Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Şol nāzenīn ki dil-i zārım āşinādır aña
Belāyı gör ki güzeller de mübtelādır aña
Yaḳıp yıḳarsa dil ü cānım i‘tirāż edemem
Ne söyleyim biri ḳurban biri fedādır aña
Sezā mı bāġda gülgeşte-i nā-sezālar ile
Ne ṭañ ederse bed-endīşler sezādır aña
Ṭabī‘atı ḳatı nāzından ol şeh-i ḥüsnüñ
Şikāyet eyleyemem cevrden cefādır aña
Ḥikāyet etme baña ḥūr-ı ‘aynı ey vā‘iẓ
Ki dōst teşnesiyem raġbetim añadır aña
Füsūn u ġanc u delāl u girişme vü şūḫī
Bütün benim de var eksik hemīn vefādır aña
Ne dem ki eyleye tertīb bezm-i sāġ u ṭarab
Nevā-ṭırāz Basīrī-i bī-nevādır aña
Günümüz Türkçesiyle
1. İnleyen gönlümün tanıdığı, bağlandığı o nazlı güzel öyle biridir ki, şu belâya bak, güzeller bile ona tutkundur.
2. Gönlümü ve canımı yakıp yıksa itiraz edemem; ne diyeyim, biri ona kurban, öbürü fedadır.
3. Bahçede layık olmayanlarla gezinmek ona yakışır mı? Şaşılacak bir şey yok: kötü düşünceliler ne yaparsa (ne derse) ona layıktır. (Beyit iki türlü okunabilir: sevgili layık olmayanlarla gezdiği için kötü dedikoduları hak etmiştir; ya da "ne ṭañ" sözü "ne şaşılacak şey" anlamıyla, kötü niyetlilerin ne yaptıklarının ona uygun düştüğünü söyler.)
4. O güzellik padişahının tabiatı çok nazlı olduğundan, cevrinden şikâyet edemem; şikâyet ona cefa gibi gelir. (Mısraın "cevrden cefādır aña" sözü kapalıdır; aktarım, şikâyetin bile nazlı sevgiliye eziyet sayılacağı anlamını esas alır.)
5. Ey vaiz, bana cennetteki iri gözlü hurileri anlatma; ben dosta susamışım, rağbetim onadır.
6. Büyü, işve, naz, cilve ve şuhluk; bunların hepsi onda tam olarak var, eksik olan yalnız vefadır. ("Bütün benim de var" sözü açık değildir; mısraın genel anlamı, sevgilide her türlü güzellik ve naz bulunduğu, yalnız vefanın eksik olduğudur. "Ġanc" Farsça "ġunc" kelimesinin bu neşirdeki yazımı olmalıdır ve naz, işve demektir.)
7. Ne zaman kadeh ve neşe meclisi kursa, ona nağme düzen, fakir ve "nevâsız" Basîrî'dir. (Neşirde "sāġ" diye basılan kelimenin yerinde "sāz" (çalgı) olması muhtemeldir; "bezm-i sâz u tarab" çalgı ve neşe meclisi demektir. "Nevâ" hem nağme hem de rızık, varlık anlamına gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun müctes bahrinden "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; kaynak vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "-dır aña" sözüdür; kafiye "-ā" sesine dayanır: āşinā, mübtelā, fedā, sezā, cefā, aña, vefā, bī-nevā. Beşinci beyitte "añadır aña" sözü kafiye yerinde "aña" kelimesini tekrar eder. Mahlas son beyitte "Basīrī" yazımıyla geçer.
Bu gazel Basîrî'nin kendi hattıyla yazılmış divan nüshasındaki Türkçe şiirler arasında yoktur. Ahmet Kartal onu "Basîrî'nin Diğer Şiirleri" başlığı altında, Cemal Kurnaz'ın 1999'da yayımlanan Türkiye-Orta Asya Edebî İlişkileri adlı kitabından aktarır. Kurnaz'ın bu gazeli hangi kaynaktan aldığı Kartal'ın makalesinde belirtilmez. Metnin yazımı günümüz imlâsına yakındır ("-dır", "benim", "edemem"); bu, gazelin ya geç bir nüshadan alındığını ya da yayımlayan tarafından sadeleştirildiğini düşündürür. Neşirdeki "ganc u êalāl" dizgisi "ġanc u delāl" olarak okunmuştur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, güzellerin bile tutkun olduğu bir sevgiliyi anlatarak başlar; matlaın "belāyı gör" sözü, âşığın bu durumu hem hayranlık hem şikâyetle karşıladığını gösterir. İkinci beyitte gönül ile can, sevgiliye sunulan iki kurban gibidir: biri "kurban", öbürü "fedā" olur. Bu iki kelimenin aynı anlam çevresinden seçilmesi bir tenasüp oluşturur. Üçüncü beyitte sevgilinin bahçede layık olmayanlarla gezmesi kınanır; "sezā" ve "nā-sezā" kelimeleri arasındaki iştikak, beytin iki mısraını birbirine bağlar.
Beşinci beyit divan şiirinin bilinen bir karşıtlığını işler: vaiz cennetteki hurileri anlatır, âşık ise yalnız "dost"a susamıştır. Âşığın dünyevî sevgiliyi cennet vaadine tercih etmesi, rindlerin zahide karşı söylediği bilinen bir cevaptır. Altıncı beyitte sevgilinin güzellik ve naz unsurları art arda sıralanır: füsun, gunc, delal, kirişme ve şuhluk. Bu sayış, son kelimede vefanın eksikliğiyle kesilir ve beytin asıl iğnesi bu eksiklikte toplanır.
Makta beytinde "nevā" kelimesi bir tevriye kurar. "Nevā-ṭırāz" nağme düzen, çalgıcı ya da şarkıcı demektir; "bī-nevā" ise hem nağmesiz hem de yoksul, fakir anlamına gelir. Sevgilinin meclisinde nağme düzen kişinin kendisi yoksul olan Basîrî olması, iki anlam arasında bir tezat doğurur. Meclisin şairi olmak, tezkirelerin Basîrî'yi her meclisin tuzu olarak anlatmasıyla da örtüşür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, "Basîrî'nin Diğer Şiirleri", gazel 1: s. 96 (dipnot 21: Kurnaz 1999, s. 141), https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Cemal Kurnaz, Türkiye-Orta Asya Edebî İlişkileri, Ankara: Akçağ Yayınları, 1999, s. 141 (Kartal 2000'in aktarımından; kitabın kendisi görülmedi).
Çevrimiçi kaynaklar






