Îrânîler'in ve ba'dehû Îrânîler'in bakiyyesi ve Pon hükümdârânı demekle meşhûr olan Mihridâdlar'ın Amasya'da hükûmetlerini, vulât ve hükümdârânın ahvâlini beyân eder.
Îrân devleti, Asya ve Afrika'da istîlâ etdiği yerleri yirmi büyük vilâyete taksîm eylediği cihetle on dokuzuncu vilâyet "Pontusî Memleketi" i'tibâr edilmiş idi.
Mir'âtü'l-İber'de beyân olunduğu üzere "Pontus Memleketi Asyâ-yı Sugrâ'nın şimâl-i şarkîsinde vâki' şimâlen Karadeniz, şarkan Kafkasya, garben Paflagonya, cenûben Kapadokya ve Galatya ile mahdûd ve ezmine-i kadîmede "Tîbâr, Şâlîb, Muznîk" denilen Türk kabîleleriyle meskûn idi".
Şu ta'rîfe nazaran Pontus Vilâyeti Amasya, Erzincân, Erzurum, Tokat, Canik, Çorum, Sivas, Trabzon, Karahisâr-ı Şarkî, Gümüşhâne, Lazistân, Muş, Yozgat sancaklarının hâvî olduğu [147] yerler olup merkez-i idâresi Amasya şehri ve sekene-i kadîmesi de "Tîbâr, Şâlîb, Muznîk" nâmlarıyla meşhûr Türk oymakları idi.
Tîbâr dediği "Tibârânlar, Kumânlar, Lekzler" ve Şâlîb dediği "Salîb ve nâm-ı diğer Halîb ve Halîtler" ve Muznîk dediği "Bozoklar" olup bunlar dahi Sânlar, Becenekler gibi On Uygur ya'nî Hun oymaklarıdır. Bunların isimleri ve meskûn oldukları yerler bâlâda zikr ve îzâh edildi.
Şu ta'rîfâtdan müstebân olduğu üzere Hunlar ile meskûn olan eski Amazon kıt'ası Hunlar'a nisbet olunarak "Hunît" nâmıyla meşhûr olduğu hâlde Yunânîler bunu tahrîf ederek "Ponit, Pont, Pontus" ve Hun lafzını da tebdîl ederek "Pon" demişler, gûyâ bu kadar tahrîf ile "Hûnit" kelime-i Tûrâniyyesi'ni kisve-i Yunâniyye ile setr etmişlerdir.
Ünsü'l-Mühec'de Şerîf Muhammed İdrîsî ve Selçûk-nâme-i Rûm'da İbni Bibî Sivas vilâyetine "Vilâyet-i Hûniye" nâmını veriyorlar. Amasya'da mahallesi olan Emîr Celâleddîn Karatay'ın 651 târîhli vakfiyesinde "Mevlânâ Nûreddîn Abdulmü’min bin Muhammed el-Hûnî ve Mevlânâ Abdulcâmi' bin Abdurrahmân bin Muhammed el-Hûnî" ve 679 târîhli diğer bir vakfiyede "Mevlânâ eş-Şeyh Seyfeddîn Osmân bin Mevlânâ Abdulmü'min bin Muhammed el-Hûnî" diye mestûr olan zevâtın Amasya sancağından olduklarını gösteriyor. Şu kuyûd-ı şer'iyye ve târîhiyyenin delâleti üzere "Pon" kelimesinin aslı "Hun" olduğunda şübhe yokdur.
İşte "Hunit Kıt'ası" demek olan Pontus vilâyeti [148] kable'l-hicre 1042'de kat'iyyen zamîme-i memâlik-i Îrân oldukda Karya vâlîsi olan Bazrân, Pontus memleketi vâlîliğine nasb edilmekle gelip Amasya'da ikâmet ve idâre-i umûr-ı memleket eyledi.
Pon vâlîsi Bazrân kable'l-hicre 1143'de Îrân hükümdârı olan Birinci Dârâ'nın şâhlığına bâ'is olan bir zâtın sülâlesinden olup Îrân sadrâblarından Artabaz bin Farnâk bin Rudbâd'ın oğludur. Bu cihetden hânedânın ba'zı imtiyâzâtı ve Îrân şâhlarına musâhareti olmakla sülâlesini Birinci Dârâ'ya kadar çıkarmışdır. Fakat zayıf olmakla Türkler buna "Arıg" demiş olmalıdır ki mu'ahharan galat olarak "Ariyu Bazrân" demekle meşhûr olmuşdur.
Mir'âtül-İber'de bu zât Pon vâlîliğinde üçüncü olmak üzere gösteriliyor. Müverrih Reynak dahi bunun Firikya ya'nî Karya vâlîsi olduğunu yazıyor. Fakat Basan Hân'ın Amasya'da isyânı ve İkinci Dârâ'nın bu zâta teveccühü te'emmül olunursa her ikisinin kavli bizim yazdığımız gibi te'lîf olunabilir. Arıg Bazrân Amasya'da on sekiz yıl vâlîlik edib kable'l-hicre 1024'de vefât etmişdir.
Birinci Mihridâd, pederi Bazrân'ın vefâtında Îrân şâhı İkinci Erdeşîr tarafından Pon vâlîliğine nasb olunup otuz dokuz yıl makâmını muhâfaza ederek Pon kıt'asının yollarını i'mâr, münâkalâtını teshîl, ticâretini tevsî' etmekle şöhret bulmuş ve kable'l-hicre 985'de vefât etmişdir. [149]
İkinci Ariyu Bazrân, pederi Mihridâd'ın yerine Îrân şâhı yine İkinci Erdeşîr tarafından Pon vâlîsi olup yirmi altı yıl hâkimâne icrâ-yı vilâyet etmişdir. Ancak evâhir-i ömründe istiklâle pek ziyâde harîs olarak Kapadokya vâlîsi Datâm gibi Îrân şâhı Erdeşîr'e karşı isyân etmiş ise de oğlu İkinci Mihridâd büyük bir meblağ mukâbilinde babasını şâhın adamlarına teslîm etmekle çarmıha çekilmişdir.
İkinci Mihridâd, maktûl Ariyu Bazrân'ın oğlu olup pederinin hakkında irtikâb eylediği cinâyet mukâbilinde kable'l-hicre 959'da Pon memleketi vâlîsi oldukda Kapadokya vâlîsi iken pederi gibi âsî olan Datâm'ın katline me'mûr olmuş idi. Datâm'ı bir kuvve-i askeriyye ile öldürmekle şöhret aldıysa da Pon kıt'asında meskûn olan Türkler'in nazarında cinâyet-i ma'hûdesi pek âdiyâne görüldü.
Kable'l-hicre 958'de Îrân tahtına cülûs eden Üçüncü Dârâ, Asya'daki muhâliflerinin itâ'atlerini te'mîn ile meşgûl olduğu esnâda Makedonya hükümdârı meşhûr İskender cesîm bir ordu ile memâlik-i Îrâniyye'ye hücûm etmekle Ganik Nehri kurbunda başlayan harbde kable'l-hicre 956'da Dârâ fenâ hâlde münhezim ve müte'âkiben devlet-i Keyâniyân munkarız olmuş idi.
Bu esnâda Pon vâlîsi İkinci Mihridâd'ın pederine irtikâb eylediği denâ'etden zâten münfa'il olan Türkler, Bozoklar'dan Amasya'nın son [150] hükümdârı olan Basan Hân'ın evlâdından Mitur Hân kumândasında hareket ve galebe-i İskender'i müte'âkib İkinci Mihridâd'ı def' etmekle Mitur Hân hicret-i seniyyeden 954 sene evvel Amasya'da i'lân-ı istiklâl eyledi.
Mitur Hân, mûmâ-ileyh Basan Hân'ın torunu olmalıdır. Müverrih Reynak bunu Pon Târîhi'nde "Mitru Buzans" diye kayd ve istiklâlini sûret-i meşrûha üzere tahrîr etmekdedir. "Mutlu, mutuk" ma'nâsına olan "mutur", Hıtâ dilinde "mitur" şeklinde zebân-zed olmakla "mitr" lafzı bu "mitur" kelimesinin muhaffefi olur. Buzans dahi "bozan, basan" demekle ma'lûm avcı kuş ma'nâsınadır.
Mitur Hân, İskender'e izhâr-ı mutâva'at ederek mevki'ini tahkîm etmekle Amasya hükûmetinin hürriyet-i kadîmesini i'âde eylediğini müverrih Reynak yazıyor. Fakat Acem sadrâblarından Kapadokya vâlîsi Aryarat, İskender'in Îrân'da meşgûliyetinden bi'l-istifâde isyân ederek istiklâlini i'lân ve Mitur Hân'ı harben ber-taraf edib Pon kıt'asını da zabt eyledi.
Aryarat, Birinci Dârâ'nın ümerâsından Tûrânlı olan Otan neslinden olduğu cihetle eski Tugâyîtler'in tarzında hareket ederek ibtidâ Zile (Silây) şehrinde ve ba'dehû Turhâl (Turgâl)²⁸¹ belde-i müstahkemesinde ikâmet ve Kapadokya ile Pontus kıt'asında tevhîden [151] hükûmet eder idi. Müverrih Reynak bunu gâyet müdebbir, âkil bir hükümdâr olmak üzere gösteriyor.
Aryarat, Kapadokya'nın hâvî olduğu Elbistân, Konya, Kayseriyye, Mar'aş ve havâlîsine ve bütün Pon kıt'asına hâkim olduğu gibi Sinop Sancağı ve Karadeniz sevâhili ahâlîsi de kendisine mutî' idi. On beş bin süvârî, otuz bin piyâde askeri var idi. On sene kadar hükûmet etmişdir.
Kable'l-hicre 945'de vefât eden İskender'in halefi Perdikas tarafından gönderilen Sabaktas adlı bir general, bu Aryarat'ın bulunduğu mevki'i muhâsara ederek â'ilesiyle ahz ve salben i'dâm eyledikde, Sabaktas Kapadokya ve Pon kıt'asında Perdikas'ın kâ'im-makâmı ya'nî vâlîsi oldu.
Sabaktas, İskender zamânında sadâkat ve şecâ'atle benâm olmuş ümerâdan olup Tûrâniyü'l-asl idi. "Sabaktas", "Sabuktay, Sebüktay" kelime-i Tûrâniyyesi'nin ufak bir tağyîr ile aynı olduğu meydândadır. Bunun târîh-i vilâyeti kable'l-hicre 943 olduğu tahmîn olunmakdadır.
Fakat Perdikas'ın rukabâsı aleyhinde ittifâk ederek 942'de maktûl olması üzerine İskender'in meşâhir-i ümerâsından Antigon Anadolu'da nüfûzunu te'mîn ve tevsî' etmekle Sabaktas'ın vefâtında kendi tarafından Amentas adlı bir generali Kapadokya ve Pon eyâletine kâ'im-makâm ya'nî vâlî nasb eyledi.
Amentas, "Arhunidis" demekle ma'rûf olup takrîben hicretden [152] 935 sene evvel Kapadokya ve Pon vâlîsi olarak Amasya'da ikâmet eyledi. Arhunidis, Arhunid ya'nî Argunit olup "Argunlu" demekdir. Binâ'en-aleyh bu Amentas, Amasya'nın Karsan sülâlesinden son hükümdârı olan Argun Hân'ın evlâdından ya'nî Amasitler'den Amas olmalıdır.
Amentas, Küçük Asya hükümdârı Antigon tarafından kemâl-i miknet ile idâre-i umûr-ı vilâyet ederken Antigon'un aleyhinde ittifâk eden İskender'in kibâr-ı ümerâsı mûmâ-ileyhi kable'l-hicre 924'de harben ber-taraf ederek zîr-i hükmünde olan memâliki taksîm etdikleri esnâda i'lân-ı istiklâl etmiş idi.²⁸²
Fakat Antigon'un satvetinden korkup gizlenmeğe mecbûr olan esbak Kapadokya hükümdârı Birinci Aryarat'ın yeğeni ya'nî birâderi Urufren'in oğlu İkinci Aryarat, Antigon'un katlinden sanra Amentas aleyhinde Ermeniler'den Arduvaz'ın mu'âvenetiyle Kapadokya'da hurûc eyledi. Diğer tarafdan esbak Amasya vâlîsi olup def' edilen ve ba'dehû Gemlik'de ikâmetle münâfıkâne hareketinden dolayı Antigon'un elinde maktûl olan İkinci Mihridâd'ın oğlu Üçüncü Mihridâd firâr ederek Ilgaz Dağı'nda ihtifâ etmiş idi. Bu da Amentas aleyhinde hurûc ederek eşkıyâ çetesi tertîb ve Amentas'ı iz'âc etmekde idi.
Antigon'un katlinden sonra Küçük Asya kralı olan Selefkos [153] ile Lizmâk'dan her biri Kapadokya ve Pon kıt'alarını zabt etmeğe hâhişger oldukları hâlde her biri de âherinin nüfûz ve kuvvetini istirkâb etmekde ve yek-diğeriyle uğraşmakda idiler.
Bu rekâbetden bi'l-istifâde Amentas istiklâlini muhâfaza etmekde ise de hurûc eden İkinci Aryarat ile Üçüncü Mihridâd yek-diğeriyle uzlaşıp Kapadokya kıt'ası Aryarat ve Pon kıt'ası da Mihridâd idârelerinde kalmak üzere akd-i ittifâk etdikleri hâlde Kapadokya ve Pon hükümdârı Amentas bunlara mukâvemet edecek bir hâlde değil idi.
Binâ'en-aleyh Üçüncü Mihridâd kable'l-hicre 923 târîhinden i'tibâren Ilgaz Dağı'ndan inip Kızılırmak vâdîsine kadar geldi. Osmâncık ile Boyâbâd arasında vâki' Kimita (Kimit) Boğazı'ndan Kimit (Hacı Hamza) kasabasını tahkîm ederek orada ikâmet ve Kızılırmak’ın iki tarafını tehdîd ve İkinci Aryarat dahi Erciyes (Erkiyet) Dağı'ndan inip (Basak, Mazak) Kayseriyye şehrini tazyîk etmeğe başladı.²⁸³
Hulâsa on sene kadar her iki hâricî Kapadokya ve Pon hükümdârı olan Amentas'ın memâliki dâhilinde müştereken tecâvüz ederek Aryarat, Kayseriyye şehrini zabt ve etrâfını teshîr ve Mihridâd dahi Yeşilırmak’ın [154] şark taraflarını kâmilen zabt ederek Amentas'ın ikâmet eylediği Amasya şehrini muhâsara eyledi.
Üçüncü Mihridâd, Gemlik'de iken silsilesini Îrân şâhı Birinci Dârâ'ya îsâl eylediği hâlde bu sefer Hitit hükümdârı Mitur Hân evlâdından olduğunu iddi'â ederek Pon kıt'asında meskûn olan Tûrânîler'in teveccühünü celb etmekle kable'l-hicre 913'de Amentas'ı ber-taraf ederek Pon kıt'ası hükümdârı ve Amasya şehri dahi Pon krallarının merkez-i hükûmeti oldu.
"Pon Târîhi" mü'ellifi Reynak'ın şu kavlini diğer müverrihler dahi tasrîh etmekdedir. Bir hey'et-i ilmiyye tarafından te'lîf edilen Dâ'iretü'l-Ma'ârif'de mezkûr olduğu üzere Amasya, Bentaş hükûmetinin kâ'ide-i saltanatı ya'nî merkez-i hükûmeti ve Romalılar'ın idâresinde merkez-i vilâyet idi.
Mufassal Kurûn-ı Cedîde Târîhi'nde Ahmed Midhat Efendi diyor ki: "Vaktiyle Anadolu üzerinde bir çok ufak hükûmât-ı müstakille bulunup bunlardan Pon Krallığı denilen hükûmetin merkezi işbu Amasya şehridir ki hâlâ şehir civârında kayalar derûnunda oyulmuş sun'î mağaralar Pon krallarının mezârı olmak üzere yapıldıkları tevârîhde mündericdir”.
Dâ'iretü'l-Ma'ârif'de mezkûr olan "Bentaş" kelimesi kütüb-i Arabiyye'de eşkâl-i muhtelife üzere zabt edilmişdir. Muhtasaru'l-Mu'cem'de Safiyyeddîn Abdulmü'min diyor ki: "Bentuş, bâ'-i muvahhade ve tâ'-i mühmelenin zammı ve ortalarında vâki' nûn'un sükûnı ile halîc-i İstanbul'dan şark ve şimâlde [155] bilâd-ı Türk'e müntehî deniz ve sevâhil ve etrâfına mahsûs bir alemdir."
Ebû Reyhân el-Birûnî Külliyât’ında Nîtiş, nûn'un ve tâ'-i mühmelenin kesri ve ortalarında yâ'nın sükûnu ile zabt ve Türk'den me'hûz bir kelime-i Yunâniyye olduğunu ilâve ediyor. Tarîku'r-Reşâd, Ahbâru'l-Bilâd ve Âsâru'l-İbâd nâm kitâblarda Ebû Reyhân'ın zabtı ve Abdulmü'min'in îzâhı nakl edilmekle beraber tâ'nın fethi iltizâm olunmakdadır. Şu ta'rîfâta binâ'en "Bentaş" kelimesi "Hunitus" lafzından muhaffef ve Hunitus lafzından muharref olan Pontus kelimesinin mu'arrebi ve Nîtiş dahi bunun muharrefidir. Avrupa müverrihleri "Pont Oksin" derler.
Üçüncü Mihridâd'ın Pon (Hun) kıt'asını istîlâ etdiği zamân kıt'a-i mezkûrede meskûn olan akvâma dâ'ir Fransa akademiyası a'zâsından Luba şu ma'lûmâtı veriyor:
"Pon kıt'ası Îrân devletinin taht-ı idâresine girmezden evvel Kızılırmak ve Yeşilirmak havzalarında Karadeniz'e kadar mütemeddin bir devlet mevcûd idi. Amasya, Öyük, Boğazköy ve havâlîsinde müşâhede olunan âsâr-ı medeniyye, bu devletin âsâr-ı bâkiyesindendir. Bunlar Hatitler (Hititler)'den zann olunur. Kızılırmak’a kadar gelen Âsûr ordularının mürûruna bu devlet mâni' olmuşdur."
Müverrih Luba'nın şu ta'rîfâtından bu devlet, bâlâda mezkûr olduğu üzere umûmî Kapadokya'da ibtidâ Tugâyitler'in, ba'dehû Amasya'yı merkez-i hükûmet ittihâz eden Amâsitler'in, ba'dehû Hunitler'in hükûmetleri [156] olduğu müstebân olmakdadır. Bunların da Tûrânî olduklarında şübhe yokdur.
Ba'dehû Luba diyor ki: "Mihridâd, Pon kıt'asına geldiği esnâda ahâlî-i meskûne üç kısım idi. Birincisi Tûrânîler, ikinci Îrânîler, üçüncüsü de Yunânîler olup Îrânîler birtakım Acem zâdegânıyla ma'bed kâhinlerinden ibâret idi. Bunlar hemen her tarafda münteşir ve sâhib-i nüfûz idi. Yunânîler Sinop, Samsun gibi bilâd-ı sâhiliyyenin yalnız şehirlerinde meskûn oldukları hâlde bir zamân-ı fetretde meskûn oldukları bilâdı zabt etmişler ise de Îrânîler'in vürûdunda ra'iyyet olmuşlar idi.
Tûrânîler, Pon kıt'asının ahâlî-i asliyyesi olup Eski Simriler (Sâmirîler) zamânında tavattun etmişler idi. Bunların kabâ'ili pek çok olup meşhûrları Alazonlar, Amazonlar, Bagadâunlar, Beşirler, Buserler, Tebârunlar, Tirâller, Hâlibler, Sânlar, Kutagunlar, Kukunlar, Marlar, Makrunlar, Muznikler'dir."
Bunlardan Bagadâunlar, Bagâtlar ya'nî Bugâtlar olup Bugalılar demekdir. Beşirler, Beşgirler'dir. Tiraller, Tirgal ya'nî Turgâller demek olup el-yevm Turhâl kasabası ve havâlîsi bunların meskenleridir. Kutagunlar, Kutaylar ya'nî (Hititler) demekdir. Kukunlar, Kutugunlar olup Kutuglular demekdir. Marlar, Barsevinc oymağı ve Makrunlar, Mankır ya'nî Bakır oymağıdırlar.
Muznikler, Bozoklar demek olup Bozok ya'nî bir nev' doğan [157] ma'nâsına olan Basak, (Bazak) nâmında bir Tûrânlı evlâdı olduğu ve mu'ahharan Bozoklar dendiği zann olunur. Bunlardan Basan Hân Amasya hükümdârı olduğu bâlâda mezkûrdur. Oğuz Hân'ın Bozoklar'ı sağ kol i'tibâr eylediği muhakkak olmakla beraber "Bozok" nâmıyla tesmiyesinde hurâfât karışdırılmışdır.
Müverrih Luba'nın Tûrânî olduğunu zikr eylediği şu akvâm, ya'nî Tûrân oymakları Üçüncü Mihridâd'ın Amasya kıt'asını istîlâ etdiği esnâda mevcûd olmakla bunları celb etmek için Mihridâd'ın Tûrânîlik iddi'âsında bulunduğunu müverrihlerin kaydı iş'âr etmekdedir.
Çünkü, hicretden 913 sene evvel Amasya hükümdârı olan Mihridâd, "Mitrât" demekle meşhûr ve "Katistis" vasfıyla mülakkab olduğu tevârîh-i şarkiyye ve garbiyyede mestûrdur. Bu iki şöhret mûmâ-ileyhin Hititler'den ve Mitur Hân evlâdından olduğu iddi'âsını iş'âr eder.
Zâhir-i lafza nazaran Hıtâ dilinde Mitrât, bizim Mitirli ya'nî Muturlu dediğimizdir. Bu kelime-i Hıtâ'iyye mûmâ-ileyhin bâlâda ismi zikr edilen Mitur Hân evlâdından olduğunu anlatır. Katistis kelimesi dahi "katitis" demek olup "Katit", "Hitit" lafzının Yunânîleşmiş olan bir şekli olmakla mûmâ-ileyhin Hititler'den olduğunu gösterir.
Halbuki Avrupa müverrihleri Yunânîler'den naklen bu "Katistis" kelimesinin lugat-ı Yunâniyye'de "mü'essis" ma'nâsına olduğunu yazıyorlar. Vehle-i ûlâda bakılırsa Üçüncü Mihridâd'ın mü'essis-i hükûmet olması, bu ma'nâyı [158] Yunânîlere verdirmiş olabilir. Fakat Pon hükûmeti mü'essisliğini her hâlde Birinci Ariyu Bazran'a nisbet etmek lâzım gelir. Binâ'en-aleyh bu "Katistis" kelimesi de Tûrânî olduğu hâlde Anadolu lafzı gibi Yunânîliğe mâl edilmek istenilmiş olmalıdır.
Dördüncü Mihridâd, kable'l-hicre 888'de Amasya hükümdârı oldukda Amasya şehrinin şark boğazını muhâfaza etmek için Amasya'nın şarkında ve Yeşilırmak ile Kelkit ırmağının birleşdiği yerde bir kale ve önünde bir kasaba binâsıyla "Baturya, Paturya" nâmını vermiş ve ba'dehû "Opaturya" nâmıyla yâd olunmuşdur.²⁸⁴
Çünkü Dördüncü Mihridâd, cesûr ve yiğit olduğu münâsebetle Tûrânîler tarafından gâlibâ "Batur (Kahraman)" denmiş olmalıdır ki târîhen "Patur" demekle meşhûr olmuşdur. Yunânîler buna "Filapatur" diyerek "muhibb-i peder" ya'nî "babasını sever" ma'nâsını vermişlerdir. Vâkı'â "Patur", Îrân dilinde "peder" lafzından galat olabilir. Ba'dehû "Fila" kelimesinin ilâvesiyle Yunânîleştirilir ise de binâ eylediği kasabaya da "Filatorya" denmesi lâzım gelirdi. Herkes muhibb-i peder olduğu münâsebetle "Fila Patur" vasfında bir letâfet yokdur.
Dördüncü Mihridâd Canik, Sinop, Trabzon taraflarında meskûn olan akvâmın itâ'atlerini harben te'mîn edib, kuvve-i bahriyye tedârik ederek sevâhili muhâfaza altına almış, kırk dört yıl Amasya'da [159] hükûmet edib kable'l-hicre 844'de vefât etmişdir.
Beşinci Mihridâd, pederi olan Dördüncü Mihridâd'ın vefâtında sandalî-i hükûmete kable'l-hicre 844'de câlis ve Amasya hükümdârı olup Amasya'nın şimâlinde vâki' Barsevinc (Marınca) kasabasının garb tarafında bir kale binâsıyla Eflânus (Eflân,²⁸⁵ Osmâncık) ve Amasya boğazlarını nezâret altına almışdır.
İşte bu kale "Merzepon" demekle meşhûr olup, mu'ahharan ta'rîb olunarak "Merzefon", ba'dehû kesre-i izâfiyye yerinde bir "yâ" ilâvesiyle "Merzîfon" denmişdir. "Marsivân" lafzı şimdiki "Marınca (Barsevinc)" kasaba-i kadîmesinin nâmı olduğu hâlde avâm arasında Merzifon'a alem olmuşdur. Merzepon, ma'lûm olduğu üzere "Pon sınırı, Pon yurdu" demekdir.
Fakat ele geçen bir Hulâsatü'l-Fetâvâ kitâbının zahrında Sa'deddîn Muhammed el-Merzifônî el-Müştehir bi-Sa’d er-Rûmî 793 rebî'ulâhirinde "Fekad kâbele hâzihi'n-nüshate'ş-şerîfete el-fakîr ilâ rahmeti'r-Rahmân Sa'd bin Halîl bin Süleyman er-Rûmî el-mevsûm medînetühû bi-Merzebân" diye yazmış olduğuna nazaran Merzifon nâmı "Merzebân" lafzından galat olduğunu gösterir.
Beşinci Mihridâd, Yunan ve Avrupa târîhlerinde "kardaşını sever" ma'nâsına olan "Filadelfes" lakabıyla meşhûr olduğu muharrerdir. Bu lakab [160] Atina hemşehrîliği unvânına mu'âdil olduğu cihetle Yunânîler ile hüsn-i münâsebeti olduğunu iş'âr eder. Mihridâd, otuz altı yıl hükûmet etdikden sonra vefâtıyla oğlu Farnâk, Amasya hükümdârı olmuşdur.
İkinci Farnâk, hicret-i seniyyeden 808 sene evvel Amasya hükümdârı oldukda, kuvve-i askeriyyesini ve bahriyyesini tanzîm ederek Karadeniz'in cenûb sevâhilini tamâmiyle zabt edib Kırım ve Trakya kıt'alarına doğru uzanmış, Kapadokya kıt'asından bir kısmını alıp mülkünü tevsî' etmişdir.
İkinci Farnâk, zâlim olmakla beraber ma'ârif ve sanâyi'i himâye ederek mülkünde terakkî etdirmiş, servet-i umûmiyye-i memleketi tezyîd ederek Amasya şehrini müceddeden i'mâr etdiği gibi şimdiki Çakallar ve Karakaya mevki'inde ve sûr içinde bir kasaba-i dilârâ yapdırmış, eski Girâsûn şehrini de müceddeden i'mâr ederek oraya "Fernakya" denmiş ve Çakallar'a "Fernak" unvânı verilmişdir.
Birinci cildin tab'ı esnâsında müsveddenin bir kağıdı ya'nî iki sahîfesi tamâmiyle kalmış olduğu sonradan anlaşılmış ve kalan iki sahîfe dahi altıncı muhammes olmak üzere işbu kasaba-i dilârâya müte'allik bulunmuş olduğu cihetle bi'z-zarûre mülahhasan buraya derci münâsib görülmüşdür:
Evvel buranın nâmına derler idi Fârnak
Vermekde harâbât-ı kadîme ona revnak[161]
Yapmışdı selâtîn orada kasr-ı Havernak
Söyler bunu bir şâhid-i sâlâr-ı Amasya
Riyâz-ı vesî'ayı, kusûr-ı refî'ayı hâvî olan bu âlî cebelin nâmına kadîmen "Fernak" dendiği ve "Kubay Hâtun binti el-emîrü'l-mu'azzam neslü'l-havâkîn Akboğa"nın mâlik olup mu'ahharan Anadolu emîri olan Amasya vâlîsi "el-emîrü'l-hasîb el-celîl Nâsıru'd-dîn Ahmed bin el-emîri'l-mu'azzam İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey"e satdığı bâgı ta'rîf ve tahdîd olunan 691 târîhli mübâya'a huccetinden anlaşılmışdır.
Amasyalı Tâcî Beyzâde Sa'dî Çelebi, Amasya'da bir bâgı ta'rîf ve tavsîf ederken "vehiye'l-cennetü'n-nakiyye fi'r-riyâzi'l-Fernakiyye" demesi, bu nâm-ı kadîmi iş'âr etmekdedir. Çakallar nâmının hudûsuna ya'nî bin târîhlerine kadar buraya "Fernak Bâgları" dendiği pek çok vesâ'ikde görülmüşdür. Fernâk, "revnak" vezninde şâyi' olmuş ise de Amasya hükümdârı olan bu "Fernak" olduğu meydândadır.
Hulâsa İkinci Fernâk, Çanakkale boğazını elde edib Trakya'ya doğru icrâ-yı nüfûz etmiş, Paflagonya (Kastamonu) ve Galatya (Ankara) vilâyetlerini zabt edib Anadolu'da Amasya hükûmeti her vechile tehdîdini îkâ'a muktedir bir hâle gelmiş idi.
Binâ'en-aleyh Kapadokya hükûmeti, İkinci Fernâk'ın bu kadar tevsî'-i nüfûz [162] etmesinden korkup Paflagonyalıları, Galatyalıları ayaklandırmış, kendisi de ba'zı mu'în peydâ ederek müştereken Pon kıt'asına hücûm etmelerine Amasya hükümdârı Fernâk mukâvemet edememiş ve mağlûben Paflagonya'yı terke mecbûr olarak hükûmetinin yirmi dokuzuncu yılında vefât etmişdir.
Altıncı Mihridâd, Beşinci Mihridâd'ın oğlu İkinci Fernâk'ın birâderi olup birâderinin vefâtında hicretden 779 sene evvel Amasya'da Pon hükümdârı olduğu gibi bu sene içinde Eşkâniyân sülâlesinden dahi Birinci Mihridâd, Îrân hükümdârı oldu.
Îrân pâdişâhı olan bu Birinci Mihridâd'ın selefi ve birâderi Birinci Ferhâd, Silifkiye devletinin taht-ı idâresinde bulunan Urfa ve havâlîsini zabt ederek vâlîsi olan Ermeni Erdafast'ı yerinde ibkâ ve Birinci Mihridâd ise hiss etdiği hıyânete binâ'en tard edib kendi akrabâsından "Agırşak" nâmında bir kimseyi nîm-istiklâl ile İskender'in istîlâsından beri munkarız olan Ermenîler'e hâkim nasb etmiş idi.
Altıncı Mihridâd, Pon hükümdârı oldukda birâderini mağlûb eden Kapadokya hükûmeti ile mükerreren harb edib gâh gâlib gâh mağlûb oluyor, birâderinin bırakdığı mülkü muhâfazaya çalışıyor, Kapadokya hükümdârı Altıncı Aryarat da Ermeni beyi Agırşak ile ittifâk edib Altıncı Mihridâd'ın tecâvüzünü men'e gayret ediyordu.
Fakat Roma devleti Asya'ya doğru icrâ-yı nüfûz etmeğe başladığı [163] cihetle Anadolu'da bulunan ufak hükûmetleri yek-diğeriyle uğraşdırmak yolunu tutmuş, mûmâ-ileyh Aryarat ile Agırşak'ı te'lîf edib oldukça emri nâfiz olan Pon hükûmeti aleyhinde bunları kullanıyor, kendi işini görmeğe çalışıyor idi.
Kable'l-Hicre 753'de Agırşak vefâtıyla oğlu Erşek Ermenî kralı ve 752'de Altıncı Aryarat maktûl olmakla oğlu Yedinci Aryarat Kapadokya hükümdârı olup, Romalılar'ın teşvîki üzerine bu iki müttefikler kable'l-hicre 745'de cenûbdan; Galatyalılar, Paflagonyalılar dahi garb ve şimâlden Pon kıt'asına hücûm etdikleri cihetle Altıncı Mihridâd mağlûb olup Amasya kalesine tahassün etdi.
Fakat müttefiklerin Pon kıt'asını kısmen istîlâ edib Farnâkya'ya kadar gitdikleri ve târîhen zâlim tanınmış olan Ermeni kralı Erşek'in ve Aryarat'ın îkâ'-ı mezâlim etdikleri Altıncı Mihridâd'a pek ziyâde te'sîr ederek hükûmetinin otuz dördüncü yılında bu sene vefât etmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
İranlılar'ın, sonra İranlılar'dan kalanların ve Pon hükümdarları diye ünlü Mihridatlar'ın Amasya'daki hükümetlerini, valilerin ve hükümdarların hâllerini açıklar.
İran devleti, Asya ve Afrika'da ele geçirdiği yerleri yirmi büyük vilayete ayırdığı için on dokuzuncu vilayet "Pontus Memleketi" sayılmıştı.
Mir'âtü'l-İber'de açıklandığı üzere: "Pontus Memleketi, Küçük Asya'nın kuzeydoğusunda olup kuzeyde Karadeniz, doğuda Kafkasya, batıda Paflagonya, güneyde Kapadokya ve Galatya ile sınırlıdır ve çok eski zamanlarda 'Tîbâr, Şâlîb, Muznîk' denilen Türk kabileleri burada otururdu."
Bu tarife göre Pontus Vilayeti; Amasya, Erzincan, Erzurum, Tokat, Canik, Çorum, Sivas, Trabzon, Karahisar-ı Şarkî, Gümüşhane, Lazistan, Muş ve Yozgat sancaklarını içine alan yerlerdi. Yönetim merkezi Amasya şehriydi, eski halkı da "Tîbâr, Şâlîb, Muznîk" adlarıyla ünlü Türk oymaklarıydı.
Tîbâr diye andığı "Tibâranlar, Kumanlar, Lekzler"; Şâlîb diye andığı "Salîb, bir başka adıyla Halîb ve Halîtler"; Muznîk diye andığı ise "Bozoklar"dır. Bunlar da Sanlar, Peçenekler gibi On Uygur, yani Hun oymaklarıdır. Bunların adları ve oturdukları yerler yukarıda anıldı ve açıklandı.
Bu açıklamalardan anlaşıldığına göre, Hunlar'ın oturduğu eski Amazon kıtası Hunlar'a bağlanarak "Hunit" adıyla ünlüydü. Yunanlılar bu adı bozarak "Ponit, Pont, Pontus" demişler, Hun sözünü de değiştirerek "Pon" biçimine sokmuşlardır. Sanki bu kadar bozmayla Turan diline ait "Hunit" kelimesini Yunan giysisi altında gizlemişlerdir.
Şerif Muhammed İdrîsî Ünsü'l-Mühec'de, İbn Bibî de Selçuk-nâme-i Rûm'da Sivas vilayetine "Vilâyet-i Hûniye" adını veriyorlar. Amasya'da adına mahalle bulunan Emîr Celâleddîn Karatay'ın 651 tarihli vakfiyesinde "Mevlânâ Nûreddîn Abdülmü'min bin Muhammed el-Hûnî ve Mevlânâ Abdülcâmi' bin Abdurrahman bin Muhammed el-Hûnî" diye, 679 tarihli başka bir vakfiyede de "Mevlânâ eş-Şeyh Seyfeddîn Osman bin Mevlânâ Abdülmü'min bin Muhammed el-Hûnî" diye yazılı kişiler, Amasya sancağından olduklarını göstermektedir. Bu dinî ve tarihî kayıtların gösterdiğine göre "Pon" kelimesinin aslının "Hun" olduğunda şüphe yoktur.
İşte "Hunit Kıtası" demek olan Pontus vilayeti, hicretten 1042 yıl önce kesin olarak İran ülkelerine katılınca, Karya valisi olan Bazran Pontus memleketi valiliğine atandı; gelip Amasya'da oturdu ve memleketin işlerini yönetti.
Pon valisi Bazran, hicretten 1143 yıl önce İran hükümdarı olan Birinci Dara'nın şahlığına vesile olmuş bir kişinin soyundan, İran satraplarından Artabaz bin Farnak bin Rudbâd'ın oğludur. Hanedanın bazı ayrıcalıkları ve İran şahlarıyla akrabalığı bulunduğu için soyunu Birinci Dara'ya kadar çıkarmıştır. Fakat zayıf olduğundan Türkler ona "Arıg" demiş olmalıdır; bu ad sonradan yanlış olarak "Ariyu Bazran" biçiminde ünlenmiştir.
Mir'âtü'l-İber'de bu kişi, Pon valiliğinde üçüncü olarak gösteriliyor. Tarihçi Reynak da onun Firikya, yani Karya valisi olduğunu yazıyor. Ancak Basan Han'ın Amasya'daki isyanı ile İkinci Dara'nın bu kişiye gösterdiği ilgi göz önüne alınırsa her ikisinin sözü bizim yazdığımız gibi bağdaştırılabilir. Arıg Bazran Amasya'da on sekiz yıl valilik edip hicretten 1024 yıl önce ölmüştür.
Birinci Mihridat, babası Bazran'ın ölümünde İran şahı İkinci Erdeşir tarafından Pon valiliğine atanmış, otuz dokuz yıl makamında kalarak Pon kıtasının yollarını onarmak, ulaşımı kolaylaştırmak ve ticaretini genişletmekle ün kazanmış, hicretten 985 yıl önce ölmüştür.
İkinci Ariyu Bazran, babası Mihridat'ın yerine yine İran şahı İkinci Erdeşir tarafından Pon valisi olmuş, yirmi altı yıl hükümdar gibi valilik etmiştir. Ancak ömrünün sonlarında bağımsızlığa çok düşkün olarak, Kapadokya valisi Datam gibi İran şahı Erdeşir'e karşı isyan etti. Oğlu İkinci Mihridat büyük bir para karşılığında babasını şahın adamlarına teslim edince Ariyu Bazran çarmıha gerilmiştir.
İkinci Mihridat, öldürülen Ariyu Bazran'ın oğludur. Babasına karşı işlediği cinayetin karşılığı olarak hicretten 959 yıl önce Pon memleketi valisi olunca, Kapadokya valisi iken babası gibi isyan eden Datam'ı öldürmekle görevlendirilmişti. Datam'ı bir askerî güçle öldürerek ün almışsa da, Pon kıtasında oturan Türkler'in gözünde bu cinayet pek sıradan görüldü.
Hicretten 958 yıl önce İran tahtına oturan Üçüncü Dara, Asya'daki karşıtlarının itaatini sağlamakla uğraştığı sırada Makedonya hükümdarı ünlü İskender büyük bir orduyla İran ülkelerine saldırdı. Granikos (Ganik) Nehri yakınında başlayan savaşta Dara hicretten 956 yıl önce ağır bir yenilgiye uğradı ve ardından Keyânîler devleti yıkıldı.
Bu sırada Türkler, Pon valisi İkinci Mihridat'ın babasına yaptığı alçaklıktan zaten rahatsızdı. Bozoklar'dan, Amasya'nın son hükümdarı olan Basan Han'ın çocuklarından Mitur Han'ın komutasında harekete geçtiler; İskender'in galibiyetini izleyen günlerde İkinci Mihridat'ı uzaklaştırdılar. Mitur Han, hicret-i seniyyeden 954 yıl önce Amasya'da bağımsızlığını ilan etti.
Mitur Han, adı geçen Basan Han'ın torunu olmalıdır. Tarihçi Reynak onu Pon Tarihi'nde "Mitru Buzans" diye kaydeder ve bağımsızlığını anlattığımız biçimde yazar. "Mutlu, mutuk" anlamına gelen "mutur", Hıta dilinde "mitur" biçiminde söylendiğinden "mitr" sözü bu "mitur" kelimesinin kısaltılmışıdır. Buzans da "bozan, basan" demek olup bilinen avcı kuş anlamınadır.
Tarihçi Reynak'ın yazdığına göre Mitur Han, İskender'e boyun eğdiğini göstererek konumunu sağlamlaştırmış ve böylece Amasya hükümetinin eski özgürlüğünü geri getirmiştir. Fakat Acem satraplarından, Kapadokya valisi Aryarat, İskender'in İran'daki işlerle uğraşmasından yararlanarak isyan etti, bağımsızlığını ilan etti, Mitur Han'ı savaşla ortadan kaldırdı ve Pon kıtasını da ele geçirdi.
Aryarat, Birinci Dara'nın emirlerinden Turanlı Otan'ın soyundan olduğu için eski Tugayitler'in tarzında davrandı: önce Zile (Silay) şehrinde, sonra Turhal (Turgal) adlı müstahkem kasabada oturdu ve Kapadokya ile Pontus kıtasını birleştirerek yönetti. Tarihçi Reynak onu çok tedbirli ve akıllı bir hükümdar olarak gösteriyor.
Aryarat, Kapadokya'nın içine aldığı Elbistan, Konya, Kayseri, Maraş ve çevresine ve bütün Pon kıtasına egemen olduğu gibi Sinop Sancağı ile Karadeniz kıyısı halkı da ona bağlıydı. On beş bin atlı, otuz bin yaya askeri vardı. On yıl kadar hükümet etmiştir.
Hicretten 945 yıl önce ölen İskender'in halefi Perdikkas, Sabaktas adlı bir general göndermiş; Sabaktas Aryarat'ın bulunduğu yeri kuşatıp onu ailesiyle birlikte yakalamış ve asarak öldürmüştür. Böylece Sabaktas, Kapadokya ve Pon kıtasında Perdikkas'ın kaymakamı, yani valisi oldu.
Sabaktas, İskender zamanında bağlılığı ve yiğitliğiyle tanınmış emirlerden olup aslen Turanlıydı. "Sabaktas" adının Turan dilindeki "Sabuktay, Sebüktay" adıyla küçük bir değişiklikle aynı olduğu açıktır. Valilik tarihinin hicretten 943 yıl önce olduğu tahmin edilmektedir.
Fakat Perdikkas'ın rakipleri ona karşı birleşti ve 942'de onu öldürdüler. Bunun üzerine İskender'in ünlü emirlerinden Antigon Anadolu'da nüfuzunu sağlayıp genişletti ve Sabaktas'ın ölümünde kendi tarafından Amentas adlı bir generali Kapadokya ve Pon eyaletine kaymakam, yani vali atadı.
Amentas, "Arhunidis" diye tanınır; yaklaşık hicretten 935 yıl önce Kapadokya ve Pon valisi olarak Amasya'da oturdu. Arhunidis, Arhunid, yani Argunit olup "Argunlu" demektir. Bu yüzden bu Amentas, Amasya'nın Karsan hanedanından son hükümdarı Argun Han'ın çocuklarından, yani Amasitler'den Amas olmalıdır.
Amentas, Küçük Asya hükümdarı Antigon'un yönetiminde, tam bir güç içinde ülkenin işlerini yürütürken, Antigon'a karşı birleşen İskender'in büyük emirleri Antigon'u hicretten 924 yıl önce savaşla ortadan kaldırdılar. Elindeki ülkeleri paylaştıkları sırada Amentas bağımsızlığını ilan etmişti.
Fakat Antigon'un gücünden korkup saklanmak zorunda kalan eski Kapadokya hükümdarı Birinci Aryarat'ın yeğeni, yani kardeşi Urufren'in oğlu İkinci Aryarat, Antigon'un öldürülmesinden sonra Ermeniler'den Arduvaz'ın yardımıyla Amentas'a karşı Kapadokya'da ayaklandı. Öte yandan, eski Amasya valisi olup uzaklaştırılan, sonra Gemlik'te oturup ikiyüzlü davranışı yüzünden Antigon'un elinde öldürülen İkinci Mihridat'ın oğlu Üçüncü Mihridat kaçmış ve Ilgaz Dağı'nda gizlenmişti. O da Amentas'a karşı ayaklanarak bir eşkıya çetesi kurmuş, Amentas'ı rahatsız ediyordu.
Antigon'un öldürülmesinden sonra Küçük Asya kralı olan Selefkos ile Lizmak'tan her biri Kapadokya ve Pon kıtalarını ele geçirmek istiyordu; ama her biri ötekinin nüfuz ve gücünden çekiniyor, birbiriyle uğraşıyordu.
Amentas bu rekabetten yararlanarak bağımsızlığını korumaktaydı. Ne var ki ayaklanan İkinci Aryarat ile Üçüncü Mihridat birbiriyle uzlaştı; Kapadokya kıtası Aryarat'ın, Pon kıtası da Mihridat'ın yönetiminde kalmak üzere ittifak yaptılar. Kapadokya ve Pon hükümdarı Amentas bunlara karşı koyabilecek durumda değildi.
Bunun üzerine Üçüncü Mihridat, hicretten 923 yıl önceki tarihten başlayarak Ilgaz Dağı'ndan inip Kızılırmak vadisine kadar geldi. Osmancık ile Boyabat arasında bulunan Kimita (Kimit) Boğazı'ndaki Kimit (Hacı Hamza) kasabasını sağlamlaştırıp orada oturdu ve Kızılırmak'ın iki yakasını tehdit etti. İkinci Aryarat da Erciyes (Erkiyet) Dağı'ndan inip (Basak, Mazak) Kayseri şehrini sıkıştırmaya başladı.
Kısacası on yıl kadar bu iki dış düşman, Kapadokya ve Pon hükümdarı Amentas'ın ülkesine birlikte saldırdı. Aryarat Kayseri şehrini ele geçirip çevresini boyunduruk altına aldı. Mihridat da Yeşilırmak'ın doğu taraflarını tamamen ele geçirerek Amentas'ın oturduğu Amasya şehrini kuşattı.
Üçüncü Mihridat Gemlik'te iken soyunu İran şahı Birinci Dara'ya ulaştırmıştı. Bu sefer ise Hitit hükümdarı Mitur Han'ın çocuklarından olduğunu ileri sürdü ve böylece Pon kıtasında oturan Turanlılar'ın sevgisini kazandı. Hicretten 913 yıl önce Amentas'ı ortadan kaldırarak Pon kıtası hükümdarı oldu; Amasya şehri de Pon krallarının hükümet merkezi haline geldi.
"Pon Tarihi" yazarı Reynak'ın bu sözünü öteki tarihçiler de açıkça söylemektedir. Bir bilim heyeti tarafından yazılan Dâiretü'l-Maârif'te anıldığı üzere Amasya, Bentaş hükümetinin saltanat başkenti, yani hükümet merkeziydi ve Romalılar'ın yönetiminde de vilayet merkeziydi.
Ahmed Midhat Efendi, Mufassal Kurûn-ı Cedîde Tarihi'nde şöyle diyor: "Eskiden Anadolu üzerinde birçok küçük bağımsız hükümet bulunup bunlardan Pon Krallığı denilen hükümetin merkezi işte bu Amasya şehridir. Şehir çevresinde kayaların içine oyulmuş yapma mağaraların Pon krallarının mezarı olmak üzere yapıldıkları tarihlerde yazılıdır."
Dâiretü'l-Maârif'te anılan "Bentaş" kelimesi Arapça kitaplarda değişik biçimlerde yazılmıştır. Safiyyüddîn Abdülmü'min Muhtasaru'l-Mu'cem'de şöyle diyor: "Bentuş, b harfinin ve t harfinin ötresiyle, ortasındaki nun'un sükûnuyla, İstanbul körfezinden doğu ve kuzeyde Türk ülkelerine kadar uzanan deniz ve kıyılar ile çevresine özgü bir addır."
Ebû Reyhân el-Bîrûnî ise Külliyât'ında bunu "Nîtiş" diye, n ve t harflerinin kesresiyle ve ortalarındaki ye'nin sükûnuyla yazıyor ve Türkçeden alınmış bir Yunanca kelime olduğunu ekliyor. Tarîku'r-Reşâd, Ahbâru'l-Bilâd ve Âsâru'l-İbâd adlı kitaplarda Ebû Reyhân'ın yazımı ve Abdülmü'min'in açıklaması aktarılmakla birlikte, t harfinin üstünle okunması benimsenmektedir. Bu açıklamalara göre "Bentaş" kelimesi "Hunitus" sözünden kısaltılmıştır; Hunitus'tan bozulan Pontus'un Arapçalaşmış biçimidir, Nîtiş de bunun bozulmuş biçimidir. Avrupa tarihçileri "Pont Oksin" derler.
Üçüncü Mihridat'ın Pon (Hun) kıtasını ele geçirdiği sırada orada oturan kavimlere dair Fransa Akademisi üyelerinden Luba şu bilgiyi veriyor:
"Pon kıtası İran devletinin yönetimine girmeden önce Kızılırmak ve Yeşilırmak havzalarında Karadeniz'e kadar yayılmış bir devlet vardı. Amasya, Öyük, Boğazköy ve çevresinde görülen uygarlık eserleri bu devletin kalıntılarındandır. Bunların Hatitler'den (Hititler) olduğu sanılır. Kızılırmak'a kadar gelen Asur ordularının geçişine bu devlet engel olmuştur."
Tarihçi Luba'nın bu açıklamalarından, bu devletin yukarıda anıldığı gibi genel Kapadokya'da önce Tugayitler'in, sonra Amasya'yı hükümet merkezi edinen Amasitler'in, sonra da Hunitler'in hükümetleri olduğu anlaşılmaktadır. Bunların da Turanlı olduklarında şüphe yoktur.
Luba sonra şöyle diyor: "Mihridat Pon kıtasına geldiği sırada orada oturan halk üç kısımdı. Birincisi Turanlılar, ikincisi İranlılar, üçüncüsü Yunanlılar idi. İranlılar bir kısım Acem soylularıyla tapınak kâhinlerinden ibaretti; bunlar hemen her yana dağılmış ve sözü geçen kişilerdi. Yunanlılar Sinop, Samsun gibi kıyı bölgelerinin yalnız şehirlerinde otururlardı. Bir karışıklık döneminde oturdukları yerleri ele geçirmişlerse de İranlılar'ın gelişinde onlara tâbi oldular."
"Turanlılar Pon kıtasının asıl halkı olup Eski Simriler (Sâmirîler) zamanında yerleşmişlerdi. Bunların kabileleri pek çoktur; ünlüleri Alazonlar, Amazonlar, Bagadaunlar, Beşirler, Buserler, Tebarunlar, Tiraller, Halibler, Sanlar, Kutagunlar, Kukunlar, Marlar, Makrunlar ve Muznikler'dir."
Bunlardan Bagadaunlar, Bagatlar, yani Bugatlar olup Bugalılar demektir. Beşirler, Beşgirler'dir. Tiraller, Tirgal, yani Turgallar demek olup bugün Turhal kasabası ve çevresi bunların yurdudur. Kutagunlar, Kutaylar, yani (Hititler) demektir. Kukunlar, Kutugunlar olup Kutuglular demektir. Marlar Barsevinç oymağı, Makrunlar da Mankır, yani Bakır oymağıdır.
Muznikler, Bozoklar demektir. Bozok, yani bir tür doğan anlamına gelen Basak (Bazak) adında bir Turanlı'nın çocukları olduğu ve sonradan Bozoklar dendiği sanılır. Bunlardan Basan Han'ın Amasya hükümdarı olduğu yukarıda anıldı. Oğuz Han'ın Bozoklar'ı sağ kol saydığı kesin olmakla birlikte, "Bozok" adının verilişine hurafeler karışmıştır.
Tarihçi Luba'nın Turanlı olduğunu andığı bu kavimler, yani Turan oymakları, Üçüncü Mihridat'ın Amasya kıtasını ele geçirdiği sırada mevcuttu. Tarihçilerin kayıtları, Mihridat'ın bunları kendi yanına çekmek için Turanlılık iddiasında bulunduğunu göstermektedir.
Çünkü hicretten 913 yıl önce Amasya hükümdarı olan Mihridat'ın doğu ve batı tarihlerinde "Mitrat" diye ünlü olduğu ve "Katistis" sıfatıyla anıldığı yazılıdır. Bu iki ün, onun Hititler'den ve Mitur Han'ın çocuklarından olduğu iddiasını gösterir.
Görünüşe göre Hıta dilinde Mitrat, bizim Mitirli, yani Muturlu dediğimizdir. Bu Hıta kelimesi, adı geçenin yukarıda adı anılan Mitur Han'ın çocuklarından olduğunu anlatır. Katistis kelimesi de "katitis" demek olup "Katit", "Hitit" sözünün Yunanlaşmış biçimi olduğundan, adı geçenin Hititler'den olduğunu gösterir.
Oysa Avrupa tarihçileri Yunanlılar'dan aktararak bu "Katistis" kelimesinin Yunan dilinde "kurucu" anlamına geldiğini yazıyorlar. İlk bakışta Üçüncü Mihridat'ın hükümetin kurucusu olması, bu anlamı Yunanlılar'a verdirmiş olabilir. Fakat Pon hükümetinin kurucusunu her hâlde Birinci Ariyu Bazran'a bağlamak gerekir. Bu yüzden "Katistis" kelimesi de Turanlı olduğu hâlde, Anadolu kelimesi gibi Yunanlılığa mal edilmek istenmiş olmalıdır.
Dördüncü Mihridat hicretten 888 yıl önce Amasya hükümdarı olunca, Amasya şehrinin doğu boğazını korumak için Amasya'nın doğusunda, Yeşilırmak ile Kelkit ırmağının birleştiği yerde bir kale ve önünde bir kasaba yaptırdı. Ona "Baturya, Paturya" adını verdi; sonra "Opaturya" adıyla anılmıştır.
Dördüncü Mihridat cesur ve yiğit olduğu için Turanlılar tarafından herhalde "Batur (Kahraman)" denmiş olmalıdır; tarihte "Patur" diye ünlenmiştir. Yunanlılar ona "Filapatur" diyerek "baba sever" anlamını vermişlerdir. Gerçi "Patur", İran dilindeki "peder" sözünden yanlış olabilir. Sonradan "Fila" kelimesinin eklenmesiyle Yunanlaştırılmışsa da yaptırdığı kasabaya da "Filatorya" denmesi gerekirdi. Herkes baba sever olduğundan "Fila Patur" sıfatında bir incelik yoktur.
Dördüncü Mihridat, Canik, Sinop, Trabzon taraflarında oturan kavimlerin itaatini savaşla sağladı, donanma hazırlayarak kıyıları koruma altına aldı. Kırk dört yıl Amasya'da hükümet etti ve hicretten 844 yıl önce öldü.
Beşinci Mihridat, babası Dördüncü Mihridat'ın ölümünde hicretten 844 yıl önce hükümet tahtına oturup Amasya hükümdarı oldu. Amasya'nın kuzeyindeki Barsevinç (Marınca) kasabasının batı tarafında bir kale yaptırarak Eflanus (Eflan, Osmancık) ve Amasya boğazlarını denetim altına almıştır.
İşte bu kale "Merzepon" diye ünlü olup sonradan Arapçalaşarak "Merzefon", sonra izafet kesresi yerine bir "ye" eklenmesiyle "Merzifon" denmiştir. "Marsivan" sözü, şimdiki "Marınca (Barsevinç)" denen eski kasabanın adı iken halk arasında Merzifon'a ad olmuştur. Merzepon, bilindiği gibi "Pon sınırı, Pon yurdu" demektir.
Fakat ele geçen bir Hulâsatü'l-Fetâvâ kitabının sırtında, Sa'deddîn Muhammed el-Merzifônî, Sa'd er-Rûmî diye ünlü kişi, 793 Rebiülahir'inde "Bu şerefli nüshayı, Rahman'ın rahmetine muhtaç fakir, şehri Merzeban diye anılan Sa'd bin Halîl bin Süleyman er-Rûmî karşılaştırdı" anlamında Arapça bir ibare yazmıştır. Buna göre Merzifon adının "Merzeban" kelimesinden yanlış olduğu anlaşılır.
Beşinci Mihridat'ın Yunan ve Avrupa tarihlerinde "kardeşini seven" anlamına gelen "Filadelfes" lakabıyla ünlü olduğu yazılıdır. Bu lakap Atina hemşehriliği unvanına denk olduğundan Yunanlılar'la iyi ilişkisi bulunduğunu gösterir. Mihridat otuz altı yıl hükümet ettikten sonra ölünce oğlu Farnak Amasya hükümdarı oldu.
İkinci Farnak hicret-i seniyyeden 808 yıl önce Amasya hükümdarı olunca askerî gücünü ve donanmasını düzenledi, Karadeniz'in güney kıyılarını tamamen ele geçirdi, Kırım ve Trakya kıtalarına doğru uzandı; Kapadokya kıtasından bir kısmını alıp ülkesini genişletti.
İkinci Farnak zalim olmakla birlikte bilim ve sanatları korudu, ülkede ilerlemelerini sağladı, memleketin genel servetini artırdı. Amasya şehrini yeniden imar ettiği gibi şimdiki Çakallar ve Karakaya mevkiinde, sur içinde gönül çekici bir kasaba yaptırdı. Eski Giresun şehrini de yeniden imar etti; oraya "Fernakya" denmiş, Çakallar'a da "Fernak" unvanı verilmiştir.
Birinci cildin basımı sırasında müsveddenin bir kâğıdının, yani iki sayfasının tamamen kalmış olduğu sonradan anlaşıldı. Kalan iki sayfa da altıncı muhammes (beşli nazım biçimi) bendi olarak bu gönül çekici kasabaya ait olduğundan, zorunlu olarak özetlenerek buraya konulması uygun görülmüştür:
Evvel buranın adına derlerdi Farnak
Vermekte harabât-ı kadîme ona revnak
Yapmıştı selâtin orada kasr-ı Havernak
Söyler bunu bir şâhid-i sâlâr-ı Amasya
Bu dizelerin düz anlamı şöyledir: Önceleri buranın adına Farnak derlerdi; eski kalıntılar ona hâlâ parlaklık vermektedir. Hükümdarlar orada Havernak sarayını yapmıştı; bunu Amasya'nın başta gelen bir tanığı söyler.
Geniş bahçeleri ve yüksek köşkleri içine alan bu yüce dağın adına eskiden "Fernak" dendiği, şu belgeden anlaşılmıştır: Büyük emir, hakanların soyundan Akboğa'nın kızı Kubay Hatun bu bağın sahibiydi ve bağı, sonradan Anadolu emiri olan Amasya valisi, değerli ve saygın emir Nâsırüddîn Ahmed'e (büyük emir İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey'in oğlu) sattı. Bağın tarif ve sınırlarının yazıldığı satış hüccetinin tarihi 691'dir.
Amasyalı Tâcî Beyzâde Sa'dî Çelebi, Amasya'da bir bağı tarif edip över ve "o, Fernak bahçelerindeki temiz cennettir" anlamında "vehiye'l-cennetü'n-nakiyye fi'r-riyâzi'l-Fernakiyye" derken bu eski adı göstermektedir. Çakallar adının ortaya çıkışına, yani hicrî bin tarihlerine kadar buraya "Fernak Bağları" dendiği pek çok belgede görülmüştür. Fernak, "revnak" vezninde yaygın olmuşsa da, Amasya hükümdarı olan bu "Fernak" olduğu ortadadır.
Kısacası İkinci Fernak, Çanakkale Boğazı'nı ele geçirip Trakya'ya doğru nüfuz yürütmüş, Paflagonya (Kastamonu) ve Galatya (Ankara) vilayetlerini alarak Anadolu'da Amasya hükümetinin her yönden tehdit edebilecek bir güce ulaşmasını sağlamıştı.
Bunun üzerine Kapadokya hükümeti, İkinci Fernak'ın bu kadar nüfuz genişletmesinden korkup Paflagonyalılar'ı ve Galatyalılar'ı ayaklandırdı; kendisi de bazı yardımcılar bularak birlikte Pon kıtasına saldırdılar. Amasya hükümdarı Fernak karşı koyamadı, yenilerek Paflagonya'yı bırakmak zorunda kaldı ve hükümetinin yirmi dokuzuncu yılında öldü.
Altıncı Mihridat, Beşinci Mihridat'ın oğlu ve İkinci Fernak'ın kardeşidir. Kardeşinin ölümünde hicretten 779 yıl önce Amasya'da Pon hükümdarı olduğu gibi, bu yıl içinde Eşkâniyân hanedanından Birinci Mihridat da İran hükümdarı oldu.
İran padişahı olan bu Birinci Mihridat'ın selefi ve kardeşi Birinci Ferhad, Silifkiye devletinin yönetiminde bulunan Urfa ve çevresini ele geçirmiş, oranın valisi Ermeni Erdafast'ı yerinde bırakmıştı. Birinci Mihridat ise ondan duyduğu ihanet yüzünden onu kovdu ve kendi akrabasından "Agırşak" adında birini, İskender'in istilasından beri çökmüş olan Ermeniler'e yarı bağımsız olarak hâkim atadı.
Altıncı Mihridat Pon hükümdarı olunca, kardeşini yenen Kapadokya hükümetiyle defalarca savaştı; kâh galip kâh mağlup oluyor, kardeşinin bıraktığı ülkeyi korumaya çalışıyordu. Kapadokya hükümdarı Altıncı Aryarat da Ermeni beyi Agırşak ile ittifak edip Altıncı Mihridat'ın saldırısını önlemeye uğraşıyordu.
Fakat Roma devleti Asya'ya doğru nüfuz yürütmeye başladığından Anadolu'daki küçük hükümetleri birbiriyle uğraştırma yolunu tutmuştu. Adı geçen Aryarat ile Agırşak'ı birleştirip, epeyce sözü geçen Pon hükümeti aleyhinde bunları kullanıyor, kendi işini görmeye çalışıyordu.
Hicretten 753 yıl önce Agırşak'ın ölümüyle oğlu Erşek Ermeni kralı oldu; 752'de Altıncı Aryarat öldürülünce oğlu Yedinci Aryarat Kapadokya hükümdarı oldu. Romalılar'ın teşviki üzerine bu iki müttefik hicretten 745 yıl önce güneyden, Galatyalılar ve Paflagonyalılar da batı ve kuzeyden Pon kıtasına saldırdığı için Altıncı Mihridat yenildi ve Amasya kalesine sığındı.
Müttefikler Pon kıtasını kısmen ele geçirip Farnakya'ya kadar gitmişlerdi. Tarihte zalim olarak tanınan Ermeni kralı Erşek ile Aryarat zulüm yapmışlardı. Bu durum Altıncı Mihridat'ı çok etkiledi ve hükümetinin otuz dördüncü yılında bu yıl içinde öldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- vâli, vilâyet: bir bölgenin yöneticisi; yönetilen bölge
- sadrâb: eski İran devletinde eyalet valisi (satrap)
- kable'l-hicre: hicretten önce; Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçünden önceki yıl sayısı
- kâ'im-makâm: vekil, kaymakam, yerine bakan görevli
- hâvî: içine alan
- sekene: bir yerin halkı, sakinleri
- tahrîf: bir sözü bozarak değiştirme
- mu'arreb: Arapçalaştırılmış söz
- vakfiye: vakıf kuran kişinin mal ve şartlarını yazdığı belge
- hüccet: resmî belge, senet; burada satış belgesi
- istiklâl: bağımsızlık
- müstahkem: tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış
- mûmâ-ileyh: adı geçen, yukarıda anılan kişi
- muhammes: beş mısralık bentlerden kurulu nazım biçimi
- revnak: parlaklık, güzellik, canlılık
- akvâm: kavimler, topluluklar
Pontus Adı ve Hüsameddin'in Hun Kuramı
Bölümün omurgası, Pontus adının Hun sözünden bozulduğu görüşüdür. Hüsameddin buna Karatay vakfiyelerindeki "el-Hûnî" nisbeleri gibi kayıtları ve Arapça kaynaklardaki "Bentaş" yazımlarını dayanak yapar. Bugünkü kaynaklarda ise Pontos adının Yunanca bir sözcük olduğu, Karadeniz'in Yunanca adından geldiği, Yunan yerleşimcilerin kıyı bölgesine bu adı verdiği yazılır; Karadeniz'in eski adı "Eúxinos Póntos", yani konuksever deniz, kısaca "Pontos" idi ve Pontos sözü "deniz" demektir. Hüsameddin'in Turan kökenli açıklaması bu kaynaklarda yer almaz. Bu bölümde adı geçen Reynak, Luba ve Mir'âtü'l-İber'in tek tek kimlikleri bu araştırmada doğrulanamadı; aktarılan sözler yalnız Hüsameddin'in kitabındaki hâliyle bilinmektedir.
Hanedanın Bugünkü Kaynaklardaki Başlangıcı
Bugün Pontus Krallığı'nı kuran hanedan, Persler'e dayanan bir aile olarak bilinir. Aile, M.Ö. dördüncü yüzyılda Misya'daki Kios (Cius) şehrini yönetmişti. Kios hükümdarı II. Mithridates, M.Ö. 302'de Antigonos tarafından öldürüldü. Oğlu, sonradan Ktistes, yani "kurucu" adıyla anılacak Mithridates, Demetrios'un uyarısıyla altı atlıyla doğuya kaçtı. Önce Paflagonya'daki Kimiata (Cimiata) kalesine, sonra Amasya'ya geçti. M.Ö. 281 (ya da 280) dolayında kendini kral ilan etti ve Kapadokya'nın kuzeyi ile Paflagonya'nın doğusunda bir devlet kurdu. 266'ya kadar hüküm sürdü; kaynaklara göre Amasya yakınındaki bir kral mezarına gömüldü.
Bu anlatı, Hüsameddin'in Üçüncü Mihridat için yazdıklarıyla belirgin bir paralellik taşır. Hüsameddin onu Ilgaz Dağı'nda gizlenen, Osmancık ile Boyabat arasındaki Kimita Boğazı'nda sağlam bir yer tutan kişi olarak gösterir. Kimiata adı bu Kimita'yı akla getirir; yine de eşleştirme kaynaklarda açıkça yapılmış değildir. Hüsameddin'in "hicretten 913 yıl önce" tarihini kendi kaydı olan 622 yıl farkıyla hesaplarsak M.Ö. 291 çıkar. Bugünkü kaynaklarda krallığın başlangıcı M.Ö. 281 dolayındadır. Hüsameddin'in "Üçüncü Mihridat"ının, modern kaynaklardaki Mithridates Ktistes'e karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Daha önceki Bazran, Birinci ve İkinci Mihridat gibi adlar ise incelenen kaynaklarda yer almadı; bunlar Hüsameddin'in kullandığı kaynaklara dayanıyor.
Mihridatlar'ın Sıralaması
Hüsameddin'in kral sayıları, bugünkü numaralandırmayla uyuşmaz. Bugünkü sıralama şöyledir: I. Mithridates Ktistes (281-266), Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates, I. Pharnakes, IV. Mithridates Philopator Philadelphos, V. Mithridates Euergetes ve VI. Mithridates Eupator. Hüsameddin'in "Beşinci Mihridat", Yunan ve Avrupa kaynaklarında Filadelfes lakabıyla anılan hükümdardır; bu lakap bugün IV. Mithridates Philopator Philadelphos için bilinir ve I. Pharnakes'in kardeşi olarak gösterilir. Hüsameddin ise onu Farnak'tan önce yerleştirir. Pharnakes'in kıyı şehirlerini ele geçirmesi (Sinop'u M.Ö. 182'de aldı), Hüsameddin'in "Karadeniz'in güney sahillerini tamamen ele geçiren" İkinci Farnak anlatısıyla uyuşmaktadır. İncelenen kaynaklara göre Pharnakes, Roma'nın araya girmesine rağmen Bergama ve Kapadokya ile savaştı, M.Ö. 179'da bir antlaşmaya zorlandı ve Galatya ile Paflagonya'da elde ettiği toprakları geri verdi, Sinop'u elinde tuttu. Hüsameddin'in anlattığı yenilgi ve Paflagonya'yı terk bununla benzer bir seyir izler.
Kral Kaya Mezarları ve Fernak Bağları
Harşena Dağı'nın güney yamacında, Kızlar Sarayı bölgesinde, kurucu Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar beş krala ait kaya mezarı bulunur. Mezarlar ana kayadan galerilerle ayrılarak U biçiminde oyulmuştur. Bu alan 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır. Başka kaynaklara göre kale yamacında dokuz mezar daha vardır ve çevredeki toplam kral mezarı sayısı yirmi biri bulur. Hüsameddin'in Ahmed Midhat'tan aktardığı "kayalar içinde oyulmuş yapma mağaralar Pon krallarının mezarıdır" cümlesi bugünkü bilgiyle uyuşmaktadır. Hüsameddin'in Çakallar ve Karakaya çevresiyle ilişkilendirdiği "Fernak Bağları" için 691 tarihli satış hüccetini kendisi aktarır; bu belge bu araştırmada ayrıca doğrulanamadı.
Hicretten Önceki Yıllar
Hüsameddin, tarihleri "kable'l-hicre" biçiminde verir ve kendi dipnotuna göre 622 yıl farkını esas alır. Yani bir tarihten 622 çıkarılırsa yaklaşık M.Ö. yıl elde edilir. Bu hesapla Yedinci Mihridat'ın Lükullus ile savaşı için verilen 694 yılı M.Ö. 72'ye denk gelir ve bugün Kabeira Savaşı için bilinen M.Ö. 72 ile tutar. Daha eski dönemler için verilen tarihler ise bugünkü kaynaklardan on yıl kadar ya da daha fazla ayrılır; erken dönem sayılarına temkinli yaklaşmak gerekir.
Dipnotlardaki Notlar
Hüsameddin'in dipnotları, Amasya'nın kurucusu Amas Han'ın babasının Turnal olması gerektiğini; Kangırı ve Ankara adlarının Turanlı kişilerin eseri olduğunu düşündüğünü; Opaturya kasabasının bugün olmadığını; Eflan adının "kaplan" anlamına geldiğini ve Osmancık Kalesi'nin Aplan adlı bir Turanlı tarafından yapıldığını söylediğini belirtir. Bunlar yazarın etimolojik yorumlarıdır; başka kaynaklarda doğrulanamadı. Opaturya'nın bugün bulunmadığı bilgisi kitaptan bilinmektedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 269–274. amasya.bel.tr
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar
- "Kingdom of Pontus", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Kingdom_of_Pontus
- "Mithridates I of Pontus", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_I_of_Pontus
- "Mithridates V Euergetes", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_V_Euergetes
- "Pontus (region)", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Pontus_(region)
- "Tombs of the kings of Pontus", Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Tombs_of_the_kings_of_Pontus