Amasya'nın Türk yurdu hâline gelişi bir fetih gününe sığdırılamaz; 26 Ağustos 1071'de kazanılan Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya yayılan Türkmen beylerinin birkaç on yıllık çabası içinde şekillendi. 1071 zaferinin ardından Sultan Alparslan'ın maiyetindeki komutanlar Anadolu'nun iç bölgelerine akınlar düzenledi, Bizans'ın bu topraklardaki egemenliği çöktü ve fethedilen yerlerde, Selçuklu hükümdarının izniyle iç işlerinde serbest küçük beylikler doğdu. Bu beyliklerin en güçlülerinden biri, Sivas'ı merkez edinen Danişmendliler oldu. Amasya yaklaşık bir asır boyunca bu hanedanın hâkimiyetinde kaldı, ardından Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlandı.
İki dönem birbirinden keskin çizgilerle ayrılmaz. Danişmendli çağında şehir bir sınır ve ordugâh kentiydi; Haçlı seferlerinin Anadolu'daki en ağır çarpışmalarından biri şehrin hemen yakınında yaşandı. Selçuklu çağında Amasya medreseleri, vakıfları ve valilik düzeniyle anılan, "Dârü'l-izz" yani "izzet yurdu" unvanıyla bilinen bir şehre dönüştü. Selçuklu otoritesinin çözülmesinden sonra Moğol baskısı, Eretna Devleti ve yerel emirlik dönemi geldi; Amasya Osmanlı idaresine ancak bu uzun geçişin sonunda girdi.
Amaseia'dan Danişmendli Şehrine
Şehrin bilinen en eski adı Amaseia'dır. Ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmez; Büyük İskender çağından önce de var olduğu ve tarihinin Hititler dönemine kadar uzandığı sanılır. Helenistik dönemde zaman zaman Pontus krallarının başşehri oldu, MÖ 63'te Roma sınırları içine katıldı, MS III. yüzyılda bir piskoposluk merkezi olarak önem kazandı. 712'de Araplar şehri aldı; birkaç yıl sonra İmparator III. Leon (717-741) idaresindeki Bizans kuvvetleri onu geri aldı. Türkmenler Yeşilırmak vadisine geldiğinde Amaseia, yüzyıllardır Bizans yönetiminde duran bir sınır kentiydi. Eski adın Amasya biçiminde bugüne ulaşması, yerleşmenin bu el değiştirmelere rağmen kesintisiz sürdüğünü gösterir; Türk idaresi bir yıkım değil, aynı vadideki yaşamın yeni bir siyasi çatı altında devamı oldu.
Danişmend Gazi ve Hanedanın Kuruluşu
Hanedanın kurucusu Danişmend Gazi, Azerbaycan'da yaşamış bir Türkmen ailesine mensuptu; hayatı ve etnik kökeni hakkındaki bilgiler yetersizdir. İbnü'l-Esîr asıl adının Taylû olduğunu ve Türkmenlere öğretmenlik yaptığını yazar, Danişmendname ise ona Ahmed adını verir ve "Danişmend" lakabının doğuşunu destansı biçimde anlatır; bu anlatı bilinen tarihî gerçeklerle bağdaşmaz. 1064'te Sultan Alparslan'ın hizmetine girdi ve kısa sürede onun en gözde emirleri arasına yükseldi. Malazgirt Savaşı'na katıldı; zaferden sonra kendisine iktâ olarak verilen Sivas'ı fethederek hanedanın ilk çekirdeğini oluşturdu (1071). Alparslan'ın savaşa katılan emirlerden Anadolu'da fetihe girişmelerini istediği ve fethedecekleri yerleri onlara iktâ edeceğini bildirdiği aktarılır. Nîsâbûrî'nin Selçuknâme'sine göre bu paylaşmada Sivas, Tokat, Amasya ve Kayseri Danişmend Gazi'ye ayrıldı; sultan ayrıca bu yerlerin vergiden muaf tutulacağına, Danişmendoğulları'na hiçbir yük getirilmeyeceğine ve Selçuklu şehzadelerinin onun ülkesine karışmayacağına söz verdi. Danişmend Gazi, Sivas'ı üs edinip Çaka, Turasan, Kara Doğan, Osmancık, İltegin ve Kara Tegin adlı emirleriyle Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamantı, Elbistan, Develi ve Çorum'u ele geçirdi ve Anadolu'da kurulan ilk Türkmen beyliklerinden birinin temelini attı. Danişmendliler başlangıçta Büyük Selçuklular adına fetih faaliyetinde bulundular; 1086'dan sonra kendi adlarına hareket ettiler.
Amasya'nın tam olarak ne zaman ve kimin eliyle alındığı konusunda kaynaklar birleşmez. Ansiklopedik anlatımlarda şehrin Türkler tarafından fethinin tarihi için kesin bir bilgi bulunmadığı, ancak Danişmendli idaresi altında olduğunun bilindiği belirtilir. Yerel resmî anlatılar Amasya ve çevresinin Danişmend Ahmed Gazi tarafından fethedildiğini yazar; bu ad, destanlarda Danişmend Gazi için kullanılan Melik Ahmed Danişmend adıyla örtüşür. Başka bir anlatım, Amaseia'nın 1075'te Türkmen Danişmendli beylerinin eline geçtiğini ve II. Kılıcarslan'ın hanedan topraklarını ilhakına kadar onların başkenti olduğunu söyler. Hanedan kaynaklarında merkez Sivas olarak gösterildiğinden, Amasya'nın "başkent" sayıldığı bu anlatı ihtiyatla okunmalıdır. Kaynaklar arasındaki bu ayrım olgunun kendisini değiştirmez: şehir 1071 sonrasının ilk yarım yüzyılında Danişmendli egemenliğine girmiş ve Anadolu'nun Türkleşme sürecinin erken merkezlerinden biri olmuştur.
Danişmend Gazi'nin ölümünden sonra yerine oğlu Gümüştegin geçti. Hanedan onun döneminde Anadolu ve Suriye Selçuklularının rekabetinden yararlanarak genişledi; Gümüştegin kendi adına para bastıran ilk Danişmendli hükümdardır. Paralarında Grekçe ve Grekçe-Arapça yazılar, bazı sikkelerde Hıristiyan simgeleri, hükümdar portreleri ve aslan figürü görülür.
Merzifon Muharebesi ve 1101 Haçlıları
Amasya'nın Danişmendli tarihindeki en bilinen olayı, 1101 yazında şehrin hemen yakınında yaşanan savaştır. I. Haçlı Seferi'nin Kudüs'ü almasıyla Avrupa'da yeni bir heyecan doğmuş, Lombardlar, Fransızlar ve Almanlar'dan oluşan yeni bir Haçlı kolu 1101'de Anadolu'ya geçmişti. Haçlılar İstanbul'a vardıklarında Antakya Prinkepsi Bohemund'un Gümüştegin tarafından esir alınıp önce Sivas'a, sonra Niksar'a götürüldüğünü öğrendiler ve onu kurtarmak üzere yola çıktılar. Haziran 1101'de İzmit yakınlarından hareket eden ordu Ankara'yı aldı, ardından Amasya ve Niksar'a ulaşmak için Çankırı yönüne döndü.
Bu ilerleyiş Danişmendlileri ve Anadolu Selçuklularını ortak bir direnişe zorladı. Gümüştegin, Sultan I. Kılıcarslan, Halep Selçuklu meliki Rıdvan ve Harran emiri Karaca'nın komutasındaki yaklaşık yirmi bin kişilik Türk kuvveti, Ağustos 1101'de Merzifon yakınlarında Haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Yerel resmî anlatı çarpışmanın Amasya ile Merzifon arasında 5 Ağustos 1101'de yapıldığını bildirir ve Selçuklu sultanı Kılıcarslan'ı Danişmend Ahmed Gazi ile birlikte anar. Aynı yıl içinde Türk kuvvetleri, Konya yönünde ilerleyen ikinci Haçlı ordusunu ve Ereğli yakınlarındaki üçüncü orduyu da dağıttı. Merzifon yenilgisi, Haçlıların Anadolu'nun içlerine ve Karadeniz hattına ulaşma girişimini sona erdirdi.
Zaferin ardından ittifak çözüldü. Gümüştegin, Bohemund'u fidye karşılığında serbest bırakınca (1103) ortak fidyeden pay isteyen Kılıcarslan ona karşı yürüdü ve Maraş yakınlarında yendi. Gümüştegin 1104'te Sivas'ta öldü; ölümüyle hanedanda taht kavgaları başladı.
Emîr Gazi, Melik Muhammed ve Amasya'nın Konumu
Gümüştegin'in büyük oğlu Emîr Gazi, taht kavgalarından sonra hanedanı yeniden toparladı. Damadı Mesud'u Anadolu Selçuklu tahtına çıkararak (1116) Danişmendlileri Anadolu'nun en güçlü siyasi kuvveti hâline getirdi. Malatya, Kayseri ve Ankara'yı ele geçirdi, 1129'da Çankırı, Kastamonu ve Karadeniz kıyılarına hâkim oldu. 1134'te ölünce yerine büyük oğlu Melik Muhammed geçti. Melik Muhammed Rumlar, Haçlılar ve Ermenilerle savaştı, çok sayıda din âlimini Anadolu'ya davet etti, harap durumdaki Kayseri'yi yeniden imar edip Kayseri Ulucamii'ni yaptırdı. 1143'te Kayseri'de öldü.
Melik Muhammed'in ölümünden sonra hanedan Sivas, Malatya ve Kayseri olmak üzere üçe bölündü. Amasya, Sivas kolunun idaresinde kaldı. Emîr Gazi'nin oğlu Yağıbasan Sivas ve Amasya meliki olarak anılır; 1150'de Karadeniz kıyısında Ünye, Samsun ve Bafra'yı aldı. Bizans tarihçisi Niketas Khoniates'in aktardığına göre, Sultan I. Mesud'un 1155'teki ölümünün ardından Danişmendli damatlarından Yağıbasan'a Amasya, Ankara ve Kapadokya, Zünnûn'a ise Kayseri ile Sivas verildi. Yağıbasan sonraki yıllarda Selçuklu sultanı II. Kılıcarslan'a karşı Bizans imparatoru Manuel Komnenos ile ittifak kurdu, 1162'de Kılıcarslan'ı yendi; 1164'te Çankırı'daki damadı Şâhinşah'ın yanında öldü ve Niksar'da yaptırdığı medresenin hazîresine gömüldü.
Yağıbasan'ın ardından kimin tahta geçtiği tartışmalıdır. Bazı rivayetlere göre karısı, Zünnûn'un kardeşi İbrâhim'in on altı yaşındaki oğlu İsmâil ile evlenerek onu hükümdar ilan etmiştir. Başka kaynaklar oğlu Cemâleddin Gazi'nin geçtiğini söyler. Bazı tarihçiler, Cemâleddin Gazi'nin asıl adının İsmâil olduğunu, Tokat ve Amasya çevresinde iki yıl hüküm sürdükten sonra amcazadesi İbrâhim tarafından ortadan kaldırıldığını (1166) yazar. Bu belirsizlik, Amasya'nın hanedanın son yıllarında Sivas koluyla birlikte aynı taht mücadelelerinin içinde kaldığını gösterir.
Danişmendli Dönemi Amasya'sından Kalanlar
Danişmendli mimarisi malzeme, teknik ve süsleme bakımından gösterişsizdir; önemi, Anadolu Türk mimarisinin doğuş döneminde kendi kimliğini arayan ilk örnekleri oluşturmasından gelir. Bu eserlerin bir kısmı, sonraki Selçuklu ve Osmanlı tasarım şemalarının öncüsü sayılır. Amasya'da bu dönemden gelen yapıların çoğu ya yok olmuş ya da sonraki çağlarda köklü biçimde değişmiştir.
Şehirdeki en eski Türk yapısı, Danişmendoğlu Melik Gazi'nin bugünkü Şamlar Camii'nin bulunduğu yerde, kalenin hemen doğusunda yaptırdığı camidir. Küçük Ağa Külliyesi'nin kuruluşu da Danişmendli çağına iner, ancak yapı topluluğu XV. yüzyılın sonlarında Osmanlı döneminde hemen tamamen yenilenmiştir. Amasya'daki Yağıbasan Hanı ile Dânişmend Gazi Sarayı'nın varlığı kaynaklardan bilinmekte, fakat ikisi de günümüze ulaşmamıştır. Yeşilırmak üzerinde, şehre yaklaşık altı kilometre uzaklıktaki Çağlayan (Çalâkçalık) Köprüsü ise Yağıbasan'ın emirlerinden İltegin Gazi oğlu Hüsâmüddevle Hasan tarafından XII. yüzyılın ilk yarısında yaptırılmıştır. Yetmiş metre uzunluğundaki köprünün altı geniş açıklığı tuğla yuvarlak kemerlerle geçilmiş, ayaklar batı yönünde mahmuzlarla güçlendirilmiştir. Köprünün ekseninde yükselen burç biçimli yıkık bölümün bir tür tarih köşkü olduğu tahmin edilir ve bu hâliyle Osmanlı köprü mimarisinin vazgeçilmez ögesi olacak tarih köşklerinin bilinen en erken örneği sayılır.
Hanedanın komşu şehirlerdeki yapıları, çağın mimari anlayışı hakkında fikir verir. Tokat'taki Garipler Camii hanedanın günümüze ulaşan en eski tarihli yapısıdır ve Danişmend Gazi'nin yaptırdığı arşiv belgelerinden anlaşılır. Kayseri Ulucamii Melik Muhammed zamanında, Kayseri'deki Kölük Cami-Medresesi ise büyük olasılıkla Yağıbasan döneminde yapılmıştır. Yağıbasan'ın Tokat ve Niksar'da yaptırdığı medreseler, avlusu aydınlık kubbesiyle örtülü "kubbeli medrese" tipinin en eski örnekleri arasındadır; Tokat'taki kubbenin çapı yaklaşık on dört metreyi bulur.
Danişmendname'de Amasya
Danişmendlilerin Anadolu'daki gaza geleneği, Danişmendname adlı destansı anlatıda yaşatılmıştır. Eser, Anadolu Selçuklu hükümdarı II. İzzeddin Keykâvus'un emriyle münşi İbn Âlâ tarafından 1245'te, gaziler arasında dolaşan menkıbelerin derlenmesiyle yazıldı; bu ilk nüsha günümüze ulaşmamıştır. Metni Tokat Kalesi dizdarı Arif Ali, II. Murad döneminde (1421-1451) nazım parçaları da içeren bir nesirle yeniden kaleme aldı ve bugün elde bulunan nüshaların tümü bu ikinci yazımı yansıtır. Eserin 1960'ta İrène Mélikoff tarafından yapılan eleştirel neşri ve Fransızca çevirisi, konunun bilimsel araştırması için temel çalışmadır.
Anlatıya göre Danişmend Gazi, halifeden izin alarak Anadolu'da fetihlere başlar, Sivas'ı imar eder ve oradan Karadeniz'e kadar olan bölgeyi almaya karar verir. Tokat, Zile, Amasya, Çorum ve Niksar bölgelerini fetheder, halkı İslam'a davet eder. Niksar halkı sonradan dinden döner ve Müslümanları öldürür; Danişmend Gazi şehri yeniden alır, ancak Canik yolunda pusuya düşürülerek şehit edilir ve vasiyeti üzerine Niksar Kalesi karşısına gömülür. Oğlu Melik Gazi Bağdat'a gidip halifenin huzuruna çıkar, babasının fethettiği yerleri geri alır ve Niksar'da babasının mezarı üzerine bir türbe yaptırır. Destan tarihî olayları efsanevi unsurlarla karıştırır; yine de kahramanlarının gerçek Türk beyleri olması ve anılan yerlerin Anadolu'nun gerçek coğrafi adlarıyla geçmesi yüzünden Osmanlı tarihçileri onu uzun süre bir tarih kitabı gibi kullanmıştır. Olay sırası ve ayrıntılar bakımından tek başına güvenilir bir kronoloji kaynağı sayılamaz.
1175 ve Selçuklu Egemenliği
Danişmendlilerin sonu, hanedan üyelerinin birbirleriyle mücadelesi ile Anadolu Selçukluları, Bizans ve Zengîler arasındaki dengeler içinde geldi. II. Kılıcarslan 1165'ten itibaren Danişmendli topraklarını sistemli biçimde ilhak etti, 1169 dolaylarında (başka rivayetlere göre 1171 veya 1173'te) Kayseri ve Zamantı'daki Danişmendli hâkimiyetine son verdi. Zengî Atabeg Nûreddin Mahmud'un 1174'te ölmesinin ardından Sivas, Niksar, Komana, Tokat ve diğer Danişmendli topraklarını 1175 yazında aldı. Amasya'nın Selçuklu hâkimiyetine girişi de bu yıla tarihlenir. Bizans İmparatoru Manuel, Selçuklulara karşı bir denge unsuru olarak gördüğü Danişmendlilerin toprakları yeniden kazanmasını istedi; Gavras adlı komutanını otuz bin kişilik bir orduyla Amasya ve Niksar'a gönderdi, fakat sonuç alamadı. Anlatılanlara göre Şâhinşah'ın Amasya'yı almak üzere yönlendirilen birliği de Eskişehir yakınlarında pusuya düşürüldü. Danişmendlilerin Malatya kolu 1178'de ortadan kalktı ve hanedan Anadolu tarihindeki bağımsız siyasi varlığını yitirdi.
Selçuklu yönetimi altında Amasya önemli bir şehir oldu; kimi kaynaklar bu dönemde şehrin "Dârü'l-izz" unvanıyla anıldığını belirtir. II. Kılıcarslan ömrünün sonlarına doğru (muhtemelen 1184-1185) ülkeyi on bir oğlu arasında bölüştürdü; bu paylaşımda Amasya Nizâmeddin Argun Şah'a, Tokat ve Karadeniz'e kadar uzanan topraklar ise Rükneddin Süleyman Şah'a düştü. Rükneddin Süleyman Şah, kardeşinin payındaki Amasya'yı zorla ele geçirdi. 1196-1204 arasında Selçuklu tahtını da aldığında Amasya, bütün Anadolu Selçuklu ülkesi gibi onun hükümdarlığına bağlı bir il hâline geldi.
Selçuklu Amasya'sında İmar
Selçuklu çağında şehrin mimari kimliği belirginleşti. Bu döneme ait eserler genellikle Yeşilırmak'ın güneyinde, şehrin asıl yerleşim alanında yer alır. Halifet Gazi Medresesi ve Türbesi 1209-1210 tarihlidir. Burmalı Minare Camii 1237-1247 arasına girer. Gökmedrese Camii'nin Torumtay Camii olarak da anılmasının sebebi, yapıyı II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Amasya valiliğine getirilen Seyfeddin Torumtay'ın yaptırmış olmasıdır. Yerinden sökülen kitabesi bulunamadığından kesin inşa tarihi bilinmez, ancak Torumtay'ın 1266-1267 tarihli vakfiyesi yapının en geç o yıl bitirildiğini gösterir. Vakfiyede yapı Gökmedrese adıyla anılır ve hem medrese hem cami olarak kullanılmıştır. Dışa kapalı, kalın kesme taş duvarlı, iki yanında silindirik köşe kuleleri bulunan cephesiyle Selçuklu mimarisinin bütün karakteristik özelliklerini taşır. Bitişikteki türbe mor ve firuze sırlı tuğla ve çinilerle bezelidir; Torumtay'ın kendi yaptırdığı, 1278-1279 tarihli türbesi ise yapıdan bir sokakla ayrılmış durumdadır. Caminin kündekâri kapı kanatları bugün Amasya Müzesi'nde saklanır.
Amasya Kalesi, Selçuklu çağında Samsun-Tokat yolunu denetleyen etkin bir kaleydi; kaleyi kimin yaptırdığı kesin olarak bilinmez. Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Alâeddin Keykubad, Moğol tehdidine karşı komşu Harezm beylerinin deneyiminden yararlanmak amacıyla bazı illeri onlara tımar olarak verdi; Amasya 1231'de Bereket Han'a bırakıldı.
Babaî İsyanı
Alâeddin Keykubad'ın 1237'deki ölümünden sonra devletin iyi yönetilememesi toplumsal gerilimleri artırdı. Bu gerilimin en büyük patlaması, merkezi Amasya olan Babaî isyanıdır. Baba İlyas-ı Horasânî, büyük bir ihtimalle Moğol istilası sırasında Harezmşahlar sahasından Türkmenlerle birlikte Anadolu'ya gelmişti. Torunu Elvan Çelebi'nin 1358-1359'da yazdığı Menâkıbü'l-kudsiyye'ye göre Amasya yakınındaki Çat köyüne (bugünkü İlyas köyü) yerleşmiş, orada bir zâviye açıp Vefâiyye tarikatını yaymaya başlamış, etrafında çok sayıda mürit toplamıştı. Yarı göçebe Türkmenler onun öğretisini hızla benimsedi; bu kitle zor ekonomik şartlar altında yaşıyor ve Selçuklu yönetiminin baskısından şikâyetçiydi. Baba İlyas'a "Baba Resûlullah" diyecek kadar bağlandılar.
Baba İlyas, II. Gıyâseddin Keyhusrev'e karşı hazırladığı ayaklanmanın fiilî yönetimini halifesi Baba İshak'a bıraktı. Ayaklanmanın tarihi kimi kaynaklarda 1239, kimilerinde 1240 olarak geçer. Babaîler ilk aşamada Güneydoğu ve Orta Anadolu'yu ele geçirdi, ancak ilk büyük yenilgiyi Amasya'da aldı. Sultan ihtiyaten Kubadabad Kalesi'ne çekilmişti; Amasya subaşısı Hacı (Mübârizüddin) Armağanşah isyanı bastırmakla görevlendirildi. Amasya Kalesi'ne sığınan Baba İlyas orada kıstırılıp yakalandı ve kale burçlarında idam edildi. Şeyhini kurtaramayan Baba İshak Konya üzerine yürüdü, fakat Kırşehir yakınlarındaki Malya ovasında paralı Frank askerlerinin de bulunduğu Selçuklu ordusuna yenilip öldürüldü. İsyan bastırıldı; ancak hareket Baba İlyas'ın ölümünden sonra oğlu Muhlis Paşa ve halifeleri aracılığıyla Orta ve Batı Anadolu'da yayılmayı sürdürdü, sonraki dönemde abdalân-ı Rûm hareketine, Bektaşîliğe ve XVI. yüzyıl belgelerinde "kızılbaş" diye anılan zümrelerin oluşumuna zemin hazırladı.
Moğol Baskısı ve Selçuklu Sonrası Amasya
1243 Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilen Selçuklu Devleti, yarım yüzyıldan uzun süre Moğol yağmasına maruz kaldı ve Amasya da bundan etkilendi. Orta Anadolu'ya yerleşen Moğol kitleleri genel olarak Tatar adıyla anıldı; Amasya'ya yerleşenler ağırlıkla sol kol oymaklarından Ca'unğarlardı. Şehir bir süre Moğol valilerince yönetildi, ardından son Selçuklu sultanı II. Gıyâseddin Mesud'un oğlu Tâceddin Altınbaş'ın hâkimiyetine girdi.
1308-1309'da şehirde İlhanlı Hükümdarı Olcaytu'nun eşi İlduş Hatun'un kölesi Anber b. Abdullah ile Anadolu Emiri Ahmed Bey, bir darüşşifâ yaptırdı. Yapı bazen Selçuklu eseri sanılır, fakat kitabesi İlhanlı çağına işaret eder. Darüşşifâ uzun süre tıbbi bir kurum olarak çalıştı; Cerrâhiyye-i İlhâniyye'nin yazarı Sabuncuoğlu Şerefeddin burada hekimlik ve cerrahlık yapmıştır. Binanın bimarhane diye anılması, burada yalnız akıl hastalarının bulunduğu yanılgısından doğmuştur. Hastaların su sesi ve müzikle tedavi edildiği yolundaki yaygın anlatı, burada incelenen kaynaklarda doğrulanamamıştır.
Eretna Devleti'nin Sivas'ta kuruluşunun ardından Amasya 1341'de onun hâkimiyetine girdi. Aynı yıl Niksar merkezli Taceddinoğulları şehri işgal etti; Eretna, Memlûk Sultanı Melik Nâsır'ın desteğini sağladıktan sonra Tüli Bey'i gönderdi ve Tüli Bey Amasyalıların da yardımıyla işgalcileri şehirden çıkardı. Hacı Şadgeldi Paşa 1362'den 1381'deki ölümüne kadar şehre hâkim oldu ve bu dönemde kayda değer imar faaliyeti görüldü: 1363'te kale onarıldı, eski darphane yenilendi, bir kâğıt imalathanesi kuruldu, 1372'de cami, medrese ve imaretten oluşan yapılar yaptırıldı. Şadgeldi, Kadı Burhâneddin'le yaptığı savaşta öldü; oğlu Fahreddin Ahmed Bey'in aynı rakiple verdiği mücadele sonuçsuz kalınca şehir Osmanlılara geçti. Bu geçişin tarihi kimi kaynaklarda 1393, kimilerinde 1398 olarak verilir. Amasya'nın Danişmendli ve Selçuklu çağlarında biçimlenen Türk-İslam kimliği, Osmanlı idaresinde yeni bir aşamaya girdi.
Kronoloji
1064: Danişmend Gazi, Sultan Alparslan'ın hizmetine girer.
1071: Malazgirt Zaferi; Danişmend Gazi Sivas'ı alarak hanedanın çekirdeğini kurar.
1086: Danişmendliler artık Büyük Selçuklular adına hareket etmez, kendi adlarına davranmaya başlar.
1101 (Ağustos): Haçlı ordusu Amasya ile Merzifon arasında bozguna uğratılır.
1104: Gümüştegin ölür; hanedanda taht kavgaları başlar.
1134: Emîr Gazi ölür, Melik Muhammed tahta geçer.
1143: Melik Muhammed ölür; hanedan Sivas, Malatya ve Kayseri kollarına ayrılır.
1155: I. Mesud ölür; Yağıbasan'a Amasya, Ankara ve Kapadokya verildiği bildirilir.
1164: Yağıbasan ölür.
1175: II. Kılıcarslan Sivas, Niksar, Tokat ve Amasya'yı Selçuklu hâkimiyetine katar.
1178: Danişmendlilerin Malatya kolu da son bulur.
1184-1185 dolayı: II. Kılıcarslan ülkeyi oğulları arasında paylaştırır; Amasya Argun Şah'a düşer.
1196-1204: II. Rükneddin Süleymanşah'ın saltanatı; Amasya ona bağlı il olur.
1209-1210: Halifet Gazi Medresesi ve Türbesi.
1231: Amasya, Harezmli Bereket Han'a tımar olarak verilir.
1239-1240: Babaî isyanı; Baba İlyas Amasya Kalesi'nde idam edilir.
1243: Kösedağ Savaşı.
1308-1309: Amasya Darüşşifası.
1341: Amasya Eretna Devleti'ne bağlanır.
1393 veya 1398: Şehir Osmanlı idaresine girer.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Abdülkerim Özaydın, M. Baha Tanman, "Dânişmendliler", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/danismendliler
- İlhan Şahin, Feridun Emecen, "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- "Kılıcarslan II", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kilicarslan-ii
- "Baba İlyas", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/baba-ilyas
- "Amasya Darüşşifası", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya-darussifasi
- "Dânişmend Gazi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/danismend-gazi
- "Gökmedrese Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
Resmî kaynaklar
- Amasya Valiliği, "Selçuklu Dönemi", http://www.amasya.gov.tr/selcuklu-donemi
Diğer kaynaklar
- "Amasya", Wikipedia (İngilizce), https://en.wikipedia.org/wiki/Amasya
- "Danişmendname - Danişmend Gazi Destanı", Türk Dili ve Edebiyatı, https://www.turkedebiyati.org/danismendname/
Çevrimiçi kaynaklar









