önce babası ve 1115'teki çalkantı yoluyla girer: baba Amasya mütesellimidir, geleceğin şeyhülislamı da genç bir müderrisken o yılın olaylarından sonra beş yıl kadar şehirde kalır. Koruyucusu Amasyalı Hacı Ahmed Paşa 1125 sonunda azledilip Amasya'ya gönderilince Mehmed Sâhib de bir kez daha oraya sürüklenmiştir. Kalıcı iz ise bir vakıftır: Amasya'daki Müftü Ali Çelebi Mescidi'ne minber koydurmuş, mülklerinden bir kısmını vakfederek orada hatiplik ve cüz okuyuculuk görevleri kurmuştur. Ansiklopedi bu bağlardan hiçbirini anmaz. Hüsameddin'in şer'iyye sicillerine dayandığını söylemesi, Amasya kayıtlarında bu adla bir ailenin izini bulduğunu gösterir; aynı kişi olup olmadıkları, ansiklopedinin verdiği İstanbul doğumu karşısında ancak bu sicillerin yeniden okunmasıyla kesinleşebilir.
Eserleri
Ansiklopediye göre Mehmed Sâhib'in en tanınmış eseri Tercüme-i Mukaddime-i İbn Haldûn'dur. Çeviriye 1138'de (1725) başlamış, beş yılda eserin ancak üçte ikisini, başından beşinci faslın sonuna kadarki kısmını çevirebilmiş ve Rebiülevvel 1143'te (Eylül 1730) I. Mahmud'a sunmuştur. Çeviri 1274'te Bulak'ta, 1275'te İstanbul'da basılmıştır. Bunun dışında müt'a nikâhının haramlığı üzerine Arapça bir risâlesi ile Kâtib Çelebi'nin Düstûrü'l-amel'ini esas alan Kitâbü's-Siyâse adlı bir nasihat risâlesi vardır.
Şiiri
Hüsameddin onu "üç lisânda şâir" diye anar ve iki yerde şiirinin kariyerine etkisini anlatır: Feyzullah Efendi'ye "hüsn-i tab'ı ve şiiriyle" kendini sevdirmiş, İzmit kadısıyken yazdığı bir kaside Nevşehirli İbrâhim Paşa aracılığıyla III. Ahmed'e sunulunca İstanbul'a dönebilmiştir. Ansiklopedi de onun Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazdığını, şairliğinin ilmî kişiliğinin gölgesinde kaldığını, "Sâhib" mahlasıyla sade bir dille daha çok ahlâkî ve dinî-tasavvufî konularda şiir söylediğini belirtir.
Divanının yazma nüshaları Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi (Emanet Hazinesi, nr. 1469), İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi (TY, nr. 738 ve 1710/6), Millet Kütüphanesi (Ali Emîrî, Manzum, nr. 243) ve Süleymaniye Kütüphanesi'nde (İzmir, nr. 532) bulunur; Millî Kütüphane'de (nr. A. 1601) kasidelerini içeren ayrı bir nüsha vardır. Divan iki teze konu olmuştur: Olcay Köprücü'nün 1967 tarihli lisans tezi ve Meral Topal'ın 2004'te Fırat Üniversitesi'nde hazırladığı yüksek lisans tezi. Topal'ın tezi Fırat Üniversitesi'nin açık erişim arşivinde yer alır; Sâhib'in şiirleri bu tezdeki tenkitli metinden, her biri ayrı bir sayfada özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla verilmektedir. Tezin sonunda yalnız Arap harfli, el yazısı bir kopya olarak yer alan dört Farsça şiir ise bu kopyadan güvenle okunamadığı için verilememiştir. Köprücü'nün tezine ve divanın yayımlanmış bir neşrine ulaşılamadı.
Kronoloji
1083 (1672) dolayı / 1085 (1674) başı: Doğar (Hüsameddin / TDV).
1115 (1703): Feyzullah Efendi'nin öldürülmesinden sonra, Hüsameddin'e göre Amasya'ya gönderilir.
1135 (1723): Selanik kadısı olur.
Rebiülevvel 1143 (Eylül 1730): Mukaddime çevirisini I. Mahmud'a sunar.
1146 (1733): Anadolu kazaskeri olur.
30 Muharrem 1158 (4 Mart 1745): Şeyhülislam olur.
13 Rebiülevvel 1159 (5 Nisan 1746): Şeyhülislamlıktan ayrılır.
9 Receb 1162 (25 Haziran 1749): Üsküdar'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 229-232 (e-kitap s. 427-428), "Sâhib Mehmed Efendi-Pîrîzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page427.html
Akademik çalışmalar
- Tahsin Özcan, "Pîrîzâde Mehmed Sâhib Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 288-290. https://islamansiklopedisi.org.tr/pirizade-mehmed-sahib-efendi--18-yy
- Mehmet Serhan Tayşi, "Feyzullah Efendi, Seyyid", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 12, İstanbul 1995, s. 527-528. https://islamansiklopedisi.org.tr/feyzullah-efendi-seyyid
Çevrimiçi kaynaklar






