Amasyalıdır. Amasya’da türbesi ziyâret-gâh olan Halvetîye küberâsından İğnecizâde Hazreti Pîr Safiyyüddîn [527] Halvetî evlâd-ı kirâmından Mehmed Efendi bin Abdurrahman Efendi bin Pîr Ahmed Çelebi bin Pîr Safiyyüddîn Mahmûd Çelebi bin eş-Şeyh Seyyüdiddîn Ahmed Çelebi bin Pîr Şerefeddîn Hamza Çelebi bin Seyyüdiddîn Ahmed Çelebi bin İğneci Mûsâ bin Hamza mahdûmu ve Hâce-i Sultânî Ömer Efendi’nin birâderidir. Bunlar “İğnecizâdelikle” meşhûrdur.
Amasya’da meşâhîr-i fuzalâ ve üdebâdan Turabî Mustafa ve Harşeneli İbrâhim Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Atabeg Gâzi müderrisi oldu. Teşrifât defterinde görüldüğü üzere Atabeg müderrisliğinden 1027 senesi recebinde Sivas defterdârı 1028’de Karaman Beylerbeyi oldu.
Çünkü büyük birâderi Ömer Efendi Sultân Osmân-ı Sânînin mu’allimi ve müsteşar-ı saltanatı idi. 1029 recebinin yirmi dördünde Teke sancağıyla Haleb Defterdârı, 1030 senesi rebîülevvelinde Batum ve 1031 senesi gurre-i muharreminde Trabzon Beylerbeyi oldu. Sene-i mezbûre recebi evâ’ilinde zuhur eden hâ’ile de birâderinin devleti hitâma erdiğinden ma’zûlen Amasya’ya geldi. [528]
1032’de Amasya ve Niksar’da kâin ba’zı hassalarla ikâmete me’mûr olup yedi yıl açıkta kaldı. Bu esnâda bazen Bâyezîd Paşa ve bazen Hüseyin ve Firûz Ağalar vakfı tevliyetleriyle kayırıldı. Fakat “Kehleli” şöhretini aldı.
1038’de Hüftadî Bey hâ’ilesinden dolayı Amasya a’yânıyla beraber İstanbul’a celb ve Yedikule zindânında hapsedildi. Birkaç mah sonra sadr-ı a’zam Hüsrev Paşa’nın himmetiyle afv ve itlâk edilip 1039’da sânîyen Batum Beylerbeyi oldu. 1042’de sânîyen Trabzon Beylerbeyi olup 1043 senesi şevvâlinde ma’zûlen Amasya’ya geldi. 1045 senesi cumâdelâhiresinde Dördüncü Sultân Murâd Hân Amasya’ya gelip müşârün-ileyhin konağına indikte nâ’il-i iltifât-ı padişâhî olup Sultân Bâyezîd evkâf-ı tevliyeti uhdesine ihsân edildi.
1046 zilka’desi evâilinde Sadr-ı a’zam Bayram Paşa Amasya’ya geldikte sabıka-yı ma’rifete binâ’en sâlisen Trabzon Beylerbeyi olup 1047 şevvâlinde ma’zûl ve 1048 senesi gurre-i [529] muharreminde Amasya mutasarrıfı olarak Bağdâd harbine gidip zilka’desinde mecruhen avdet ve 1050 senesi safer’inde ma’zûlen Amasya’da ikâmet etdi.
1052 senesi rebiülevvelinde Sivas ve 1053 zilka’desinde Mar’aş Beylerbeyi olup 1054’de ma’zûlen Amasya’ya gelip yine evkâf-ı Sultânîye mütevellîsi ve 1057 saferinin evâ’ilinde sânîyen Amasya mutasarrıfı ve 1058 muharremi evâ’ilinde naklen Trabzon vâlîsi olup gitdi.
1058 senesi şevvâlinin yirmi birinde sâlisen Amasya Mutasarrıfı olarak Girit harbine me’mûr olup mahdûmu Amasya Alaybeyi Mustafa Bey’le gitdi. Zilhiccede mahdûmu şehîd ve kendisi mecrûh olarak avdet etdi.
1059 recebi gurresinde Anadolu Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa’ya Amasya Sancağı has verildiğinden ma’zûl olup Amasya’da oturdu. 1062’de Sivas, 1064’de Erzurum vâlîsi olup ba’de’l-azl İbşir Paşa’nın sadâreti evâsıtında 1065’de Kıbrıs Beylerbeyi ve muhâfızı oldu. 1066 senesi ramazânında Sivas Eyaleti uhdesine tevcih [530] edilen vezîr Seydi Ahmed Paşa’yı iknâ’a me’mûr ve muvaffak olduğundan Anadolu Beylerbeyi oldu. 1067 recebinde ma’zûl ve 1068 senesi şa’bânında Abaza Hasan Paşa’ya uyar endişesiyle râbi’an Amasya mutasarrıfı oldu.
Abaza Hasan Paşa, kendisine vezâret va’d ederek Köprülü Mehmed Paşa aleyhinde kıyâm ve isyâna iştirâk etmesini teklif etdiğinde cevab-ı red verdi. Bu teklifi duyan Köprülü Mehmed Paşa tarafından sene-i mezbûre zilka’desi evâhirinde azledildi.
1069 senesi cumâdelahiresinde kuru bir töhmetle bîçârenin bütün emvâl ve emlâkı müsâdere edildi. Hengâm-i Pîrî de bu felaketden fevkalâde müte’essir olup şa’bânın yirmiyedinci günü dâr-ı naîme irtihâl etdi. Ceddi Pîr Safiyeddîn Halvetî Türbesi’nde medfûndur.
Âlim, hesab işlerine aşinâ, kâtib, natûk, edebiyat ve muhâzarâta vâkıf, halîm, sahî, âl-i himmet, vatanına pek merbut, bâb-ı keremî, herkese ve hassaten fukara ve muhtâcîne açık bir hânedân idi. Müsâderesi [531] ve sonra vefâtı halkı için bir musibet oldu.
İçerişehirde konağı önünde mükemmel bir çeşme binâ ve birkaç mescidi tamir edib Sarachâne Câmii ittisâlinde kâin Şâdgeldi Paşa’nın “Dâru’l-ilm” nâmıyla yaptırdığı medrese harâb olduğundan bunu müceddeden ihya etdi. Sultân Bâyezîd imâreti ittisâlinde biri hattât-ı meşhûr Fazlullah Efendi için diğeri Koca Müneccim Ahmed Efendi için muvakkıt-hane olmak üzere fevkânî iki hücre-i zîbâ yaptırdı.
Bunların mesâlihi için Sarachâne Câmii kıblesinde kâin sıra dükkânlarını ve İbadullah çarşısında ve bedestân içinde kâin dükkânlarını vakf ve vâridâtından Sarachâne Câmiine minber ve kürsî vaz’ ederek hatîb ve vâ’ize vazifeler verdi. Hayfâ ki bunların hepsi de zayi’oldu. Çeşmesiyle muvakkıthânesi ve hattât odası bâkidir. Bunlar 1233 harîkında yandı.
Mahdûmları Abdurrahman Paşa⁵⁶ ile Mustafa, Dede Ali, İbrâhim Beylerdir. Abdurrahman Paşazâde Ahmed, Ömer Beyler, Mustafa Beyzâde Gâzi İbrâhim Bey, Dede Ali Beyzâde Ömer Bey bunun [532] mahdûmları el-Hâc İbrâhim, Mustafa Paşalar, “Gâzi Beyzâde” Ömer Paşa “Hoca Paşazâde” demekle meşhûr idiler.
Katib Çelebi “Fezleke”sinde buna “Hoca Paşa” ve Naima Efendi Târîhi’nde bazan “Pehleli” ve bazen de “Kehleli” denmişdir. Zaman-ı uzleti uzayıp dûçâr-ı ihtiyaç olacak dereceye geldiğinden kinâyeten “Kehleli” lakâbı ba’zı rukabâsı tarafından verilmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'da türbesi ziyaret edilen, Halvetîliğin büyüklerinden İğnecizâde Hazreti Pîr Safiyyüddîn Halvetî'nin soyundandır. Mehmed Efendi'nin oğludur; Mehmed Efendi Abdurrahman Efendi'nin, Abdurrahman Efendi Pîr Ahmed Çelebi'nin, Pîr Ahmed Çelebi Pîr Safiyyüddîn Mahmûd Çelebi'nin, o şeyh Seyyidüddîn Ahmed Çelebi'nin, o Pîr Şerefeddîn Hamza Çelebi'nin, o Seyyidüddîn Ahmed Çelebi'nin, o İğneci Mûsâ'nın, İğneci Mûsâ da Hamza'nın oğludur. Padişah hocası Ömer Efendi'nin kardeşidir. Bunlar "İğnecizâdelik" ile ünlüdür.
Amasya'nın tanınmış fazıl ve edîplerinden Turabî Mustafa ve Harşeneli İbrâhim Efendilerden öğrenimini tamamlayıp halka açık ders verdi ve Atabeg Gâzi Medresesi müderrisi oldu. Teşrifât defterinde görüldüğü gibi, Atabeg müderrisliğinden 1027 [1618] yılı recebinde Sivas defterdârı, 1028'de Karaman beylerbeyi oldu.
Bunun nedeni, büyük kardeşi Ömer Efendi'nin Sultan II. Osman'ın hocası ve saltanat danışmanı olmasıydı. 1029 yılı recebinin yirmi dördünde Teke sancağıyla birlikte Halep defterdârı, 1030 yılı rebîülevvelinde Batum, 1031 yılı muharrem başında Trabzon beylerbeyi oldu. Aynı yılın receb başlarında meydana gelen büyük olayda (hâ'ile) kardeşinin devleti sona erdiğinden görevden alınmış olarak Amasya'ya geldi.
1032'de Amasya ve Niksar'daki bazı has gelirlerle orada oturmakla görevlendirildi ve yedi yıl açıkta kaldı. Bu arada kimi zaman Bâyezîd Paşa, kimi zaman Hüseyin ve Firûz Ağalar vakfı mütevelliliğiyle kayırıldı. Fakat "Kehleli" diye şöhret buldu.
1038'de Hüftadî Bey olayı yüzünden Amasya ileri gelenleriyle birlikte İstanbul'a çağrıldı ve Yedikule Zindanı'nda hapsedildi. Birkaç ay sonra sadrazam Hüsrev Paşa'nın himmetiyle bağışlanıp serbest bırakıldı, 1039'da ikinci kez Batum beylerbeyi oldu. 1042'de ikinci kez Trabzon beylerbeyi olup 1043 yılı şevvâlinde görevden alınmış olarak Amasya'ya geldi. 1045 yılı cemâziyelâhiresinde Dördüncü Sultan Murâd Han Amasya'ya gelip adı geçenin konağına inince padişahın iltifatına eriştiği ve Sultan Bâyezîd vakıflarının mütevelliliği kendisine verildi.
1046 yılı zilkâdesinin başlarında sadrazam Bayram Paşa Amasya'ya geldiğinde, eski tanışıklık nedeniyle üçüncü kez Trabzon beylerbeyi oldu; 1047 şevvâlinde görevden alındı. 1048 yılı muharrem başında Amasya mutasarrıfı olarak Bağdat savaşına gitti, zilkâdede yaralı olarak geri döndü ve 1050 yılı saferinde görevden alınmış olarak Amasya'da oturdu.
1052 yılı rebîülevvelinde Sivas, 1053 zilkâdesinde Maraş beylerbeyi oldu; 1054'te görevden alınmış olarak Amasya'ya gelip yine Sultanî vakıfların mütevellisi, 1057 yılı safer başlarında ikinci kez Amasya mutasarrıfı ve 1058 yılı muharrem başında nakil ile Trabzon valisi olarak gitti.
1058 yılı şevvâlinin yirmi birinde üçüncü kez Amasya mutasarrıfı olarak Girit savaşına memur edilip oğlu, Amasya alaybeyi Mustafa Bey'le birlikte gitti. Zilhicce ayında oğlu şehit düştü, kendisi yaralı olarak döndü.
1059 yılı receb başında Anadolu Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa'ya Amasya Sancağı has olarak verildiğinden görevden alınıp Amasya'da oturdu. 1062'de Sivas, 1064'te Erzurum valisi oldu; görevden alındıktan sonra İbşir Paşa'nın sadrazamlığının ortalarında, 1065'te Kıbrıs beylerbeyi ve muhafızı oldu. 1066 yılı ramazanında Sivas Eyaleti verilen vezir Seydi Ahmed Paşa'yı ikna etmekle görevlendirildi ve başardığı için Anadolu beylerbeyi oldu. 1067 recebinde görevden alındı, 1068 yılı şabanında Abaza Hasan Paşa'ya katılır endişesiyle dördüncü kez Amasya mutasarrıfı yapıldı.
Abaza Hasan Paşa, kendisine vezirlik vaat ederek Köprülü Mehmed Paşa aleyhine ayaklanmaya ve isyana katılmasını teklif ettiğinde reddetti. Bu teklifi duyan Köprülü Mehmed Paşa tarafından aynı yılın zilkâde sonlarında görevden alındı.
1069 yılı cemâziyelâhiresinde dayanaksız bir suçlamayla bu zavallının bütün mal ve mülküne el konuldu. Zaten yaşlılık çağında olduğu için bu felaketten çok etkilendi ve şabanın yirmi yedinci günü cennete göçtü. Atası Pîr Safiyyüddîn Halvetî'nin türbesinde gömülüdür.
Âlim, hesap işlerini bilen, yazı işlerinde becerikli, düzgün konuşan, edebiyat ve sohbet adabına vâkıf, yumuşak huylu, cömert, yüksek gayretli ve vatanına çok bağlı biriydi. Cömertlik kapısı herkese, özellikle yoksullara ve muhtaçlara açık bir hanedandı. Malının elinden alınması ve sonra ölümü halkı için bir felaket oldu.
İçerişehirde konağının önüne mükemmel bir çeşme yaptırdı, birkaç mescidi onarttı. Saraçhane Camii'ne bitişik, Şâdgeldi Paşa'nın "Dâru'l-ilm" adıyla yaptırdığı medrese harap olduğundan onu yeniden canlandırdı. Sultan Bâyezîd İmâreti'ne bitişik, biri ünlü hattat Fazlullah Efendi için, diğeri Koca Müneccim Ahmed Efendi için muvakkithane olmak üzere üst katta iki güzel oda yaptırdı.
Bunların giderleri için Saraçhane Camii'nin kıble tarafındaki sıra dükkânları ile İbadullah Çarşısı'ndaki ve bedesten içindeki dükkânları vakfetti; gelirinden Saraçhane Camii'ne minber ve kürsü koyup hatip ve vaizlere maaş bağladı. Yazık ki bunların hepsi yok oldu. Çeşmesi, muvakkithanesi ve hattatlar odası durmaktadır. Bunlar 1233 [1817-18] yangınında yandı.
Oğulları Abdurrahman Paşa ile Mustafa, Dede Ali ve İbrâhim Beylerdir. Abdurrahman Paşa'nın oğulları Ahmed ve Ömer Beyler, Mustafa Bey'in oğlu Gâzi İbrâhim Bey, Dede Ali Bey'in oğlu Ömer Bey bunun torunlarıdır; bunların oğulları el-Hâc İbrâhim ve Mustafa Paşalar ile "Gâzi Beyzâde" Ömer Paşa "Hoca Paşazâde" denmekle ünlü idi.
Kâtib Çelebi "Fezleke"sinde ona "Hoca Paşa", Naîmâ Efendi Tarihi'nde kimi zaman "Pehleli", kimi zaman da "Kehleli" demiştir. Köşeye çekildiği süre uzayıp ihtiyaç içine düşecek dereceye geldiğinden, "Kehleli" lakabı kinaye yoluyla kimi rakipleri tarafından verilmiştir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- evlâd-ı kirâm: soyundan gelenler, torunlar
- Hâce-i Sultânî: padişahın hocası (muallim-i sultânî)
- ders-i âm: halka açık ders veren müderris unvanı
- defterdâr: eyaletin mali işlerinden sorumlu görevli
- müsteşâr-ı saltanat: padişahın danışmanı
- hâ'ile: büyük sıkıntı, felaket
- has: büyük görevlilere ayrılan gelir tahsisi
- tevliyet: vakıf mütevelliliği
- a'yân: bir yerin ileri gelenleri
- itlâk: salıverme
- mutasarrıf: sancağın yöneticisi
- mecruhen: yaralı olarak
- râbi'an / sâlisen / sânîyen: dördüncü kez / üçüncü kez / ikinci kez
- emvâl ve emlâk: mallar ve mülkler
- dâr-ı na'îm: cennet
- muvakkıt-hâne: namaz vakitlerini ve zamanı belirleyen kişinin çalıştığı yapı
- harîk: yangın
- uzlet: köşeye çekilme, toplumdan uzak yaşama
- rukabâ: rakipler
İğnecizâdeler ve Pîr Safiyyüddîn
Ailenin kurucu atası kabul edilen İğnecizâde Safiyyüddîn Mahmûd (Mûsâ) Halvetî, 893'te (1487-88) ölmüştür. Kadir Özköse'nin Amasya Halvetî tekkeleri üzerine incelemesine göre Şeyh Zekeriyyâ Halvetî'nin halifesiydi, ondan sonra zaviyenin şeyhi oldu. Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği sırasında güvenini kazandı; Bayezid padişah olunca ona birçok üst düzey görev önerdi, ama o bunları kabul etmeyip zaviyenin şeyhliğiyle yetindi. Saraçhane Camii'nde tefsir ve hadis dersleri verdi. Türbesi Kocacık çarşısı içindedir; yanındaki torunu Ayşe Hatun'un vakfettiği konak ise 1893 yangınında türbeyle birlikte yanmıştır. Hüsameddin de eserinde yetmiş bir türbeyi sayarken bunlardan on sekizinin Halvetî şeyhlerine ait olduğunu söyler; İğnecizâde türbesi bunlar arasındadır.
Hüsameddin'in verdiği soy dizisi bu tarihlerle uyumludur: Hoca Paşa, Safiyyüddîn'den dört kuşak sonradır. Dizideki "Pîr Safiyyüddîn Mahmûd Çelebi" ile Özköse'nin "Safiyüddin Mahmud (Musa)" adı aynı kişiyi gösteriyor olmalıdır; ancak Hüsameddin'in dizisinde "Mûsâ" adı en alt kuşakta ayrı bir kişi olarak yer alır; bu adların birbiriyle ilişkisi kaynaklardan netleşmiyor. Hüsameddin dördüncü ciltte "kudâttan İğnecizâde Mehmed Efendi"nin ölümünü de kaydeder; bu kişinin Hoca Paşa'nın babası olup olmadığı doğrulanamadı. Madde dipnotunda, Abdurrahman Paşazâde Ahmed Bey'in oğlunun Sofi Abdurrahman Paşa olduğunun sonradan anlaşıldığı belirtilir.
Hâce-i Sultânî Ömer Efendi
Kardeşi Ömer Efendi, II. Osman'ın hocasıydı. Murat Akgündüz'ün padişah hocalarına dair makalesine göre Amasyalı Ömer Efendi'ye II. Osman şeyhülislâmlık payesi vermiş, IV. Murad da kardeşi Osman'la birlikte ondan ders almıştı. Makalede ölüm tarihi 1630 olarak geçer. Kimi kaynaklar ise Ömer Efendi'nin 1622'de çıkan isyanda öldürüldüğünü yazar; yeniçerilerin onun başını istediği, II. Osman'ın o yıl Yedikule'de öldürüldüğü bilinir. Hüsameddin'in "Receb 1031" dediği olay, 1622'deki bu felakete denk gelir. İki bilgi birbirinden ayrılıyor: Hüsameddin kardeşin "devletinin sona erdiğini" söyler, ölümünü anmaz. Ömer Efendi'nin gerçek ölüm tarihi doğrulanamadı.
Mutasarrıflık ve Beylerbeyilik Zinciri
Hoca Paşa'nın kariyeri, Osmanlı taşra yönetiminde görevlerin sürekli yer değiştirmesinin bir örneği gibidir. Trabzon beylerbeyiliğine dört kez, Batum'a iki kez, Amasya mutasarrıflığına dört kez atanır; arada görevden alınıp memleketine döner. Hüsameddin'in "ma'zûlen Amasya'ya geldi" ifadesi bu yüzden metin boyunca tekrar eder. Metin, kendisine kayırma yoluyla verilen Sultan Bâyezîd ve Hüseyin ile Firûz Ağalar vakıfları mütevelliliklerini de sayar.
Bayram Paşa, 2 Şubat 1637 ile 26 Ağustos 1638 arasında sadrazamlık yapmış, Bağdat seferinde etkin olmuştur. Hoca Paşa'nın 1046 zilkâdesinde Amasya'ya gelen sadrazam Bayram Paşa ile "eski tanışıklığı" bu nedenle önemlidir. IV. Murad, Bağdat'tan 12 Ramazan 1048'de (17 Ocak 1639) İstanbul'a dönmek üzere ayrıldı; Hüsameddin'in "zilkâdede yaralı döndü" kaydı bu tarihle uyumludur. Revan seferi 28 Mart 1635'te Üsküdar'dan başlamış, gidiş güzergâhı İzmit, Eskişehir, Konya, Kayseri ve Sivas olarak aktarılmıştır; Amasya anılmaz. Hüsameddin'in IV. Murad'ın 1045 cemâziyelâhiresinde Amasya'da Hoca Paşa'nın konağına indiği kaydı bu nedenle başka bir kaynakla doğrulanamadı.
Köprülü ve Abaza Hasan Arasında
Hoca Paşa'nın son yılları, Abaza Hasan isyanının gölgesinde geçer. Köprülü Mehmed Paşa 26 Zilkade 1066'da (15 Eylül 1656) sadrazam oldu. Abaza Hasan Halep'e atandı, ancak Erdel seferine katılmadı ve 1658'de isyan etti; Cemâziyelevvel 1069 sonunda (16-17 Şubat 1659) Halep'te öldürüldü. Ardından Anadolu'da geniş bir silah ve eşkıya taraması yapıldı. Müderris ve kadı gibi ilmiyeden de birçok kişi cezalandırıldı. Hüsameddin, Hoca Paşa'nın Abaza'nın vezirlik teklifini reddettiğini yazar; yine de Köprülü onu görevden aldı ve cemâziyelâhirede malına el konuldu. Hüsameddin olayı, Abaza yanlısı olmadığı hâlde haksızlığa uğrayan bir ileri gelenin hikâyesi olarak anlatır. Başka bir kaynakta bu suçlamaya dair ek bilgi bulunamadı.
Whitehead'in arşiv çalışması, Köprülü'nün kariyerine dair Hüsameddin'in verdiği bazı bilgileri kayıtlarla çelişkili bulur. Hüsameddin'e göre Köprülü 13 Muharrem 1044'te (9 Temmuz 1634) Amasya sancağına atanmış, ancak atama defterleri ve Amasya şeriye sicili bu dönemde böyle bir vali göstermez. Bu uyarı Hoca Paşa maddesindeki "Köprülü Mehmed Paşa'ya Amasya Sancağı has verildiğinden" ifadesine de bir ihtiyat payı koymayı gerektirir. Köprülü'nün 1059'da Anadolu beylerbeyi olduğu kaydının arşivdeki karşılığını bulamadık.
Seydi Ahmed Paşa konusu da bu bağlamda anlam kazanır. Whitehead'in anlatısına göre Seydi Ahmed, İbşir'in öldürülmesinden sonra Abaza Hasan'la birlikte intikam için hareket etti, kısa süre isyancı sayıldı, sonra devletle uzlaşıp Rum (Sivas) beylerbeyi oldu. Hoca Paşa'nın 1066'da ona Sivas görevini kabul ettirmek için görevlendirilmesi, bu uzlaşma sürecinin zamanıyla uyumludur.
Yaptırdığı Yapılar
Saraçhane Camii, 1372'de Amasya Emiri Şâdgeldi Paşa tarafından yaptırılmıştır; çevresindeki saraç dükkânlarından dolayı Çelebi Mehmed döneminden itibaren bu adla anılır. Cami bugün Şehzadeler gezi yolunun kenarında ayaktadır. Hüsameddin'in Hoca Paşa'ya atfettiği medrese onarımı ve camiye konan minber ile kürsü, Saraçhane Camii'nin Osmanlı döneminde de canlı bir ilim ve vaaz merkezi olduğunu gösterir. Aynı camide İğnecizâde Safiyyüddîn de tefsir ve hadis dersleri vermişti; aile bu mekânla geçmişten bağlıdır.
Hoca Paşa'nın Sultan Bayezid İmareti'ne bitişik yaptırdığı iki oda, Koca Müneccim Ahmed Efendi'nin (536 numaralı madde) çalıştığı muvakkithaneyi de içerir. Bugün Bayezid Külliyesi'nde ayakta olan muvakkithane ise kitabesine göre 1840'ta Kaptancızâde Hacı Hüseyin Zeki Efendi'nin yaptırdığı sonraki bir yapıdır; Hoca Paşa'nın odaları Hüsameddin'e göre 1233 [1817-18] yangınında yanmıştı. Hüsameddin'in "çeşmesiyle muvakkithanesi ve hattat odası bâkidir" ve hemen ardından "bunlar yandı" demesi, tek cümlede iki farklı durumu birleştirir. Büyük olasılıkla yazarın "kalmıştı, sonra yandı" demek istediği anlaşılmaktadır, ama bunu metinden kesin olarak çıkaramıyoruz. Hoca Paşa'nın çeşmesinin bugün nerede olduğu tespit edilemedi.
"Kehleli" ve "Pehleli"
Hüsameddin lakabın kaynağını iki yerde anlatır: Katib Çelebi'nin "Fezleke"sinde "Hoca Paşa", Naîmâ'da kimi zaman "Pehleli", kimi zaman "Kehleli" denmişti. Uzlet yıllarının yoksulluğa varması nedeniyle "Kehleli" lakabının kinaye yoluyla verildiği anlatılır. Bu açıklama Hüsameddin'e aittir; lakabın sözlük anlamı ve tarihî kullanımı için elimizdeki kaynaklarda ek bilgi yok.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 166–167. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt (İğnecizâde Hoca Ahmed Paşa kayıtları).
Akademik çalışmalar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, 5, Ankara 2018, s. 91-118.
- Christopher Whitehead, "The Early Career of Köprülü Mehmed Pasha: An Archival Reconstruction", Review of Middle East Studies, 57/1, 2024.
- Müctebâ İlgürel, "Abaza Hasan", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1988, s. 10-11. https://islamansiklopedisi.org.tr/abaza-hasan
- Müctebâ İlgürel, "Köprülü Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, İstanbul 2002. https://islamansiklopedisi.org.tr/koprulu-mehmed-pasa
- "Murad IV", TDV İslâm Ansiklopedisi (Revan ve Bağdat seferleri). https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-iv
- Birol Gündoğdu, "Ottoman Approach to the Rebels in the Examples of Katırcıoğlu Mehmed and Abaza Hasan in the Middle of Seventeenth Century", Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 48/1, 2024, s. 47-65.
Resmî kaynaklar
- Saraçhane Camii, Kültür Portalı (Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bilgisine dayanır).
Kitaplar
- Murat Akgündüz, "Osmanlı Padişahlarını Yetiştiren Hocalar: Muallim-i Sultânîler", İstem, 5/9, 2007, s. 49-59.
Diğer kaynaklar
- Füsun Aytekin, "Amasya II. Bayezid Külliyesi Muvakkithanesinin Duvar Resimlerinin Tarih ve Usta Sorunsalı ile Son Restorasyonu Üzerine Bir Değerlendirme".