Özgün Metin

Vezin: Mefā‘ilün Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fa‘lün

رموز غیب در آینه ارتوان دیدن
توان در آیینهء رویت ان دهان دیدن
Rumūz-ı ġayb der-āyīne er tüvān dīden
Tevān der-āyine-i rūyet ān dehān dīden

Günümüz Türkçesiyle

1. Gaybın sırlarını aynada görmek mümkünse, senin yüzünün aynasında o ağzı da görmek mümkündür. (Divan şiirinde sevgilinin ağzı, görünmeyecek kadar küçük, neredeyse yok sayılır; bu yüzden onu görmek, gizli olanı görmek kadar zordur. Parlak yüz de bir aynaya benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu, iki mısraı birbiriyle kafiyeli tek beyitlik bir Farsça matla‘dır ve aruzun müctes bahrinden "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fa‘lün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirelerde belirtilmez; beytin ölçüsünden çıkarılmıştır. Redif "dīden" (görmek), kafiye ise "tüvān" ile "dehān" kelimelerindeki "-ān" sesidir. Beyit Âşık Çelebi'nin Meşâ‘irü'ş-şu‘arâ'sında, Müeyyedzâde maddesinde "Ve lehu" (yine onundur) başlığıyla, Farsça hançer kasidesinin ardından yer alır. Filiz Kılıç'ın neşrine göre tezkirenin F nüshasında bu beyit yoktur. Kılıç beytin Türkçe çevirisini dipnotta verir; buradaki aktarım bu çeviriye dayanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, divan şiirinin en bilinen abartılarından birine, sevgilinin ağzının küçüklüğüne dayanır. Şairler sevgilinin ağzını o kadar küçük gösterir ki ağız neredeyse görünmez olur; kimi zaman da onu "yok" diye anarlar. Müeyyedzâde bu düşünceyi gayb, yani duyularla bilinemeyen gizli âlem kavramıyla birleştirir. Aynada gaybın sırlarını görmek mümkün olsaydı, sevgilinin parlak yüzünün aynasında o görünmez ağzı görmek de mümkün olurdu. Böylece sevgilinin ağzı, gizli âlemin sırları kadar ulaşılmaz bir şeye dönüşür.

Beyitte iki ayna vardır: birincisi sırları gösterebilecek varsayımsal bir ayna, ikincisi sevgilinin yüzüdür. Yüzün aynaya benzetilmesi, parlaklığı ve bakanın kendini onda görmesi yüzündendir; burada açık bir teşbih vardır. Rumuz, gayb ve görmek kelimeleri ile ayna, yüz ve ağız kelimeleri arasında tenasüp kurulur. Beytin şartlı yapısı, imkânsızı imkânsıza bağlayarak sevgilinin ağzının görülemeyeceğini dolaylı yoldan söyler.

Tarihî Bağlam

Sehî Bey'in Heşt-Bihişt'inin bir nüshası, Müeyyedzâde maddesine şu kaydı ekler: "Ve bu Pārisī maṭla‘ anuñ eş‘ārındandur. merḥūm Sulṭān Selīm ḥażretlerine yazup virmişdür." Yani bu Farsça matla‘ onun şiirlerindendir ve onu Sultan Selim'e yazıp sunmuştur. Neşirde dipnotta verilen beyit Arap harfleriyle yazılmıştır. Özgün metin bölümünde önce bu Arap harfli metin verildi; altındaki Latin harfli okuma Filiz Kılıç'ın Âşık Çelebi neşrindeki çeviriyazıdır. Sehî nüshasındaki beyit Âşık Çelebi'deki metinle kelimesi kelimesine aynıdır. Yazımda yalnız küçük farklar vardır: "eger" kısaltılmış biçimiyle "er" diye yazılıp "tüvān"a bitiştirilmiş, ikinci mısradaki "āyīne" iki ye ile yazılmış ve izafet kelime sonundaki bir hemzeyle gösterilmiştir. Bu kayıt doğruysa beyit, Yavuz Sultan Selim'in padişahlığı döneminde (1512-1520), Müeyyedzâde'nin ikinci kez kazasker olduğu yıllarda yazılmış olmalıdır. Âşık Çelebi, Selim'in Müeyyedzâde'yi sık sık özel meclisine çağırdığını ve ona çeşitli ihsanlarda bulunduğunu anlatır. Bir sevgili ağzı üzerine kurulmuş bu zarif beytin bir padişaha sunulması, bu tür meclislerin havasını yansıtır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar