Amasya'da gündelik yemek düzeni, yerel adıyla "kuşluk" denen sabah öğünüyle başlar. Yöre mutfağını derleyen kaynaklara göre Amasya'da geleneksel olarak günde iki öğün yenir: kuşluk ve akşam yemeği. Tarlada çalışanlar için araya ikindilik girer, bazı evlerde akşam yemeğinden sonra yatsılık denen küçük bir öğün daha eklenir. Kahvaltı bu düzende iki ana öğünden biridir. Bu yüzden Amasya'da hamur işlerinden tereyağına, pekmezden peynire kadar sabaha ait bir mutfak birikmiştir. Bugün Yeşilırmak boyundaki konak avlularında ve kaleye bakan teraslarda kurulan serpme sofralar, bu birikimin sonradan turizmle birleşmiş yüzüdür; sofranın asıl ağırlığı ise evde ve mahalle fırınında pişen, son yıllarda birer birer coğrafi işaretle tescil edilen hamur işlerinde toplanır.
Kuşluk, İkindilik ve Yatsılık
Kuşluk sözcüğü Amasya'da önce bir vakit adıdır, öğün adı sonradan ona bağlanır. Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde günün bu dilimi olayların saatini bildirmek için sıkça kullanılır. 1668 yazında kenti yıkan büyük depremi anlatırken müellif, sarsıntının rebîülevvelin sekizinci cuma günü "kaba kuşluk vakti" başladığını yazar; kaba kuşluk, kuşluğun ilerlemiş, öğleye yaklaşan saatleridir. Aynı eserde bir âlimin 1306 yılında "kuşluk vaktinde ansızın" öldüğü kaydedilir, bir başka yerde de duha, yani kuşluk namazı anılır. Kuşluk böylece güneşin yükselip öğleye henüz varmadığı geç sabah saatlerini karşılar. Öğle yemeği yerine bu saatte kurulan doyurucu sofraya aynı adın verilmesi, iki öğünlü düzenin mantığıyla örtüşür: sabahın ilk işleri görüldükten sonra yenen bu öğün, akşama kadar insanı tutacak ağırlıktadır. Kuşluk adının öğün anlamına hangi dönemde geçtiğini gösteren bir belge ise bulunamamıştır.
Amasya Valiliği Kültür Yayınları'nın 2010'da çıkardığı "Amasya Mutfağı / Amasya Cuisine" adlı kitaptan aktarılan bilgiye göre yöre insanı yazın kuruttuğu yiyecekleri kışın sofraya taşır; kış yemeklerinin hazırlığı daha yaz aylarında başlar. Kuşluk sofrasının büyük bölümü de mevsimlik ve evde yapılan ürünlerden kurulur: bahçeden toplanan meyvenin reçeli ve pekmezi, süt ürünleri, fırında ya da odun ateşinde pişen hamur işleri. Günde iki öğünle yetinilen bir düzende sabah sofrasına ağır, doyurucu, yağlı ve cevizli çeşitlerin girmesi de bu yapıyla uyumludur.
Aynı kaynaklar Amasya'da gün içinde tüketilen küçük öğünleri de sayar. İkindilik, tarlada çalışanların yediği öğündür. Yatsılık ise akşam yemeğinden sonra yenen ek öğün olarak anılır. Bu üç adın hepsi vakit bildirir; yani yöre dilinde öğün, saatten çok günün hangi dilimine düştüğüyle, çoğu zaman da namaz vakitlerine göre adlandırılmıştır. Düğün, sünnet ve bayram gibi günlerin yemekleri ise kentte şenliğin parçası sayılır ve kahvaltı sofrasının bolluğu da en çok bu günlerde belirginleşir.
Eski Kayıtlarda Ekmek, Pekmez ve Ceviz
Amasya'da sabah sofrasının Osmanlı dönemindeki görünümünü doğrudan anlatan bir kayıt bilinmez; ancak kuşluğun bugünkü temel malzemeleri olan ekmek, pekmez ve ceviz eski metinlerde de gündelik besin olarak karşımıza çıkar. Hüsameddin, 1221 (1806) yılında ölen ve imaretin arkasındaki Hacı İlyas Mescidi'nin odasında münzevi bir hayat süren Nakşibendî Çatal Hâfız Ahmed Efendi'nin yiyeceğini, menkıbelerle örülü bir maddenin içinde şöyle anlatır: soğan ve sarımsağı asla yemez, yiyeceği ekmek, pekmez, kuru üzüm, ceviz, hurma gibi şeylerdi; bunları umulmadık zamanlarda bile sevdiklerine verirdi. Bu bir zahidin perhizkâr sofrasıdır ve bir kahvaltı tarifi olarak okunamaz. Yine de ateşe ve tencereye ihtiyaç duymayan bu birkaç kuru malzemenin, on dokuzuncu yüzyıl başında Amasya'da en sade gündelik beslenmenin çekirdeğini oluşturduğunu gösterir. Bugünkü kuşluk sofrasında pekmezle cevizin yan yana durmasının bu eski alışkanlıkla bağlantılı olduğu düşünülebilir; ancak bu bir çıkarımdır, iki dönem arasındaki sürekliliği gösteren belge yoktur.
Kentin meyvesine ve ekmeğine dair eski övgüler de aynı çerçeveye girer. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın bölge mutfağını tanıtan yayınında Evliya Çelebi'nin Amasya'yı anlatırken ekmeklerinden, kırk çeşit armudundan, on bir türlü kirazından, yedi türlü üzümünden ve yedi çeşit ayvasından söz ettiği aktarılır. Aynı yayına göre Amasya ayvasından yapılan ayva peverdesi tatlısı o dönemde padişaha hediye olarak gönderilirdi. Bu aktarım Seyahatname'nin kendisinden kontrol edilememiştir. Ekmeğiyle anılan bir kentte sabahın hamur işleri etrafında kurulması şaşırtıcı değildir; Samsun simidi için söylenen "Amasya'nın unundan, Samsun'un suyundan, yeni çıktı fırından" manisi de Amasya ununun komşu illerde bile bir ölçü sayıldığını gösterir.
Sabah Sofrasının Temel Ürünleri
Amasya kahvaltısının omurgasını, hemen her Türk kahvaltısında bulunan ürünler oluşturur: taze ve olgun peynirler, köy tereyağı, kaymak, zeytin, yumurta, sıcak ekmek ve çay. Kentteki kahvaltı mekânlarının tanıtımlarında köy yumurtası, ev yapımı reçel ve sıcak bazlama, şehir merkezinin dışında "köy kahvaltısı" anlayışıyla çalışan işletmelerin öne çıkardığı unsurlar olarak geçer. Merkezdeki bazı mekânlar ise coğrafi işaretli yerel ürünleri serpme sofrasına yerleştirir. Amasya'da kahvaltı, Anadolu'nun genel kahvaltı düzeninin üzerine yöreye özgü birkaç ürünün oturtulmasıyla ortaya çıkar; sofranın ayırt edici yanı da bu birkaç üründe toplanır.
Tatlı tarafta en çok anılan ürün, Amasya misket elmasıdır. Elmanın bir yüzü kırmızı, öteki yüzü sarı ya da yeşilimsidir; yöre halkı küçük ve tatlı olanına misket, daha iri ve aşılı olanına kabak elması der. Ortadan yatay kesildiğinde çekirdek evi beş bölmeli bir yıldız biçiminde görünür. Elma 14 Mart 2019'da Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün başvurusuyla menşe adı olarak tescil edildi; tescilin coğrafi sınırı Merkez ile Suluova, Merzifon, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Taşova ve Göynücek ilçelerini kapsar. Tescil kaydına göre hasat eylül ortasından ekim sonuna kadar sürer ve kabuğundaki mumsu tabaka sayesinde elma, soğuk hava depolarında ya da geleneksel kara depolarda mayıs ayına kadar dayanır. Elmanın kurutularak yıl boyu tüketilmesi de aynı kayıtta anılır. Amasya Ticaret ve Sanayi Odası Mart 2025'te misket elması ve çiçek bamyası için Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili başvurusunda bulundu. Yerel mutfağı anlatan yayınlar misket elmasından yapılan pekmezin tadına doyulmadığını vurgular; aynı yayınlarda keçiboynuzu pekmezi ve elma lokumu da şehirden alınan yerel ürünler arasında sayılır.
Kahvaltıda elma reçeli ve pekmezin bulunması bu yüzden yörenin meyvesine bağlı doğal bir tercihtir. Sert ve uzun saklanan bir elmanın kışın da elde bulunması, sofraya taze meyvenin yanında reçel ve pekmez olarak da girmesini kolaylaştırır. Elmanın bu topraklardaki eskiliğine dair anlatılarda, Merkeze bağlı Yavru köyü yakınındaki kazılarda bulunan ve elma ağacı figürü taşıdığı söylenen Roma dönemine ait bir mozaik de anılır; bu bilgi bir üreticinin basına verdiği demeçte geçer ve bilimsel bir yayında doğrulanamamıştır. Yaygın sofra anlatılarında anılan vişne, gül ve kayısı reçelleri ile bal ve kaymak ise Amasya'ya özgü olarak belgelenmiş ürünler değildir; yalnızca kahvaltı mekânlarının sofralarında sıkça görülür.
Tereyağı da yörenin mutfağında yalnızca kahvaltıya ait bir malzeme olarak kalmaz. Un ve pirincin tereyağında kavrulmasıyla yapılan helle çorbası, kentteki lokantaların neredeyse hepsinde bulunur. Nohut, buğday ve yarmayla hazırlanan toyga çorbasının üzerine kızdırılmış nane ve tereyağı dökülür. Yeşil mercimek ve yarmadan yapılan çatal çorbası da yağda kızdırılmış nane ve pul biberle servis edilir. Kahvaltı sofrası bu çorbalarla doğrudan ilişkili değildir, ancak bazı mekânlarda serpmenin yanında çatal çorbası da sunulur. Tereyağının yöre mutfağında çorbadan hamur işine kadar uzanan geniş kullanımı, kahvaltıdaki köy tereyağının neden sofranın başköşesinde durduğunu açıklar.
Amasya Çöreği
Kuşluk sofrasının en tanınmış parçası Amasya çöreğidir. Buğday unu, ceviz içi, tereyağı, nohut suyu, tuz, yumurta sarısı, toz şeker ve sıvı yağla yapılan çörek, nohut mayasıyla mayalanır. Yöre mutfağını anlatan yazılarda hamurun iki biçimde şekillendirildiği belirtilir: yuvarlak ve cevizli olanı, parmak biçiminde hazırlanan cevizli-haşhaşlı ve haşhaşlı olanı. Geleneksel pişirme odun ateşindedir. Çörek şehirdeki pastane ve fırınların neredeyse tamamında paketli olarak satılır ve Amasya'dan sevdiklere götürülen yiyeceklerin başında gelir. Kahvaltıda olduğu kadar ikindi çayında da tüketilir. Bölge mutfağını tanıtan kalkınma ajansı yayını, şehir merkezinde üç kuşaktır çörek ve poğaça pişiren bir dükkândan söz eder ve haşhaşlı, cevizli çöreklerin sabah erkenden sıcak sıcak alınmasını önerir; çörek, bu anlamda kuşluğun fırından gelen ekmeği gibidir. Çöreğin haşhaşlı çeşitlerinin yörede bu kadar yaygın olması yöre tarımıyla ilgilidir; Amasya mutfağını anlatan yazılarda pancar, haşhaş ve ayçiçeğinin yöre yemeklerinde sık kullanılan ve aynı zamanda dışarıya satılan ürünler olduğu belirtilir. Haşhaşlı cevizli çörek bayramlarda da ziyarete gelen konuklara ikram edilen hamur işleri arasında sayılır.
Türk Patent ve Marka Kurumu, Amasya çöreğini 24 Ağustos 2021'de 874 numarayla mahreç işareti olarak tescil etti. Başvuruyu 24 Şubat 2021'de Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği yaptı; haber ajanslarına yansıyan bilgiye göre başvuru Amasya Valiliği'nin himayesinde hazırlandı. Tescil belgesi çöreği avuç içi büyüklüğünde ve yarım daire biçiminde tarif eder; ayırt edici özellik olarak da iki şeyi gösterir: mayanın kırılmış nohuttan elde edilmesi ve pişirmenin iki aşamada yapılması. Nohut suyu için on, on beş nohut havanda kırılır, cam bir kaba konur, üzerine ılık su ve bir tatlı kaşığı şeker eklenir ve kabın ağzı kapatılarak üç gün bekletilir. Belgeye göre mayanın olgunlaşması için kabın güneş alan, 22 ile 25 derece arasında ve orta nemli bir yerde durması gerekir; maya olgunlaşınca yüzeyinde yoğun bir köpük oluşur.
Hamur, elenmiş unun ortası havuz gibi açılıp içine nohut suyu, tereyağı, dövülmüş ceviz ve tuz konarak yoğrulur. Rulo yapılan hamur on beş, on altı parçaya bölünür, avuçta yuvarlanan bezeler yağlanmış tepsiye dizilip yarım saat dinlendirilir. Üzerleri çizilen çörekler önceden ısıtılmış fırında on beş dakika kadar pişirilir, kabuk bağlayınca çıkarılıp yumurta sarısı, şeker ve sıvı yağ karışımıyla sıvanır ve yirmi dakika daha fırına verilir. Çöreğe parlak, hafif tatlı kabuğunu veren bu ikinci pişirmedir. Saklama konusunda kaynaklar ayrışır: yöre mutfağını anlatan yazılar çöreğin uzun süre bayatlamadığını söylerken, tescil belgesi niteliğini kaybetmeden oda sıcaklığında en çok bir gün saklanabileceğini, vakumlu poşette ya da dondurucuda ise altı aya kadar dayanabileceğini yazar. Tescil belgesindeki yarım daire biçimi ile yazılarda anılan yuvarlak ve parmak biçimleri arasındaki fark da kayda geçirilmeye değer; tescil, çöreğin tek bir standart biçimini tanımlamış görünmektedir.
Tescil haberinin merkezindeki isim, Pirinççi Mahallesi'ndeki Habibi Sokak'ta üretim yapan çörekçi Galip Doğla oldu. Habere göre aile bu çöreği 1925'ten beri pişiriyor; tarif dedeleri Ahmet ve Hakkı Doğla'dan babasına, ondan da kendisine geçti. Doğla'nın tarifi gıda mühendisi olan kızı dışında kimseyle paylaşmadığı, çöreği odun ateşinde, kendi yaktığı fırında pişirdiği aktarılır. Belediye başkanı ve turizm derneği başkanı da haberde, kentte pek çok kişinin bu tarife benzer çörek yapmaya çalıştığını ama aynı sonucu alamadığını söyler. Çöreğin "yüz yıllık" olduğu bilgisi bu nedenle bir aile işletmesinin anlatısına dayanır ve bağımsız bir belgeyle doğrulanmış değildir. Dikkat çekici olan, aynı 1925 yılının ertesi yıl tescil edilen burmalı çöreğin belgesinde de "ilk üretim" tarihi olarak geçmesidir. Bu tarihin iki tescil dosyasına da aynı aile anlatısından girmiş olması düşünülebilir; ancak bu bir çıkarımdır ve belgelerde tarihin kaynağı belirtilmez.
Burmalı Çörek, Yağlı ve Gömbe
Amasya çöreğinin ardından Amasya Ticaret ve Sanayi Odası'nın 4 Ekim 2021'de yaptığı başvuruyla Burmalı Amasya Çöreği de 7 Haziran 2022'de 1136 numarayla mahreç işareti olarak tescil edildi. Tescilin tanıtım toplantısında konuşan oda başkanı Murat Kırlangıç, Osmanlı saray mutfağının Anadolu'da yaşatıldığı ender kentlerden biri saydığı Amasya'nın yakın zamana kadar yalnızca dört coğrafi işaretli ürünü olduğunu, burmalı çörekle bu sayının ona çıktığını söyledi. Burmalı çörek, adı aynı olsa da küçük Amasya çöreğinden farklı bir hamur işidir. Tescil belgesine göre un, su, tuz, kuru maya ve yine nohut suyuyla yoğrulan hamur beş bezeye ayrılır; her beze zeytinyağıyla yaklaşık elli santim çapında açılır, aralarına zeytinyağıyla ezilmiş haşhaş harcı ve ceviz serpilerek üst üste konur. Kat kat yufka ortadan ikiye kesilip yine üst üste getirilir, üç santim genişliğinde şeritlere ayrılır ve her şerit burularak tepsiye yan yana dizilir. Fırında önce ılıkta kabartılan, sonra yirmi, yirmi beş dakika pişirilen çörek dilimlenerek servis edilir. Böylece tek bir tepside, kesilerek paylaşılan bir sabah çöreği ortaya çıkar.
Aynı aile içinde sayılabilecek iki hamur işi daha tescillidir. Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği'nin başvurusuyla 16 Haziran 2022'de tescil edilen Amasya yağlısı, un, su, tuz ve mayayla yoğrulan hamurun arasına ayçiçek yağı, ceviz ve haşhaştan bir harç sürülüp rulo yapılmasıyla hazırlanır. Rulo kendi çevresinde döndürülerek gül biçimine getirilir, sonra yaklaşık kırk santim çapında açılıp sac üzerinde birkaç dakikada pişirilir; ortaya kat kat bir yuvarlak çıkar. Tescil belgesi yağlının düğün, sünnet, bayram ve cenaze gibi günlerde ikram edildiğini yazar. Yöresel hamur işleri listesinde "yağlı ya da katmer" olarak geçen ve fırınlarda sabahın erken saatinde taze bulunan çeşit de bu ailedendir; ancak tescilli tarif fırında değil sacda pişirmeyi esas alır. Haziran 2026'da tescil edilen Amasya gömbesi ise mayalı hamurun iki katı arasına ceviz, dövülmüş haşhaş ve şekerden bir harç konup kenarlarının zarf gibi ortaya katlanmasıyla, sonra yumrukla yeniden tepsiye yayılmasıyla katmerli bir yapı kazanır; üzerine yumurta sarısı sürülerek fırında kızartılır ve dilimlenir. Belgeye göre gömbe nişan, kına gecesi ve düğün sofralarında yer alır.
Bu çeşitlerin hepsinde aynı üçlü tekrar eder: buğday hamuru, ceviz ve haşhaş. Bölge mutfağını tanıtan kalkınma ajansı yayınında anılan yoğurmaç da aynı malzemeyle yapılır; iki kişinin çekiştirerek açtığı hamur tereyağı, dövülmüş ceviz ve haşhaşla yoğrulur, kat kat yağlanıp yeniden topak yapılır, dinlendirilip tekrar açılarak fırına verilir. Haşhaşın Amasya'da yoğun biçimde yetiştirildiği gömbe belgesinde de vurgulanır. Ceviz ve haşhaşın kuşluk sofrasındaki ağırlığı, yağlı ve tok tutan bir sabah öğününe ihtiyaç duyan iki öğünlü düzenle birlikte düşünüldüğünde anlaşılır hâle gelir.
Öteki Hamur İşleri ve Tuzlu Kahvaltılıklar
Çörek dışında Amasya'nın hamur işi repertuvarı geniştir ve bir bölümü doğrudan sabaha aittir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan yöresel hamur işleri listesinde Amasya çöreği, yağlı ya da katmer, bişi, cırıtka veya cızlak ya da akıtma, döndürme, ekmek aşı, eli böğründe, haşhaşlı cevizli çörek, hengel, kıymasız mantı, kaypak, mayalı, sini suböreği, tepsi böreği, yakasal böreği ve yanuç yer alır. Bunların hepsi kahvaltılık değildir, ama sabah sofrasına en çok girenler listenin içinden seçilir.
Bu listedeki yanuç, tescil belgesinde kahvaltıyla doğrudan ilişkilendirilen tek Amasya hamur işidir. 22 Kasım 2023'te Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği adına mahreç işareti olarak tescil edilen yanuç için belge, "özellikle kahvaltılarda olmak üzere" günlük öğünlerde yendiğini, düğün, bayram ve festival gibi günlerde de ikram edildiğini yazar. Un, su, tuz ve ekmek mayasıyla yoğrulan hamur en az bir saat dinlendirilir, bezelere ayrılıp yeniden mayalandırılır ve yirmi beş ile elli santim arasında açılır. Yarısına iç konur, öteki yarısı üstüne kapatılarak yarım ay biçimi verilir. İç peynirli, peynir ve maydanozlu, peynir ve yeşil soğanlı, kıymalı, patatesli ya da ıspanaklı olabilir. Yanuç tercihen odun ateşinde ısıtılan sac ya da tavada, iki yüzü eşit pişsin diye aralıklarla çevrilerek pişirilir, isteğe göre üzerine tereyağı sürülür ve sıcak yenir. Belge, iki yüzün eşit pişirilmesinin ve içinin hazırlanmasının ustalık istediğini özellikle belirtir.
Eli böğründe, mayalı hamurun içine dövülmüş ceviz konarak hazırlanan, tuzlu ve tek kişilik bir çeşittir. Üzerine tereyağı sürülür, odun ateşinde kızarana kadar pişirilir. Yörede kahvaltıda olduğu kadar günün başka saatlerinde de yenir; bayram ve düğün gibi kalabalık konuk ağırlanan günlerde evlerde de yapılır ve genellikle çayla servis edilir. Yakasal böreği tepside pişen, un ve yumurtadan oluşan sade bir hamurdur. Bazlamaya benzetilen bu börek, üzerine eritilmiş tereyağı sürülerek sıcak yenir ve sabah sofrasında çoğu kez ekmeğin yerini tutar. Cızlak ise akıtma ya da krep olarak da bilinen, pekmeze batırılarak yenen bir hamur işidir; özellikle çocukların sevdiği bir kahvaltılık olarak anılır. Çökelek, tereyağı ve maydanozlu iç harçla ince açılmış hamurun taş fırında pişirilmesiyle yapılan çökelekli pide de aynı sofraya yakışan çeşitlerdendir. Eli böğründe, yakasal ve cızlak için yapılmış bir coğrafi işaret başvurusuna bu araştırmada rastlanmamıştır.
Tuzlu kahvaltı yemeklerinden biri pastırma pağallemesidir. Soğan yağda kavrulur, üzerine kibrit çöpü kalınlığında doğranmış pastırma eklenir ve on, on beş dakikada pişirilir. Yöre halkı bu yemeği genellikle sabah kahvaltısında ya da ikindi çayında yer ve yanında kahvaltılıklarla sunar. Pastırma pağallemesi, kalkınma ajansı yayınında da tarihî konaklarda tadılabilecek yöresel yemekler arasında sayılır. Pastırma Amasya mutfağında başka yemeklerde de kullanılır; pastırmalı pancar da yöresel yemekler arasında sayılır.
Pekmezle Gelen Tatlı Taraf
Amasya'da pekmez yalnızca ekmeğe sürülen bir ürün olarak kalmaz, kahvaltı ile tatlı arasındaki sınırda duran bir malzemedir. Dene hasudası buğday nişastası, pekmez, su ve tereyağıyla yapılan çok az malzemeli bir tatlıdır; pişen karışım tahta kaşıkla karıştırılarak tane tane olur ve üzerine bol ceviz serpilir. Peluza adıyla da bilinen hasuda yöre mutfağında çok sevilir ve hem merkezde hem ilçelerde yenir. Vişneli ekmek, tereyağında fırınlanmış ince dilimli ekmeklerin şekerle kaynatılmış vişneyle birleştirilmesinden doğar. Kalkınma ajansı yayını bu tatlıyı "Amasya şehzade sarayında yenilen" bir tatlı olarak tanıtır; bu bağlantıyı gösteren bir saray kaydı bulunamamıştır ve bilgi yerel anlatı olarak değerlendirilmelidir. Bu tatlılar yöresel yemek kayıtlarında Amasya tatlıları arasında sayılır.
Unutma beni tatlısı ise bayat ekmeğin pekmezle tatlandırılıp cevizle süslenmesiyle hazırlanır. Amasya Valiliği ile Ziyaret Belediyesi'nin girişimiyle coğrafi işaret alan tatlıyı 2024'te kentteki İlduş Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin öğretmen ve öğrencileri yeniden yapmaya başladı. Okulun yiyecek içecek öğretmeni Bilsen Bodur tatlıda köy ekmeği, üzüm pekmezi ve ceviz kullanıldığını, çocukluğunda annesinin de yaptığını, tatlının köylerde yapıldığını ama şehir merkezlerinde pek yapılmadığını anlatır. Bayat ekmeği değerlendiren bu tatlı, sabah sofrasından artan ekmeğin pekmez ve cevizle yeniden sofraya döndüğü bir köy ekonomisinin ürünüdür; Çatal Hâfız'ın ekmek, pekmez ve cevizden ibaret sofrasıyla aynı malzemeyi paylaşması da dikkat çekicidir.
Amasya mutfağını anlatan kaynaklarda elma tatlısı da aynı çevreye bağlanır. Misket elması ve vişneyle hazırlanan, şerbetle pişince kıpkırmızı bir renk alan tatlı soğuk servis edilir ve genellikle kaymakla yenir. Kahvaltı mekânlarının menülerinde elma tatlısının yer alması, sabah sofrasının tatlı kısmına yerel meyvenin girdiğini gösterir.
Yalıboyu ve Kaleyle Kurulan Sofra
Amasya'nın kahvaltı mekânlarının bir bölümü kentin tarihî dokusunun içindedir. Yeşilırmak kıyısındaki Yalıboyu evlerinde ve restore edilmiş Osmanlı konaklarında kurulan sofralar, karşı yamaçtaki Kral Kaya Mezarları'na bakar. Hazeranlar Sokak'ta, Şehzadeler Müzesi'nin karşısındaki eski bir konakta hizmet veren bir kahvaltı mekânı taş duvarları, ahşap tavanı ve nehrin yakınlığıyla anılır; menüsünde bakla dolması, toyga çorbası ve elma tatlısı gibi yöresel ürünler de yer alır. İhsaniye semtindeki Kolbaşı Sokak'ta, kalenin hemen eteğinde çalışan bir mekân kale duvarlarıyla çerçevelenen şehir panoraması sunar. Çakallar Caddesi üzerindeki bazı mekânlar yüksek bir noktadan şehre bakar ve serpme kahvaltının yanında semaverde demlenen çay verir. Hatuniye Mahallesi'ndeki bir işletme ise el açması gözleme ve farklı bölgelerin kahvaltı menüleriyle bilinir.
Kentin merkezindeki bu mekânlar, şehir dışındaki köy kahvaltısı işletmelerinden farklı bir kitleye seslenir. Konak avlusunda ya da kale manzarasında kurulan serpme, yöresel ürünlerin hepsini küçük tabaklarda bir araya getirir. Yöresel ürünlerin işletme menülerine ne ölçüde girdiği ise tartışmalıdır. Kenan Pala'nın 2026'da yayımlanan ve Amasya'da çalışan on bir turizm profesyoneliyle yapılan görüşmelere dayanan çalışması, kentin gastronomik kimliğinin özellikle elma ve elma temalı ürünler üzerinden algılandığını, buna karşılık yerel ürünlerin işletme menülerinde sınırlı biçimde yer aldığını ortaya koyar. Görüşülenlerden biri yerel mutfak yerine hazır yiyeceklerin ve yabancı mutfakların tercih edilmesini bir tehdit olarak dile getirir. Serpme kahvaltının tescilli çörekleri ve pekmezi bir araya getiren tabakları, bu açıdan yerel mutfağın turizme en kolay açılan kapılarından biri sayılabilir.
Bayram, Diş Hediği ve Zekeriya Sofrası
Amasya'nın yemek geleneği kuşluğu aşan ritüellerle de sürer. Bayramda ziyarete gelenlere etli dolma, keşkek, baklava ve haşhaşlı çörek hazırlanır; Ramazan'da iftarda çorba, erişteli pilav, börek, hoşaf ve çörek yenir. Kurban Bayramı'nda misafirlere bakla dolması, etli pilav, baklava, toyga ve ciğer kavurma sunulur, hazırlanan yemeklerden yoksullara da gönderilir. Çocuklara bir mendile sarılmış lokum ve harçlık verme âdeti, kaynaklara göre sürmektedir. Küçük bir çocuk ilk dişini çıkardığında buğdayın şekerle kaynatılıp komşulara dağıtıldığı diş hediği âdeti de aynı sofra geleneğine bağlanır. Düğünlerde ve sünnetlerde etli pilav, şerbet ve tatlı sunulur.
Konukseverlik bu sofraların ölçüsünü belirler. Bölge mutfağını tanıtan kalkınma ajansı yayınında aktarılan anlatıya göre Amasyalılar o gün ağırlayacak bir konukları olmasa bile ihtiyacı olan birini evlerine çağırır, yemeklerini onunla bölüşürmüş. Dışarıdan gelip yatıya kalan konuğa "ağır misafir" denir ve onun için kurulan sofrada toyga çorbası, bütün et, pirinç pilavı, sinusu böreği, bamya ve tatlıdan oluşan altı kap yemek bulunurmuş. Köy düğünlerinde avlulara sofralar kurulur, büyük kazanlarda keşkek, pilav, et ve helva pişirilir. Düğünden önce gelini aile yakınlarına tanıtmak için hamamda düzenlenen ve "gelin hamamı" denen eğlencede bakla dolması, cevizli puaça, bat ve lokma yenirmiş. Bu anlatılar geçmiş zaman kipiyle aktarılır ve bugün ne ölçüde sürdüğü kaynaklarda belirtilmez.
Amasya'nın en eski geleneklerinden biri olarak anılan Zekeriya Sofrası bir kahvaltı sofrası olmayıp dilek sofrasıdır. Çiğ yiyeceklerden kurulan bu sofraya davet yoktur, isteyen katılır. Sofrada zemzem, hurma, çörek otu, yoğurt, peynir, zeytin ve pide bulunur; bunların dışında, kuru yiyeceklerle birlikte toplam kırk bir çeşit yiyecek olması gerektiği aktarılır. Altı rekât namaz kılınır, namazın ardından sofraya mum dikilir. Dileği gerçekleşen kişi sofrayı kendi evinde yeniden kurar. Bu âdet, Amasya'da yemeğin yalnızca doyurma işi görmediğini, davetsiz paylaşımı da içerdiğini gösterir.
Kaynaklardaki Eksik
Amasya kahvaltısının tarihi üzerine yazılmış akademik bir çalışma bu araştırmada bulunamamıştır. Buradaki bilgiler, Valilik yayını olan yemek kitabından yapılan aktarmalara, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun coğrafi işaret belgelerine, tescil haberlerine, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın bölge mutfağı yayınına, Amasya gastronomisi üzerine yakın tarihli bir akademik makaleye ve yerel yemek kültürünü derleyen güncel yayınlara dayanır. Hüsameddin'in Amasya Tarihi kuşluğu bir vakit adı olarak ve pekmezle cevizi gündelik besin olarak gösterir, ama Osmanlı döneminde Amasya'da kahvaltı sofrasının neyle kurulduğunu anlatmaz; bu nedenle şehzadeler dönemine ya da daha eski çağlara ait belgelenmiş bir kahvaltı geleneğinden söz edilmemiştir. Evliya Çelebi'ye ve şehzade sarayına yapılan atıflar ikinci elden aktarılmış, özgün metinlerden doğrulanamamıştır. Coğrafi işaret belgeleri ürünlerin "geçmişinin eskiye dayandığını" söyler, ancak burmalı çörek için verilen 1925 dışında tarih vermez. Osman Fevzi Olcay'ın Amasya Hâtıraları'nda kahvaltıya ya da kuşluk sofrasına değinen bir bölüme rastlanmamıştır. Kahvaltı mekânlarına ait bilgiler tanıtım niteliğindedir; fiyat ve çalışma saati gibi değişken ayrıntılar bu yüzden buraya alınmamıştır.
Kronoloji
1668: Amasya'yı yıkan büyük deprem, Hüsameddin'in kaydına göre "kaba kuşluk vakti" başlar.
1806 (1221): Yiyeceği ekmek, pekmez, kuru üzüm, ceviz ve hurmadan ibaret olan Çatal Hâfız Ahmed Efendi ölür.
1925: Doğla ailesi, Amasya çöreğini üretmeye başlar (aile ve haber anlatısına göre); burmalı çöreğin tescil belgesi de ilk üretimi bu yıla koyar.
2010: Amasya Valiliği Kültür Yayınları, "Amasya Mutfağı / Amasya Cuisine" kitabını yayımlar.
14 Mart 2019: Amasya misket elması menşe adı olarak tescil edilir.
24 Şubat 2021: Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği, Amasya çöreği için coğrafi işaret başvurusunda bulunur.
24 Ağustos 2021: Amasya çöreği mahreç işareti olarak tescil edilir.
7 Haziran 2022: Burmalı Amasya Çöreği, Amasya Ticaret ve Sanayi Odası adına mahreç işareti olarak tescil edilir.
16 Haziran 2022: Amasya yağlısı mahreç işareti olarak tescil edilir.
22 Kasım 2023: Kahvaltıyla ilişkilendirilen Amasya yanucu mahreç işareti olarak tescil edilir.
Mart 2025: Misket elması için Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusu yapılır.
16 Haziran 2026: Amasya gömbesi mahreç işareti olarak tescil edilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 1-4, s. 592 (1668 depremi, "kaba kuşluk vakti"): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page592.html
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 6-8, s. 221 (Çatal Hâfız Ahmed Efendi): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page221.html
Akademik çalışmalar
- Kenan Pala, "Amasya'da gastronomi turizminin geliştirilmesi: turizm profesyonellerinin görüşleri", To & Re, 8(1), 2026, s. 230-244: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5741779
Resmî kaynaklar
- Türk Patent ve Marka Kurumu, Coğrafi İşaretler Portalı, "Amasya Çöreği" kaydı: https://ci.turkpatent.gov.tr/cografi-isaretler/detay/3490
- Türk Patent ve Marka Kurumu, "Amasya Çöreği", tescil no 874: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/5855fd27-8ed5-4b1e-a8bd-7e80e49acefc.pdf
- Türk Patent ve Marka Kurumu, "Burmalı Amasya Çöreği", tescil no 1136: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/871cb3f1-bd9f-4d61-a842-43db2b7db628.pdf
- Türk Patent ve Marka Kurumu, "Amasya Yağlısı", tescil no 1150: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/a4d417f8-8fbc-4283-9b7b-aa4e514d3d81.pdf
- Türk Patent ve Marka Kurumu, "Amasya Yanuç", tescil no 1501: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/19e171fc-2491-40d2-b95a-a53a3ca55dad.pdf
- Türk Patent ve Marka Kurumu, "Amasya Gömbesi", tescil no 1866: https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/582c893e-e175-4e34-994b-b1c647c0f879.pdf
- Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı, "Lezzet" (Amasya bölümü): https://oka.gov.tr/assets/upload/dosyalar/turkce-lezzet-4-84.pdf
Diğer kaynaklar
- TRT Haber (AA), "'Burmalı Amasya çöreği'ne coğrafi işaret", 24 Haziran 2022: https://www.trthaber.com/haber/guncel/burmali-amasya-coregine-cografi-isaret-690288.html
- CNN Türk (İHA), "Amasya'nın tescilli tatlısı 'unutma beni'", 26 Nisan 2024: https://cnnturk.com/yasam/galeri/amasyanin-tescilli-tatlisi-unutma-beni-2109088
- CNN Türk (DHA), "Amasyalılar 2 bin yıldır elma yetiştiriyor", 1 Ekim 2018: https://www.cnnturk.com/yasam/amasyalilar-2-bin-yildir-elma-yetistiriyor-871955
- Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, "Amasya misket elması ve çiçek bamyası için AB coğrafi işaret tescil başvurusu yapıldı", 5 Mart 2025: https://amasya.tarimorman.gov.tr/Haber/675/
- İHA, "100 yıllık Amasya çöreği coğrafi işaret aldı", 14 Eylül 2021: https://www.iha.com.tr/haber-100-yillik-amasya-coregi-cografi-isaret-aldi-974750
- "Amasya Mutfağı / Amasya Cuisine", Amasya Valiliği Kültür Yayınları, 2010 (aktaran: Berfend Ber): http://berfendber.blogspot.com/2012/09/amasya-mutfag-amasya-cuisine.html
- İsmail Karataş, "Amasya Mutfak Yemek Kültürü", 21 Mayıs 2023: https://www.ismailkaratas.com.tr/haberler/yazilarim/amasya-mutfak-yemek-kulturu.html
- Amasya Patent, "Burmalı Amasya Çöreği": https://amasyapatent.com.tr/blog/cografi-isaretler/
- Amasya Kahvaltı Yerleri rehberi: https://eniyikahvalti.com.tr/amasya-kahvalti-yerleri/
- Amasya'da yemek ve hamur işleri rehberi: https://www.tatilbudur.com/blog/amasyanin-meshur-yemekleri/
- Amasya'da ne yenir rehberi: https://blog.obilet.com/amasyanin-yoresel-yemekleri/
Çevrimiçi kaynaklar
- https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/5855fd27-8ed5-4b1e-a8bd-7e80e49acefc.pdf
- https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/871cb3f1-bd9f-4d61-a842-43db2b7db628.pdf
- https://ci.turkpatent.gov.tr/Files/GeographicalSigns/19e171fc-2491-40d2-b95a-a53a3ca55dad.pdf
- https://oka.gov.tr/assets/upload/dosyalar/turkce-lezzet-4-84.pdf
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page221.html
- https://www.iha.com.tr/haber-100-yillik-amasya-coregi-cografi-isaret-aldi-974750






