Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

İy kemān-ebrū n'ola ḳurbān idersem cān saña
Biñ benüm bigi ider her laḥẓa cān ḳurbān saña
Mihrüñi cānda ezelden saḳlar idüm sanma kim
Dār-ı dünyāda görüp ḥayrān olupdur cān saña
Dilde ġamzeñ zaḫmına merhem didüm dil-ber didi
Tīr-i müjgānum yeter her laḥẓada dermān saña
Pertev-i ḥüsnüñ meger eflāke düşmiş ay u gün
Gice gündüz raḳṣ urup olmış durur ḥayrān saña
Ḫūblıḳ sende temām olduğına ḫuccet durur
Kâtib-i ḳudret ki yazmış ol ḫaṭ-ı reyḥān saña
Bil hemān ben dimezem aduña şeyṭān iy raḳīb
Bunca çoḳ telbīs ile her kişi dir şeyṭān saña
Ḫūn-ı dil yaşuñla ‘Adlī gerçi seyl oldı dirīġ
Ḳanlu yaşuñ göricek raḥm eylemez cānān saña

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey yay kaşlı sevgili, sana canımı kurban etsem buna şaşılır mı; benim gibi binlercesi her an sana canını kurban ediyor.

2. Senin sevgini canımda ezelden beri saklıyordum; sanma ki can seni bu dünya evinde görüp sana hayran olmuştur. (Sevginin dünyada değil, ruhların yaratıldığı ezel gününde başladığı söylenir.)

3. Gönlümde gamzenin açtığı yaraya merhem nedir diye sordum; dilber dedi ki: "Kirpiğimin oku her an sana derman olarak yeter." (Gamze, sevgilinin süzgün ve yaralayıcı bakışıdır; kirpikler ok gibi düşünülür. Yaranın ilacı olarak yine yaralayan şeyin gösterilmesi beytin nüktesidir.)

4. Herhalde güzelliğinin ışığı göklere düştü; ay ile güneş gece gündüz raks ederek dönüp duruyor ve sana hayran kalmış.

5. Güzelliğin sende tamamlandığının delili şudur: Kudret kâtibi (Allah) sana o reyhânî yazıyı yazmıştır. ("Hat" hem yazı hem yanaktaki ayva tüyleridir; "reyhânî" hem fesleğen kokulu ve yeşilimsi hem de altı temel hat çeşidinden birinin adıdır. Ayva tüyleri, Allah'ın sevgilinin yüzüne yazdığı güzel bir yazıya benzetilir.)

6. Ey rakip, şunu bil: sana adınla şeytan diyen yalnız ben değilim; bunca hilenle herkes sana şeytan diyor. (Telbîs "hile, aldatma" demektir ve "İblis" kelimesiyle ses bakımından akrabadır; T nüshasında "şeytân" yerine "iblîs" okunur.)

7. Ey Adlî, gönül kanı gözyaşınla sel olup aktı, ama yazık; kanlı yaşını görünce bile sevgili sana acımaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel, divan şiirinin en sevilen nazım şeklidir; genellikle beş ile on beş beyit arasında yazılır, ilk beyti (matla) iki mısraı kafiyeli olarak açılır ve son beyitte (makta) şair mahlasını anar. Adlî'nin bu gazeli yedi beyittir. Vezin, aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "saña"dır; kafiye "-ân" sesiyle kurulur: ḳurbān, ḥayrān, dermān, reyḥān, şeyṭān, cānān. Matlada "kurbân" kelimesi iki mısrada da geçer; birinci beytin ikinci mısraındaki "cân ḳurbān" ifadesi birinci mısrayı tersinden tekrar eder.

Bu, neşirdeki Türkçe gazellerin ilkidir. Divan şiirinde gazeller kafiyelerinin son harfine göre sıralanır; bu gazel de "Harfü'l-elif", yani elif harfiyle biten gazeller bölümünü açar. Neşirde dördüncü sıradadır ve OR, T, M1 ve M2 nüshalarında bulunur; İBB nüshasında baştaki varaklar eksik olduğu için yoktur. M1 nüshasında 5., 6. ve 7. beyitler, M2 nüshasında 6. beyit yoktur. Bayram, TEİS'teki Adlî maddesinde bu gazeli münâcâttan sonra şairin ikinci örnek şiiri olarak verir. Kime ve ne zaman yazıldığına dair bir kayıt bulunmamaktadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin güzelliğini ve âşığın çaresizliğini klasik mazmunlarla işler. Matlada sevgili "kemân-ebrû", yani yay kaşlı diye çağrılır; yay ile oku hatırlatan bu sıfat, üçüncü beyitteki "tîr-i müjgân" (kirpik oku) ve "zahm" (yara) ile birleşerek bir tenasüp zinciri kurar. Kurban kelimesi matlada iki kez kullanılır: âşık canını kurban etmeye hazırdır, ama bu bir ayrıcalık sayılmaz, çünkü binlercesi aynı şeyi her an yapmaktadır. Âşığın kendini kalabalığın içinde bir kişi olarak görmesi, gazelin geri kalanındaki alçakgönüllü sesi baştan belirler.

İkinci beyit tasavvufi bir düşünceye dayanır. Âşık, sevgisinin dünyada sevgiliyi görmekle başlamadığını, ezelden beri canında saklı olduğunu söyler. "Ezel" ile "dâr-ı dünyâ" (dünya evi) arasındaki karşıtlık, sevginin kaynağını zamanın ötesine taşır. Üçüncü beyit ise bir paradoks üzerine kuruludur: gamzenin açtığı yaraya ilaç soran âşığa sevgili yeni bir yara, yani kirpik okunu ilaç olarak gösterir. Yarayı açanın ilacı da vermesi, divan şiirinde âşığın acıdan zevk alması fikrinin bilinen bir ifadesidir.

Dördüncü beyitte ay ile güneşin dönüşü hüsn-i ta‘lîl ile açıklanır: gök cisimleri sevgilinin güzelliğinin göğe vuran ışığına hayran oldukları için gece gündüz raks ederek dönerler. Beşinci beyitte yüz bir sayfa, ayva tüyleri de "kâtib-i kudret"in, yani Allah'ın yazdığı bir yazı olarak düşünülür. "Reyhân" kelimesi burada tevriyelidir: hem fesleğenin yeşilliğini ve kokusunu hem de reyhânî adlı hat çeşidini hatırlatır. Bayram'ın da belirttiği gibi Bayezid, Amasya'da sancakbeyi iken ünlü hattat Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri almıştı. Beyitteki yazı imgesi bu bilgiyle birlikte okunduğunda ilgi çekicidir, ancak kaynaklarda beyitle bu dersler arasında doğrudan bir bağ kurulmaz.

Altıncı beyitte âşık ile sevgili arasındaki üçüncü kişi, rakip, sahneye girer. Ona "şeytan" denmesinin sebebi "telbîs", yani hilesidir; telbîs kelimesinin "İblis"i ses bakımından hatırlatması beytin nüktesini güçlendirir. Makta beytinde şair, mahlasına seslenerek kendi durumunu anlatır: gözyaşı gönül kanıyla karışıp sel olmuştur, ama sevgili buna da acımaz. Kan, yaş ve sel kelimeleri arasında tenasüp vardır; "ḫūn-ı dil" ile "ḳanlu yaş" aynı görüntüyü iki dilde, önce Farsça sonra Türkçe olarak tekrar eder.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 42, şiir no. 4; giriş s. 16 (Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri), s. 30-32 (nüsha tanıtımı). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Adlî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS), 2013 (güncelleme 2022), "Eserlerinden Örnekler" bölümü.

Çevrimiçi kaynaklar