Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün (hezec)
Ey dil zi ḳanā‘at egeret hest naṣībī
Yek cev nebuved pīş-i tu īn ḫırmen-i dünyā
V’er ibni Mü’eyyed ne-dehed manṣıbet āḫir
E’r-rızḳ ‘alā’llah tebārek ve te‘ālā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, kanaatten bir payın varsa, bu dünya harmanı senin gözünde bir arpa tanesi kadar bile değer taşımaz.
2. Müeyyed'in oğlu sana makam vermezse, sonunda rızık Allah'a aittir; O mübarektir ve yücedir. (Son mısra Arapçadır. "İbn-i Müeyyed", Müeyyedzâde adının Arapça karşılığıdır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir iki beyitlik bir kıt'adır ve Farsça yazılmıştır; son mısraı ise Arapçadır. Beyitlerin yalnız ikinci mısraları kafiyelenir: dünyā, te‘ālā. Vezin aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır; tezkire vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar ve Arapça mısra da aynı kalıba oturur. Kıt'a Basîrî'nin divan nüshasındaki Türkçe şiirler arasında yer almaz; bugün Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-şu'arâ'sındaki Basîrî maddesinden bilinir. Tezkirenin F nüshasında birinci beytin ikinci mısraında "pīş-i tu īn" yerine "pīş ū īn" okunur. Filiz Kılıç neşrin dipnotunda kıt'ayı Türkçeye çevirmiştir; buradaki aktarım onun yorumuyla aynı anlamı esas alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Kıt'anın ilk beyti kanaat üzerine bir öğüttür. Şair kendi gönlüne seslenir: kanaatten nasibi olan biri için bütün dünya bir "ḫırmen", yani harman yığınıdır ve bu yığın onun gözünde bir arpa tanesi kadar bile değer taşımaz. Harman ile arpa tanesi arasındaki büyüklük karşıtlığı, dünya malının değersizliğini somut bir tarım imgesiyle anlatır. İkinci beyitte öğüt birden belli bir kişiye bağlanır: "İbn-i Mü'eyyed", yani Müeyyed'in oğlu, şaire makam vermese bile rızık Allah'a aittir.
Kıt'anın asıl nüktesi, Arapça son mısradadır. "Er-rızku ‘alallāh", rızık Allah'a aittir, sözü Kur'an'daki rızık ayetlerini hatırlatan bilinen bir tevekkül sözüdür; ardından gelen "tebāreke ve te‘ālā", Allah'ın adı anıldığında söylenen bir övgü kalıbıdır. Şair, bir kazaskerin kendisine görev vermemesini, kutsal bir sözle karşılar. Bu, görünüşte bir teslimiyet ifadesidir, ama Müeyyedzâde'nin minderinin altına bırakılan bir kâğıtta okunduğunda ince bir sitem taşır: makam dağıtan kazasker, rızkın asıl sahibi değildir. Farsça kıt'anın Arapça bir sözle bağlanması da, âlim bir kazaskere onun kendi dilinden, ilim dilinden cevap vermek gibidir.
Tarihî Bağlam
Âşık Çelebi kıt'anın hikâyesini anlatır. Basîrî ilk geldiğinde Müeyyedzâde kazaskermiş; Basîrî ondan askerî sınıfa bağlı bir vakıf yöneticiliği istemiş. Müeyyedzâde'nin her zaman "şefkat bir hastalıktır, o bizde yoktur" dediğini işiten Basîrî, sevgiliyi Müeyyedzâde'den de merhametsiz bulan bir matla söylemiş. Müeyyedzâde bu beyti işitip oralı olmayınca Basîrî bu kıt'ayı yazıp onun "mesned"inin, yani oturduğu minderin altına koymuş, Müeyyedzâde de görüp okumuştur. Matla ile kıt'a böylece aynı olayın iki aşamasıdır: ilki açık bir hiciv, ikincisi kanaate sığınan bir sitemdir.
Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi Amasyalıdır ve gençliğinde Amasya'da sancakbeyi olan Şehzade Bayezid'in çevresinde bulunmuştur. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre 907 (1501) yılında Anadolu kazaskeri olmuştur; Ahmet Kartal ise Basîrî'nin görev isteğini 897 (1491) yılı civarına bağlar. Bu iki tarih birbirini tutmadığından, olayın hangi yıl geçtiği kesin değildir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180, Basîrî maddesi (çeviri: dipnot 1891). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Hasan Aksoy, "Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mueyyedzade-abdurrahman-efendi.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, değerlendirme: s. 79, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






