Özgün Metin
Vezin: Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün
Ġamzeñ ḫadengin yâ ḳaşuñ tâ çekdi peykânına dek
Atdı geçürdi sîneden ‘âşıḳlaruñ cânına dek
Boynına çeşmi ‘âşıḳuñ zünnâr-ı zülfin baġladı
Şimdi görüñ ol kâfiri ḳaṣd eyler îmânına dek
Cârûb olur kirpüklerüm bâzâra gitdükçe ḥabîb
Ṣular gözümüñ yaşları râhını dükkânına dek
Budur ‘aceb kim ol kemân-ebrûsı tîrin atmadan
Yâsına ḳırbân olmaġa cânum gider yanına dek
Gitdükçe her dem ol ṣanem sînem nişânın atmaġa
Yüzüm sürerem izine tâ oḳı meydânına dek
Ṭarusı tarlası ṣanup ṭolandı kûyuñı raḳîb
Bir kesme urdum ol ṭoñuz tâ gitdi ormanına dek
Çün ‘andelîbisin bugün gül yüzli yâruñ Mihriyâ
Var imdi nâlân itmege dilber gülistânına dek
Günümüz Türkçesiyle
1. Kaşının yayı, gamzenin okunu ta ucundaki demir temrene kadar gerdi; oku attı, âşıkların göğsünden geçirip canlarına kadar ulaştırdı. (Gamze, sevgilinin süzgün yan bakışıdır; divan şiirinde kaş yaya, gamze oka benzetilir.)
2. Sevgilinin gözü, âşığın boynuna saçının zünnarını bağladı. Şimdi görün, o kâfir âşığın imanına kadar kastediyor. (Zünnar, Hristiyan din adamlarının beline bağladığı kuşaktır ve divan şiirinde küfrün işaretidir; siyah ve uzun olduğu için saça benzetilir.)
3. Sevgili çarşıya gittikçe kirpiklerim onun yoluna süpürge olur; gözümün yaşları da yolunu ta dükkânına kadar sular. (Toprak yollar süpürülür ve tozu kalkmasın diye sulanırdı; âşık bu hizmeti kirpikleri ve gözyaşlarıyla görür.)
4. Şaşılacak şey şudur ki o yay kaşlı sevgili daha okunu atmadan, canım onun yayına kurban olmak için ta yanına kadar gider. (Beyit iki türlü okunabilir: "ḳırbân" kurban anlamına geldiği gibi yay kılıfı anlamındaki "kirbân" sözünü de hatırlatır; o zaman can, sevgilinin yayına kılıf olmak için yanına koşar. Havlioğlu'nun çeviriyazısında kelime "ḳurbān", "yâsına" da "yasına" diye okunmuştur; bu okuyuşla ilk anlam öne çıkar.)
5. O put güzeli her seferinde göğsümü hedef alıp ok atmaya gittikçe, ben de ta ok meydanına kadar onun izine yüzümü sürerim. (Ok meydanı, okçuların atış yaptığı alandır; sanem, yani put, divan şiirinde sevgilinin güzelliğini ve katılığını birlikte anlatır.)
6. Rakip, senin mahalleni kendi darı tarlası sanıp dolaştı durdu. Ona bir darbe indirdim, o domuz ta ormanına kadar kaçtı. (Darı tarlasına dadanan yaban domuzu köy hayatından alınmış bir sahnedir; "kesme" burada vuruş, darbe anlamında anlaşılmıştır.)
7. Ey Mihrî, madem bugün gül yüzlü sevgilinin bülbülüsün, haydi şimdi inleyip feryat etmek için o dilberin gül bahçesine kadar git.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın doksanıncı gazeli yedi beyittir ve aruzun recez bahrinden "Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel, aşk ve güzellik konularını işleyen, ilk beytinin iki mısraı kafiyeli olan ve son beytinde şairin mahlasını taşıyan nazım şeklidir. Kafiye "-ânına" sesiyle kurulur (peykânına, cânına, îmânına, dükkânına, yanına, meydânına, ormanına, gülistânına); redif ise "kadar" anlamındaki "dek" edatıdır. Her beytin "…-a dek" diye bitmesi, şiire bir mesafe ve hareket duygusu verir: ok cana dek, göz imana dek, gözyaşı dükkâna dek, rakip ormanına dek gider. Sıtkı Nazik'in Mihrî ile Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin rediflerini karşılaştırdığı çalışmada "dek" redifi Mihrî'nin divanında yalnız bu gazelde görülür. Gazel yalnız Ü nüshasında bulunur (49b). Kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk iki beyit, divan şiirinin iki bilinen mazmun dizisini kurar. Birincisi okçuluk dizisidir: kaş yay, gamze ok, ok ucundaki demir de peykân, yani temrendir. Gülşen Kaya, divanda gamze ile kurulan en önemli hayalin onun oka benzetilmesi olduğunu söylerken bu beyti örnek gösterir ve kaşın yay, gamzenin ok, kirpiğin de temren olarak düşünüldüğünü belirtir. İkinci beyitte imge din alanına geçer. Sevgilinin gözü, âşığın boynuna saçının zünnarını bağlamıştır; zünnar küfrün işareti olduğu için göz de "kâfir" diye anılır ve âşığın imanına kastetmektedir. Kaya, saçın renk bakımından küfür ve zünnar ile anıldığı örnekler arasında bu beyti verir; aynı tasavvuru din ve tasavvuf bölümünde de özetler.
Üçüncü ve altıncı beyitler, gazeli divan şiirinin alışılmış kalıplarının dışına taşıyan gündelik sahnelerdir. Sevgili çarşıya gider, âşığın kirpikleri onun yolunu süpürür, gözyaşları da tozu bastırmak için yolu ta dükkânına kadar sular. Süpürge ve su, eski şehir hayatında yolların temizliğine dair bilinen bir uygulamayı hatırlatır; âşık bu hizmeti kendi bedeniyle görmeye hazırdır. Kaya, tezin eşya bölümünde süpürge anlamındaki "cârûb" kelimesini divanda geçen eşyalar arasında sayar. Altıncı beyitte ise sahne şehirden köye taşınır. Rakip, sevgilinin mahallesini kendi darı tarlası sanmış, orada dolaşıp durmaktadır; âşık ona bir darbe indirir, "o domuz" da ta ormanına kadar kaçar. Kaya, eti haram ve halk arasında murdar sayılan domuzun divanda yalnız bu beyitte rakip için kullanıldığını iki ayrı yerde belirtir. Darı tarlasına dadanan yaban domuzu ve onu kovalayan çiftçi görüntüsü, rakibe duyulan öfkeyi alaycı bir halk diliyle anlatır.
Dördüncü ve beşinci beyitler okçuluk dizisine geri döner. Sevgili "kemân-ebrû", yani yay kaşlıdır; daha okunu atmadan âşığın canı onun yanına koşar. "Ḳırbân" kelimesi beytin düğüm noktasıdır. Arslan'ın çeviriyazısındaki bu yazım, kurban sözünün yanı sıra yay kılıfı anlamındaki "kirbân" sözünü de düşündürür ve "yâ", yani yay kelimesiyle birlikte bir tenasüp (anlamca birbirine yakın sözcükleri bir arada kullanma) kurar. Beşinci beyitte sevgili ok atmaya gider, âşık ise yüzünü onun izine sürerek ta ok meydanına kadar arkasından yürür. Hedef olarak gösterilen şey yine âşığın göğsüdür.
Makta beytinde Mihrî kendine seslenir ve gazeli gül ile bülbül mazmunuyla kapatır. Sevgili güldür, âşık onun bülbülüdür; bülbülün işi gül bahçesinde inlemektir. Böylece ok meydanından, çarşıdan ve tarladan geçen şiir, divan şiirinin en tanıdık sahnesi olan gül bahçesinde son bulur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 98-99, Gazel 90 (yalnız Ü 49b). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 38, 148, 160, 246, 279, 287. openaccess.firat.edu.tr
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 133-148 (redif tabloları, s. 136-137).
Kitaplar
- Didem Havlioğlu (hzl.), Ğazeliyyāt-ı Mihrī, OTAP elektronik edisyonu, 2007 (türkoloji-iran sitesinde yayımlanan çeviriyazı, gazel 93).
Çevrimiçi kaynaklar






