Özgün Metin

Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

Ayaguñ toprağına öykündigiçün tütiyâ
İrişüp anı dozıtdı dostum bâd-ı ṣabâ
Hattuña nisbet benefşe dostum yüz karası
Çeşmüñe nergis nazîr olmak senüñ 'ayn-ı hatâ
Secde kılmazdı ṣurâhi ayağına sâğaruñ
Görmese ebrülaruñ 'aksini meyde sâkiyâ
Tâze tâze dâğlar yakdum görenler cismümi
Bir pelengüñ postını giydi ṣanurlar bir gedâ
Ey Harîmî 'âşıkuñ göñlin perîşân it deyu
Ol nigâruñ zülfini tahrik ider bâd-ı ṣabâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dostum, göze çekilen sürme (tûtiyâ) senin ayağının toprağına benzemeye özendiği için saba yeli yetişip onu toz edip savurdu.

2. Ey dostum, menekşenin senin ayva tüylerine benzetilmesi ona yüz karasıdır; nergisin senin gözüne benzer olmaya kalkması ise hatanın ta kendisidir.

3. Ey sâkî, sürahi şarapta senin kaşlarının aksini görmeseydi kadehin ayağına secde etmezdi.

4. Vücudumda taze taze yaralar (dağlar) yaktım; görenler bir dilencinin pars postu giydiğini sanırlar.

5. Ey Harîmî, saba yeli, âşığın gönlünü perişan et diye o güzelin zülfünü kıpırdatır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif yoktur, kafiye "tütiyâ, sabâ, hatâ, sâkiyâ, gedâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. "Sabâ" kelimesi hem matla beytinde hem de makta beytinde kafiye olarak kullanılmıştır. Şiirin başındaki dua "Revvahallâhü rûhahü"dür (Allah ruhunu şad etsin). Kılıç, dördüncü beyitteki "Tâze tâze" tekrarını Harîmî'nin kelime tekrarlarıyla ahenk kurmasına örnek gösterir. Birinci beyitteki "dozıtdı" kelimesi dökümde olduğu gibi bırakılmıştır. "Tozıtmak" (toz hâline getirmek) fiilinin bir yazımı olduğu düşünülerek anlamlandırılmıştır. Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin güzelliği karşısında doğadaki güzelliklerin küçük düşmesi üzerine kuruludur. Tûtiyâ, göze çekilen ve görmeyi güçlendirdiğine inanılan bir sürmedir. Sevgilinin ayak tozuna öykündüğü için saba yeli tarafından toz edilip savrulması, onun haddini aşmasının cezası gibi anlatılır. İkinci beyitte menekşe, sevgilinin yüzündeki ayva tüyleriyle, nergis de gözüyle kıyaslanır. "'Ayn-ı hatâ" (hatanın ta kendisi) sözündeki "'ayn" kelimesi Arapçada göz anlamına da geldiği için nergis-göz benzetmesiyle bir tevriye oluşturur. Üçüncü beyitte şarap dolduran sürahinin eğilişi kadehe secde olarak görülür; secdenin sebebi şarapta yansıyan kaşlardır. Kaş divan şiirinde mihraba benzetildiği için bu secde kendiliğinden anlam kazanır. Dördüncü beyitte vücuttaki dağlar, yani aşk yüzünden kızgın demirle açılmış yaraların izleri, benekli bir pars postuna benzetilir. Post giyen dilenci, kalender dervişlerini hatırlatır. Son beyitte saba yeli bu kez sevgilinin zülfünü dağıtarak âşığın gönlünü de perişan eder.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.

Akademik çalışmalar

  • Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 3. gazel, s. 210). teis.yesevi.edu.tr

Kitaplar