Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün (muzâri)
Tā ḫāk-i pāyet ez naẓar-ı ehl-i derd reft
Çendān girīst dīde ki deryā be-gerd reft
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin ayağının toprağı dert ehlinin gözünden uzaklaşalı beri göz o kadar ağladı ki... İkinci mısraın sonu iki türlü anlaşılmıştır. Filiz Kılıç'ın Âşık Çelebi neşrindeki çeviriye göre "deniz toz olup gitti", yani gözyaşlarının yanında deniz bir toz kadar küçük kaldı. Rıdvan Canım'ın Latîfî ve Mustafa İsen'in Künhü'l-ahbâr çevirilerine göre ise "derya olup gitti", yani gözyaşları bir deniz olup aktı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit Farsçadır ve iki mısraı "derd reft / gerd reft" diye kafiyelendiği için bir matladır; redif "reft" (gitti), kafiye "-erd" sesidir. Vezin aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır; tezkireler vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Basîrî'nin Farsça divanı yayımlanmadığı için beyit bugün yalnız tezkirelerden bilinir: Latîfî onu "Maṭla‘-ı Fârisî" başlığıyla Basîrî'nin örnek beyitleri arasında, Âşık Çelebi "Ve lehu" diyerek iki Türkçe ve bir Farsça beyitle birlikte, Gelibolulu Âlî de Künhü'l-ahbâr'ın tezkire kısmında Arap harfleriyle verir. Üç tezkirede birden yer alması, beytin Basîrî'nin tanınmış Farsça matlaları arasında sayıldığını gösterir. Gazelin geri kalanı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin konusu ayrılıktır. Divan şiirinde sevgilinin ayağının toprağı (ḫāk-i pā) değerli bir şeydir; âşıklar bu toprağı gözlerine sürme gibi çekmek ister. Sevgili artık "dert ehli"nin, yani âşıkların önünden geçmez olmuştur; onun ayak izi gözden uzaklaşınca gözler ağlamaya başlar. Toprağın gözden gitmesi ile gözyaşının akması arasında kurulan bu bağ, beytin ilk mısraını ikinci mısraa bağlar.
İkinci mısraın "deryā be-gerd reft" sözü iki türlü anlaşılmıştır. Kılıç'ın çevirisinde "gerd" toz demektir: gözler o kadar ağlamıştır ki deniz bu gözyaşının yanında toza dönmüş, çok küçük kalmıştır. Bu okuyuşta beytin iki mısraı arasında bir tenasüp vardır: ilk mısradaki "ḫāk" (toprak) ile ikinci mısradaki "gerd" (toz) birbirini çağırır ve ayak toprağının gidişi, denizin toza dönüşüyle karşılanır. Canım'ın ve İsen'in çevirilerinde ise göz "derya olup gitti", yani gözyaşı bir deniz haline gelip akmıştır. Her iki okuyuşta da beytin dayandığı sanat mübalağadır: âşığın gözyaşı denizden büyüktür. Burada Kılıç'ın okuyuşu esas alınmış, öbür okuyuş da aktarımda ayrıca gösterilmiştir.
Tarihî Bağlam
Basîrî, tezkirelere göre Herat'ta Sultan Hüseyin Baykara, Ali Şîr Nevâyî ve Câmî'nin çevresinde bulunmuş, II. Bayezid zamanında onların mektuplarıyla Osmanlı ülkesine gelmiş bir şairdir. Bilinen tek nüshası şairin kendi hattıyla yazılmış Farsça divanı 23 kaside ve 121 gazel içerir; Türkçe şiirleri bu divanın sonunda yer alır. Latîfî, onun hem Farsça hem Türkçe beğenilen şiirleri olduğunu söyler; Âlî de Basîrî'nin Acem olmasına rağmen Türkçe deyişleri iyi kullandığını belirtir. Bu beyit, tezkirecilerin onun Farsça şiirinden seçtikleri az sayıdaki örnekten biridir ve Farsça divan yayımlanana kadar Basîrî'nin bu yönünü temsil eden birkaç beyitten biri olarak kalmaktadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 182, Basîrî maddesi (çeviri: dipnot 1913). ekitap.ktb.gov.tr
- Latîfî, Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 149, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 1994, s. 152, Basîrî maddesi.
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, değerlendirme: s. 82, 85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






